
“Müzik, Tanrı’nın dilidir”
‘Psikedelik rock’un en önemli isimlerinden, kültür ikonu Jimi Hendrix’in kardeşi Leon Hendrix YENİDÜZEN’e konuştu
Murat OBENLER
‘Psikedelik rock’un en önemli isimlerinden, kültür ikonu Jimi Hendrix’in kardeşi Leon Morris Hendrix ve birlikte sahne aldıkları Drifting Trio ile LTB himayesinde Arkhe Lefkoşa organizasyonu ile düzenlenen Roots & Heritage Spring Sessions festivali öncesinde buluşarak 1940’lardan günümüz uzanan keyifli bir sohbet yaptık. Sohbetimizin odak noktası dünyanın en iyi gitaristleri arasına adını altın harflerle yazdıran,yaşarken ve öldükten sonraki da farklı asırların müzisyenlerine ilham vermeye devam eden efsanevi Jimi Hendrix ve resim yanı sıra 2000’li yılların başında başladığı müzikal yaşamı ile kendi kitlesini oluşturan Leon Hendrix oldu.
“Ukulele ilk müzik aletidir. Müzik Tanrı’nın dilidir. Jimi onu keşfetti ve dinlediği her şeyi kapmaya başlayarak onu kendi müziğini yaratmakta kullandı”
Sizlerin Jim Hendrix ile olan kardeşlik bağlarınız ve bu kardeşliğe dair anılarla başlamak isterim. Aranızda 5 yaş vardı. Biraz aile evinizdeki ukuleleden bahsedebilir miyiz? Sanırım gitar niyetine çaldığı süpürgeleri saymazsak Jimi’nin ilk enstrümanı bu ukulele idi. Siz 2012 yılında “Jimi Hendrix: A Brother's Story” adlı bir biyografi de yayınladınız.
Leon Hendrix: Babamız Al psikolojik açıdan sorunlu birisi idi, fakir bir ailenin evlatları idik. Tek teli olan ukulele benim kendisine seslendiğim ismiyle Buster için çok önemli idi. O ukuleleyi bulması ile ilk kez gerçek anlamda bir müzik aleti ile tanışmış oldu. O tek telle istediği her şeyi çalabilirdi. Ondan ilk duyduğum parça “Peter Gunn” idi. Müzik Tanrı’nın dilidir. Jimi onu keşfetti ve dinlediği her şeyi kapmaya başlayarak onu kendi müziğini yaratmakta kullandı. Hayatı boyunca müzik onun kutsalı oldu.
Jimi’nin evde size söylediği “Leon telleri birarada tut” cümlesi sizin aslında onun müzikal yaşamının emekleme döneminden itibaren var olduğunuzu ve onun sizi de bu yolculuğun bir parçası ve bir ortağı yapmak istediğinin göstergesi idi. Bu istek ileriki yıllarda da devam edecekti.
Hendrix: Onun müziği dahiceydi. Evde küçük ikinci el bir gitarla ile başladığında amfi ile hoparlörleri tellerle bağlama işini de bana veriyordu. Jimi evde müziği arıyordu. Her gece ABD’nin en iyi 40 müziğini dinliyordu. Siyah müzisyenlerin yazdığı şarkıları radyoda beyaz müzisyenler söylüyordu. 1956’da siyahi Mickey ve Sylvia ikilisi çıktı ve “Love is Strange” şarkısı ile TV’de şarkı seslendiren ilk siyahi çift oldu. Onları Chuck Berry, Little Richard vs. isimler takip etti. Jimi bu süreci de takip ediyordu.
Notayı okuyamayan ve yazamayan bir müzisyenden bahsediyoruz. O gerçekten müzik yapmak istiyordu,tüm şartları zorladı ve kendi kendine bu yolu yürüdü. 4 yılda 170’den fazla şarkıyı kaydetmek gibi inanılmaz bir performansa imza attı. Bu duruma nasıl bakıyorsun? İnanılmaz bir özellik değil mi?
Hendrix: Jimi müzik yapıyor, uyuyor ve sabahtan devam ediyordu. Elinde gitar tutuyormuş gibi uyuyor ve yine ayni pozisyonda uyanıyordu. Gitarla olan bütünleşmesi hep sürdü ve bu bütünleşmeden en iyiler arasında yerini alan unutulmaz müzikal eserler çıktı.
Belki de rüyasında da çalıyordur. Oralar kendi özgür alanımız ve sınırsız düşünce gücüne sahibiz.
Hendrix: Olabilir.
“Jimi ile kardeşten daha fazlasıydık. Beni hep kontrolünde tutuyordu”
Sizin Jimi ile olan sıradışı kardeşlik ilişkinize biraz daha değinmek isterim açıkçası.
