1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. "30 yıldır aynı anlayışla inşa ediyoruz"
"30 yıldır aynı anlayışla inşa ediyoruz"

"30 yıldır aynı anlayışla inşa ediyoruz"

Halken İnşaat Direktörü Erhun Şahali, şirketin 30 yıllık gelişim sürecini ve çevreyi ile insanı merkeze alan inşaat anlayışını anlatarak, sektörde yaşanan dönüşümü ve faaliyetlerini değerlendirdi.

A+A-

Berivan BABAHAN

İnşaat sektörünün köklü firmalarından Halken İnşaat, otuz yıla yaklaşan tecrübesiyle Mağusa ve İskele başta olmak üzere birçok bölgede hayata geçirdiği projelerle faaliyetlerini sürdürüyor. Halken İnşaat Şirket Direktörü Erhun Şahali, şirketin 1996 yılında başlayan kuruluş sürecini, yıllar içerisinde geçirdiği dönüşümü, faaliyet alanlarını ve sektörde benimsedikleri çalışma anlayışını YENİDÜZEN’e anlattı. Şahali; çevreye duyarlı ve insan odaklı yapılaşma anlayışını, müşteri memnuniyeti ve kaliteye verdikleri önemi aktarırken, pandemi sonrasında değişen konut tercihleriyle birlikte sektörde yaşanan dönüşümü de değerlendirdi.

Şahali ayrıca, son yıllarda inşaat sektörünü etkileyen ekonomik gelişmeler, artan maliyetler, daralan iç ve dış talep, imar politikaları, hukuki süreçler ve sektörün karşı karşıya olduğu sorunları da aktardı. Şahali, hükümet politikalarının sektöre yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, ülke ekonomisinin mevcut durumuna dikkat çekerek, inşaat sektörünün sürdürülebilir şekilde gelişebilmesi için atılması gereken adımlara yönelik görüş ve çözüm önerilerini de paylaştı.

whatsapp-image-2026-07-24-at-11-43-35-1.jpeg

“Eski akademisyen, 12 yıllık şirket direktörüyüm”

Halken İnşaat Direktörü Erhun Şahali, Gazimağusa Türk Maarif Koleji'nin ardından İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'nden mezun olduğunu, İngiltere'de yüksek lisans ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde doktora yaptığını söyledi.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümü'nde uzun yıllar öğretim üyeliği yaptığını belirten Şahali, son 12 yıldır Halken İnşaat'ta yönetici olarak görev yaptığını ifade etti. Şahali ayrıca 2018 yılından bu yana Gazimağusa Belediyesi Meclis Üyesi olarak görev yaptığını da kaydetti.

 

“Bu yıl 30. yılımızı kutluyoruz”

Erhun Şahali, Halken İnşaat Şirketi’nin, 1996 yılında yirmi sekiz kişiden oluşan Mağusalı bir grup girişimci tarafından kurulduğunu ifade etti. Şahali, şirket kurucularının, yakın arkadaşlık ilişkileri olan, kimilerinin akrabalık ilişkileri, kimilerinin ise siyasi bağları olan insanların bir araya gelmesiyle yapı kooperatifi mantığıyla kurulduğunu söyledi. Şirketin ilk faaliyet noktasının Mağusa Karakol Bölgesi’nde yaptıkları apartman projeleri olduğunu belirten Şahali, Gazimağusa Belediyesi’ne bağlı olan Tuzla köyünün ise ilk site projelerini uyguladıkları yer olduğunu kaydetti. Şahali, Tuzla’da yaptıkları projenin bölgede de bir ilk olduğunu belirterek, o güne kadar Tuzla’da bir toplu konut projesinin yapılmadığını sözlerine ekledi ve “Bu projeyi ilk olarak 1996 yılında yapan Halken inşaat oldu” dedi. İlerleyen zamanlarda yeni yatırım alanlarının ortaya çıktığını söyleyen iş insanı, bölgeleri, “Mutluyaka, Yeni Boğaziçi, Ötüken, en uzak gittiğimiz nokta Yeni Erenköy, Karpaz Bölgesi ve Gönyeli’de projelerimiz oldu” diyerek sıraladı. Şahali, her ne kadar birçok bölgede projelerini hayat geçirmiş olsalar da esasen Mağusa ve İskele merkezli bir şirket olduklarını dile getirdi. Deneyimli iş insanı, Halken İnşaatın bu yıl itibariye 30. Yılı olduğunun da altını çizerken, “Bu yıl 30. Yılımızı kutluyoruz. İlerleyen zaman içerisinde hissedar sayımız azaldı, hayattan göçenlerimiz oldu, içimizden yeni bir şirket çıktı, ayrılanlar oldu ve bugün beş eşit hissedar ile yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

whatsapp-image-2026-07-25-at-15-22-01-1.jpeg

“Tamamen inşaat sektörüne yoğunlaşarak, uzmanlaştık”

Erhun Şahali, Halken İnşaatın faaliyet alanlarını sıralayarak, inşaat, müteahhitlik ve yap sat sektörleri olduğunu belirterek, tamamen inşaat sektörüne yoğunlaşarak, uzmanlaştıklarının altını çizdi. İş insanı, Halken İnşaat olarak yıllardır Müteahhitler Birliği’nin A Sınıfı üyesi olduklarını ve kendi projeleri dışında müteahhitlik hizmeti verdiklerini söyledi. Müteahhitlik hizmetlerine açıklık getiren Şahali, “Şahsın kendisi arsası vardır, Halken İnşaatın projelerini beğenmektedir ve kendi arsasına bu projelerin uygulanmasını isteyerek, bize geliyor. Arsa sahibi ayrıca bizim projelerimiz dışında, özel bir proje çalışmak istiyorsa, bunu da biz yapıyoruz. Müteahhitlik ve taahhüt hizmetleri dediğimiz de bizim projelerimiz dışında kişiye özel konut, iş yeri yapmaktır” dedi.

 

“Çevreye duyarlı, doğayı ve insanı merkeze alan bir inşaat sektörü olabileceğinin iyi bir örneğiyiz”

İnşaat sektöründe kalite ve müşteri memnuniyetinin önemine değinen Erhun Şahali, herkesin aynı noktaya işaret ettiğini fakat kendilerinin gerçekten inandıkları değerler doğrultusunda hareket ettiklerinin altını çizdi. Şirket olarak, önem verdikleri değerler sözlerine açıklık getiren deneyimli iş insanı, “Her zaman vurguladığımız gibi bilgi birikimi, güven ve tecrübe bizim için son derece önemlidir. Biz hakikaten çevreye duyarlı, doğayı ve insanı merkeze alan bir inşaat sektörü olabileceğinin iyi bir örneğiyiz” dedi. Şahali, geride bıraktıkları otuz yılda yaşanabilecek geniş, ferah mekânlar inşa ettiklerini, özellikle bahçeli evlere önem verdiklerini söyledi. Şehir içi çok katlı yapılarda dahi çevre düzeni ve trafik güvenliğini gözeterek hareket ettiklerini vurgulayan Şahali, insanı merkeze alarak ve doğaya saygılı davranarak projelerini hayata geçirdiklerinin altını çizdi. Şahali ayrıca, “İnşaat sektörü üzülerek söylüyorum ki ‘lanetlenen’ bir sektör haline getirildi. Fakat iyi örnekleri de olduğunu görüyorum ve bizim de bu iyi örneklerden biri olduğumuza inanıyorum” sözlerine yer verdi.

whatsapp-image-2026-07-24-at-11-43-35-2.jpeg

“Pandemi sonrasında Halken aranan bir adres oldu”

İnşaat sektörünü bisiklet sürmeye benzettiğini söyleyen Şahali, “Nasıl ki bisikletin pedallarını çevirmezseniz düşersiniz, inşaat sektörü de aslında hiç durağanlık olmayan bir sektördür. Çünkü bir proje sürekli bir başka projeyi takip eder” dedi. İş insanı, özellikle pandemi döneminin ardından, yeni bir durumun ortaya çıktığını ve bölge insanının Halken İnşaatı yerli halka ev satan bir firma olarak tanıdıklarını fakat pandemiden sonra birçok parametrenin değiştiğini ifade etti. Ülkeye yabancıların ilgisinin arttığını söyleyen Şahali, “Bu yabancı ilgiden bizim firmamız da payını almaya başladı ve bu bizi yeni yatırım sahalarına yönlendirdi” dedi. Şahali, Tuzla ve Mutluyaka bölgelerine emirname ve imar düzenlemelerinde kısıtlamalar getirilmesiyle farklı alanlara yöneldiklerini kaydetti. Şu an Yeni Boğaziçi ve Ötüken’de sürmekte olan projelerinin olduğunu söyleyen iş insanı, Tuzla’ya yeniden dönüş yaptıklarını ve Tuzla’nın terk edemeyecekleri en geleneksel yatırım alanı olarak gördüklerini belirtti. Devam eden çok katlı projelerinin olduğunu söyleyen Şahali, “Pandemi sonrası en fazla gözlemlediğim, insanlar çok katlı binalardan yere inebilecekleri bir arayışa girdiler. Burada da Halken ismi öne çıkıyor. Halken İnşaat her ne kadar çok katlı projeye imza atsa da daha çok bahçeli ev yapan firma olarak bilinir. Dolayısıyla pandemi sonrasında Halken aranan bir adres oldu” dedi.

