1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “AP seçimlerinde oy vermek hayati”
“AP seçimlerinde oy vermek hayati”

“AP seçimlerinde oy vermek hayati”

Çevreciler Hareketi (Kıbrıs Yeşiller Partisi) AP milletvekili adayı Oz Karahan, Türkçe konuşan Kıbrıslıların birçok alanda siyasi iradelerini kaybettiklerini söyledi ve AP seçimlerinden oy kullanmalarının önemli olduğunu kaydetti.

A+A-

Ödül Aşık ÜLKER

Çevreciler Hareketi (Kıbrıs Yeşiller Partisi) Avrupa Parlamentosu milletvekili adayı Oz Karahan, Türkçe konuşan Kıbrıslıların birçok alanda siyasi iradelerini kaybettiklerini söyledi ve AP seçimlerinden oy kullanmalarının önemli olduğunu kaydetti.

“Türkçe konuşan Kıbrıslıların iradesini yansıtabilecekleri tek araç, AP seçimleridir. O yüzden, Türkçe konuşan Kıbrıslıların bu seçimlerde oy vermesi kendileri için hayati bir konudur” diyen Karahan, “Türkçe konuşan Kıbrıslılar birçok alanda siyasi iradelerini kaybettiler. Şu anda sadece AP seçimleri kaldı. Ama eski siyaset yani iki toplumlu iki bölgeci siyaset veya iki devletçi siyaset devam edecekse, bu, Türkçe konuşan Kıbrıslıların son katıldığı AP seçimleri bile olabilir” diye konuştu.

Etnik kimlikle siyaset yürütmediğini vurgulayan Oz Karahan, seçilirse AP’ye bir Kıbrıslı olarak gideceğini belirtti. Oz Karahan, hayal ettiği Kıbrıs’ın, üniter, seküler, çoğulcu, tam demokratik bir Kıbrıs olduğunu anlatarak,“Kıbrıs’taki tek çözüm, üniter devlet ve Kıbrıslıların demokratik birliğidir, bu da Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sahip çıkmaktan ve onu daha da çoğulcu demokratik hale getirmekten geçer” dedi.

Karahan, Kıbrıslıların varlığının tehdit altında olduğunu da söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

“Son gelişmelere baktığımız zaman, Türkiye tarafından 1957’den beri kolonizasyon amacıyla dikte edilen iki toplumlu iki bölgeli federasyon çerçevesinin, BM tarafından değiştirileceğini görüyoruz. Yeni yaratılacak çerçeve ve ondan sonra doğacak çözüm yöntemleri, Kıbrıslıların varlığını, kültürünü, kimliğini ve Türkçe konuşan Kıbrıslıların Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığını tehlikeye atacak bir çerçeve olacak. Bu sebeple 1960’da kurulan üniter Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sahip çıkmamız gerekiyor.”

 

“Kıbrıs bir aşk”

Soru: Oz Karahan kimdir?

Karahan: Oz Karahan, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin özgür bölgelerinde yaşayan, ilerici, sol görüşlü, hayatını gençliğinden beri sosyalizm ve Kıbrıs’ın özgürlüğü için mücadeleye adamış birisi. Şu anda, Kıbrıslılar Birliği’nin de başkanıyım. Kıbrıslılar Birliği, Çevreciler Hareketi (Kıbrıs Yeşiller Partisi) ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Dimitris Papadakis’in, EDEK’ten ayrılarak kurduğu Aihmi Hareketi’nin ittifakının ortak listesinden AP milletvekilliğine adayım. Kıbrıs’ın işgalden kurtuluşu üzerine siyaset üreten insanlarız.

1990 yılında İstanbul’da doğdum. 15 yaşındayken, liseyi bitirmek için Kıbrıs’a geldim. Kıbrıs bir tutku, özellikle benim durumumda olan, Kıbrıslı kökene sahip ama Kıbrıs’tan uzak doğan insanlar için Kıbrıs bir aşk. Çok küçük yaşlardan beri, annenin etkisiyle büyüyen bir aşk.

Liseyi bitirdikten sonra, lisans eğitimimi Çek Cumhuriyeti’nde Prag’da bitirdim. Ondan sonra Amerika’ya gittim. Amerika’da Komünist Partisi’nde faal üye ve Teksas’ta parti delegesi olarak çalışmalar yaptım. Daha sonra yüksek lisans eğitimim için İsveç’e gittim ve orada da Komünist Partisi’nde aktif çalışmalarım oldu.