Hendrix: Onunla kardeşlikten daha fazlası olduğunu söyleyebilirim. Anne ve babamız hiç etrafımızda değildi. O yüzden Jimi beni hep kontrolünde tutuyordu. İlk grubu Velvetones’i kurdu. Onun ilk bar programlarını da hatırlıyorum. Jimi’nin beyninin yaratıcı tarafı o kadar iyi çalışıyordu ki ortalamanın ortasında bir müzikal üretim ortaya çıkıyordu.
“Çok planlı yaşamıyorduk ama tüm planlarda da olabildiğince beraberdik. Jimi’nin öldürüldüğünü düşünüyorum”
Jimi bir kayıt şirketi kurmaya çalıştığında yine sana asistanı olarak ekipte yer almanı teklif etti. O seni hep yanında bir yerlerde düşünüyordu. Ne de olsa ailenin en yakın ve birbirine bağlı kardeşleri sen ve Jimi idi.
Hendrix: Evet Jimi ve ben yakındık. Jimi sağ el gitar çalıyordu. Hem fiziksel hem de yaşamın içinde birbirimize temas ederek ilerliyorduk. Konser pratiklerinde hep yanındaydım. Konserlerinde beraberdik. Barlardaki programlar sonrasında fasulye-pilav yiyerek bir yatak odasında bir yatakta uyuyorduk. Çok planlı yaşamıyorduk ama tüm planlarda da olabildiğince beraberdik. Jimi gelip kendisiyle tura katılmamı istiyordu ama ben askerde idim. Birlikte turlamak ortak hayalimizdi. Sonra ben hapse girince o hayalimiz gerçekleşmedi. Ya da daha doğrusu o kendi hayalini bensiz gerçekleştirdi. 1970 yılına geldiğimizde de zamansız şekilde aramızdan ayrıldı. Onun yaşamı daha uzun olsaydı yolumuzun yine kesişeceğinden hiç şüphem yok. Ben onun öldürüldüğünü düşünüyorum.
“Muhteşem müzikler zaten bir miras gibi asırdan asıra aktarılır ve zamansız olarak yaşar. Ben Jimi’nin müziğini değil de kendi müziğimi yapıyorum”
Siz Jimi’nin müzikal karakterini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bana göre Jimi Hendrix bir müzisyenden çok fazlası idi. Müziği kullanan bir sihirbaz, gitarı ile yaptıklarıyla bambaşka bir müzikal dünya yaratan bir kaşif ve bir doğaçlama virtüözü. Dünya müzik tarihine kuşaktan kuşağa aktarılan bir müzikal miras bıraktı.
Hendrix: 4 yıllık kısa bir kariyer ama çok fazla kişiyle de sahne almışlığı var. Tina Turner, Al Green, Wilson Pickett, Jackie Wilson vb. Kendisi de birçok grup kurdu ve inanılmaz albümler, müzik tarihine geçen ikonik konserler yaptı. Muhteşem müzikler zaten bir miras gibi asırdan asıra aktarılır ve zamansız olarak yaşar.
Jimi her şeyi çaldı. Rock, R&B, blues, caz ve hatta country ile western bile. İlk şarkısı Billy Robertson’un yazdığı “Hey Joe” mesela country ve western müziktir. Jimi kendi müzikal tarzını yarattı ve dünyaya eşsiz bir müzikal miras bıraktı. Bu miras sayısız müzisyene ilham oldu ve olmaya devam ediyor. Ben Jimi’nin müziğini yapmıyorum, müziğe 50’li yaşlarda başladım ve kendi müziğimi yapıyorum. Sahnede Jimi’nin şarkılarını tabi ki çalıyoruz.
Jimi’nin efsane Woodstock performansında orada mıydınız?
Hendrix: O sırada hapisteydim. Jimi ile benzer yanlarımızdan birisi de budur. Hep bir sorun oldu ve askere gittik(zorunda kaldık). Jimi de 17 yaşında “Ya hapis ya asker” seçeneğinden babasının yazdığı kahıt ile askeri tercih etti.
“Her gün aynı sıkıcı şeyleri çizmekten usandığım için işten ayrıldım. Mysterience projem gibi Jimi’nin müziğini resimlerimde yansıtmaya çalıştım”
Boing firmasında teknik ressamlıkla başlayan bir ressamlık macerası. Nasıl oldu resime ilginiz?
Hendrix: Evlendim ve çocuklarım da oldu. Boing Şirketinde uzman teknik ressam olarak işe başladım ama her gün aynı sıkıcı şeyleri çizmekten usandığım için işten ayrıldım. Daha sonra bir sanat şirketine girerek orada çizimlerime devam ettim. Kendi resimlerimi de çizdim. Genellikle canlı renkler ve akışkan formlar kullanıyorum. Jimi’nin müziğini resimlerimde yansıtmaya çalıştım. Mysterience projem ise bunların en değerlilerinden biridir.