 

“Hükümet, ülkede ağırlaşan ekonomik koşulları daha da kötü hale getirdi”

Ülkemizde özellikle pandemi sonrası 2022-2023 yıllarında ciddi bir toparlanma yaşandığını söyleyen Şahali, 2024 ve sonrasında yerel pazarda çok ciddi daralmalar olmasının yanı sıra dış talepte ciddi oranda düşüşler olduğunu dile getirdi. İş insanı inşaat sektöründe yaşanan talep düşüşünün nedenini, “Özellikle Rum kesiminin başlattığı, yargıyı, hukuku bir nevi siyasal bir silah gibi kullanmaya başlama çabaları, tutuklamalar, kovuşturmalar sektörde bir tedirginlik yarattı. Bu tedirginlik yaşanırken, ülkeyi yöneten hükümet bırakın buna tedbir getirmeyi, bu gelişmeler karşısında tamamen kayıtsız kaldılar. Önlem almak yerine aksine yaptıkları bir takım mevzuat değişiklikleri ile gelen olumsuz koşullara adeta tuz biber ektiler. Yabancı talebi daha da kaçırdılar, ülkede ağırlaşan ekonomik koşulları daha da kötü bir hale getirdiler ve hem iç hem dış talep düştü. Şu anda sektörde çok ciddi bir gerileme hatta duraklama vardır ama unutulmaması gereken inşaat sektörü insanın barınma ihtiyacı olduğu sürece dünyanın her yerinde vardır ve olacaktır” sözleriyle anlattı. İnşaat sektörünün ekonomiyi beslediğini de sözlerine ekleyen Şahali, inşaat sektörüne dayalı bir kalkınma modeli önerisinden söz etmediğini vurgulayarak, “Bu ülke öncelikle bir turizm ülkesidir, yüksek öğrenim ülkesidir, inşaat bunun bir tamamlayıcısıdır. Fakat inşaat sektörünü öldürecek yasal değişiklikler, dış talebi tamamen yok etmeye neden olacak abartılmış tedirginliklere yol açan siyasiler gördük. Türkiye medyasını tamamen gaza getirecek yazılar yazıldı ve böylelikle ortalık karıştı. Bunlara kapılmamak ve sağ duyu ile hareket edip süreci iyi yönetmek gerekir. İnşaat sektörünü baltalamak, aslında resmin bütününü görmemek de demektir” dedi. 

whatsapp-image-2026-07-25-at-15-22-02.jpeg

“Tatar’ın sözleri kulaklarımda, ‘ne emirname ne imar planı yapın da korkmayın’ olabilir mi böyle bir şey?”

