
İlişkilerde çatışma ve çözüm
Aile Danışmanı ve Cinsel Danışman Uzm. Nilsu Atıcı yazdı: İlişkilerde çatışma ve çözüm
İlişkiler çoğu zaman bize huzur, aidiyet ve sevgi sunan; bazen de en kırılgan yanlarımızla yüzleştirilen alanlardır. Özellikle çatışmalar söz konusu olduğunda ilişkiler bir ‘haklı çıkma’ çabasına dönüşebiliyor. Oysa sağlıklı ilişkilerde mesele kimin kazandığı değil ilişkinin nasıl korunduğudur.
Şunu en başta netleştirelim; çatışma, bir ilişkinin bozuk olduğunu göstermez. Aksine, birbirinden farklı bireylerin var olduğu her yerde çatışma kaçınılmazdır. Sorun çatışmanın varlığı değil nasıl yönetildiğidir. Çünkü doğru yönetilmeyen çatışmalar, zamanla kırgınlıkları biriktirir, güveni zedeler ve ilişkiyi yıpratır.
Peki sağlıklı ilişkilerde çatışmalar nasıl çözülür?
Öncelikle, tartışmanın dozunu değil yönünü kontrol etmek gerekir. Çoğu partner, tartışma sırasında konudan hızla uzaklaşıp kişiliğe yönelir. ‘Zaten sen hep böylesin’, ‘sen hiçbir zaman anlamazsın’ gibi genelleyici ve yargılayıcı ifadeler, sorunu çözmek yerine partnerin benlik algısına zarar verir. Bu noktada hatırlanması gereken kritik nokta; karşımızdaki kişinin rakibimiz değil partnerimiz olduğudur. Sağlıklı bir çatışmanın çözümü duyguları fark etmek ve ifade edebilmektir. Öfkenin arkasında çoğu zaman incinmişlik, anlaşılmama ya da değersizlik hissi yatar. ‘Beni hiç umursamıyorsun’ demek yerine ‘kendimi değersiz hissettim’ diyebilmek, iletişimin tonunu tamamen değiştirir. Bu, suçlayıcı değil paylaşımcı bir dildir. Ve bu dil, savunmayı değil anlamayı tetikler. Bir diğer önemli nokta ise dinlemektir. Ama burada bahsettiğimiz şey, cevap vermek için değil; gerçekten anlamak için dinlemek. Çoğu insan tartışma sırasında karşısındakini dinler gibi yaparken aslında kendi vereceği cevabı düşünür. Bu da iletişimi iki monoloğun çarpışmasına dönüştürür. Oysa sağlıklı ilişkilerde insanlar birbirini duymaya çalışır. Sınır koyabilmek de çatışma çözümünün vazgeçilmez bir parçasıdır. Tartışma sırasında saygı sınırları aşılmaya başlıyorsa, bunu fark etmek ve ifade etmek gerekir. Hakaret, küçümseme, alay gibi davranışlar hiçbir koşulda kabul edilebilir değildir. Böyle bir durumda ‘bu şekilde konuşulursa devam etmek istemiyorum’ diyebilmek hem kendini korumak hem de ilişkinin sağlığını gözetmek açısından önemlidir.
Çatışmaların büyümesindeki en önemli nedenlerden biri de ‘geçmiş dosyaları açmak’. O anki tartışma bir anda aylar öncesine ait konularla dolup taşar. Bu durum çözümü zorlaştırır ve partnerleri daha da yıpratır. Sağlıklı bir yaklaşım, her tartışmayı kendi içinde ele almak ve geçmişi sürekli masaya yatırmamaktır. Aksi halde hiçbir sorun gerçekten çözülmez, sadece üstü örtülür. Bir başka önemli beceri de uzlaşabilmektir. Ancak uzlaşma, kendinden vazgeçmek anlamına gelmez. Sağlıklı uzlaşma, partnerlerin ihtiyaçlarının görüldüğü bir orta yol bulabilmektir. Öte yandan, eğer bir uzlaşma sürekli kendi değerlerimizden ödün vermeye zorluyorsa burada durup düşünmek gerekir. Her çatışma çözülecek diye bir kural da yoktur. Evet, bu biraz zor kabul edilen bir gerçek. Ama bazı konularda farklı kalabilmek de sağlıklı bir ilişkinin göstergesidir. Partnerler, sürekli her konuda aynı düşünmek zorunda değildir. Bazen ‘bu konuda anlaşamıyoruz ama bu ilişkiyi önemsiyoruz’ diyebilmek olgun bir bağın işaretidir. Çatışma çözümünde zamanlama da oldukça önemlidir. Yoğun öfke anında yapılan konuşmalar çoğu zaman yapıcı olmaz. Duygular yükseldiğinde kısa bir mola vermek, sakinleşmek ve daha sonra konuşmaya devam etmek oldukça etkili bir yöntemdir. Bu kaçmak değil; ilişkiyi korumayı seçmektir. Empati, belki de tüm bu sürecin merkezinde yer alır. Partnerinin bakış açısından durumu görebilmek çatışmayı yumuşatır. ‘Ben olsam ne hissederdir?’ sorusu çoğu zaman iletişimin yönünü değiştirir. Çünkü insanlar anlaşılmak ister. Tüm bunların yanında, sağlıklı bir ilişkinin sadece çatışma anlarında değil gündelik yaşamda da inşa edildiğini unutmamak gerekir. Birbirine zaman ayıran, takdir eden, destekleyen partnerler çatışma anlarında daha güçlü kalabilir. Çünkü aralarında bir güven zemini vardır.
Sağlıklı ilişkilerde bireyler;
- Kendi ihtiyaçlarını fark eder ve ifade edebilir
- ‘Hayır’ derken suçluluk hissetmez
- Kendi hayat alanını korur
- Duygularını bastırmak zorunda kalmaz
- İlişkide eşit olduklarını hisseder
bu unsurların olduğu bir ilişkide çatışmalar yıkıcı değil geliştirici olur.
Son olarak şunu söylemek isterim; sevgi tek başına yeterli değildir. Sevginin yanında iletişim, saygı ve emek gerekir. Çatışmalar, bu emeğin en görünür olduğu alanlardır. Doğru yönetildiğinde ilişkileri zayıflatmaz aksine derinleştirir.





