 

“Turancılık’tan, komünizme ulaşmış biriyim”

Soru: Turancı bir geçmişiniz olduğu daha önce basına yansımıştı. O noktadan bulunduğunuz, noktaya gelişi nasıl yorumluyorsunuz?

Karahan: Geçmiş dediğimiz şey, çocukluk. Çocukluğumla ilgili soru sorulduğu zaman, o da, çocukluğumu anlatırken bahsettiğim bir detay. Türkiye’de Turancılık biliniyor. Kıbrıs’ta, ne yazık ki bilinmiyor. Türkiye’de Turancılıktan, sosyalizme ve komünizme geçiş çok olağan bir durumdur. Türkiye Komünist Partisi’nin kurucusu Mustafa Suphi, Ethem Nejat da Turancı geçmişe sahip, siyasi mücadelelerine Türk Ocaklarında başlamış insanlardı. Oradan komünizme ulaştılar. Ben de, Türkiye’de çocukluğunu geçirmiş, siyasi hayatına başlamış birisi olarak, Turancılık’tan, Sultan Galiyev’i okuyarak sosyalizme, oradan Mao’ya ve komünizme ulaşmış biriyim. Unutmayalım, bugün üniter Kıbrıs Cumhuriyeti ve anayasal vatandaşlık mücadelemizin sembollerinden, TMT tarafından katledilen Cumhuriyet Gazetesi sahibi Ahmet Muzaffer Gürkan ilk gençliğinde Turancıydı. İnsanlar gelişir. Sorgulayan ve eleştiren insan aklı, sıçrayarak ilerler.

 

Soru: İsminiz Salih Oğuzhan Karahan’dı. İsminizi neden değiştirme ihtiyacı duydunuz?

Karahan: Uzun yıllar yurtdışında yaşadım. Salih Oğuzhan Karahan, uzun bir isim. Yurt dışında yaşayan bir çok Türkçe konuşan Kıbrıslı’nın da yaptığı gibi, adımı kısaltarak Oz olarak kullandım. 2019 yılında, AP seçimlerine aday olduğumda da oy pusulasında adım Oz Karahan olarak geçiyordu. Rumca konuşan Kıbrıslıların ve Yunanların da çok büyük kısmı isimlerini kısaltarak kullanmaktadır. Oz, üniversite yıllarımdan, yurtdışındaki siyasi aktivitelerimde kullandığım ve uzun bir isme sahip olduğum için kısaltma gereği duyarak kullandığım bir isim.

 

Soru: Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Karahan: Kıbrıslı.

 

“Kaybedecek bir 5 senemiz daha yok”

Soru: 2019’da da AP milletvekili adayı oldunuz ama seçilemediniz. Şimdi başka bir oluşum içinde yeniden adaysınız. Neden yeniden aday oldunuz?

Karahan: 2019 yılında söylediğimizin aynısını söylüyoruz. Kıbrıs’ta, Kıbrıs kimliğinin ve Kıbrıslı varlığının yok olma süreci içerisindeyiz. 2019’dan bu yana, hem Kıbrıs’ta, hem de dünyada, çok yıkıcı gelişmeler gördük. İşgal bölgesinde önümüzdeki 5 sene içerisinde, Kıbrıslılığın ve Kıbrıs kültürünün tamamıyla kaybolması riskiyle karşı karşıyayız. Bundan dolayı, 2019 yılında olduğu gibi, şimdi de seçimlere katılarak, insanlara bu kaygımızı anlatıyoruz, vizyonumuzdan bahsediyoruz. Çünkü kaybedecek bir 5 senemiz daha yok. 2019 yılında Yasemin Hareketi olarak Sayın Şener Levent ile birlikte halkımızı uyardık. Demokratik sürecin içerisinde yine uyarıyoruz, ama bu defa gerçekten, her şeyimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.

 

“Etnik kimlikle siyaset yürütmüyorum”

Soru: Bir Kıbrıslı Türk’ün AP’de olması nasıl bir fark yaratabilir?