UBP-DP-YDP Hükümetinin, son dönemlerde izlediği politikanın olumsuz bir politika olduğunu vurgulayan Şahali, inşaat sektörüne negatif yansımalara neden olduğunu söyledi. İş insanı, hükümetin süreçleri yönetemediğini ifade ederek, bunun pek çok örneği olmakla birlikte ülkedeki fiyat analizinin de bunu gösterdiğini kaydetti. Şahali, hükümetin denetim sürecini ele alması gerektiğini söyleyerek, “Elbette hükümet fiyatları belirlesin değil tabi, fakat Güney Kıbrıs’ın yaptığı gibi temel ihtiyaç maddelerinde bir üst sınır getirilebilir ve fahiş oranda fiyatlandırma önlenebilir. Rekabet korunarak, belli bir marj içerisinde hareket etme durumu ortaya çıkarılmış olur” ifadelerini kullandı. Ersin Tatar’ın geçmiş dönemde yaptığı bir açıklamayı hatırlatan iş insanı, “Önceki Cumhurbaşkanının söylediği söz hepimizin kulaklarında, ‘ne emirname ne imar planı yapın da korkmayın’ olabilir mi böyle bir şey, nerede yaşıyoruz? Orman kanunlarının olduğu bir ülkede mi yaşıyoruz? Bunlar olacak işler değil, sorumsuzca yapılan açıklamalardır. Ya süreçlere kayıtsız kalıp yönetmiyorlar ya da kötü yönetiyorlar. Kötü yönettiklerinin örneği de yaptıkları mevzuat değişiklikleridir” sözlerine yer verdi. Deneyimli iş insanı hükümetin sektörle ilgili izlediği tutumu da eleştirerek, “Güney sektör üzerinde ağır bir baskı kurarken, Kıbrıslı Türklerin önemli bir sektörü olan inşaat sektörünü geriletirken, buna mevzuat düzenlemeleriyle tuz biber oldular. Süreci paydaşlardan doğru dinlemediğiniz zaman ve dolduruşa gelerek bir takım milliyetçi hamaset söylemlerle adımlar atıldığı zaman bunun sonuçları çok ağır olur ve bütün toplum bu ağır bedeli öder” ifadelerini kullandı.

 

“Toplumun büyük bir kısmı ciddi şekilde geçim derdindedir”

Ülke ekonomisinin geldiği noktaya dikkat çeken Şahali, “Toplumun büyük bir kısmı ciddi şekilde geçim derdindedir” dedi ve ekledi; “Biz geçmişle kıyasladığımız zaman, uzun yıllar orta sınıf diyebileceğimiz, öğretmen ve memur gibi iki maaş giren evlere rahatlıkla bahçeli ev satabiliyorduk. İnsanlar bir maaş taksite verip diğer maaş ile geçinebildiklerini söylüyorlardı. Bugün bu mümkün değil. Dünyada ve ülkemizde döviz bazında çok ciddi artışlar oldu. Taşımacılık, gümrük fiyatları arttı ve dolayısıyla maliyetler yükseldi. Bunlarla birlikte gayrimenkul fiyatlarında ciddi bir artış meydana geldi. Yıllarca aynı fiyata sattığımız evler bugün 250-300 bin sterline satılıyor ve doğal olarak insanlar bu fiyatı karşılamakta ciddi şekilde zorlanıyor.” İş insanı, ayrıca birçok insanın apartman dairesinden bahçeli eve geçme hayali kurduğunu, fakat şu anda bir apartman dairesi dahi alamayacak durumda olduklarını vurguladı. Ülke ekonomisinin geldiği noktanın çok üzücü ve gelecek adına kaygı verici olduğunu da sözlerine ekleyen Şahali, insanların en temel barınma ihtiyacını çözemedikleri durumda ülkeye karşı bağlılıklarını da yitirebileceklerini ifade etti.

whatsapp-image-2026-07-24-at-11-43-34-3.jpeg

“Popülist söylem, bizi şu anda içinde bulunduğumuz çıkmaza ve olumsuz koşullara getirmiş vaziyettedir”

İş İnsanı Şahali, inşaat sektöründe var olan sıkıntıların giderilebilmesi adına çözüm önerilerinin olduğunu belirterek, “Öncelikle ülkenin bir an önce normalleşmeye ihtiyacı vardır. Kıbrıs sorunu ile yeniden hareketli günlerin eşiğindeyiz gibi görünüyor. Ülkede mülkiyet rejiminin normalleşerek uluslararası hukuka girmesi, tapularımızın sorgulanabilir olmaktan çıkması gerekir. Sonuç olarak bu ülkede yaşayacak olan bu sektörü gerekli ve önemli görüp süreçleri doğru şekilde, ekonomik akılla yönetecek birtakım kararla, sektörü daha iyi bir noktaya taşıyabilir diye düşünüyorum. Bunun örneklerini geçmişte gördük fakat son dönemlerde popülist söylem, süreçlere kayıtsız kalıp doğru zamanda doğru kararlar alamamak bizi şu anda içinde bulunduğumuz çıkmaza ve olumsuz koşullara getirmiş vaziyettedir” ifadelerini kullandı.

Bu haber toplam 395 defa okunmuştur