1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. ABD Lefkoşa Büyükelçisi Garbe: İki kesimli, iki bölgeli federal bir çözümden yanayız
“İş yerimi Mart ayında kapattım, bir daha açmadım”

“İş yerimi Mart ayında kapattım, bir daha açmadım”

Pandemide ‘ağır’ yara ile yoluna ağır aksak devam eden işletmeler ve yüzlerce çalışan, iflas riski ile karşı karşıya. “2020 Mart’tan bu yana hiçbir şey eskisi gibi olmadı”

A+A-

Salgından önce meyhane işleten ve iyi bir geliri olduğunu ifade eden 34 yaşındaki 3 çocuk babası Süphan Yaşar, Mart ayında kapısına kilit vurduğu iş yerini bir daha açamadı…

Meyhaneyi kapattıktan sonra 8 yıldır çalıştırdığı büfe ile geçimini sağlamaya çalıştığını belirten Yaşar, ‘sokaklarda insan kalmadığı için’ büfesinin kirasını dahi ödeyemediğinden dert yandı...

 

Devrim DEMİR

Pandeminin ağır yaralılarından bir iş yeri daha kapısına kilit vurarak geçim derdine düştü.
Salgından önce meyhane işleten ve iyi bir geliri olan 34 yaşındaki 3 çocuk babası Süphan Yaşar, Mart ayında kapısına kilit vurduğu iş yerini bir daha açamadı.

Yaklaşık 1 ay önce de işletmeyi küçültme yoluna giden Yaşar, bu kez de iş yapamadığı için umutsuz.

Kapattığı iş yerinin zararının 100 bin TL olduğunu ifade eden Yaşar, belirsizlikten yorulduğunu ifade etti.

YENİDÜZEN, 1 yıllık süreci işletmesini küçülten Süphan Yaşar’a sordu.

İşletmesini küçülterek minik bir büfe açan Yaşar, “Bir ay önce ciğerci olarak açtığım büfede sadece destek amaçlı eş dost geldi. Sokakta insan kalmadı, yaşanan umutsuzluk nedeniyle ellerinde varını yoğunu satanlar ülkeyi terk etti” dedi.

“Mart ayında kapattım bir daha açılmadı”

Uzun yıllardır adada hayatını sürdüren, en küçüğü bir buçuk yaşında üç çocuk babası Süphan Yaşar, salgının ülkeye gelmeden 1 yıl öncesine kadar ekonomik olarak kazancı olan bir işletmesi olduğunu söyledi.

Yaşar, 1 yıllık meyhanesinin iyi bir kazancı olduğunu ancak Mart ayında tedbir amaçlı kapanmak zorunda kaldıklarını anlattı.

Yaşar, yaklaşık üç ay kapalı kaldıktan sonra bir daha belinin doğrulmadığını ifade ederek, “Salgın sonrası ne yazık işletmenin kapısını bir daha açamadım. Gelir olmadığı için, aldığım malzemeleri bile ödeyemedim. Sadece kendi alın terimi koymadan zararım 100 Bin TL. Devletten 1 kez bin 500 TL’lik destek aldım, bir çocuğumun temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadım. Açılım sürecinde ortam belli olduğu için bir daha kapıdan giriş yapamadım” dedi.

“İşlek cadde ümidiyle bir büfe açtım, destek amaçlı eş dost geldi.. o kadar…"

Dört kişinin eline baktığını anlatan Süphan Yaşar, çocukları için işletme küçültülerek bir büfe açtığını söyledi. Yaşar, 8 yıllık bir küçük büfesinin de pasaj içinde olduğunu ancak askerin çarşı izni olmadığı için hiçbir gelirinin kalmadığını, büfeyi satılığa çıkardığını kaydetti.

Çaresizlik içinde kapanan işletmeleri sadece izlediğini ifade eden Yaşar, dünyanın ciddi bir salgınla mücadele ettiğini ancak ülkede özele ve işletmelere devletin çok yabancı kaldığına sitem etti.

“Çocuklarım olduğu için yaklaşık bir ay önce Girne kapısı en işlek cadde olduğu için küçük bir büfe açtım” ifadelerini kullanan Yaşar, “gün olur kömürü ateşlemeden kapıyı çekip gidiyoruz” dedi.

Yaşar,” Sokaklarda insan kalmadı. Pandemi sürecinden sonra 1 yıldır yaşanan belirsizlik nedeniyle tanıdığım çok insan elinde avucunda olanı satıp ülkeyi resmen terk etti.

İşlek cadde ümidiyle açtığım büfeye bir aydır destek amaçlı eş dost dışında giren müşteri sayısı parmakla sayılır.”

“8 yıllık büfemi satılığa çıkardım, aylardır kirasını ödeyemedim”

Vakıflar Pasajı Lefkoşa’da çok küçük bir büfesi daha olduğunu söyleyen Yaşar, askerin de çarşı izni olmadığı için iş yerini satılığa çıkardığını söyledi.

Vakıflar’a ait olan dükkân kirasını da Mart ayından bu yana ödeyemediğini belirten Süphan Yaşar, “Çok zor bir dönemden geçiyoruz. İnsanlar açlıkla sınanıyor, birçok işletme iflasın eşiğinde. Borçlar dağ gibi, kimse derdine çare üretmeyecek durumda. Yanımda çalışan bir paketçim var, onun aylığı yatırımı derken, yine kendi cebimden ödüyorum. Dükkâna gelen müşteri yok, elektrik 600 TL gelmiş, burasının kirası ise 2 bin 500 TL. Cesaret edip kapatamıyorum 4 kişi elime bakıyor” ifadelerini kullandı. 

“Fırıncıya bin 500 TL ödemem gerek”

Her işletmede çok büyük maddi kayıplar olduğu gibi insanların da alım gücünün tükendiğini sadece karın tokluğuna çalıştıklarını ifade eden Yaşar, “Fırıncıya ödemem gereken bin 500 TL ekmek parasını kara kara düşünürüm. Gelir yok, gider çok. Pandemi bizden yerine koyamayacağımız çok şeyler götürdü. Maddi ve manevi olarak tükendik.”

Belirsizlik, çaresizlik, umutsuz bekleyiş…

Mart ayından sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını da ifade eden Yaşar, devlet yetkililerinin de bu konuda hiçbir çaba harcamadığını, işletmelerin iflasa sürüklenişini izlediğini söyledi.

İnsanların çok umutsuz ve çaresiz olduğunu da gözlemlediğini ifade eden Yaşar, “Bu saatten sonra tek çabam çocuklarım. Ülkede neler olur bilmiyorum, ama çaresizlik nedeniyle bir göç yaşandığı ortada. Alınan tedbirler yetersiz, hükümet yardım çığlığına kulaklarını kapattı sadece izliyor” dedi. 

 

Bu haber toplam 4654 defa okunmuştur
Etiketler : , ,
İlgili Haberler