Karahan: Etnik aidiyetlerle, etnik kimlikle siyaset yürütmüyorum. Anayasal yurttaşlığa inanan bir insanım. Bunu, bir üst kimlik olarak gören bir insanım. Üst kimlik olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı bir Kıbrıslıyım, bütün Kıbrıslıların da hissettiği duygunun bu olduğunu biliyorum. Türklük, Rumluk, Ermenilik, Maronitlik, Latinlik, bunlar etnik aidiyetlerdir. Hepimizin farklı alt kimlikleri söz konusudur. Etnik-dinsel kimlik, bu alt kimliklerin bir tanesidir. Ben siyasetimde, konuşmalarımda etnik kimliğin veya herhangi bir alt kimliğin üzerine siyaset üretmiyorum. Üst kimliğimiz olan, Kıbrıslılık üzerine siyaset üretiyorum. Çünkü aksi takdirde, yabancıların, şu ana kadar başarılı olan “böl-yönet” stratejilerinin yine başarılı olmasını sağlamış pozisyonuna düşeriz.

 

“AP’ye, bir Kıbrıslı olarak gideceğim”

AP’ye, bir Kıbrıslı olarak gideceğim. Kıbrıslıların veya tarifinizle Kıbrıslı Türk ya da Kıbrıslı Rumun varlığına tehdit oluşturan şey, Kıbrıs’ın Türkiye tarafından işgalidir. Türkçe konuşan Kıbrıslılar, bugün çok büyük kültürel, ekonomik ve siyasi baskı altında yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu, işgalinin getirdiği bir sonuçtur. Rumca konuşan Kıbrıslılar, yine işgalin getirdiği, mülteci krizi, doğal yıkımlarla, ekonomik zorluklarla karşı karşıyadır ve en önemlisi, statükodan faydalanan siyasi elit yüzünden gelecekleri çalınmaktadır. Türkçe konuşan Kıbrıslıların da, Rumca konuşan Kıbrıslıların da, varlıklarını tehdit eden bu sıkıntıların tek sebebi Kıbrıs’ın Türkiye tarafından işgalidir ve AP’de vereceğim mücadelenin temelinde bu olacak. Çünkü Kıbrıs’ı özgürleştirmeden, Kıbrıs’ın geleceğini etkileyen en büyük sorunlardan biri olan mülteci sorununu çözemeyiz. Kıbrıs’ı özgürleştirmeden, çevresel yıkımı sonlandıramayız, Kıbrıs’ı özgürleştirmeden, çocuklarımızın geleceğini çalan siyasi eliti ortadan kaldıramayız. Bunu bilerek, bu şekilde mücadele ediyorum.

 

“Sözde Kıbrıslı Türk liderliği, artık Türkçe konuşan Kıbrıslıların iradesini yansıtmıyor”

Soru: Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türkler, 9 Haziran’da oy kullanabilecekler. Sizin onlara çağrınız nedir, neden oy kullanmaları gerekiyor?

Karahan: Türkçe konuşan Kıbrıslıların, bugün kendi siyasi iradelerini gösterebilecekleri bir makam neredeyse kalmamıştır. Yerleşimci sömürgeciliği sebebiyle, yani Türkiye’nin 1975 yılından beri, Kıbrıs’ın işgal bölgesine aktardığı yasadışı nüfus sebebiyle, sözde Kıbrıslı Türk liderliği de artık Türkçe konuşan Kıbrıslıların iradesini yansıtmıyor. Şu anda, Türkçe konuşan Kıbrıslıların iradesini yansıtabilecekleri tek araç, AP seçimleridir. O yüzden, Türkçe konuşan Kıbrıslıların bu seçimlerde oy vermesi kendileri için hayati bir konudur.

 

“Her şeyimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız”

Geçtiğimiz beş sene, hiç kaybetmediğimiz kadar şeyi kaybettiğimiz beş sene oldu. Önümüzdeki beş sene, her şeyimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Bu seçimde, 3 Türkçe konuşan Kıbrıslı aday var ama iki taraf var. Bir taraf, Kıbrıslı kimliğini, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ve Kıbrıslıların demokratik birliğini savunan taraf, diğeri ise 70 seneye yakın aynı masalları devam ettiren, Kıbrıslıların yok oluşuna sebep olmaya çalışan taraf.

