1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. 10 ayda 883 şiddet başvurusu
10 ayda 883  şiddet başvurusu

10 ayda 883 şiddet başvurusu

Kadına şiddetin ‘tehdit’ boyutu,  2019’un şu günlerine dek mahkemeye 12 dava olarak yansıdı. Faillerin genelde eski eş, eş veya aile bireyi olması dikkat çekti.

A+A-

Dila ŞİMŞEK

25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Mücadele Günü’ne yansıyan şiddete ilişkin resmi verileri, geçtiğimiz yılların da üzerinde oldu.

2017’den 2018 Ekim’e kadar 608 kadının şiddet mağduru olduğu resmi kayıtlara geçmiş, bu kadınların 486’sı şiddet gördüğü gerekçesiyle polise başvurmuştu… 32’si de Alo 183 Sosyal Hizmetler Hattı’na ‘şiddet ihbarı’ yapmıştı.

Polis Genel Müdürlüğü basına yansıyan son verilerine göre, 2019’un Ekim ayına kadar Kadına Karşı Şiddetle Müdahale Şubesi’ne 883 başvuru oldu, 780 şikayet yapıldı.

Birime yapılan şiddet şikayetleri en çok darp olarak, 275 vaka ile kayıtlara geçti. Darbı ise 115 ile tehdit şiddetinin takip ettiği belirtildi.

2019’un Ocak ayından bu yana, Ceza Mahkemeleri’nde basına yansıyan 12 tehdit şiddeti vakası görüldü.

Kadına ‘tehdit’ şiddeti, 2019’da mahkemeye 12 dava olarak yansıdı. Faillerin genelde eski eş, eş veya aile bireyi olması dikkat çekti.

YENİDÜZEN’e konuşan Avukat Çise Atlas, kadına şiddetin artmadığını, şiddetin hep var olduğunu söyleyerek, “Kadınları koruyan birimlerin ve desteğin artması ile bu gibi vakalar daha görünür hale geldi” şeklinde konuştu.

Diğer yandan Avukat Ayşe Öztabay ise, “Kadına şiddet ve cezai yaptırım sonrası kadının yapması gerekenler bir devlet politikası haline getirilmelidir” dedi.

Uzman Klinik Psikolog Zühre Akmanlar, şiddetin öğrenilen bir davranış olduğunu belirterek, sadece fiziksel olarak değil, sözel, psikolojik, ekonomik, duygusal ve cinsel olabileceğine dikkat çekti.

Sosyolog Salih Örses ise, şiddetin kültürel yapıda baskın bir şekilde olduğunu ancak destek birimleri ve ataerkil yapının yıkılmaya çalışılması ile konuşulur ve görünür hale geldiğini ifade etti.

LTB Şiddete Karşı Yan Yana Proje Koordinatörü Dr. Ömür Yılmaz, şiddetin aile içinde ve partnerler arasında ‘normalleştirildiğini’ kaydetti.

11 Kasım: Eski eşini öldürmekle tehdit etti:
“Eğer polise gidersen seni keserim”

11 Kasım: Eşini darp edip tehdit etti
“Adanın görmediği cinayeti işler seni parça parça keser öldürürüm”

9 Kasım: Annesini yaralayıp öldürmeye çalıştı
Alkol alıp annesi ile tartıştı, öldürmekle tehdit etti

26 Ekim: Eski eşini darp edip tehdit etti
“Evden gitmezse öldüreceğim”

15 Eylül: Eski eşini çocuklarının yanında darp edip, öldürmekle tehdit eden failin dosyası da kabarık
“Eğer polise gidersen seni keserim”

7 Eylül: Eşini ‘para için’ tehdit edip darp etti, eşinin kız kardeşini de zarara uğrattı
“Bana para ve arabanın koçanını vermezsen seni öldürürüm”

1 Eylül: Boşanma aşamasındaki eşini tehdit etti
“Senin Azrail’in olurum”

24 Ağustos: Eşini ‘çakı ile’ öldürmekle tehdit etti
“Kanunsuz bıçak taşıyan zanlı, eşini tehdit etti”

21 Ağustos: Eski eşini mesajla tehdit etti, mahkeme emrine uymadı
“Ciddi darp zanlısı, mahkeme kararına uymayıp eski eşini telefoniyen tehdit etti”

16 Mart: Kız kardeşini ‘para için’ tehdit etti
“Eğer parayı vermezsen ölümün benim elimden olacak”

11 Mart: Eşini öldürmekle tehdit eden zanlıda ruhsatlı tabanca, av tüfeği, 50 canlı mermi bulundu
“75 bin TL kefaletle serbest bırakıldı”

23 Ocak: Darp, mülke tecavüz, kesici alet taşıma, tehdit…
"Bağırma sesini çıkarma, öldürürüm”

 

2019 Ekim’e kadar 883 başvuru…

Polis Genel Müdürlüğü Kadına Karşı Şiddetle Müdahale Şubesi’nin basına yansıyan son verilerine göre, 2019’un Ekim ayına kadar birime 883 başvuru oldu. Şubeye 2019’da 780 şikayet yapıldı.

