1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Vatandaşlık, Eğitim ve İstihdam Politikaları
Vatandaşlık, Eğitim ve İstihdam Politikaları

Vatandaşlık, Eğitim ve İstihdam Politikaları

UBP’nin meclisimizin de tatilde olduğunu fırsat bilerek, hiçbir siyasal parti ve sivil toplum örgütü ile istişare etme gereği bile duymadan, bakanlar kurulundan kanun gücünde kararname olarak geçirdiği yeni vatandaşlıklar ve af yasası ve ve bu yasay

A+A-

  

   

UBP’nin meclisimizin de tatilde olduğunu fırsat bilerek, hiçbir siyasal parti ve sivil toplum örgütü ile istişare etme gereği bile duymadan, bakanlar kurulundan kanun gücünde kararname olarak geçirdiği yeni vatandaşlıklar ve af yasası ve ve bu yasayı uygulamak ve bu ayki bütçelerini denkleştirmek için günü birlik ziyaretlerle bakanlarının Ankara’yı ziyaretleri neticesinde neredeyse “icazet” almaya gittikleri ve ülkemizi sanki de bir “müstemleke memleket” olarak gördükleri bir süreçte, eğitim, istihdam ve vatandaşlık konularında bu sayfalarda birçok kez benzerlerini dile getirdiğim bir konuyu bugün yeniden sizlerle paylaşmak ihtiyacı duyuyorum. Amaç eğer üzüm yemekse toplumsal eğitim ve istihdam konusunu ciddi bir biçimde ele almak gerekmektedir.  

 

Toplumsal yapıda meydana gelen değişimler, bireylerin ilgi, yetenek ve tercihlerini de değiştirmektedir. Bu nedenle insan yetiştirme düzeninin bireylerin sahip oldukları potansiyellerini geliştirmelerine fırsat verme ve ülke kalkınmasında etkin rol oynayabilmesi için, Kıbrıs’ın kuzeyindeki insan yetiştirme düzenini eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, bilimsel düşünme, ilişkisel düşünme ve nihayetinde akıl yürütme ilkeleri üzerine kurgulamak oldukça önemlidir.

Dünyamızda yaşanan gelişmeler ve ülkemizin “kalkınma” ve sektörel ihtiyaçları da dikkate alınarak Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’ne bilim ve teknoloji alanındaki değişimler ışığında ve sosyal, toplumsal ve ekonomik vizyonlar doğrultusunda yön verilmesi gerektiği üzerinde durulmalıdır.


Günümüz dünyasında, hemen hemen tüm üretim süreçlerinde emekle birlikte beyin gücü de ön plana çıkmıştır. Yeni sol değerlerle değerlendirildiğinde, emeğin yanı sıra bilgiyi de bir değer olarak ele almalı ve üretim ortamlarında lokomotif güç olan emek ve bilginin sömürülmesine birlikte karşı çıkılmalıdır.

Kıbrıs Türk toplumunun yıllardır içerisinde bulunduğu çok boyutlu izolasyonlar, çözümden uzak ve normalize olamamış yapılarda, Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’nin günümüz koşullarına ve toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilecek uygun bir yapıya kavuşturulması ile  birlikte toplumumuzu oluşturan bireylerin bilgi üretme potansiyelinin artabileceğini ve bu sayede toplumsal var oluş mücadelesinin daha mümkün olabileceğini söyleyebiliriz.

Eğitim ve istihdamı ele alırken, gelişen küresel ekonomi koşullarını göz önünde bulundurarak öncü sektörleri dikkate almak oldukça önemli ve gereklidir. Özellikle tüm dünyada ve ülkemize benzer yapılarda olan ada ülkelerinde olduğu gibi Kıbrıs’ın kuzeyinde de özellikle başat olarak sanayi değil hizmetler sektörü gerçek anlamda ve etkinlikte ön plana çıkarılmalıdır.

 

Hiç kuşku yok ki bu gelişmeler vasıflı işçiliğin önemini daha da artırmaktadır. Küreselleşmenin dayattırdığı bireysel kurtuluşlardan kurtulabilmek ve örgütlü mücadeleyi yükseltebilmek için uzun vadede kurumlarda eğitime ayrılan bütçelerin ve hizmet-içi eğitim olanaklarının artırılması, iş doyumunun sağlanması, iş ortamlarında artan düzeylerde gündeme gelen yanlış yönetim uygulamalarının düzeltilmesi, tükenmişlikle mücadele, kurum kültürü oluşturma ve benzeri konulara işçi ve kamu sendikalarının daha fazla eğilmesiyle mümkün kılınabilecektir.

İşte bu nedenler ve amaçlarla, Kıbrıs’ın kuzeyinde eğitim gören bireylerin okul öncesi eğitimden yüksek öğretime kadar tüm kademelerde sunulan eğitimin yukarıda belirtilen işgücü yapısındaki değişimler ışığında gözden geçirilmesi gerekmektedir.