 

“Siyasi bir kararla, savaş suçunu aklayamayız”

Soru: Karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlıkları konusu son yıllarda gündemde. Siz de karma bir evlilikten dünyaya gelen birisiniz. Bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

Karahan: Sorunu doğru şekilde adlandırmamız lazım ki, çözümler üzerine de konuşabilelim. “Karma evlilik sorunu” diye bir sorun yoktur. Sizin de söylediğiniz gibi ben, karma evlilikten doğan bir Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıyım, on binlercesi gibi. Hatta Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil etmek için, ikinci defa AP’ye aday olan bir kişiyim. Kıbrıs’ta Türkiye’nin işgali vardır ve hem Cenevre Konvansiyonu’na, hem de Roma Statüsü’ne göre, insanlığa karşı işlenmiş suç olan yerleşimci kolonyalizmi yaşanmaktadır. Aynı, şu anda Filistin’de olduğu gibi, bu çok hassas bir konudur.

Vatandaşlığını alamayan çocuklar, biri Kıbrıslı, diğeri uluslararası hukuka göre Kıbrıs’taki yasadışı yerleşimci statüsünde olan insanların çocuklarıdır. Onların karşılaştığı bu vatandaşlık konusu, sadece Türkçe konuşan Kıbrıslıların yaşadığı bir konu değildir. Kıbrıs adasına, yasadışı limanlardan, yani işgal bölgesinden giren herkes, uluslararası hukuka göre yasadışı yerleşimci statüsündedir. Bu kişilerle evlenen Rumca konuşan Kıbrıslıların çocukları da, vatandaşlık alamamaktadır ve bunların sayısı oldukça fazladır. Siyasi bir kararla, insanlığa karşı işlenmiş bir suçu, savaş suçunu aklayamayız. Bunun üzerine derinlemesine konuşulması ve derinlemesine analiz yapılması gerekmektedir. Yasadışı yerleşimciliğin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak belirlenmesinin sebebi, bu suçun dünyanın her yerinde işlenmesinin önüne geçilmeyi amaçlamaktır. Bu sorunun sebebi de, Kıbrıs’ın işgalidir. Bu çocukların bir sorunu varsa, o sorunun çözümü için hedefimiz, Kıbrıs’ın özgürleştirilmesi olmalıdır, diğer her konuda hedefimiz olduğu gibi...

 

“Türkçe konuşan Kıbrısların, KC vatandaşlığı meşruiyetini yitirmeye doğru gitmektedir”

Türkiye’nin yaptığı hamlelerle Kıbrıs’taki statükonun kurumsallaştığı her gün, bırakın bu bahsettiğiniz çocukların vatandaşlık almasını, Türkçe konuşan Kıbrısların bile, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı meşruiyetini yitirmeye doğru gitmektedir. Çünkü iki devletlilik tezi, iki toplumlu, iki bölgeli federasyon tezi gibi, mevcut üniter Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortadan kalkması üstüne kuruludur. İki devletlilik ya da iki toplumlu, iki bölgeli federasyon gibi tezler ortada dururken, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası temelinde vatandaşlık talep etmek, hatta bu tezleri öne sürenlerin bunları talep etmesi, abesle iştigaldir. İşgalin devam etmesi için araç olarak kullanılan bu iki sözde çözüm önerisi masada olduğu sürece, her geçen gün Türkçe konuşan Kıbrısların da Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı meşruiyetini yitirecektir. Fileleftheros gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aristos Mihailidis, kısa bir süre önce yazdığı bir yazıda “iki devletli çözüm olduğu taktirde Türkçe konuşan Kıbrıslılar, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlıklarını yitireceklerinin farkında mıdır” diye sordu.


“Tek yol Kıbrıs’ın özgürleşmesidir, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüştür”

Soru: Bu konuda Anayasanın üstüne geçecek bazı kararlar alınmış olması normal midir?

Karahan: Çok normaldir. Çünkü Kıbrıs işgal altında olan bir devlettir. İşgal olağanüstü haldir ve olağanüstü hallerde devletlerin, ihtiyaç hukukunu devreye sokmak zorunluluğu doğar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15’in maddesine göre devletlerin bu hakkı vardır. İşgalin sonucunda gerçekleşen, yerleşimci kolonyalizminin sonuçlarının önüne geçilmesi için, ihtiyaç hukuku kullanılabilir, diğer birçok konuda kullanıldığı gibi. Bunların hepsinin aşılmasının tek yolu Kıbrıs’ın özgürleşmesidir, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüştür. 1960’daki anayasadan bahsediyorsunuz, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı talep ediyorsunuz ama aynı zamanda 1960’da kurulmuş Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yıkılmasını ve farklı bir devlet kurulmasını istiyorsunuz. Bu, iki toplumlu, iki bölgeli federasyon da olabilir, iki devletlilik de olabilir. Burada bir tezatlık söz konusudur.

