
KAZANDIK!
YENİDÜZEN’i dolaylı olarak kapatma talebi ile ağır tazminat isteğiyle Ersin Tatar tarafından açılan dava sonuçlandı.
Serap KARAMAN
Ersin Tatar’ın YENİDÜZEN Gazetesi’ne yönelik açtığı ‘zem ve kadih’ davası sonuçlandı, mahkeme YENİDÜZEN’i haklı buldu. 2 ile 5 milyon TL arasında tazminat talebi içeren dava, dolaylı kapatma girişimi olarak değerlendirilmişti.
Ersin Tatar, 2023 yılında YENİDÜZEN Gazetesi’ne ‘zem ve kadih’ davası açmış, Tatar adına Avukat Salih Can Doratlı tarafından Gazeteci Serhat İncirli’nin Temmuz 2022’de kaleme aldığı köşe yazıları gerekçe gösterilerek YENİDÜZEN Gazetesi, dönemin Genel Yayın Yönetmeni Cenk Mutluyakalı ve Serhat İncirli aleyhine dava dosyalanmıştı.
Davada, söz konusu yayınların ‘zem ve kadih teşkil ettiği’ iddia edilerek tazminat ve/veya ağırlaştırılmış tazminat ve/veya cezai tazminat talep edilmiş, ayrıca YENİDÜZEN’in sosyal medya hesapları ve web sitesi üzerinden benzer yayınlar yapmasının engellenmesi istenmişti. Bu yayınların tüm elektronik platformlardan kaldırılması da talepler arasında yer almıştı.
Dava kapsamında 2 ile 5 milyon TL arasında tazminat talep edilirken, söz konusu istem kamuoyunda dolaylı olarak gazeteyi kapatma girişimi olarak değerlendirilmişti. Mahkeme, YENİDÜZEN’i haklı bularak davayı reddetti.
Mahkeme: En üst düzey siyasetçilere yönelik sert eleştirilerin engellenmesi otosansüre yol açabilir
YENİDÜZEN’e yönelik açılan ‘zem ve kadih’ davasında mahkeme, yazıların siyasi eleştiri ve değer yargısı niteliğinde olduğuna hükmederek davayı reddetti. Kararda, yüksek tazminat taleplerinin basın üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğine dikkat çekildi.
Kıdemli Yargıç Şerife Kâtip, gazetelerin kamuoyunu bilgilendirme yönünde sosyal, ahlaki ve hukuki sorumlulukları bulunduğunu belirterek, kötü niyet taşımayan ve özensizlikle yanlış olgular içermeyen yayınların imtiyazla korunduğunu ifade etti. Kâtip, bu imtiyazın amacının ifade özgürlüğünü yüksek tazminat davalarının soğutucu etkisinden korumak olduğunu vurguladı.
Kararda, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu Komitesi’nin de gazetecilere yönelik yüksek tazminat davalarının ifade özgürlüğüne dolaylı müdahale oluşturabileceği ve caydırıcı etki yaratabileceği yönündeki görüşlerine işaret edildi. En üst düzey siyasetçilere yönelik sert eleştirilerin engellenmesinin otosansüre yol açabileceği, gazetecilerin kamu yararına haber vermekten çekinmesine neden olabileceği ve demokratik tartışma ortamını daraltabileceği kaydedildi.
Mahkeme, mizahi ve iğneleyici dilin hem Avrupa hukuku hem de yerel hukuk açısından gazetecilikte geçerli bir yöntem olduğuna dikkat çekti. Dava konusu yazıların davacının kişisel hayatına değil, siyasi konumuna, tavrına ve kamu görevlerine yönelik olduğu; yazıların yazıldıkları dönemde toplumda tartışılan kamusal ve siyasi meseleler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Yazıların bir bütün olarak değerlendirildiğinde değer yargısı, siyasi yorum ve eleştiri niteliğinde olduğunun ortaya konulduğu ifade edilen kararda, söz konusu yayınların imtiyaz kapsamında olduğu ve davalıların bu yazılardan sorumlu tutulamayacağı vurgulandı. Bu gerekçelerle davacının davasının reddine ve iptaline emir verildi.
Avukat Aslı Murat:
“İfade ve basın özgürlüğü açısından önemli karar”
YENİDÜZEN’e açılan davada mahkemenin ret kararı sonrası konuşan Avukat Aslı Murat, verilen kararın ifade ve basın özgürlüğü açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Murat, mahkemenin gazetecinin kamu yararına yazdığı yazıların hakaret teşkil etmediğini vurguladığını belirtti.
Avukat Aslı Murat, “Bugün ifade ve basın özgürlüğüyle ilgili önemli bir karar verildi. Mahkeme ilgili yazılar nezdinde bir değerlendirme yaptı. Bir gazetecinin kamuoyunu ilgilendiren, tartışma yaratan ve demokratik değerler çerçevesinde yazdığı yazıların bir hakaret teşkil etmediğine vurgu yapıldı. Davacıyı haksız bulundu ve iddiaların kanıtlanamadığı tespit edildi” dedi.
Kararın uluslararası hukukla da örtüştüğünü ifade eden Murat, “Bu karar verilirken ortaya koyulan ve uluslararası hukukta da yer alan değerler önemliydi. Çünkü bizim sürekli olarak söylediğimiz noktalara da vurgu yapılmış oldu. Mahkeme, siyasetçilerin ve kamuya mal olmuş kişilerin özel hayatlarını ilgilendirmeyen konularda ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine dikkat çekti” ifadelerini kullandı.
Mahkemenin basının rolüne de işaret ettiğini belirten Murat, “Basın mensuplarının kamunun ‘bekçi köpeği’ olduğuna da vurgu yapıldı. Bu da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında net bir şekilde vurgulanan bir değerdir. Basın susarsa ve kamuyu ilgilendiren konularda tartışma yaratılmazsa, insanların bilgi edinme haklarının da ortadan kalkabileceği söylendi” dedi.
Uluslararası hukuk vurgusunun öne çıktığını dile getiren Murat, Avrupa Konseyi ve AİHM kararlarının referans gösterildiğini belirterek, “Bizim Anayasamızın 90. Maddesi gereği uluslararası sözleşmeler Anayasa hükmündedir. Buradan yola çıkarak uluslararası hukuka çok ciddi vurgular yapıldı” diye konuştu.
Murat, mahkemenin ilgili yazıların yasal çerçevede şartlı imtiyazdan yararlanması gerektiğini ifade ettiğini belirterek, “Yazıların iyi niyetle yazıldığı, kötü niyetle yazıldığına dair iddiaların ispat edilemediği belirtildi. Davacının tanıkları bile bu yazıların bir hakaret olarak gösterilip dava konusu yapılmasının manasız olduğunu söyledi” dedi.
“Mahkemeler siyasi yorumlar yapamazlar, kararlarıyla konuşurlar” diyen Murat, “Özellikle bu dönemde bu kararın açıklanması da ifade ve basın özgürlüğü kısıtlamaya çalışan her türlü zihniyete çok önemli bir ders niteliğinde olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
İşte dava konusu yazılar:
● 19 Temmuz 2022: “Abidik gubidik toplum liderliği”
● 25 Temmuz 2022: “Zito Ers”
● 28 Temmuz 2022: “Kıbrıs’ı Küba yapamadılar ama KKTC, Kolombiya oldu!”
● 29 Temmuz 2022: “Cem Karaca: Osmannının ipiynen enme sakın guyuya! Bindik bir alamete gediyoz gıyamete!”
(YAZILARI OKUMAK İÇİN ÜZERLERİNE TIKLAYINIZ)





