Birime yapılan şiddet şikayetleri en çok darp olarak, 275 vaka ile kayıtlara geçti. Darbı ise 115 ile tehdit şiddetinin takip ettiği belirtildi.

2019’un Ocak ayından bu yana, Ceza Mahkemeleri’nde basına yansıyan 12 tehdit şiddeti vakası görüldü.

Bu vakalarda erkek faillerin, darp, ölümle tehdit, ağır yaralama, dijital tehdit, zorla para isteme gibi birçok nedenlerden dolayı mağduriyet yarattığı gözlemlendi.

12 davada, en çok eski eş ve eşlerin kadına şiddet uyguladığı gözden kaçmadı. Faillerin kalanının ise erkek aile bireylerinden oluştuğu fark edildi.

 

Av. Çise Atlas:

“Şiddet hep vardı, kadınlara destek olunmasıyla görünürlüğü arttı”

Son iki senedir Kadın Sığınma Evi’nin avukatlığını yapan Çise Atlas, kadına darp, tehdit şiddetleri ile ilgili hukuki anlamdaki eksikliğin ‘İstanbul Sözleşmesinin’ uygulanmasındaki aksaklıkların olduğunu kaydetti. Atlas, şikayet ardından derhal koruma emri verilmesinin, henüz uygulanamadığını belirtti.

Atlas şu şekilde konuştu: “Tehdit suçunda fail, soruşturma bitmiş ve deliller toplanmışsa teminata bağlanır ve dosya savcılığa aktarılır. Bu gibi davalarda, kadının ciddi anlamda güvenlik tehdidi altında olup olmadığına bakılır. Mahkeme, fail benzer suçlardan sabıkalıysa genelde tutukluluk kararı alır. Ancak bu olayların, mahkemeye yansımayan boyutu da vardır. Kadınlar avukatlara ulaşarak koruma emri kararı alınmasını sağlayabilir. Çoğu zaman, ‘polise gidersem daha kötü olur, birkaç ay sonra hapisten çıkınca daha çok üzerime gelir’ diye korkulduğu için 7/24 koruma talep edilebiliyor. İstanbul Sözleşmesine göre, kadına karşı her türlü şiddetin önlenmesini yasalarca kabul ederiz. Ancak sözleşmedeki, derhal koruma emrine girilmesi, bizim eksik kaldığımız bir uygulamadır. Kadın polise gittiği an koruma emri başlatılmalı. Bu anlamda, hukuken standartların gerisindeyiz. Şiddet sosyal bir meseledir ve birçok farklı uzmanı ilgilendiren, çok boyutlu bir durumdur. Kadına şiddet birimimizin kurulması, şikayet geri alınsa da failin yargılanmasını sağladığı için oldukça olumlu bir gelişme yaşattı. Çünkü bildiğiniz gibi, çoğu kadın baskı altında şikayetini geri çekmek zorunda bırakılıyordu. Toplum bu rakamları ‘şiddet arttı’ diye algılamamalı, şiddet hep vardı, görünürlüğü arttı.”

 

Psk. Zühre Akmanlar:

“Şiddet sadece fiziksel değildir”

Uzman Klinik Psikolog Zühre Akmanlar, şiddetin öğrenilen bir davranış olduğunu ve sadece fiziksel olmadığını anlattı. Akmanlar şöyle konuştu: “Şiddet insanlık tarihi ile birlikte ortaya çıkmış ve yaşamın her alanında var. Evde, işte, okulda, sokakta... Şiddet neden var diye, psikolojik boyutu ile baktığımızda şiddet insanda 2 temel duygudan birini kapsar. Biri cinsellik bir diğeri de saldırganlıktır. Şiddet saldırganlık duygusunda yer almaktadır. Kişi kendisini tehlikelerden korumak için bu duyguya sahiptir. Kişi kendini sözlü olarak ifade edemiyorsa o zaman ortaya şiddet çıkar. Kadın kendini, duygu ve düşüncelerini sözel olarak ifade etmeye daha yatkındır. Bir sorun yaşadığı zaman duygularını kolayca ifade edebilir. Buna karşılık olarak erkekler bu konuda yani duygu ve düşüncelerini dile getirmede kadınlardan daha başarısızdır diyebiliriz. Erkeklerde saldırganlık, bir eğilimdir. Fakat bunun böyle olması bu şiddeti eve veya eşine yönlendirmesi doğru değildir. Şiddet öğrenilmiş bir davranıştır. Ailesinde çocuk yaşta şiddete maruz kalan bir çocuk şiddeti bir yöntem olarak algılayıp benimseyebilir. Kişi sürekli yenilenme ve değişim bilincinde olmalı ki çocukken öğrendiği sorun çözme yöntemlerini değiştirebilsin. Şiddet sadece fiziksel değildir. Psikolojik, ekonomik, duygusal, sözel, cinsel... Topluma baktığımızda ise şiddetin en önemli sebepleri arasında sosyolojik ve psikolojik olduğunu görebiliyoruz. Kültüründe şiddeti bir disiplin aracı olarak kullanması bireyleri küçük yaşta şiddete meyilli bir psikolojiye sokabiliyor. Sosyal açıdan da baktığımızda toplum baskısı, ötekileştirme, eğitimsizlik, göç, stres gibi konularda insanları şiddete itebilmektedir. Kadına yönelik şiddet bir toplumsal yapı problemidir o yüzden toplumsal kurumlar iş birliği içinde çalışmalıdır. Kadın ve erkek eşitliği sağlanmalıdır ki kadına karşı şiddeti de önleyebilelim, kadını ekonomik, eğitim ve sosyal hayatta güçlendirmeli. Toplumsal cinsiyet rolleri öğretilirken kadını özel bir alana dahil edecek geleneksel rollere yönelik söylemlerden kaçınılmalı. Cinsiyet ayrımcılığını engellemeye yönelik gerekli yasaların düzenlenmesi sayabileceğim önleyici unsurlar arasında yer alabilir.”

 

Av. Ayşe Öztabay:

“Ucunda ölüm olan hiçbir konu es geçilemez”

Avukat Ayşe Öztabay, kadına şiddetin fiziki, sözel, psikolojik olarak birçok farklı şekilde, günlük hayatta görülebileceğini anlattı. Öztabay, şiddeti önlemenin bir devlet politikası olması gerektiğine değinerek, kadınların şiddet sonrası ulaşması gereken ilk ilgili birimlerdeki düşünce yapısının iyileştirilmesinin şart olduğunu belirtti.

Öztabay şöyle söyledi: “Kadına şiddette, özellikle aile içinde yaşanan vakalarda mahkemeye yansımayan birçok olay var. Şiddeti önlemek adına, KAYAD’ın çok ciddi çalışmalarının yanı sıra, Çalışma Bakanlığı ile ortak yürütülen ücretsiz avukatlık da söz konusu. Ancak kadına şiddet, geniş çapta değerlendirilmelidir. Nüfusumuzu, sosyo-ekonomik yapının nasıl olduğunu bilmiyoruz. “Ülkede kadına şiddet mi var?” diye saçma ve mantıksız söylemlere karşı, araştırmalarda görüyoruz ki her üç kadından biri fiziksel şiddete maruz kalıyor. Kadına şiddette, koruma tedbirleri ile ilgili yargıçların hassasiyeti var ve fiziksel veya psikolojik şiddet durumunda uzaklaştırma emri veriliyor. Ancak fail uzaklaştırılsa da kadını topluma kazandırmak ve rehabilite etmek çok önemli. Bu nedenle kadına şiddet ve cezai yaptırım sonrası kadının yapması gerekenler bir devlet politikası haline getirilmelidir. Bunun yanı sıra, şiddet durumunda kadının başvuracağı ilk birimlerdeki görevlilerin, ataerkil düşünce yapısından uzaklaşmış olması çok önemli. “Aile içinde olur böyle şeyler” diye yaklaşan bir görevli, fark etmeden kadının hayatını tehlikeye atıyor. Bu ancak cinsiyet eşitliği eğitimi ile önlenebilir. Bu bilinci toplumun her alanına yaymak, şiddet sonrası ulaşılması gereken birimleri detaylarına kadar defalarca anlatmak gerekiyor. Ucunda ölüm olan hiçbir konu es geçilemez ve seferberlik gerekir.”