 

Temel eğitimden başlayarak işgücüne katılacak bireylerin teknolojik gelişmelere ve bunların yol açtığı değişime uyum gösterebilme ve sürekli olarak kendini yenileyebilme yeteneği; bilgisayar okur-yazarlığı başta olmak üzere ileri teknolojilere aşinalık; sağlıklı yönlendirmelerle seçilecek meslek alanlarında derin bilgi sahibi olmanın yanında fen ve mühendislik alanlarına yönelenlerin sosyal bilimler, sosyal bilimler alanında istihdam edilecek olanların ise asgari düzeyde fen ve teknoloji bilgisine sahip olabilmesi şarttır. Anadil yanında en az bir yabancı dil bilme, grup halinde çalışabilme, disiplinler arası çalışma yapabilme, eleştirel düşünerek karmaşık problemleri çözebilme, sözlü ve yazılı iletişimlerle sunumlar yapabilme beceri ve yetenekleri ile donatılmış bireylerin Kıbrıs’ta ve tüm dünyada işgücüne katılımının mümkün olabileceğinden hareketle, Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’nin yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Bu kapsamda yeni iş ortamlarına aktif katılımda özel bir yeri olan mesleki ve teknik eğitim konusuna da büyük önem verilmelidir.


Ülkemizde var olan mesleklere ve üretime yönelik olarak düzenlenmesi gereken eğitim sistemimizde ayrıca Kıbrıs’ın özel koşullarında gelecek nesillere federal bilinci aşılayabilmesi üzerinde de durulmalıdır. Barış kültürü eğitim sistemimizin odağında yer almalı, demokratik değerleri savunup geliştirebilecek Kıbrıslı Türk bireyler sayesinde ülkemizde Kıbrıs Rum toplumuyla ve tüm insanlarla bir arada yaşama becerisini kalıcılaştırmalıyız.

Yukarıda bahsedilen ihtiyaçlar doğrultusunda ve yüksek hassasiyetle istihdamın artan önemi ışığında işgücünde aranılan yeni özelliklere uygun bireyler yetiştirilmesi de Kıbrıs Türk eğitim sisteminin kesinlikle öncelikleri arasında yer almalıdır.

 

Eğitimin 3 temel işlevinin bireysel, toplumsal ve evrensel ihtiyaçlara cevap vermek olduğundan hareketle, toplumlar eğitimi üretime, istihdama ve gelişmeye dönük planlamak ve toplumların geleceklerini sağlam temellerle donatmak için sürdürürler. İşte bu nedenle toplumlar kendi vatandaşlarına dönük olarak kaliteli bir yaşam ve gelecek sunabilmek için kaliteli bir nüfus planlaması yapmak durumundadırlar. Tüm bunlar yerine getirildikten sonra ülkenin çeşitli alanlarda çalışması için insan ihtiyacı varsa, bu ihtiyaç ülke dışından sağlanmalı ve bu insanların gelecekleri ülkelerle ikili anlaşmalar yaparak geçici sürelerle çalışma yaşamına bu çalışanlar monte edilmelidir.

 

Ülkeye ülkeler arası anlaşmalar temelinde ve sınırlı sürelerle çalışma amaçlı gelecek olanlara dönük ülkemiz yapısını, kültürünü, çalışma yasalarını ve yaşam koşullarını tanıtıcı oriyantasyonlarla onların kısa süre için de olsa ülkemize uyumları sağlanmalıdır.

 

Bir ülkenin çalışan nüfusa ihtiyacı varsa bu ille de onlara vatandaşlık verilmesini gerektirmemektedir ve zaten böylesi bir uygulama ülkenin demografik tüm yapılarını da alt üst etmekle eşdeğerdir.

 

Vatandaşlık ve yurttaşlık eğitimi olmayan bir ülkenin yurtsever insan yetiştirmesi ise zaten imkansız bir durumdur. Düşünsenize, ülkeye bir gecede binlerce ve hatta onbinlerce vatandaş yapmak hangi vatanseverlik duyguları ve yurt sevgisi ile açıklanabilir? Halkına rağmen halkını sayıca azınlık haline getiren ve ülkenin uyumunu darmadağın ederek kendi vatandaşlarını tedirgin eden bu politikaların üreticileri hangi insan ve yurttaş sevgisinden bahsedebilir?

 

Ülkemizde işyerlerinin en azından %70 çalışanlarının KKTC vatandaşı olması gerekirken yanlış eğitim ve istihdam politikaları ile işyerleri vatandaş çalıştıramamakta ve yerlerine ülke dışından gelen kayıtlı veya kayıtsız insan çalıştırmaktadır.

 

Son günlerde gündeme gelen beyaz ve yeşil kimlik kartları kayıtlı veya kayıtsız ülke dışından gelen bu insanlara dağıtılırsa korkarım ki artık işyerleri KKTC vatandaşı çalıştırma konusunda da “rahatlatılacaklar” çünkü pembe olsun, beyaz veya yeşil olsun tüm kimlikler KKTC vatandaşlık kimliği olmayacak mı sonuçta?

 

Bu saatten sonra bu topraklarda doğup büyüyen ve çocuklarının geleceklerinin de bu topraklarda olmasını bekleyen vatandaşlarımız için “yandı gülüm keten helva” dememize ramak kaldı! İşte bu yüzden UBP hükümetine ve tüm bu icraatlarına topyekün “dur” demenin vaktidir…    

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 794 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler