1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Dönem bitti, enkaz kaldı!
Dönem bitti, enkaz kaldı!

Dönem bitti, enkaz kaldı!

İlk ve orta öğretimde birinci dönem bugün itibariyle sona ererken, geriye yine eğitimde yaşanan sorunlar kaldı. Öğretmen sendikaları YENİDÜZEN’e konuştu; birçok okulun şantiye alanına döndüğünü, toplam 62 okulda ise çalışma dahi başlamadığını vurguladı.

A+A-

Berivan BABAHAN-Recep DAL

İlk ve orta eğitimde bir dönem daha geride kaldı. Binlerce öğrenci bugün karnelerini alacak. UBP-DP-YDP Hükümeti’nin yarattığı kaotik düzenden en fazla nasibini alan alanlardan biri de eğitim oldu.

Kalabalık sınıflar, Türkçe bilmeyen öğrenciler, bina güvenliği sağlanmayan okullar, kamusal eğitimin istenilen düzeyde olmaması ve buna benzer birçok sorun 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk dönemine damgasını vurdu.

Sorunların en başında ise 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremin ardından ülkede yürütülmeye başlanan okul binalarını güçlendirme çalışmalarının planlı şekilde ilerlememesi… İlk ve orta öğretimdeki birçok okulda konteynır sınıflarda eğitim devam ederken, toplam 62 okulda ise henüz bina güvenlik çalışmaları yapılmadı. Bu okullarda öğrenciler eğitim görmeye devam ediyor.

YENİDÜZEN’e konuşan KTOEÖS Başkanı Selma Eylem, eğitimde yaşanan usulsüzlüklere işaret etti; “Rüşvet, torpil, peşkeş düzeni, eğitimin bir parçası haline getirildi.” dedi. İhalesiz konteynırlar, taban puanı düşürülerek kolejlere öğrenci alımı, kantinlerin ihalesi ve öğrenci taşımacılığı gibi usulsüzlüklerin gündemde olduğuna dikkat çeken Eylem, “Eğitim alanı da şu anda yaratılan düzenin parçası haline getirildi” ifadelerini kullandı.  

Eylem, haftada iki gün uygulanan tam gün eğitimle ilgili sorunlar olduğuna da vurgu yaparak, “Aç kalan, güvenlik sorunu yaşayan öğrenciler var, bu da beraberinde şiddet ve akran zorbalığının artmasında en büyük faktör olarak ortaya çıkıyor.” diye konuştu.

KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş ise, YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ın kuzeyinin benzer nüfusa sahip diğer ada ülkelerine kıyasla eğitimde geri kaldığını belirtti. Maviş, “Onlar sosyal ve demokratik sorunları tartışıyor, biz ise hâlâ yapısal ve kadrosal sorunlarla uğraşıyoruz. Daha neolitik çağda ateşi bulmaya çalışıyoruz” açıklamasında bulundu.

Maviş, okullarda eşitsizlik derinleştiğine vurgu yaparak, “Artık sadece kamu-özel ayrımı yok, devlet okulları arasında bile fark oluştu” dedi.

Öğretmen sendikaları eğitimde ilk dönemi YENİDÜZEN’e değerlendirdi

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem ve Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, eğitimin ilk dönemini YENİDÜZEN’e değerlendirdi.

KTOEÖS Başkanı Selma Eylem:

“Rüşvet, torpil ve peşkeş düzeni eğitimin bir parçası haline getirildi”

KTOEÖS Başkanı Eylem, orta eğitim okullarında giderilmeyen birçok sorun olduğuna dikkat çekerek, 6 Şubat’ın üzerinden neredeyse 3 yıl geçmesine rağmen hala inşaat halinde okulların olduğunu belirtti. Eylem, orta eğitimde 32 binanın deprem güvenliği açısından risk taşıdığını ve bu okullarda ileri tetkiklerin yapılmadığına dikkat çekti.

Özellikle Lefke Gazi Lisesi’nin tamamen konteynır halinde olduğunu ve bu konuda bir çalışma yapılmadığını dile getiren Eylem, depreme dayanıklılık meselesinin dahi halâ tamamlanmadığının altını çizdi. Okullardaki kadro eksiklikleri ile ilgili atama yapılmadığını da ifade eden Eylem, müdür ve müdür muavinleri eksiklikleri ile ilgili bakanlık tarafından herhangi bir girişim olmadığına vurgu yaptı.

Eylem açıklamasında, “Tekrar sınav yapılması gerekiyor fakat bakanlık tarafından herhangi bir girişim yok. Yetki alınması gerekiyor fakat henüz bir yetki alınmadı” ifadelerini kullandı.

