
Mavi testisler, mavi vulva ve onay
Aile Danışmanı ve Cinsel Danışman Uzm. Nilsu Atıcı yazdı: Mavi testisler, mavi vulva ve onay
Cinsel uyarılmanın ardından orgazm yaşanmadığında testislerde veya genital bölgede ağrı oluşabileceğini duymuş muydunuz? Peki, bu durumun bir partneri istemediği bir cinsel davranışı sürdürmeye zorlamak için kullanılabileceğini? İngilizcede ‘blue balls’ ve ‘blue vulva’ olarak bilinen, Türkçeye ‘mavi testisler’ ve ‘mavi vulva’ olarak çevrilen bu kavramlar yalnızca cinsel sağlıkla değil, aynı zamanda cinsel ilişkilerde onayla da yakından ilişkili.
Mavi testisler ve mavi vulva nedir?
Mavi testis sendromu, epididimal hipertansiyon olarak da adlandırılır. Cinsel uyarılmanın uzun sürmesi ve orgazm yaşanmaması sonrasında bazı kişilerin testislerinde veya kasık bölgesinde geçici ağrı, ağırlık ve rahatsızlık hissi oluşabilir. Vulvası olan kişilerde uzun süreli cinsel uyarılmanın ardından genital bölgede benzer bir rahatsızlık yaşanabileceği ifade edilir. Ancak bu durumlar hakkındaki bilimsel kanıtların sınır olduğu ve ‘mavi vulva’ kavramının yerleşik bir tıbbi tanı olmadığını bilmek önemlidir.
Cinsel uyarılma sırasında genital bölgedeki kan akışı artar. Uyarılma sona erdiğinde vücut zamanla önceki durumuna döner. Bazı kişiler bu süreçte geçici bir rahatsızlık hissedebilir. Ancak bu durumun mutlaka orgazm olunmadığı için ortaya çıktığını veya genital bölgenin gerçekten maviye döndüğünü düşünmek doğru değildir.
Peki bu durum cinsel ilişkilerde onayla nasıl kesişiyor?
Asıl önemli nokta burada başlıyor. Bir kişi, yaşadığı rahatsızlığı gerekçe göstererek partnerini istemediği bir cinsel davranışa devam etmeye zorlayabilir. Örneğin, ‘orgazm olmazsam çok ağrı çekeceğim’, ‘beni böyle bırakamazsın’, ‘bu yüzden devam etmek zorundayız’ gibi ifadeler duyabilir. Oysa hiç kimse başka birinin cinsel uyarılmasını gidermek, orgazm olmasını sağlamak veya ağrısını hafifletmek için cinsel ilişkiye devam etmek zorunda değildir. Ağrı veya rahatsızlık hissi gerçek olabilir; ancak bu, bir kişinin bedeni üzerinde hak oluşturmaz.
Bir başka mit (yanlış inanış) de cinsel ilişkinin mutlaka orgazmla sonuçlanması gerektiğidir. Cinsel ilişkide orgazm olmak bir zorunluluk değildir. Cinsel ilişkiyi sonlandırmak, ara vermek veya cinsel davranışın biçimini değiştirmek herkesin hakkıdır. Partnerin ‘hayır’ demesi, fikrinin değişmesi ya da devam etmek istememesi, açıklama yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Ayrıca ereksiyon veya vajinal ıslanma gibi bedensel tepkiler, tek başına cinsel istek ya da onay anlamına gelmez. Beden, kişinin bilinçli isteğinden bağımsız olarak cinsel tepkiler gösterebilir. Dolayısıyla bedensel uyarılmayı, cinsel ilişkiye devam etme izni olarak yorumlamak doğru değildir.
Cinsel ilişkilerinde onay olduğundan nasıl emin olabilirsin?
Onay; özgürce verilen, gönüllü, belirli bir davranışa yönelik ve her an geri alınabilen bir karardır. Partnerine ne istediğini sormak, yanıtını dinlemek ve sınırlarına saygı duymak bunun temelidir. Israr, suçluluk hissettirme, korkutma veya manipülasyon yoluyla ‘hayır’ cevabını ‘evet’ cevabına çevirmeye çalışmak, gerçek onayın yerini tutmaz.
Partnerinin ağlaması, geri çekilmesi, seni itmesi, hareketsiz kalması, korkmuş görünmesi veya temasa karşılık vermemesi durumunda durmalı ve kendini nasıl hissettiğini sormalısın. Sessizlik ya da direnç göstermemek de onay anlamına gelmez. Önceden onay verilmiş olması, her koşulda devam etme zorunluluğu yaratmaz.
Son olarak, cinsel uyarılma sonrasında oluşan hafif ve geçici rahatsızlık genellikle kendiliğinden azalabilir. Ancak şiddetli veya ani başlayan testis ağrısı, şişlik ya da belirgin renk değişikliği varsa acil tıbbi değerlendirme gerekir. Her genital ağrıyı mavi testisler veya mavi vulva ile açıklamak doğru değildir.
Unutmayalım, birinin cinsel sağlığını önemsemek, kendi sınırlarından vazgeçmek demek değildir. Cinsel ilişkide herkesin bedeni, isteği ve sınırları eşit derecede değerlidir. Orgazm bir hedef olabilir ama zorunluluk değildir, onay ise vazgeçilmezdir.



