 

Sosyolog Salih Örses:

“Şiddet artmadı, gün yüzüne çıktı”

Sosyolog Salih Örses, şiddetin uzun zamandır kültürümüzde olduğunu ancak modernleşme ve ataerkil yapının gitgide kırılmasıyla gün yüzüne çıktığını söyledi. Örses şu şekilde konuştu: “Şiddetin var oluşu, kültürümüzde uzun zamandır üstü örtülen ve baskı altında tutulan bir olaydı. Ancak modernleşme ve sorunların görünür hale gelmesi ile gün yüzüne çıkmaya başladı. Ataerkil yapı önceden çok hakimdi ve savaşın verdiği bir şiddet algısıyla, şiddet kabul edilebilir bir yapıdaydı. Bu gerek ırklar arasında, gerek ise cinsiyetler arasında yaşanıyordu. Şiddetin toplumdan bir anda silinmesi mümkün değil. Tarihsel olarak baktığımızda, yıllar geçtikçe modernleşme ile kadına şiddet de görünür ve konuşulur hale geldi. Yani aslında kadına şiddet artmadı, sadece özgürce konuşulur ve görünür oldu. Şiddetin ise boyutları var, fiziksel, sözel, psikolojik, sosyal, ekonomik… Bu durumda devlet politikasının ne kadar etkin olduğuna bakmalıyız. Sığınma evi, Toplumsal Cinsiyet Dairesi, Polis birimlerinin koordineli çalışması gerekiyor. Şiddet var olacak ancak eğitim ve sosyal politikayla şiddete uğrayan kişiyi topluma kazandırmak için ekiplerimiz olmalı. Üniversitelerde, hukuk ve psikoloji gibi uzmanlık gerektiren bölümlerde sosyal konuların da eğitildiği yapıya gidilmeli. Eğitim Bakanlığı, gerekli politikayı sağlayarak çocuklara temel eğitim vermeli.”

Dr. Ömür Yılmaz:

“Şiddet varsa, sevgi yoktur”

LTB Şiddete Karşı Yan Yana Proje Koordinatörü Dr. Ömür Yılmaz, şiddetin aile içinde ve partnerler arasında ‘normalleştirildiğini’ kaydetti. Yılmaz, şiddete maruz kalan kişilerin yargılanmaması, desteklenerek dayanışma yapılması gerektiğini ifade etti.

İkili ilişkilerde, özellikle de aile içinde ve eşler/partnerler arasında, şiddetin normalleştirildiği ve çoğu zaman “aşk” veya “sevgi” kisvesi altında meşrulaştırıldığı bir toplumda yaşıyoruz. Kıskanmak, sevgi göstergesidir örneğin. Ne giydiğini, ne zaman nereye gideceğini kontrol etmek ise koruma göstergesi… Şiddeti sadece fiziksel şiddet olarak algıladığımız için, maruz kaldığımız (veya uyguladığımız) farklı şiddet türlerinin kolay kolay farkına varamayız ve bunların tümü birleşip zaman içinde bir başka bireyin üzerimizde kurduğu bir güç ve kontrol mekanizmasına dönüşür. Kendimize güvenimizi ve saygımızı alır götürür duygusal ve psikolojik şiddet. Güvendiklerimizden, sevdiklerimizden, destek alabileceklerimizden uzaklaşırız (veya zorla, tehditle uzaklaştırılırız). Hem duygusal hem ekonomik olarak o ilişkiye bağımlı hale geliriz, çaresizleşiriz. Dur demek, ayrılmak, kurtulmak her geçen gün daha da zorlaşır. Kısır bir şiddet döngüsü içine hapsoluruz. Tanımlanması daha kolay olan büyük şiddet patlamalarını özürlerle, bir daha olmayacaklarla, ben sensiz yapamamlarla, hediyelerle, bizi iyi hissettiren anlarla dolu balayı dönemleri izler. Bir süre sonra gerilim yeniden başlar, büyür ve bir başka patlamayla sonuçlanır. Ardından gene özürler, gene bir daha olmayacaklar ve balayı… “Hadi belki bu defa sondur” umudu da bizi bu şiddet sarmalında tutar.

