
“Çürümüş düzen patır patır dökülüyor”
CTP Genel Sekreteri Mehmet Kale Kişi, CTP’nin erken seçim yasa önerisini bugün meclise sunacağını belirterek, toplumun kararını verdiğini ve mevcut yapıdan kurtulmak istediğini söyledi.
Ödül AŞIK ÜLKER
CTP Genel Sekreteri Mehmet Kale Kişi, CTP’nin erken seçim yasa önerisini bugün meclise sunacağını belirterek, toplumun kararını verdiğini ve mevcut yapıdan kurtulmak istediğini söyledi.
Kişi, “Hakkında bu kadar usulsüzlük, yolsuzluk iddiaları olan bir yapıyla, CTP’nin yan yana gelmesi, bizim açımızdan artık mümkün değildir. Dolayısıyla, bizim için erken seçimden başka hiçbir tartışma öncelikli değildir. Erken seçim tarihi şu anda konuşabileceğimiz, fikir teatisinde bulunabileceğimiz tek konudur. Erken seçim tarihinin bir hafta önce mi, bir hafta sonra mı olacağını konuşabiliriz ama bu olabilecek en erken zamanda olmalı” diye konuştu.
Kişi, toplumun en büyük alternatif olarak CTP’yi gördüğünü ifade ederek, “Şu anda bizim için kolay olan seçimi kazanmak. Bu tahribatın ardından çok daha zor olacak görev ise, 5 yıl süreyle bu toplumun tekrardan bu adaya tırnaklarını geçirip kök salabilmesini sağlayabilmek için yapmamız gerekenleri hayata geçirmek olacak” dedi.
Seçim sonrasında yapacaklarına dair çalışmalarını Yenidüzen’e anlatan Kişi, gerçekçi, erişilebilir hedefleri olan, son derece güçlü bir program ortaya koyacaklarını kaydetti.
“Çok ciddi bir yozlaşma”
Soru: Sürekli sokaktasınız. Gördüğümüz, yaşadığımız, hepimizin bildiği bir güvenlik sorunu, bir tedirginlik var. Ayrıca, ekonomiyle ilgili pek çok sıkıntı da söz konusu. Vatandaş size sokakta ne söylüyor?
Kişi: Yalnızca bu belirttiğiniz konularda değil, bütün alanlarda çok ciddi bir yozlaşma ve gittikçe derinleșen sorunlar var. Halkın tüm bu yaşananlarla ilgili biriken öfkesi ise değişim talebinin en üst düzeyde dile getirilmesi sonucunu doğuruyor. Özellikle son iki yılda hükümet edenlerde performans düşüklüğünün çok ötesinde bir durumdan, belki de siyasi tarihimizde hiç görülmemiş düzeyde bir çürümüșlükten bahsetmek durumundayız. En temelde değerlendirdiğimizde, hiç olmaması gereken bir başbakan ve bakanlar kurulunun görevde bulunduğunu, ayrıca liyakatla hiç alakası olmayan bir kamu yönetiminin tesis edilmiş olduğunu görüyoruz. Ve bununla bağlantılı olarak, her alanda, her kurumda ayrı ayrı sorunlar yaşanıyor. Bunların içinde, elbette ekonomik sorunlar da, güvenlik sorunları da, genel olarak etik ve ahlaki sorunlar da var. Ünal Üstel hükümetinin nasıl kurulmuş olduğunu yeniden hatırlayacak olursak, tüm bu bahsettiğimiz sorunların kaynağının ne olduğunu çok daha net görmüş oluruz. Bu hükümetin kuruluşu normal seyrinin dışında gerçekleştiği için, arkası da tabiri caizse çorap söküğü gibi gelmiş oldu.
Kıbrıslı Türk halkının, çocuklarının geleceğini bu ülkede kurabileceğine dair inancını, artık hiç olmadığı kadar yitirmiş olduğunu görüyoruz. Bunun temelinde, ciddi bir endişe ve beraberinde çok ciddi bir öfke var. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, halkın tüm bu yaşananlara dair tepkisinin boyutunu çok açık bir biçimde görmüş olduk. Elbette Cumhurbaşkanı’nın kendi kişisel bir oy tabanı vardı, kendisi çok güçlü ve halkın geniş kesimlerinin takdir ettiği bir adaydı. Diğer yandan, CTP’nin de ortaya koymuş olduğu çok istikrarlı bir politika vardı. Ama bunun ötesinde, %62.7’lik oy oranı çok ciddi bir öfkenin birikimiydi. Sadece adayın kalitesiyle, sadece propagandanın gücüyle ölçülebilecek bir durum değil, genel bir öfkenin, genel bir tepkinin toplamıydı. Bırakın çocuklarımızın geleceğini, bu ülkede şu anda yaşayabilme ihtimali bile sorgulanır oldu. Yaşadığımız bu çöküş ve çürüme hâlini, geçmişteki CTP iktidarlarıyla kıyaslamanın asla mümkün olamayacağı bir tarafa, daha önceki UBP iktidarlarıyla bile kıyaslamanın haksızlık olacağı bir durum var, mesele bu kadar çarpıcıdır aslında...