Bu sorunun, siyasi amaçları için kullanılması da çok yanlıştır. Bunu yapanlardan biri Niyazi Kızılyürek’tir. “Karma evlilik sorunu” ve “vatansızlık veya kimliksizlik” diye yanlış terimlerle hukuksal mücadele yaparsanız, duvara toslarsınız. “Karma evlilik” çocuklarının çoğu Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıdır. Olmayan çocuklar da “vatansız veya kimliksiz” değildir, iki ebeveynleri vardır, birinden vatandaşlık alabilmektedirler. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Yüksek Mahkemesi’nin bu konuda bir kararı vardır. Bunları herkes bilirken, bu insanları kullanırsanız, yazık edersiniz. 2019 yılında Niyazi Kızılyürek, seçimlerde böyle bir siyaset yürütmedi. O zaman, AKEL’in listesinden, Rumca konuşan Kıbrıslıların oylarıyla AP’ye seçilebildi. Beş sene içerisinde, AP’de yaptığı Türkiye yanlısı ve Kıbrıs düşmanı siyaset sebebiyle, bugün öyle bir durum söz konusu değil. Bu sebepten dolayı, Türkçe konuşan Kıbrıslıların duygularını sömürerek oylarını almak istiyor. İnsanlarımız bu konunun samimiyetsiz kişiler tarafından siyasete malzeme edilmesine izin verirseler çocuklarına en büyük ihaneti yaparlar.

oz-2.jpg

Soru: Karma evliliklerden dünyaya gelen bu çocuklara vatandaşlık verilmesi, size göre yerleşimci sömürgeciliğin aklanması anlamına mı gelir?

Karahan: Evet, işgal sonlanmadan bu anlama gelmektedir. Türkçe konuşan Kıbrıslılar, işgale karşı mücadele etmediği sürece, kendi vatandaşlıklarının meşruiyeti de ortadan kalkıyor. İki devletlilik veya federasyonla, Kıbrıs’ta iki yapı ortaya çıktığı zaman, Türkçe konuşan Kıbrıslıların, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı ortadan kalkacaktır. Türkiye’nin yerleşimci sömürgeci siyaseti sebebiyle, Türkçe konuşan Kıbrıslıların iradesinin elinden alınması neticesinde, Türkçe konuşan Kıbrıslıların vatandaşlıklarının kaybedilmesi gündeme gelecektir.

 

Soru: 1990’da İstanbul’da karma evlilikten doğan Oğuzhan ile, 1990’da Kıbrıs’ta doğan Oğuzhan arasında ne fark var?

Karahan: Aslında fark sadece insanların doğduğu yer ile alakalı değil, bu kriterlerin biri. Ama sorunuzu sembolik olarak sorduğunuzu farz ederek cevap vereyim. İstanbul’da doğan Oğuzhan’ın ebeveyni yasadışı yerleşimci değil. Kıbrıs’ta doğanın ebeveyni yasadışı yerleşimci. Fark buradadır.

 

“Önceliğimiz, varlığımız olmalı”

Soru: Siz de Rumca bilmiyorsunuz. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi dillerinden biri olan Türkçe’nin AB dili olması için Kıbrıs Cumhuriyeti’nin talepte bulunması gerekiyor. Ancak böyle bir talep olmadı. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?

Karahan:  İşgal bölgesinde 2019’dan beridir yaşadığımız yıkımları düşününce, Türkçe’nin AB dili olması önceliğimiz olmamalı. Bu sorunun ortadan kalkmasının tek yolu, yine Kıbrıs’ın özgürleşmesidir. İşgal bölgesinde Kıbrıslılık kimliği, Kıbrıslılık kültürü, Kıbrıslıların varlığı ortadan kalkmak üzere, buna karşı mücadele etmek zorundayız. Buna karşı mücadele, işgalin sona ermesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin özgürleşmesidir, Kıbrıs Cumhuriyeti özgürleştikten sonra bahsettiğiniz sorunlar ortadan kalkacaktır. Önceliğimiz, varlığımız olmalı. Çünkü bu topraklarda biz olmazsak, söylediklerinizin hiçbirinin bir önemi yok. Kıbrıs Cumhuriyeti ortadan kalkarsa, söylediğiniz konuların manası yok.