“Sanıyorum bizim DNA’larımızda müzik var. Hendrix soyadının mirasını modern performanslarla birleştirdim”
54 yaşında başlayan bir müzik kariyeri. Çok da fazla görülmeyecek bir başlangıç yaşı ve seçimi. Bu düşünce sizde nasıl oluştu ve Jimi gibi bir efsanenin kardeşi olmanızın bunda bir itici etkisi var mıdır?
Sanıyorum bizim DNA’larımızda müzik var. Direk olarak Jimi’nin etkisi olduğunu söyleyemem. Daha çok hayatta kalma mücadelesinde yapabileceğim bir şey olduğu için müziği seçtim. Tüm karşıma çıkanlar bana çok kibar davrandı. Başka türlü kıçımı kurtaramazdım. 54 yaşında müziğe başlamaya karar verdiğimde gitarla ilk çaldığım şarkı “The House of the Rising Sun” idi. Mysterience projesi adını verdiğim çalışmamda müzik, performans ve sanatı iç içe geçirdim ve Hendrix soyadının mirasını modern performanslarla birleştirdim. 2002’de “Seattle Rain” ilk kaydını yaptığım albümüm oldu. Bu kayıtta ben vokal ve gitarda, Mark Stella bas gitar ve geri vokaller, Stefen Isaac gitar ve Neil Kirkland da klavye, perküsyon ve geri vokallerde yer aldı. Sonrasında 2006’da “Keeper of the Flame” albümü geldi. Son olarak da 2021’de “İf You Need a Friend” albümünü kaydettim.

“Jimi dünyada müzisyenlere ilham veren en önemli sanatçılardan birisidir. Jimi’nin başka bir seviyesi vardı. Leon da kendi ruhunu sahneye çok iyi yansıtıyor. Kıbrısta Drifting Trio ve Leon sahnede olacak”
Kıbrısta LTB himayelerindeki Arkhe Lefkoşa organizasyonu ile gerçekleşen “Roots and Heritage” Festivali’nde farklı bir oluşum/ekip sahnede olacak. Bu oluşumu biraz bizlere anlatabilir misiniz?
Pino Liberti: Drifting Trio adlı İtalyan müzisyenlerden (birisi basçımız Marco D’Angelo’dur) oluşan 3 kişilik ekibimizle İtalya’da Jimi Hendrix şarkıları söylüyoruz. Jimi dünyada müzisyenlere ilham veren en önemli sanatçılardan birisidir. Kesinlikle bu ilham konusunda muhteşem bir kişilik ve müzisyen. Jimi’nin başka bir seviyesi olduğunu söyleyebilirim. Bugün orijinal üçlümüzden gitarcımız eksik. Bugün bu konserde gitarda Simon Galaxy bize eşlik edecek. Drifting Trio ile 40 şarkılık listemizi konserlerde seslendiriyoruz.
Leon Hendrix ile ilk zamanlarda 3-4 Jimi Hendrix şarkısı hazırladık (şimdi daha fazla var) ve her yıl belli konserleri birlikte veriyoruz. Onun fantastik sahnesi, sesi ve anlattığı Jimi hikayeleri ile bu müzikal resim kesinlikle tamamlanıyor. Leon kendi ruhunu sahneye çok iyi yansıtıyor.
Ben ve Marco özellikle "In The Name of Jimi" turnesi kapsamında Leon ve Fulvio Feliciano Band ile birlikte Avrupa genelinde konserler veriyoruz. Jimi Hendrix şarkılarını enstrümental olarak icra ettiğimiz Drifting Trio adlı ayrı bir grubumuz da var. Zaman zaman konuk sanatçılar da aldığımız bu proje de çok iyidir.
Leon Hendrix: Marco, kesinlikle Jimi’nin tüm şarkılarını biliyor. Jimi’nin müziğine benden daha çok hakim olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu hepimiz için büyük bir kazanç.
“Jimi ‘En İyi Gitarist’ olarak anılır ama bence “En İyi Söz Yazarıdır” da”
Jimi Hendrix’in en çok beğendiğiniz şarkısı hangisidir?
Pino Liberti: Bence Freedom. Şarkıda bol müzik,enerji ve türleri bir araya getirme var. Drifting Trio ile “Up From the Skies” da “Hey Joe” da çok severek çaldığımız parçalardır. Jimi’nin şarkılarını birinci, ikinci, üçüncü… gibi sıralamak çok zordur çünkü onun her şarkısı harikadır ve kalbimizde ayrı bir yere sahiptir.