“Adli süreçler vasıtasıyla, bu hükümet dökülmeye başladı”
Soru: Hükümetteki partilere mensup bazı siyasilerle, onların ekipleriyle ilgili iddialar, şaibeli durumlar, sürmekte olan davalar var. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kişi: Her dönemde yolsuzluk iddiası, usulsüzlük iddiası olmuştur, bunlar başka hükümetler döneminde de rastlanan şeylerdir. Bu iddialar, kimi zaman dava süreçlerine yansır, kimi zaman yansımaz ama her zaman olur. Ancak şimdi yaşadığımız süreçte, bu ülkenin bir numaralı üst düzey bürokratı, yani başbakanlık müsteşarı tutuklandı. Kendisinin Başbakanlık’taki odasının polis tarafından arandığına şahit olduk. Bu öyle sıradan, kolayca geçiştirilebilecek bir konu değil. Hakkında çok ciddi iddialar var. Halihazırda sonuçlanmasa da, polis tarafından ciddi emareler bulunduğu için zaten bu soruşturma açıldı. Devletin bir numaralı memuru olması hasebiyle, kolay kolay herhangi bir emareden yoksun bir şekilde böyle bir soruşturma başlatılması mümkün değildi. Merkezi İhale Komisyonu Başkanı’yla ilgili de benzer bir süreç yaşandı. Daha önce Çalışma Bakanlığı’nda bir soruşturma oldu. Sağlık Bakanlığı’nda benzer şeyler oldu. Başka soruşturmaların olacağına dair iddialar da var. Aslında, o bahsettiğim çürümüş düzen patır patır dökülüyor. Er ya da geç bir seçim olacak ve orada UBP temizlenecek ama oraya varmadan, adli süreçler vasıtasıyla, bu hükümet dökülmeye başladı. Öyle bir noktaya gelindi ki, neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Bu hükümetin, daha doğrusu bu hükümet iddiasındaki yapının durumu hiçbir şeyle benzeşen bir durum değil. Dediğim gibi, bu kadarı daha önce hiç olmamış bir şeydir. Dolayısıyla, vatandaşta çok büyük bir öfke ve bir an önce bu yapıdan kurtulma niyeti var. Bu memlekette yaşama şansı bırakmayan bir yönetim anlayışı görüyoruz. Sadece şu anda gündemdeki konulara bakalım, bir taraftan sağlığa ilişkin Tabipler Birliği’nin son zamanlarda yürüttüğü bir eylemlilik süreci var. Diğer taraftan Tel-Sen, bu ülkenin iletişim geleceğinin, bir protokol vasıtasıyla ortadan kaldıracak bir düzenlemeyle ilgili eylemlilik sürecinde... El-Sen, elektrik kurumunun göz göre göre bitirilmesine yönelik icraatlara karşı bir eylem sürecinde... Kamuda yetkili 5 sendika, birçok konuyla ilgili olarak eylemde... Hükümetin tüm bunlara karşı yaptığı şey ise, Ceza ve Bilişim Yasası değişikliklerini gündeme getirerek, aslında gürültüyü sessizleştirmek, insanları susturmaya çalışarak bu sorunların tümünü kapatmak...
“İddiaları, Ünal Bey’den bağımsız nitelendirmek mümkün değildir”
Soru: En son Ziya Öztürkler’le ilgili iddialar da konunun tuzu biberi oldu...
Kişi: Alt kademede bu kadar çürüme varken, bunu üst makamlardan ayrı değerlendirmek mümkün değil. Bugün, Ziya Bey’in durumu da böyledir. Örneğin şimdi Ünal Bey üst kademe yöneticilerini görevden almaya başladı, peki bu üst kademe yöneticilerini bir başkası mı atamıştı? Atayan da bizzat kendisiydi. Görevden alma sebeplerini bilmiyorum, ama bir çoğuyla ilgili çeşitli iddialar var. Bu iddiaları, Ünal Bey’den bağımsız nitelendirmek mümkün değildir. Siyasi sorumluluk tamamen kendisine aittir. Atayan makam da kendisidir, görevden alan makam da kendisidir.