Türkçe’nin AB dili olmasından çok daha önemli olan, Kıbrıs Cumhuriyeti içerisinde, Türkçe’nin yaygınlaştırılması, devletin içinde Türkçe’nin daha yoğun bir şekilde kullanılmasıdır. Bazı adımlar var ama daha fazla olması zorunda. Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüşü savunurken, tutarlı olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de iki dilli yapısının korunması ve bunun geliştirilmesi gerekiyor. Şu aşamada, gerçekçi önceliğimizin bu olması lazım. Zaten bu da, Kıbrıs’ın özgürleştirilmesi dediğimiz mücadelenin bir parçasıdır. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti’ni savunmak ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurtuluşunu savunmak, Türkçe konuşan Kıbrıslıların da bu mücadele cephesinin içerisine alınması, onlarla iletişim kurulmasından geçer. Türkçe konusundaki önceliğimiz, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde devlet içerisindeki kullanımının çok daha fazla arttırılmasıdır.

 

“Hayal ettiğim Kıbrıs, üniter, seküler, çoğulcu, tam demokratik bir Kıbrıs”

Soru: Nasıl bir Kıbrıs hayal ediyorsunuz? Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş şu anda gündemde değildir. Kıbrıs konusu nereye gidiyor?

Karahan: Benim hayal ettiğim Kıbrıs, Kıbrıslıların çoğunluğunun hayal ettiği gibi bir Kıbrıs’tır, yani üniter, seküler, çoğulcu, tam demokratik bir Kıbrıs. AP seçimlerinde olduğu gibi, tek seçmen kütüğü, ortak siyasi partiler, kader birliği yapan bir halkın oluşturduğu bir Kıbrıs. Bunu işgal altında bile, AP seçimlerinde, yoldaşımız İbrahim Aziz’in AİHM’de açtığı dava neticesinde yapabiliyoruz. Bu şartlarda bile ulaştığımız bu demokratik birlik, etnik apartheid isteyen federalistler ve iki devlet isteyen bölücüler tarafından elimizden alınmaya çalışılıyor. Gericiliğin bundan daha iyi bir tarifi olabilir mi? Buna karşı durmamız lazım. Kıbrıs’taki tek çözüm, üniter devlet ve Kıbrıslıların demokratik birliğidir, bu da Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sahip çıkmaktan ve onu daha da çoğulcu demokratik hale getirmekten geçer. Çünkü, Kıbrıs Cumhuriyeti dışında herhangi bir çözümü masaya koyduğunuz zaman, bunun Kıbrıs’ta emelleri olan yabancı devletlerin de oturduğu masada, herkes tarafından onaylaması gerekir, ki bunun imkanı hiçbir zaman olmayacaktır.

 

“Üniter Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sahip çıkmamız gerekiyor”

Bizim siyasetimiz tutarlı bir siyasettir. Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüşü ve Kıbrıs Cumhuriyeti altında Kıbrıslıların demokratik birliğinin oluştuğu bir sistemi savunuyoruz. Türkçe konuşan Kıbrıslılar birçok alanda siyasi iradelerini kaybettiler. Şu anda sadece AP seçimleri kaldı. Ama eski siyaset yani iki toplumlu iki bölgeci siyaset veya iki devletçi siyaset devam edecekse, bu, Türkçe konuşan Kıbrıslıların son katıldığı AP seçimleri bile olabilir.

Son gelişmelere baktığımız zaman, Türkiye tarafından 1957’den beri kolonizasyon amacıyla dikte edilen iki toplumlu iki bölgeli federasyon çerçevesinin, BM tarafından değiştirileceğini görüyoruz. Yeni yaratılacak çerçeve ve ondan sonra doğacak çözüm yöntemleri, Kıbrıslıların varlığını, kültürünü, kimliğini ve Türkçe konuşan Kıbrıslıların Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığını tehlikeye atacak bir çerçeve olacak. Bu sebeple 1960’da kurulan üniter Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sahip çıkmamız gerekiyor.

(Fotoğraflar: Ertuğrul SENOVA)

Bu haber toplam 2507 defa okunmuştur