Marco D’Angelo: Jimi hem söz hem de gitarda çok iyiydi. 90’dan fazla şarkı sözü yazdı. Gitarı ile yaptıklarını zaten burada anlatmaya kalksak zaman yetmez. Tarif edilemez bir yetenek ve yaratımla dolu kısa bir yaşam oldu. Çoğunlukla Jimi “En İyi Gitarist” olarak anılır veya tanımlanır ama bence “En İyi Söz Yazarıdır” da.
Simon Galaxy: Jimi şarkılarını çaldığım birçok sahne oldu ama bu ekip ile ilk kez sahne alıyorum. Tüm müzisyenler çok değerli isimler ve çok üst seviye müzisyenler. Benim arkadaşlarım ile Jimi stili çaldığım bir albüm hazırlığımız da var. Tüm Jimi şarkıları çok iyi, sihirli ve fantastik. Bir taneyi en iyi diye ayıramıyorum.

Bence de bir müzik sihirbazıydı ve her şeyi yapabilirdi.
Pino Liberti: Hem sihirli hem saykodelik hem de sınır tanımayan bir müzikti.
Marco D’Angelo: Jimi ritim gitarda çok çok iyiydi. James Brown ve birçok isimle bütün ABD’de çaldı. Bas gitar da çaldı(özellikle kayıtlarda). İlk dönemler daha çok saykodelik rock müzik yapmasına rağmen son dönemlerde müzikal çeşitliliği yüksek bir seviyeye çıktı ve rockun yanısıra funky’den blues’e ve caza uzanan bir repertuvarda şarkılar yaptı ve seslendirdi.
“İkonik bir karakterdi. Vücudu göçtü ama müzikal mirası her zaman bu dünyada canlı bir şekilde yaşayacak”
Jimi Hendrix sadece bir müzisyen olarak değil yaptıklarıyla da 1960’ların ruhunu yansıtan bir sembol isim olmuştur. 4 yılda ikonik bir karakter olmayı başarmak gerçekten inanılmaz bir durum.
Marco D’Angelo: Evet öyleydi, ikonik bir karakter oldu ama 3. Binyılı yaşadığımız bu çağda 60’lı yıllarda (eski zaman müzikleri diye tabir edilir) yapıldığı gibi taze,canlı, heyecan dolu ve ilham verici bir şekilde icra ediliyor. Vücudu göçtü ama müzikal mirası her zaman bu dünyada canlı bir şekilde yaşayacak. Kardeşi Leon, Jimi ile anılarını anlattığı bir kitap da yayınladı.
“Miras konusunu kafamdan çıkardım. Jimi’nin müziği evrensel bir mirastır ve bu mirası barışçı bir şekilde tüm dünyaya daha fazla yaymaya çalışıyorum”
Jimi Hendrix’in mirasıyla ilgili uzun yıllara dayanan hukuk ve adalet mücadeleniz sürüyor. Bu konu ne aşamada?
Hendrix: Bu konuyu kafamdan çıkardım, düşünmeyi bıraktım ve şu anda iyiyim. Jimi’nin müziği evrensel bir mirastır ve bu mirası barışçı bir şekilde tüm dünyaya daha fazla yaymaya çalışıyorum. Kendi müziğimi de yapıyorum ve birçok dinleyicim var. Şu anki halimde mutluyum. Yeni bir albüm için stüdyodayım. Albümün adı “Save Democracy” olacak. Amerikadaki berbat durumlara müziğimizle cevap veriyoruz.
Müziğin geleceğiyle ilgili düşüncelerinizi de öğrenebilir miyiz?
Hendrix: Müzik yapmaktan büyük keyif alıyorum, ruhumun genç olduğunu düşünüyorum ve yaşamdan da keyif almaya çalışıyorum. Müzik dışında yine sanatla(resim) uğraşıyorum. Merak edenler Leon Hendrix Art sayfasını takip edebilir. Aşk, din ve politika hakkında sorulara cevap vermek istemiyorum.

“Bu organizasyon çok değerli çünkü müzik ile miras ve müziğin köklerine saygı duruşu yapıyor. Lefkoşa için çok iyi bir başlangıç ve büyüyeceğine de inanıyorum”
Son olarak Arkhe Lefkoşa daveti ile ilk kez geldiğiniz Kıbrıs ile ilgili gözlemlerinizi rica edebilir miyim?
Hendrix: Bu organizasyon çok değerli çünkü müzik ile miras ve müziğin köklerine saygı duruşu yapıyor. Gördüğüm kadarıyla hem Kıbrıs’tan hem dünyadan müzisyenleri aynı sahnede buluşturuyor. Lefkoşa için çok iyi bir başlangıç olacak ve büyüyeceğine de inanıyorum. Buradaki deneyimlerimiz de gizemli buluşmalara kapı açabilir. Bu imkanı yaratan Arkhe Lefkoşa’ya teşekkür ederiz.






















