1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. Flört şiddeti
Flört şiddeti

Flört şiddeti

Aile Danışmanı ve Cinsel Danışman Uzm. Nilsu Atıcı yazdı: Flört şiddeti

A+A-

Flört şiddeti. Hani çoğu zaman ‘ilişkilerde olur böyle şeyler’, ‘seviyorsa kıskanır’, ‘biraz fazla sahipleniyor ama beni önemsediği için’ diye geçiştirdiğimiz, bazen romantize ettiğimiz, bazen de adını koymaktan kaçındığımız o davranışlar.

Flört şiddeti dediğimiz kavram; duygusal, romantik ya da cinsel ilişkiler içinde ortaya çıkan, tarafların birbirine karşı güç ve kontrol kurmaya çalıştığı, tekrarlayan ve zarar verici davranışların bütünüdür. Üstelik sadece ilişki sürerken değil bittikten sonra da devam edebilir. ‘Ayrıldık ama beni takip ediyor’, ‘her gün mesaj atıyor’, ‘yeni hayatıma karışıyor’ gibi cümleler aslında flört şiddetinin uzantılarıdır. Bu şiddet, sadece belirli bir yaş grubuna ya da ilişki tipine ait değildir. Kısa süreli bir flörtte de olabilir, yıllardır süren bir ilişkide de. Çevrimiçi ilişkilerde de karşımıza çıkar, yüz yüze ilişkilerde de. Kadın, erkek fark etmez. Şiddet, kimlik seçmez ama çoğu zaman görünmez kalmayı sever. ‘Flört şiddeti’ en yaygın kullanılan kavram olsa da sevgili şiddeti, romantik partner şiddeti, yakın partner şiddeti gibi çeşitli isimlerle de duyabiliriz. Ama adı ne olursa olsun özünde aynı şey vardır; sınır ihlali ve kontrol. Şimdi biraz daha yakından bakalım çünkü flört şiddeti tek bir biçimde karşımıza çıkmaz. Çoğu zaman da ‘ama bana vurmadı’ diyerek yok sayılır. Oysa şiddet sadece fiziksel değildir.

En ‘görünmez’ olanlardan biri duygusal ya da sözel şiddettir. Birinin sürekli ‘abartıyorsun’, ‘yanlış hatırlıyorsun’, ‘sen zaten hep böylesin’ demesi. Başkalarıyla kıyaslaması. Arkadaş çevresinden uzaklaştırması. Sürekli suçluluk hissettirmesi. Bunlar sevgi değil kontrol davranışıdır. Özellikle son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram var; ‘gaslighting’. Yani kişinin kendi gerçekliğinden şüphe duymasına neden olmak. ‘Öyle demedim’, ‘sen yanlış anladın’, ‘senin algın bozuk’ gibi cümlelerle kişinin zihinsel dengesini sarsmak.

Bir diğeri dijital şiddet. Sürekli mesaj atma, anında cevap beklemek, konum istemek, sosyal medya şifrelerini talep etmek, kimleri takip ettiğine karışmak. Hatta bazen ‘beni seviyorsan sosyal medya hesaplarının şifrelerini verirsin’ gibi duygusal manipülasyonlarla bunu normalleştirmek. Bir düşünelim; sevgi gözetlemek midir? Yoksa güvenmek mi? Israrlı takip yani ‘stalking’ genelde ‘beni özlemiş’, ‘beni bırakmak istemiyor’ gibi romantik kalıplarla açıklanır. Oysa gerçek şudur; sürekli aramak, mesaj atmak, kapının önünde beklemek, gidilen yerlere gitmek. Bunlar sevgi değil sınır ihlalidir!

Fiziksel şiddet ise en görünür olandır ama genellikle en son fark edilendir. Çünkü çoğu zaman öncesinde duygusal ve psikolojik şiddet vardır. İtmek, sarsmak, kolunu sıkmak, önünü kesmek. ‘Ama canım acımadı’ demek bunun şiddet olmadığı anlamına gelmez çünkü şiddetin ölçüsü morluk değildir.

Cinsel şiddet ise en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biridir. Çünkü toplumda hala ‘ilişkideysen zaten olur’ gibi tehlikeli bir algı var. Oysa ilişkilerde en temel şey onaydır. ‘Hayır’ demek için bağırmak gerekmez. Sessizlik onay değildir. Israr ederek ‘evet’ dedirtmek de onay değildir. Birinin istemediği bir cinsel davranışa zorlanması, korunma yöntemlerinin kullanılmasının engellenmesi, kişisel fotoğrafların izinsiz çekilmesi ya da paylaşılması. Bunların hepsi cinsel şiddettir ve aynı zamanda suçtur.

Ekonomik şiddet ise çoğu zaman konuşulmaz ama oldukça yaygındır. ‘Hesabı sen öde’, ‘benim için bunu almak zorundasın’, ‘çalışmana gerek yok’, ‘o işe gitmeni istemiyorum’. Bunlar sadece maddi değil aynı zamanda özgürlük ile ilgili meselelerdir. Ekonomik bağımlılık yaratmak, kontrolün başka bir yoludur.

Son yıllarda kullanılan bazı kavramlar da aslında bu şiddet türlerinin çeşitli türleridir. ‘Love – bombing’ mesela. İlişkinin başında aşırı ilgi, yoğun sevgi, abartılı romantizm. İlk başta ‘masaldaymış gibi’ hissettirse de çoğu zaman sonrasında gelen kontrol davranışlarının zeminini hazırlar. ‘Ghosting’ yani bir anda ortadan kaybolmak. ‘Benching’ yani yedekte tutmak. ‘Stealthing’ yani onaysız veya gizlice kondomu çıkartmak. Bunların hepsi farklı şiddet biçimlerinin parçalarıdır. Burada da önemli bir noktaya geliyor; şiddet türleri arasında hiyerarşi kurmak. ‘Bana vurmadı ama bağırdır’, ‘beni aldatmadı ama sürekli kontrol ediyor’, ‘beni seviyor aslında ama sadece biraz kıskanç’ bu cümleler tanıdık mı?

Duygusal şiddet, fiziksel şiddetten daha az zarar verici değildir. Dijital şiddet ‘daha hafif’ değildir. Şiddeti kategorize edip ‘bu daha kötü, bu katlanılabilir’ demek yaşananları küçümsemek anlamına gelir. Unutmayalım, şiddet neye benzerse benzesin şiddettir. Toplum olarak bazı davranışları romantize etmeye çok meyilliyiz. Dizilerde, filmlerde ‘kıskanç erkek’, ‘peşini bırakmayan aşık’, ‘çok seven kontrol eder’ gibi anlatılar o kadar sık karşımıza çıkıyor ki gerçek hayatta da bunları normal sanabiliyoruz. Ama sevgi, korku yaratmaz. Sevgi, sınır ihlal etmez., sevgi, kontrol etmez. Sevgi alan tanır, saygı duyar, güven inşa eder.

Bu haber toplam 347 defa okunmuştur