Şiddetin sebepleri de çözümleri de bireysel değildir, toplumsaldır, politiktir. Temelde yatan ve tahakküm kurmayı meşrulaştıran ataerkil zihniyet eğitim sistemi, kapitalist düzen ve sosyal politikalardan beslenir. Erkeğin kadınlar ve farklı cinsel kimlikler üzerinde, yetişkinin çocuklar üzerinde, sermayenin emek üzerinde, bir etnik/dini/milli grubun diğerleri üzerinde ve insanın doğa üzerinde tahakküm kurma çabasını ve şiddeti üretir ve normalleştirir. Bu yüzden de ataerkil zihniyeti anlamadan, bununla mücadele etme yöntemlerini geliştirmeden ne bireysel ne de toplumsal ve evrensel adaletsizlik, eşitsizlik, savaşlar ve iklim krizi gibi sorunları çözmek mümkündür. “Sever da döver da” veya “seven insan kıskanır” yerine “şiddet varsa, sevgi yoktur” diyerek, bunu öncelikle kendi hayatımızda benimseyip uygulayarak, çevremizde gördüğümüz şiddet ilişkilerine karşı duyarsız kalmayarak, yargısız destek olarak, dayanışarak başlamalıyız mücadeleye.”


 

2019’da erkeklerden ‘tehdit’ şiddeti: Mahkemede 12 dava

11 Kasım: Eski eşini öldürmekle tehdit etti
“Eğer polise gidersen seni keserim”

Geçitköy’de 2003 yılında av tüfeği ile Cevdet Dereci’yi öldüren, bunun dışında kundaklama suçu başta olmak üzere birçok suçtan sabıkası bulunan Sürmeli Akbulut, eski eşi E.T.’yi darp edip, öldürmekle tehdit ettiği gerekçesiyle yargılanarak iki hafta önce 18 ay hapse mahkum edilmişti. Yargıç, sanığın 2003 yılında adam öldürme suçundan hüküm giydiğini, 2009’da şartlı tahliye ile çıktığını, cezaevine olduğu süre içerisinde vahim zarar suçu işlediğini, 2018 yılında da kasti hasar suçu işlediğini belirterek, sanığın sabıkasının eşine karşı işlediği şiddet suçunun vahametini arttırdığını ifade etmişti. Sanık hakkındaki tüm hususlar değerlendirildiğinde, 18 ay hapse mahkum edildi. Sanık, 15 Eylül 2019 tarihinde Çamlıbel’de eski eşinin evinde aralarında çıkan tartışma esnasında yüzüne yumruk vurup, darp ettikten sonra “Eğer polise gidersen seni keserim” diyerek tehdit etmişti. Olayın ardından tutuklanan sanık, soruşturmanın ardından tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderilmişti.

11 Kasım: Eşini darp edip tehdit etti
“Adanın görmediği cinayeti işler seni parça parça keser öldürürüm”

Lefkoşa’da eşini darp edip tehdit eden zanlı M.Y. tutuklanmasının ardından teminata bağlanmak üzere geçtiğimiz hafta Pazartesi mahkeme huzuruna çıkarıldı. Polis, zanlının Lefkoşa’da evde eşi S.Y ile aralarında çıkan sözlü tartışma sonucu eşine hitaben “adanın görmediği cinayeti işler seni parça parça keser öldürürüm” demek suretiyle şiddet tehdidinde bulunduğunu kaydetmişti. Zanlının sağ eli ile çenesine ve sol koluna yumruk vurmak suretiyle darp ettikten sonra Samsung marka A50 model cep telefonu yere vurarak kırdığını mahkemeye aktarmıştı. Polis, ayrıca zanlının evin içindeki bebek banyosu ve teleskopa ayağı ile tekme vurup, kırılmalarına sebebiyet verip, hasara uğrattığını anlatmıştı. Zanlı aynı gün Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde temin edilen derdest emri gereği tutuklanmıştı. Polis, zanlının Akova’da annesine ait evde kalabileceğini beyan edip, mahkemenin uygun göreceği teminata bağlanmasını talep etmişti. Yargıç, zanlının ileride görüşülecek davasında hazır olmasını sağlamak maksadı ile yurtdışına çıkışının yasaklanması, haftada 1 gün en yakın polis karakoluna ispatı vücutta bulunması, KKTC vatandaşı muteber bir kefilin 100 bin TL değerinde kefalet senedi imzalaması, 3 bin TL, nakdi teminat yatırması koşulu ile tutuksuz yargılanmasına emir vermişti. Zanlı ayrıca Akova bölgesinden izinsiz de ayrılamayacak.

