1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KAPIYA MANDAL
KAPIYA MANDAL

KAPIYA MANDAL

Kimseye sormadan pişir, kurtar... Malzemeyi kendince bul.. Tavayı ha bire yağla!.. ‘Kapalı kapılar’ ardında hazırla yemeği... Ve sonra önümüzde koyduğun zaman sor: - “Ne yerdiniz!..” Yok, kalsın!.. *** Başımızdaki hüküme

A+A-

 

 

Kimseye sormadan pişir, kurtar...

Malzemeyi kendince bul..

Tavayı ha bire yağla!..

‘Kapalı kapılar’ ardında hazırla yemeği...

Ve sonra önümüzde koyduğun zaman sor:

- “Ne yerdiniz!..”

Yok, kalsın!..

 

***

Başımızdaki hükümet, karar alma sürecinde göstermediği katılımcılığı, meselenin "şov" aşamasında "bol keseden" uyguluyorlar.

Tüm bakanlar devletin radyo ve televizyonunu, ajansını, yazarları kullanıyorlar bol bol; kanal kanal, gazete gazete geziyorlar, bu zamanı nereden buluyorlarsa...

Peki "karar alma sürecindeki" paylaşım nerede?

“Kararı biz veririz, size sadece sonuçları anlatırız” diyorlar !..

Memleket ‘anababalarının çiftliği’, koltuk da ‘masaj koltuğu’ sanki!..

 

***

Önce kapalı kapılar ardında yasalar, tüzükler hazırlıyorlar, Ankara-Lefkoşa arası mekik dokuyorlar, sonra da anlatıyorlar uzun uzun!..

Neye yarar ki?

Önemli alan "karar alma sürecinde" katılımcı, şeffaf, adaletli ve demokrat olabilmektir.

Muhalefeti, sivil toplumu, uzmanları dahil etmektir bu süreçlere...

Kamuoyunun nabzını almak, görüşmeler yapmaktır.

Hiç duydunuz mu, hükümetin, tek bir ilçede kitle toplantıları ile "yurttaşlık" konusunu tartıştığını,  sosyal bilimcileri ve hukuk uzmanlarını toplantıya çağırdığını, muhalefet ve sivil toplumla bir odaya kapandığını.

Yok!..

"Yeşil kart"ı mesela, ilk kez bir hafta önce duydu herkes.

Piyangodan çıkmış gibi.

Sonrasında da blâ blâ blâ!..

İş olup bittikten sonra "kapıya mandal" töreninde, "katılımcılık" akıllarına geliyor nedense!..

 


 

Selamınızı

ALDIM...

 

İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu selam gönderdi dün,

aldım!..

“Akıncılar’da sınır dışı edilen kayıt dışı kadını manşet yapmamıza” şaşırmış...

Demiş ki;

·        Akıncılar'daki bu hanımefendi 2005'ten beri kaçak yaşıyor.

·        4 kez af çıktı, kocası ihraç edildi

·        2008'de oğlu hırsızlıktan 1 ay hapis yattı, oğlu ihraç edildi

·        Şimdi kendisi için ihraç kararı çıkmtı, karar uygulandı.

 

***

   Bir itirazımız yok.

Sayın Bakan hemen ‘elmaları armutları’ karıştırarak, kendine ‘haklı’ bir yer arıyor!..

‘Laf kalabalığı’ndaki ustalığından olacak ki, iki senede, üçüncü bakanlığı zaten bu!..

Bizim manşetimiz “vay efendim, kayıt dışı birini niye ihraç ettiniz” diye değildi ki?

Mümkün mü buna itiraz etmemiz!..

“O kadar insan varken, neden sadece biri” diye KÖYDEKİ GERGİNLİĞİ manşet yaptık biz...

Yani manşetin sebebi “ADALETİNİZ”le ilgili sayın bakan, EŞİTLİKLE ilgili...

Bilmem, bu kelimelerin var mı sizce bir anlamı !!!

 

***

Biz “tümünü” diyoruz, aradan seçmeden...

Geliniz birlikte gezelim köyleri, kentleri;  Ve soralım “çalışma iznin var mı?” diye...

Yüzlerce, binlerce ‘kaçak’ bulalım!.

Bakalım kaçını sınır dışı edebileceksiniz?

Bakalım ‘kaçına’ gücünüz, yetkiniz, boyunuz yetecek...

Var mısınız? Evet, var mısınız?

Eğer varsanız, hazırız; yok ‘gücünüz ve yetkiniz’ yoksa, o halde, o kadar konuşunuz!..

 


 

İşsizlik parası artınca

 

Türkiye’de işsizlik parasının artması, umut ediyoruz ki, en fazla da Kıbrıs’a yarayacak...

Beyaz, yeşil kimlik tartışmaları ve ‘gelemeyen’ kaçakları da adaya çağıran ‘af’ düzenlemelerinin ardından, sokakta konuşulan ‘umut’ bu !..

Eğer Türkiye’de 1.250 lira gibi bir işsizlik parası uygulanırsa..

Belki o zaman, Kıbrıs’a, sırf, 500, 600 liraya değil, bunun iki katı bir ücret için gelenler... O durumda, Türkiye’de kalacaklar..

Yerinde bir ‘umut’ mu bu, yoksa ‘fakirin ekmeği’ mi bilemem artık!..

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 993 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler