1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. 'Kıbrıs'ın Kayıp Hayatları' AP'de
AİHM Büyük Daire, Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesi gerektiğine hükmetti

AİHM Büyük Daire, Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesi gerektiğine hükmetti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire, Demirtaş’a yönelik ağır hak ihlalleri olduğuna hükmetti.

A+A-

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire, dört yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la ilgili, geçtiğimiz yıl yaptığı duruşmayla ilgili kararını açıkladı.

Büyük Daire, 2’ye karşı 15 oyla, Demirtaş’a yönelik ağır hak ihlalleri olduğuna hükmetti.

Türkiye, ilk kez AİHM Büyük Daire tarafından, siyasi nedenlerle tutuklama kararı verildiği gerekçesiyle mahkûm oldu. Türk yargıç Saadet Yüksel, karara muhalif kaldı. Büyük Daire, daha önce verilen AİHM kararından sonra yaşanan gelişmeleri  özetleyerek, Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesi gerektiğini de vurguladı. Avukatları, Demirtaş’ın tahliyesi için yarın başvuru yapmaya hazırlanıyor. Yargının, bu karara karşı nasıl bir tutum izleyeceği merak konusu. Ankara ise AİHM’deki davanın Demirtaş’ın durumunu etkilemeyeceğini, burada görülen başlıklardan değil, ayrı bir suçtan tutuklu bulunduğunu savunuyor. Ancak AİHM kararının bunu da kapsar nitelikte olması nedeniyle, tahliye dışındaki aksi bir karar, yeni bir hak ihlali sonucu doğurabilecek. Öte yandan AİHM, Demirtaş'ın farklı bir suçtan yeniden tutuklandığına yönelik görüşler için de cezaevinde tutulması ve siyasi faaliyetlerinden alıkonulmasıyla ilgilenildiği görüşünü taşıdığını bildirdi. Bu görüş doğrultusunda, Demirtaş’ın artık ikinci tutuklama nedeniyle de cezaevinde tutulamayacağını savunuyor.

AİHM, 2018’de verdiği kararda, Türkiye’nin hak ihlali yaptığına hükmetmiş, Demirtaş’ın, siyasi nedenlerle cezaevinde tutulduğunu belirterek, ilk kez Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin konuya ilişkin 18. maddesinden mahkûm etmişti.

Karara rağmen, tahliye edilmeyen Demirtaş hakkında önce İstanbul’daki bir başka davasında verilen ceza onandı. Bu cezaya ilişkin infaz süresini tamamlayan Demirtaş, AİHM’ye taşıdığı ana dava dosyasında da var olan Kobani olayları nedeniyle açılan ayrı bir soruşturmadan yeniden tutuklandı. Ana davada ise bu tutuklama kararının hemen ardından tahliye kararı verildi.

AİHM Büyük Daire, bu gelişmeler yaşanırken, geçen yıl Eylül ayında, Türkiye’nin ve Demirtaş’ın, çıkan kararı temyiz etmesi üzerine duruşma gerçekleştirdi. AİHM Büyük Daire, bu duruşmaya ilişkin kararını bir yılı aşkın süre geçtikten sonra bugün açıkladı. 2’ye karşı 15 oyla, Türkiye’nin tezlerini reddeden ve Demirtaş’ın haklarının ihlal edildiğine hükmeden Büyük Daire, derhal tahliye edilmesi gerektiğini de vurguladı.

Türkiye, ilk kez AİHM Büyük Daire tarafından, siyasi nedenlerle tutuklama kararı verildiği gerekçesiyle AİHS’nin 18. maddesinden mahkûm oldu.  Türk yargıç Saadet Yüksel, karara muhalif kaldı. Büyük Daire, daha önce verilen AİHM kararından sonra yaşanan gelişmeleri  özetleyerek, Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesi gerektiğini de vurguladı. Avukatları, Demirtaş’ın tahliyesi için yarın başvuru yapmaya hazırlanıyor. Yargının, bu karara karşı nasıl bir tutum izleyeceği merak konusu. Ankara ise AİHM’deki davanın Demirtaş’ın durumunu etkilemeyeceğini, burada görülen başlıklardan değil, ayrı bir suçtan tutuklu bulunduğunu savunuyor. Ancak AİHM kararının bunu da kapsar nitelikte olması nedeniyle, tahliye dışındaki aksi bir karar, yeni bir hak ihlali sonucu doğurabilecek.

Türkiye ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin şu hükümlerini ihlal etmekten de mahkûm edildi:

  • 10. maddedeki ifade özgürlüğü
    5/1. ve 5/3. maddelerindeki özgürlük ve güvenlik hakkı
    5/4. maddesindeki tutuklamanın gerekçeye dayanması ve makul sürede yargılanma hakkı
    3/1. maddedeki seçme ve seçilme hakkı 

AİHM ayrıca Türkiye’nin 3 bin 500 Euro maddi, 25 bin Euro manevi tazminat ve 31 bin 900 Euro masraf ödemesi yapmasına karar verdi.

İkinci tutuklama için de “siyasi” yorumu: Avukatları, Demirtaş’ın bu nedenle cezaevinde tutulamayacağı görüşünde

AİHM, Demirtaş’ın farklı bir suçtan yeniden tutuklandığına yönelik görüşler için de beş yıl önceki tutuklama kararında da 6-8 Ekim olayları olarak bilinen Kobani eylemlerinin gerekçe yapıldığına işaret etti. AİHM, tutuklamanın bu konulardaki şüphelerden çok Demirtaş’ın cezaevinde tutulması ve siyasi faaliyetlerinden alıkonulmasıyla ilgilenildiği görüşünü taşıdığını bildirdi. Avukatları, bu görüş doğrultusunda, Demirtaş’ın artık ikinci tutuklama nedeniyle de cezaevinde tutulamayacağını savunuyor.

 

 

 

 

 

"Hükümeti kararın gereklerini ivedilikle yerine getirmeye çağırıyoruz"

Demirtaş'ın avukatları, AİHM'in kararının ardından yaptıkları basın açıklamasında şöyle dedi:

"AİHM Büyük Dairesi, 22 Aralık 2020 tarihli kararıyla 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklanan müvekkilimiz Sn. Selahattin Demirtaş'ın muhalif bir siyasetçi olarak siyasi amaçlarla ve hukuka aykırı bir şekilde tutuklandığına karar vermiş ve Demirtaş'ın derhal serbest bırakılmasını talep etmiştir. Büyük Daire, dokunulmazlıkları kaldıran Anayasa değişikliğinin öngörülebilir olmadığını, Meclis kararı olmadan bir milletvekilinin tutuklanamayacağına dair hükmün bu davada uygulanmadığını, meclis içerisinde ve dışarısında yaptığı konuşmalar nedeniyle ifade özgürlüğünün ve milletvekili olarak faaliyet yürütememesi nedeniyle serbest seçim hakkının ihlal edildiğini tespit etmiştir.

Bilindiği üzere, AİHM, 20 Kasım 2018 tarihli ilk kararında Sn. Demirtaş'ın derhal serbest bırakılması gerektiğine karar vermiş ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz" açıklamasının ardından bu karar uygulanmamıştır.

Büyük Daire, 20 Eylül 2019 tarihli ikinci tutuklamanın, Demirtaş'ın 4 Kasım 2016 tarihli ilk tutukluluğunun devamı niteliğinde olduğunu vurgulayarak hala bu nedenle tutuklu olan (ikinci tutukluluk) Demirtaş'ın derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetmiştir.

Sadece Türkiye için değil Avrupa Konseyi üyesi tüm devletler açısından pek çok ilki barındıran ve AİHM tarihinin en ağır ihlal kararlarından biri olan bu karar doğrultusunda müvekkilimizin derhal serbest bırakılması ve beraat etmesi gerekmektedir. Hükümeti, AİHS'nin 46. maddesi uyarınca kesin ve bağlayıcı olan bu kararın gereklerini ivedilikle yerine getirmeye çağırıyoruz. Kapsamlı değerlendirmemizi ayrıca paylaşacağız."


Demirtaş'tan AİHM kararı sonrası açıklama: 

Üzülün, öfkelenin ama çalışın, çabalayın, mücadele de edin ve umudunuzu asla yitirmeyin. Unutmayın, mutlaka kazanacağız!
 

"Hukuku ayaklar altına alıp ekonomiyi çökertenler keyiflerinden taviz vermezken, açlıktan kendini yakanlar adına üzgünüm"

demirtaş *

Dört yıldır tutuklu olan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin hakkında verdiği "derhal serbest bırakılması" kararının ardından yaptığı açıklamada, "Bizi içeri atanların siyasi kumpas kuracak kadar ağır suçlar işledikleri kesinleşti; ekonomiyi çökertenler keyiflerinden taviz vermezken, açlıktan kendini yakanlar adına üzgünüm" dedi. 

AİHM, Demirtaş'ın tutukluğunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin beş maddesini ihlal ettiğine ve Demirtaş'ın derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetti.

Kararın ardından açıklama yapan Demirtaş, "Bu karar, Türkiye'de hukuk ve adalet sisteminin bizzat hükûmet eliyle çökertildiğinin tescilidir. Dört yıldır hukuk dışı bir şekilde siyasi rehine olarak içeride tutulmama rağmen bu karar beni sevindirmemiş, mutlu etmemiştir. Aksine üzgünüm. Çünkü ortadan kaldırılan demokrasinin, yok edilen hukukun ve adaletin faturasını sadece ben ödemiyorum, 83 milyon yurttaşımız en ağır şeklde ödüyor" ifadesini kullandı.