“En önemli önceliğimiz erken seçimdir”
Soru: Bütün bunlar olurken, CTP olarak uzun zamandır geç kalmış erken seçimden bahsediyorsunuz. Fakat bir türlü, bu seçim gerçekleşemedi. Son dönemde, Başbakan, karma oyu kaldıralım diyor. CTP’nin de karma oyun kalkması yönünde bir duruşu olduğunu biliyoruz. Bu çağrıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? CTP olarak bununla ilgili tavrınız ne olur? Bir erken seçim yasa önerisi vermeniz de söz konusu…
Kişi: Karma oy konusundaki temel eğilimimiz zaten ortada, bunu genel olarak siyasetin doğasını bozan bir uygulama olarak görüyoruz. Ancak, şu anda Ünal Bey’in yapmış olduğu teklifi, çok önceden olması gereken erken seçimi daha da ertelemek ve kendi partisindeki iç disiplini sağlamak için bir enstrüman olarak kullandığını görmekteyiz. Dolayısıyla, bizim için elzem olan ve en önemli önceliğimiz erken seçimdir. Bunu gözden kaçıracak herhangi bir girişime fırsat vermeyiz. Çünkü, artık günler bazında tahribatlar oluyor. Her haftaya, “nasıl bir skandal olacak?”, “Başka bir kurumun ortadan kaldırılmasına yönelik nasıl bir hamle olacak?” endişesiyle başlıyoruz. Her pazartesi, meclis gündemini merakla bekliyoruz; bugün, bu hafta ne gelecek, bu hükümet, bu hafta hangi kötülüğü yapacak diye. Dolayısıyla, erken seçimi öteleyecek herhangi bir siyasi hamleye sıcak bakmıyoruz. Ama, dediğim gibi, karma oyla ilgili prensibimiz de ortadadır. Pazartesi (bugün) de Meclis Genel Kurulu’na bir erken seçim tarihi önerisi sunacağız. Bunda çok samimiyiz.
“Kendileri açısından da yapabilecekleri en iyi şey, erken seçime gitmektir”
Bence, UBP’nin ve üçlü hükümetin, şu aşamada yapması gereken, hatta kendileri açısından da yapabilecekleri en iyi şey, erken seçime gitmektir. Çünkü, artık bu üçlü hükümetin bu toplum lehine herhangi bir şey yapma ihtimali ortadan kalkmıştır. Biz artık böyle görüyoruz. Biz daha evvel, yasama organını toplum yararına gerektiği noktada iktidarla muhalefetin birlikte çalışabileceği bir yer olarak gördük. Bu aşamadan sonra, hakkında bu kadar usulsüzlük, yolsuzluk iddiaları olan bir yapıyla, CTP’nin yan yana gelmesi, bizim açımızdan artık mümkün değildir. Dolayısıyla, bizim için erken seçimden başka hiçbir tartışma öncelikli değildir. Erken seçim tarihi şu anda konuşabileceğimiz, fikir teatisinde bulunabileceğimiz tek konudur. Erken seçim tarihinin bir hafta önce mi, bir hafta sonra mı olacağını konuşabiliriz ama bu olabilecek en erken zamanda olmalı.
“Toplum kararını verdi”
Soru: CTP, tek başına iktidar konusunda iddialı. Buna nasıl hazırlanıyorsunuz ve CTP’nin hükümete gelmesi durumunda önceliği ne olacak?
Kişi: Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu, elbette ki birçok bileşenin katkısıyla ortaya çıkmıştır. Birçok kesimden siyasi destek alınarak seçim kazanılmıştır. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı seçimi dönemi, halkın eğilimlerini okuyabilme adına, bizim en fazla anket yaptırdığımız dönemlerden biri oldu. Çok ciddi bilimsel çalışmalar yaptık. Sonrasında da, yapmış olduğumuz belli yoklamalar ve sahadaki tabloya bakınca, bu seçimi ciddi bir güçle kazanabileceğimizin farkındayız. Tek başına iktidara geleceğimiz bir sonucun elde edileceğini düşünüyoruz. Toplum kararını verdi, bu yapıdan kurtulmak istiyor ve en büyük alternatif olarak da CTP’yi görüyor. Ama biz, toplumda kısa bir süre sonra oluşacak CTP iktidarıyla ilgili beklentinin de son derece farkındayız.
