1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. 'Dünya sağlıkta koşuyor, biz de ayak uydurmalıyız'
Mehmet Seyis’ten Bir Değerlendirme.

Mehmet Seyis’ten Bir Değerlendirme.

Patronlar İçin Cennet Olup da İşçiler İçin Olan Sahte Cennet Bu İşte;

A+A-

 

DEV-İŞ Genel Başkanı Mehmet Seyis’in  ülke değerlendirmesi şöyle:

 

SAHTE  CENNET

Patronlar İçin Cennet Olup da  İşçiler  İçin  Olan Sahte  Cennet  Bu  İşte;

 

 

 

Asgari Ücret?   Ne Lüzum Var! Ne Lüzum Var!
Daimi İstihdam?    Gereksiz! Gereksiz!
Daha İyi Ücret?   Çok Şükür De! Çok Şükür De!
8 Saat İş?    Gün 24 Saat, 16 Saat Ne Yapacan?
Hak, Hukuk, Sendika?  Al Çantanı Git Eve! Al Çantanı Git Eve!
Gençlerin Göçü?   Giden Türk, Gelen Türk!
Bordroya, Vergiye Hayır! Yaşasın Ucuz İş Gücü!
Vatan, Millet, Bayrak!     Allah Büyüklerimize Zeval Vermesin!
Yaşasın Özel!   Yaşasın Taşeron! Yaşasın Tatlı Düzen!   
Yaşasın, Ne Pahasına Gelirse Gelsin Para!
Yaşasın İşten Atma Özgürlüğü!

Bir yandan Kıbrıs sorununda hala çözümsüzlük ve egemenlerin inat politikaları arasında çözümden uzaklaşma eğilimleri, diğer yandan Yeni Liberallerin kendilerine cennet yaratma uğraşları. “Toplumsal kurtuluş”, “Acil Çözüm ve Barış” söylemleri ne oldu? Yoksa esas mesele, cennette olmazsa sahte cennette  çıkar elde etmek mi?  Bu böyle gitmez. Çünkü bu cennet sahte.

Yeni Liberal düşünce, “Büyümenin” serbest rekabetin bir sonucu olacağını ve büyüyen ekonomilerde işsizlik, yoksulluk ve sosyal dışlanmanın olmayacağı” öngörüsünü ortaya atmıştı. Buna en iyi araç olarak da özelleştirmeleri öngörmüşlerdi. 40 yıldır dünya bu anlayışla yönetildi.

Ancak bunun doğru olmadığı uygulanan yerlerde çok gitmeden görüldü. Büyüyen, yalnızca sermaye ve onların çok uluslu tekelleri oldu. Yoksulluk tüm dünyada arttı. Sosyal dışlanma sona ermedi. İşsizlik de öngörülenin tersine tüm dünyada artış gösterdi. İşsizlik ve göçler salgın bir hastalık gibi dünyamızı sardı.

Sermaye kesimi ve egemenler bu politikayı uygulatarak kendi çıkarlarını devam ettirme anlayışlarını sürdürüyorlar. Ama sonuçta bu politikaların aslında herkes için değil de sermaye için olduğu açıkça ortaya çıktı.

Uzun zamandır bizde de hakim kılınmaya çalışılan bu düşünce, bizce kabul görmesi mümkün olmamakla birlikte, mutlak ki sermaye çevreleri bakımından doğaldır. Bu doğallık Emek-Sermaye çelişkisinin doğallığıdır.

Ancak buna Belediyelerin ve Kamunun da kendilerini kaptırarak Özelleştirmenin ve aslında Emek Sömürüsünün en etkin şekli olan Taşeron uygulamalarına başlamaları veya başlama istemeleri anlaşılır değildir.

Özellikle ilgili Belediyeler, taşeron sistemi ile yalnızca elde edilecek tassarufla ilgilenmekte, kamusal hizmetlerin piyasa mekanizması çerçevesinde sunulmaya çalışılmasının getireceği toplumsal maliyetleri gözardı etmektedirler.

Lefkoşa Belediyesi ülke belediyelerimizin amiral Gemisidir. 7 Nisanda seçim var. Yeni dönemde  LTB’de umudumuz ve beklentimiz LTB’de Taşeron uygulamalarına taviz vermeyip, belediye hizmetlerinin kadrolu belediye çalışanları eli ile sürdürülmesini sağlamasıdır. Eminiz ki diğer Belediyelere de örnek olacaktır.

Ülkemizin Güzelliklere İhtiyacı Vardır. Bir Noktada Kamuya Mal Olabilecek İyi İşler, Tüm Alanlara Yansıyabilir. Umutsuz Da Yaşanmaz Ki.

Bu haber toplam 1530 defa okunmuştur