Demirtaş'ın açıklaması şöyle:

15 ay önce Strasbourg'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire'de 17 farklı ülkenin yargıçları önünde yapılan açık duruşmada, AKP hükümeti benim yasal temsilcilerim tüm iddia, delil ve savunmalarını ortaya koydular. AKP hükümetini Almanya'dan bir hukukçu temsil ederken, beni tümüyle Türkiyeli bir heyet savundu. 

Bu duruşmanın kararı nihayet bugün açıklandı. Kararın teknik, hukuki detaylarını avukatlarım daha sonra tek tek izah edeceklerdir. Ancak kesin olan şudur ki; altı yıldır benim ve arkadaşlarım hakkında yürütülen sözde yargı faaliyetlerinin tamamının siyasi amaçlı olduğu, hukuki olmadığı, bizim suçsuz olduğumuz, bizi içeri atanların ise ize karşı siyasi kumpas kuracak kadar ağır suçlar işledikleri kesinleşmiş oldu. 

Bu karar, Türkiye'de hukuk ve adalet sisteminin bizzat hükûmet eliyle çökertildiğinin tescilidir. Dört yıldır hukuk dışı bir şekilde siyasi rehine olarak içeride tutulmama rağmen bu karar beni sevindirmemiş, mutlu etmemiştir. Aksine üzgünüm. Bu karardan dolayı gerçekten üzgünüm. Çünkü ortadan kaldırılan demokrasinin, yok edilen hukukun ve adaletin faturasını sadece ben ödemiyorum, 83 milyon yurttaşımız en ağır şeklde ödüyor. (Zevk, sefa, şatafatla yaşamaya devam eden bir milyon kişiyi bilerek saymıyorum.)

İşsizlik, açlık, yoksulluk nedeniyle canlarına kıyan insanlar adına üzgünüm. Çöpten veya pazar artıklarından beslenmek zorunda kalan yüz binlerce kardeşim adına üzgünüm. Üzgünüm çünkü milyonlarca çiftçi, esnaf, sanayici iflas etmiş durumda. On milyonlarca işsiz adına, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verenler adına üzgünüm. Demokrasi ve barışın yokluğundan nefessiz kalanlar adına, ülkesini terk etmek zorunda bırakılanlar adına çok üzgünüm.

Seçimi kazanıp koltuklarını korumak için bizleri cezaevinde tutarak hukuku ayaklar altına alıp ekonomiyi çökertenler keyiflerinden taviz vermezken, açlıktan kendini yakanlar adına üzgünüm. Keşke bedeli sadece ben ve arkadaşlarım ödeyebilseydik. Keşke bu ağır faturayı, tüm toplumun geleceğini karartacak şekilde herkese ödetmeselerdi. Kendimden çok halkım için, sizler için üzgünüm.

Ancak üzgün olduğum kadar da umutluyum. Çünkü ben halka güveniyorum. Demokrasi için el ele veren ve her geçen gün sayısı katlanan on milyonların gücüne güveniyorum. “Madem bu ülke hepimizin, madem bu Cumhuriyet hepimizin, o halde Türk, Kürt demeden, Alevi, Sünni demeden, el ele, bu toprakları cennet yapacağız” diyenlere inanıyorum. İktidar ve ortaklarının akılalmaz korkunçluktaki nefret dillerine kulaklarını tıkayıp, onlara gözlerini kapayıp barışın, sevginin ve kardeşliğin dilini konuşanların o güzel yüreklerine güveniyorum. Umutluyum. Çünkü ben, halkı aptal yerine koyanlara büyük bir ders verileceğini, hepsinin tarihin tozlu raflarına kaldırılacağını biliyorum.

Az kaldı. Üzülün, öfkelenin ama çalışın, çabalayın, mücadele de edin ve umudunuzu asla yitirmeyin. Unutmayın, mutlaka kazanacağız!

Son olarak, bu hukuki ve siyasi mücadeleye büyük katkı sunan HDP Genel Merkezine, Eş Genel Başkanlarımız Pervin Buldan ile Mithat Sancar’a ve milletvekillerimize, il ve ilçe örgütlerimize, dayanışma gösteren herkese çok teşekkür ediyorum. AİHM hazırlık ve savunma aşamalarında sadece bilgi, birikim ve deneyimlerini değil, yüreklerini de ortaya koyarak beni temsil etme zarafetini gösteren Prof. Dr. Başak Çalı, Av. Benan Molu, Av. Ramazan Demir, Av. Mahsuni Karaman, Av. Dr. Kerem Altıparmak, Av. Aygül Demirtaş Gökalp ve Av. Deniz Gedik’e şükranlarımı sunuyorum.

Ayrıca yerel mahkemelerde halen büyük bir fedakarlık ve emekle savunmanlığımı sürdüren tüm avukat arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hepsi sağ olsunlar, var olsunlar. Sizlere de en içten selamlarımı, sevgilerimi gönderiyor, saygılarımı sunuyorum."

 

 

Bu haber toplam 965 defa okunmuştur