9 Kasım: Annesini yaralayıp öldürmeye çalıştı
“Alkol alıp annesi ile tartıştı, öldürmekle tehdit etti”

Lefkoşa’da 28 yaşındaki A.S. isimli erkek, 9 Kasım’da 22:30 sıralarında, 184 promil alkol tesiri altındayken annesi B.U. ile yaşadığı tartışma sonucu annesini bıçakla yaralamıştı. Polis Basın Subaylığı’nın açıklamasına göre, zanlı annesini boğaz ve sırt kısmından yaraladıktan sonra da öldürmekle tehdit etti. Olayda yaralanan B.U. Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yapılan tedavisinin ardından taburcu olmuştu. Zanlı ise tutuklanmıştı.

26 Ekim: Eski eşini darp edip tehdit etti
“Evden gitmezse öldüreceğini söyledi”

Lefkoşa’da meydana gelen kadına şiddet olayında zanlı M.A. tutuklanarak 28 Ekim’de mahkemeye çıkarılmıştı. Polis, 26 Ekim’de Lefkoşa’da zanlı M.A.’nın oturma odası içinde ayrıldığı eşi D.Y ile ‘kıskançlık yüzünden’ tartıştığı esnada, evden saat 23.00’e kadar gitmezse onu öldürmekle tehdit ettiğini mahkemeye aktarmıştı. Polis, zanlının D.Y.’yi ciddi şekilde darp ettiğini mahkemeye anlatmıştı. Zanlının KKTC vatandaşı olmasından dolayı teminata bağlanması talep edilmişti. Yargıç, zanlının ileride görüşülecek davasında hazır olmasını sağlamak maksadı ile yurtdışına çıkışının yasaklanması, haftada 1 gün en yapın polis karakoluna ispatı vücutta bulunması, KKTC vatandaşı muteber 1 kefilin 100 bin TL değerinde kefalet senedi imzalaması ve 5 bin TL nakdi teminat yatırması koşulu ile tutuksuz yargılanmasına emir vermişti.

15 Eylül: Eski eşini çocuklarının yanında darp edip, öldürmekle tehdit eden failin dosyası da kabarık
“Eğer polise gidersen seni keserim”

Eski eşini öldürmekle tehdit eden S.A., mahkemeye çıkarılmıştı. Çamlıbel Polis Karakolu’nda görevli polis memuru, 15 Eylül 2019 tarihinde Çamlıbel’de zanlının eski eşinin evinde aralarında çıkan tartışma esnasında ciddi şekilde darp ettikten sonra “eğer polise gidersen seni keserim” diyerek tehdit ettiğini söylemişti. Polis, şikâyet üzerine zanlının tutuklandığını ifade etmişti. Polis, müştekinin çocukları ile sosyal hizmetler uzmanları eşliğinde konuşulduğunu, annelerinin darp edildiğine dair ifade verdiklerini anlatmıştı. Müştekinin doktor kontrolünden geçirilerek, darp raporu aldıklarını kaydeden polis, zanlı hakkındaki soruşturmanın tamamlandığını, adam öldürme, kasti hasar, vahim zarar başta olmak üzere birçok sabıkası olduğunu belirterek, teminat talep etmişti. Mahkemede söz verilen zanlı ise eski eşine vurmadığını iddia etmişti. Yargıç, zanlının 1 ayı aşmamak üzere cezaevine gönderilmesine emir verdi.

7 Eylül: Eşini ‘para için’ tehdit edip darp etti, eşinin kız kardeşini de zarara uğrattı
“Bana para ve arabanın koçanını vermezsen seni öldürürüm”

Çatalköy’de tartıştığı eşini tehdit edip, darp eden, eşinin kız kardeşinin aracının camlarını kıran A.N., Girne’de mahkemeye çıkarılmıştı. Girne Adli Şube’de görevli polis memuru, zanlının 18.30 sıralarında Çatalköy’de evi içerisinde maddi konulardan dolayı tartıştığı eşi N.B.’yi darp ettiğini söylemişti. Polis, zanlının eşini darp ettiğini, “Bana para ve arabanın koçanını vermezsen seni öldürürüm” diyerek şiddet tehdidinde bulunduğunu ifade etmişti. Polis, B.N’nin aynı gün kız kardeşinin Değirmenlik bölgesindeki evine gidip orada kalmaya başladığını belirtmişti. Polis memuru, zanlının ise eşinin kız kardeşinin evinin önüne gidip, olay çıkardığını ve ona ait aracın camlarını kırdığını kaydetmişti. Yargıç zanlı hakkında 3 gün tutukluluk emri vermişti.