Hep belirttiğimiz gibi, CTP iktidarında öncelikle, bir nüfus tespitine ihtiyacımız var. Sayıyı öğrenip, merak gidermek anlamında değil. Yapacağımız bütün icraatlara ışık tutmak, planlama yapmak adına bu, çok önemli bir unsur.
Her alanda, ciddi anlamda “evet CTP geldi ve bir şeyler değişiyor” ortamının oluşması için, çok ciddi bir hazırlık sürecindeyiz. Bizim halihazırda birçok komitemiz var. Bunlar uzun zamandır çalışma yapıyorlar ama biz, onun ötesinde ciddi bir hükümet programı hazırlığı içerisindeyiz. Bunu hazırlarken, sadece CTPli kadrolarla değil, aynı zamanda CTP’li olmayan, hatta CTP’ye eleştirel bakan uzmanlar, bilim insanları, akademisyenlerle de programımızın teyidini, uygulanabilirliğini tartışıyoruz. Bunun dışında, ilgili sendikalarla, sivil toplum örgütleriyle ve sektör temsilcileriyle de bu yönde oldukça kapsamlı çalışmalara başladık. Bu hazırlıkların olgunlaşmasının ardından, programımıza nihai şeklini vermek üzere, Mart ayı içerisinde ciddi bir çalıştay yapma hedefimiz var, ve bu çalıştayın sonucunda, kamuoyuna her alanda projelerimizi sunacağız.
“Kolay olan seçimi kazanmak”
Şu anda bizim için kolay olan seçimi kazanmak. Bu tahribatın ardından çok daha zor olacak görev ise, 5 yıl süreyle bu toplumun tekrardan bu adaya tırnaklarını geçirip kök salabilmesini sağlayabilmek için yapmamız gerekenleri hayata geçirmek olacak. Bu zor görevi başarabilmek için çok iyi hazırlık yapmak zorundayız. Gerçekçi, erişilebilir hedefleri olan, son derece güçlü bir program ortaya koyacağız.
“100 gün içinde oluşan gelişmeleri önemsiyoruz”
Soru: Kıbrıs konusunda çok uzun zamandır bir sessizlik vardı. Erhürman’ın seçilmesiyle hareketlilik oldu, diyalog süreci başladı. Cumhurbaşkanı durumu “verimli değil ama yararlı” olarak tanımladı. Son gelinen aşamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kişi: Geçtiğimiz 5 yılda, Cumhurbaşkanlığı nezdinde herhangi bir şey yapılmadı. Ne kapsamlı çözüme yönelik bir müzakere süreci, ne de diğer konularda sağlıklı bir görüşme süreci oldu. İlk 100 gün içinde oluşan gelişmeleri önemsiyoruz ve önemli gelişmeler olarak görüyoruz. Kıbrıslı Türk halkının, uluslararası toplumla ilişkilerini yeniden ve sağlıklı bir şekilde kurmaya başlamasını çok olumlu gelişmeler olarak görüyoruz. Elbette, bütün bu kopukluklardan sonra, kapsamlı çözümle ilgili çok hızlı ve kısa vadede büyük ilerlemeler yaşanacağı beklentisi içerisinde değildik. Sayın Cumhurbaşkanı’nın da söylediği gibi, verimli değil yararlı görüşmeler oluyor. Tarafların, en azından pozisyonlarını yavaş yavaş, güven artırıcı önlemler bazında da olsa ortaya koyuyor olmaları çok önemlidir. Örneğin, küçük adımlar gibi görünse de, mevcut kapılarla ilgili atılan adımları, geçişleri rahatlatmaya yönelik yapılan düzenlemeleri, taraflar arasındaki işbirliğini başlatma işlevi taşıması bakımından önemli buluyoruz.
En azından şunu söyleyebiliriz; Kıbrıs sorunundaki aktörlerden bir tanesi değişti ve çok büyük bir değişim oldu. Çok farklı yaklaşımları, çok farklı çalışma sistemleri olan iki liderden bahsediyoruz. Bu değişimin, olumlu etkilerini zaman içinde göreceğiz. Ama elbette, kalıcı bir çözüm için bir sürece girebilmek bakımından, ne Kıbrıslı Türk lider, ne de Kıbrıslı Rum lider yalnız başına yeterli değildir. Bu, birçok koşulun bir arada olmasıyla oluşabilecek bir durumdur. CTP, her zamanki tavrından vazgeçmeyecektir. Bu tip olumlu gelişmeleri cesaretlendirecek; kendi lobilerini, kendi girişimlerini yapacaktır ve süreci iyimser bir bakış açısıyla izlemeye devam edecektir.


