Tam gün eğitim konusunda yaşanan sorunlara değinen Eylem, bu konuda da okullarda yaşanan sıkıntılar olduğunu dile getirdi. Eylem, “Tam gün dedikleri fakat tam gün olmayan, sahte tam günden kaynaklanan sıkıntılar ve sorunlar var. Aç kalan, güvenlik sorunu yaşayan öğrenciler var, bu da beraberinde şiddet ve akran zorbalığının artmasında en büyük faktör olarak ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Hükümetin eğitim konusundaki yaklaşımını eleştiren Eylem, “Yıllardır hükümetin sürdürdüğü politikalar çerçevesinde gericileştirme de gündemde, bu da eğitimin içerik olarak da başlı başına sıkıntısını ortaya koyuyor” dedi. Eylem ayrıca, öğrencilerin kalabalık sınıflarda eğitim görmelerinin yansıra, özel eğitime gereksinim duyan çocukların sorunlarının da çözümsüz bırakıldığını ifade etti. Eylem ayrıca, Türkçe bilmeyen çocukların da eğitim alma konusunda aynı şekilde çözümsüz bırakıldığının altını çizdi.

Eylem, eğitim kurumu adı altında verilen izinler olduğunu, fakat bu yerlerin farklı amaçlar için kullanıldığını ifade etti. Eylem açıklamasında, “Sahtekârlık, sahte diplomalar, sahte eğitim kurumları, eğitim kurumu adı altında bakanlık tarafından birçok izin verilmiş yerler var. Fuhuşun olduğu, insan kaçakçılığının yapıldığı birçok basın tarafından dile getirilmiştir. Ancak verilen bu sahte izinlerle ilgili herhangi bir sorumluluk alınmıyor, hesap verilmiyor” ifadelerini kullandı.

Eğitim kurumlarında yapılan usulsüzlüklere de değinen Eylem, “Ne yazık ki rüşvet, torpil, peşkeş düzeni, eğitimin bir parçası haline getirildi. İhalesiz konteynırlar, taban puanı düşürülerek kolejlere öğrenci alımı, kantinlerin ihalesi ve taşımacılık, bütün bu konularla ilgili usulsüzlükler gündemdedir. Eğitim alanı da şu anda yaratılan düzenin parçası haline getirildi” sözlerine yer verdi.

Sendika olarak eğitimde sürdürülen ideolojik baskıların ve kararların takipçisi olacaklarını ifade eden Eylem, “Yapılması gereken bellidir, sorumlular, suçlular, sahtekarlık yapanlar, hırsızlar hesap vermelidir” mücadelemiz de bu yöndedir. İkinci ilahiyat koleji de gündemde bunlarla ilgili sendikamızın ve öğretmenlerimizin mücadelesi devam edecektir” açıklamasında bulundu.

KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş:

“En büyük zayıflığımız Eğitim Bakanı Çavuşoğlu”

KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş, UBP-YDP-DP Hükümeti’nin yarattığı eğitim enkazına dikkat çekti, ilköğretimdeki sorunlara değindi.

Mevcut hükümetin dört yıldır görevde olduğunu hatırlatan Maviş, “Bu dört yıl içerisinde en büyük gücümüz öğretmenlerimiz, en büyük zayıflığımız ise Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu oldu. Öğretmenler itibarsızlaştırılmaya ve yalnızlaştırılmaya çalışıldı” dedi. Bazı konularda bakanlığın tutumunun değiştiğini belirten Maviş, bunun “resmi veriler ışığında sundukları öneriler sayesinde” mümkün olduğunu söyledi.

6 Şubat depreminin ardından okulların güçlendirilmesine yönelik çalışmalar başlatıldığını anımsatan Maviş, “İnşaat Mühendisleri Odası öncülüğünde laboratuvar çalışmaları yapıldı ancak çalışmaların ilerleme hızı yurttaşlarda hayal kırıklığı yarattı” ifadelerini kullandı.

Karakol İlkokulu örneğini veren Maviş, “Benim oğlum bu okulda okuyor. İlk konteyner sınıfın kurulduğu okuldu. Üç yıl geçti, çocukların yarısı hâlâ konteyner sınıflarda eğitim görüyor. İnşaat faaliyetleri bitmedi” dedi.

Genel tabloya ilişkin rakamları da paylaşan Maviş, “Okulların yüzde 18’inde inşaat sürüyor, yüzde 21’inde konteyner sınıflar var. Bunlar deprem güvenliği olmadığı için terk edilen okullar. Toplam 32 okulda güçlendirme yapıldı. Ancak yaklaşık 30 okulun hâlâ güvenli olup olmadığını bilmiyoruz” diye konuştu.

Arabahmet İlkokulu’nun üst katı ile Lefke İstiklal İlkokulu’nu örnek gösteren Maviş, “Bina güvenliği açısından sıkıntılı ama hiçbir çalışma yapılmayan okulların başında geliyorlar” dedi.

Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun “30 yeni okul yaptık” iddiasına da değinen Maviş, “Bu 30 okulun 13’ü iş insanları tarafından yapıldı, 10’u yıkılıp yeniden yapılan binalar. Sadece 3’ü doğrudan Eğitim Bakanlığı tarafından yapıldı. Üstelik bu 3 okul da bakanlık bütçesinden değil, Merkez Bankası kaynaklarıyla yapıldı. O kaynak da halkın vergilerinden oluşuyor” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs’ın kuzeyinin, adanın güneyi ve az nüfuslu ada ülkeleriyle karşılaştırıldığında eğitimde geri kaldığına dikkat çekti Maviş, “Onlar sosyal ve demokratik sorunları tartışıyor, biz ise hâlâ yapısal ve kadrosal sorunlarla uğraşıyoruz. Daha neolitik çağda ateşi bulmaya çalışıyoruz” dedi.

KTÖS’ün 110 okulda örgütlü olduğunu belirten Maviş, “İlköğretimde ciddi nüfus yoğunluğu var. Öğrenci nüfusunun yüzde 70’i 27 okula bölüştürüldü. Kalan yüzde 30 diğer okullarda” dedi.

Kalabalık sınıfların eğitimi olumsuz etkilediğini vurgulayan Maviş, “Okullar sadece akademik bilgi verilen yerler değildir. Çocukların sosyalleştiği, psikomotor becerilerinin geliştiği alanlardır. Kalabalık sınıflarda öğretmenin çocukla göz teması kurması bile zor. Bu koşullarda zamanı verimli kullanmak mümkün değildir” diye konuştu.

Eğitimde iki büyük sorunun yeterince konuşulmadığını ifade eden Maviş, “Biri şiddet sarmalı, diğeri tükenmişlik sendromu” dedi. Öğretmenlerin saygınlık sorunu yaşadığını dile getiren Maviş, “Bu durum mesleki motivasyonu düşürüyor. Huzurlu olmadığınız bir ortamda verimli olmanız mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Okullarda şiddet olaylarının arttığını belirten Maviş, “Çocuklarımız duygularını yönetmekte zorlanıyor. Bu bazen kaygıya, bazen şiddete dönüşüyor. Fiziksel şiddet arttı. Öğrencilerin öğretmenlere yönelik şiddet girişimleri de raporlanıyor” dedi.

Bu nedenle “Okul Aile Sözleşmesi” hazırladıklarını kaydeden Maviş, “Bu sözleşme Meclis gündemine gelebilir. Siyaset bunun geçmesi için inisiyatif almalıdır. Okul, aile, öğretmen ve öğrenci arasındaki sınırların yeniden çizilmesi gerekiyor. Erken önlem almak istiyoruz” diye konuştu.

Yeni neslin anne-babalarından daha iyi bir hayat kurmasının zorlaştığına vurgu yapan Maviş, “Bu ekonomik ve sosyal koşullarda, mevcut emeklilik düzenlemeleriyle hayatı sürdürmek daha da zor olacak. Gelecek kaygısının derinleşmemesi için mücadeleye bugünden başlanmalıdır” dedi.

Maviş, “Bu gidişatla ileride Türkçe konuşan öğretmen bulamayacak noktaya geleceğiz. Sorunlara bugünden el atmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Kamu okullarının yüzde 10’unda Türkçe bilmeyen yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim gördüğünü söyleyen Maviş, “2023’te yaptığımız araştırmaya göre okullarımızda 45 farklı ülkeden çocuk var. Öğrencilerin yüzde 59’u KKTC yurttaşı, yüzde 31’i TC yurttaşı, yüzde 10’u yabancı uyruklu” dedi.

Eğitim Bakanlığı’nın bu öğrenciler için bir politika üretmediğini savunan Maviş, “Türkçe bilmeyen yüzlerce öğrenci için herhangi bir dil kursu yok. Yabancıya Türkçe öğretecek öğretmen kadrosu da yok. Öğretmenler sınıf içinde kendi çabalarıyla çözüm üretmeye çalışıyor” diye konuştu.

Uzun süredir ihmal edilen sorunların hak ihlaline dönüştüğünü ifade eden Maviş, “Yabancı öğrencilerin ancak Türkçe bilirse okula girebileceğine dair karar Anayasa’ya aykırıdır ve bir hak ihlalidir” dedi.

Beslenme politikasının da bulunmadığını vurgulayan Maviş, “Haftanın iki günü tam gün eğitim var ama çocukların beslenmesine yönelik bir politika yok. Okullara yeterli bütçe ayrılmadığı için en basit giderler bile aileler tarafından karşılanıyor. Böyle olunca ücretsiz eğitim hakkı da ihlal ediliyor” ifadelerini kullandı.

Maviş, “Eşitsizlik derinleşti. Artık sadece kamu-özel ayrımı yok, devlet okulları arasında bile fark oluştu” diyerek açıklamasını tamamladı.

Bu haber toplam 608 defa okunmuştur
Etiketler : ,