1 Eylül: Boşanma aşamasındaki eşini tehdit etti
“Senin azrailin olurum”

Girne’de boşanma aşamasında olduğu eşine tehdit mesajları attığı iddiası ile tutuklanan zanlı A.G., tutukluluk talebi ile Girne Kaza Mahkemesi’ne çıkarılmıştı. Girne Adli Şube’de görevli Polis memuru, zanlının 1 Ağustos 2019 tarihinde Whatsapp aracılığı ile boşanma aşamasında olduğu eşi Ş.G.’ye “Sen kızımızı yarın da annemin yanına gönderme gelir senin azrailin olurum” diyerek tehdit mesajı attığını söylemişti. Polis, zanlının mesajlarda cinsel taciz içerikli mesajlar attığını da kaydetmişti. Şikayetin aynı gün yapıldığını, zanlı hakkında tutuklama emri alındığını kaydeden polis, zanlının önceki gün ülkeye giriş yaparken, Ercan Havaalanı’nda yakalandığını ifade etmişti. Polis, soruşturmanın devam ettiğini belirterek, zanlının 2 gün tutuklu kalmasını talep etmişti. Yargıç zanlının soruşturma maksatlı 2 gün poliste tutuklu kalmasına emir vermişti.

24 Ağustos: Eşini ‘çakı ile’ öldürmekle tehdit etti
“Kanunsuz bıçak taşıyan zanlı, eşini tehdit etti”

Lefkoşa’da eşine çakı gösterip, öldürmekle tehdit eden zanlı M.R. mahkeme huzuruna çıkarılmıştı. Polis, zanlının 21 Temmuz tarihinde Lefkoşa’da meydana gelen "Şiddet Tehdidi”, “Kanunsuz Bıçak Taşımak" suçlarına methaldar olduğunu söylemişti. Polis, M.R.’in eşi H.R.R.’nin evde yaşamasını istemediği gerekçesi ile şiddet kullanma tehdidinde bulunduğunu mahkemeye aktarmıştı. Zanlının aynı gün zanlı Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nden derdest emri temin edilerek tutuklandığını belirtilmişti. Polis teminat talep etmişti. Yargıç, zanlının ileride görüşülecek davasında hazır olmasını sağlamak maksadı ile yurtdışına çıkışının yasaklanması, haftada 2 gün en yapın polis karakoluna ispati vücutta bulunması ve KKTC vatandaşı muteber 1 kefilin 50 bin TL değerinde kefalet senedi imzalaması koşulu ile tutuksuz yargılanmasına emir vermişti.

21 Ağustos: Eski eşini mesajla tehdit etti, mahkeme emrine uymadı
“Ciddi darp zanlısı, mahkeme kararına uymayıp eski eşini telefonda tehdit etti”

Eski eşine mesajlar atarak tehdit eden M.G ülkeye giriş yapar yapmaz gözaltına alınarak Girne’de mahkemeye çıkarılmıştı. Polis, zanlının 16 Temmuz tarihinde Whatsapp uygulaması üzerinden eski eşine tehdit içeren mesajlar atmak suretiyle elektronik haberleşme yasasına aykırı harekette bulunduğunu ifade etmişti. Zanlı aleyhine Girne Kaza Mahkemesi’nden uzaklaştırma emri temin edildiğini ve bu karar doğrultusunda zanlının yazılı, sözlü, telefon mesajı ve sosyal medya aracılığıyla kendisiyle iletişim kurmaktan men edildiğini kaydeden Polis, bu bağlamda zanlının mahkemenin 23/2018 sayılı kararına uymayarak, mahkeme emrine riayetsizlik ettiğinin tespit edildiğini söylemişti. Öte yandan, zanlının 26 Aralık 2017 tarihinde ciddi darp meselesinden Girne Kaza Mahkemesi’nde askıda dosyası olduğunu belirten polis, zanlının KKTC ve Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı olduğunu, İngiltere’de ikamet ettiğini aktarmıştı. Polis mahkemeden teminat talep etmişti. Mahkemede söz hakkı tanınan zanlı, mahkemeden özür dileyerek bir daha yapmayacağı sözünü vermişti. Yargıç, zanlının aynı meseleden bir daha mahkeme huzuruna gelirse, cezaevine gönderileceğini zanlıya belirterek, ülke haricine çıkmaktan men edilmesine, seyahat belgelerini polise teslim etmesine, haftada bir gün en yakın polis karakoluna ispat-ı vücutta bulunmalarına ve KKTC vatandaşı muteber iki kefilin 40 biner TL’lik kefalet senedi imza etmesi koşuluyla serbest kalmasına emir vermişti.

16 Mart: Kız kardeşini ‘para için’ tehdit etti
“Eğer parayı vermezsen ölümün benim elimden olacak”

Girne'de kız kardeşinin işyerine gidip para isteyen alamayınca da tehdit ettiği iddia edilen zanlı E.B. şikayet üzerine tutuklanarak mahkemeye çıkarılmıştı.

Polis, zanlı E.B.’nin 14 Mart tarihinde Girne'de meydana gelen şiddet tehdidi suçundan tutuklandığını söylemişti. Polis, zanlının kız kardeşi H.B.’nin işyerine giderek para istediğini, alamayınca "eğer parayı vermezsen ölümün benim elimden olacak" diyerek şiddet tehdidinde bulunduğunu kaydetmişti. Zanlının başka bir suçtan teminat altında olduğunu belirtilmişti. Polis, alınacak ifadeler ve incelenecek kamera görüntüleri olduğunu söyleyerek üç gün tutukluluk talep etmiş ve yargıç da kabul etmişti.

11 Mart: Eşini öldürmekle tehdit eden zanlıda ruhsatlı tabanca, av tüfeği, 50 canlı mermi bulundu
“75 bin TL kefaletle serbest bırakıldı”

Alsancak’ta meydana gelen olayda tartıştığı eşine şiddet tehdidinde bulunduğu gerekçesi ile tutuklanan A.A., teminat talebi ile Girne’de mahkemeye çıkarılmıştı.

Mahkemede meseleyi aktaran soruşturma memuru, zanlının 8 Mart tarihinde saat 07.30 sıralarında tartıştığı eşine şiddet tehdidinde bulunduğunu söylemişti. Polis, şikâyetin aynı gün yapıldığını, zanlının tutuklandığını belirterek, zanlıya ait ruhsatlı bir adet tabancası, av tüfeği ile 50 canlı mermiye el koyduklarını açıkladı. Polisin teminat talebi üzerine mahkeme, iki kefilin 75’şer bin TL kefalet senedi imzalaması şartı ile zanlının tutuksuz yargılanmasına emir verdi.

23 Ocak: Darp, mülke tecavüz, kesici alet taşıma, tehdit…
"Bağırma sesini çıkarma, öldürürüm”

Alayköy’de meydana gelen "Ağır Bir Cürüm islemek Kastı ile ikametgaha Girmek, Sirkat, şiddet Kullanma Tehdidi, Ciddi Darp ve Mülke Tecavüz, Tecavüzü Alet taşımak" suçlarından zanlılar M.T ve A.T tutuklanarak mahkeme huzuruna çıkarılmıştı.

Polis 22 Ocak tarihinde Alayköy’de zanlı M.T’nin, daha önceden kardeşi E.T’yi kendisine para yardımı yapıp dükkanı başkasına satmak istediği için tehdit ettiği gerekçesi ile Hanedan Gece Kulübünde sakin Y.T’ya ait evin anahtarını çalıp eve zanlı A.T ile birlikte girerek müştekinin ağzını kapatıp boğazını sıkarak ciddi şekilde darp ettikten sonra, "Bağırma sesini çıkarma, öldürürüm” diyerek tehdit ettiklerinin polisin bilgisine gelmesi üzerine olay yerine polis ekiplerinin gittiğini söylemişti.

‘Paketçi gibi gittiler’

Polis memuru, Alayköy Polis Karakolu ekibi ile CÖŞ ekiplerinin birlikte yaptığı kamera incelemesinde 2 kar maskeli ve birinin de başında siyah motosiklet kaskı olan şahısların Susam Restoran’da ait yemek paketleri ile yemek siparişi alıp getirmiş gibi gittiklerinin tespit edildiğini belirtmişti. Polis zanlıların Lefkoşa'da tespit edilerek tutuklandığını meselenin soruşturmasının devam ettiğini M.T’nin olay yerinde giydiği mont, kar maskesi, siyah renk helmet ve plakası meçhul motorun arandığını aktarmıştı.

Polis zanlının olay günü giydiği kot pantolon ve Nike marka ayakkabılar ile olay günü çalmış oldukları anahtarların ikametgahında tespit edilerek emare olarak alındığını söyledi. Polis zanlıların 2 gün poliste tutuklu kalmalarını talep etmiş, yargıç da kabul etmişti.

 

yeniduzen-satin-aliniz-20191124100144.jpg

Bu haber toplam 3709 defa okunmuştur
İlgili Haberler