1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'İRO’NUN YANINDAKİ BENDİM!'
İRO’NUN YANINDAKİ BENDİM!

'İRO’NUN YANINDAKİ BENDİM!'

HİLMİ KILGIN, YENİDÜZEN SANAT için yazdı; Temmuz’un 30’unda Kıbrıs’ın kuzeyinde yer alan, doğal ve tarihi güzelliklerle bürünmüş ‘‘AVTEPE’’ adında şirin bir köyde doğmuştu nenem

A+A-

       

 

(1950-1974)

         Temmuz’un 30’unda Kıbrıs’ın kuzeyinde yer alan, doğal ve tarihi güzelliklerle bürünmüş ‘‘AVTEPE’’ adında şirin bir köyde doğmuştu nenem. Karpaz Bölgesi’nin geçmişteki önemli köylerinden biridir Avtepe. Bu köyde, ülkemize özgü laleler yetişmektedir. Buradaki insanlar daha çok tarımcılık ve rençbercilikle«1 uğraşır. Nenemin babası bir süreliğine dülger olarak çalışmış. Daha sonra kendine ait tarlasında çeşitli sebze ve meyve yetiştirmeye başlamış. İşleri ilerledikten sonra büyük baş hayvancıkla uğraşmaya merak salmış. Mağusa’dan getirdiği ineklere özel bir ahır yapmış. Nenemle birlikte her sabah inekleri yedirmeye giderdi. Nenem hayvanlarla olunca kendini mutlu hissedermiş. Bu arada nenem, dokuz çocuklu bir ailenin kızıydı. Nenem doğdudunda dedem beş yaşındaymış. Nenem ile dedem  eskiden komşuymuş. Nenem çocukluğunu denize karşı olan, iki katlı evlerinde geçirmiş. Yazlar sıcak ve kurak; kışlar ise soğuk ve yağışlı geçermiş Avtepe’de. Hava çok soğuk olduğunda İngiliz tüccarlardan aldıkları askeri battaniyelerle örtünürmüşler.

« « «                 « « «

                Evlerinin önünde kocaman bir bahçeleri vardı.Bu bahçede kuru soğan, bakla, patlıcan ve domates gibi sebzeler yetiştirirlermiş. Öğle vakti geldiğinde bahçedeki sebzeleri sularmış. Bu işi yalnız nenem yapardı. Bahçeden topladıkları sebzelerin bir kısmını evlerinin yakındalarında bulunan manava satarlarmış. Köyün en yüksek tepesinde bulunan tarlada   yüzden fazla harup ve zeytin ağaçları varmış. Harup ağaçlarından topladığı harnupla (keçi boynuzu) pekmez yapmayı severlermiş. Kardeşleriyle birlikte zeytin toplamaktan hoşlanmadığı söylenemez. Sofralarından zeytin yağı hiç eksilmezmiş. Nenemin en çok sevdiği yemek yahnili makarnaymış. Bir kase dolusu yahnili makarna yermişi! Nenem inekleri otlatmaya çıkardığında yolda yemesi için, annesi minik bir tası hellim,kuru soğan ve köy ekmeği ile doldururmuş.

« « «                 « « «

                Afacan bir kızmış küçükken. Genellikle, arkadaşlarıyla yuvarlak çakıl taşlarını kullanarak misket oynarmış. Bazen de meyve çekirdeklerini kullanırmış. Kazıdıklarını minik bir kutuda saklarmış. Nenemin matematik dersiyle arası iyi değilmiş. Tarih ve coğrafya gibi derslerde onun üstüne yokmuş. Okula giderken annesinin diktiği kumaş çantayı kullanırmış. Nenemin ailesi derslerinde başarı gösteren çocuklarına Mağusa’dan oyuncak getirirmiş. O dönemde Mağusa’da minik bir oyuncak dükkanı varmış. Yaşlı adamın tahtadan yaptığı oyuncakları yüzlerce kişi satın almak istermiş.Bir defasında kardeşler arasında en başarılı nenem olmuştu. Büyük nenem ve dedem ona tahtadan yapılmış, plastik bir köpek almıştılar. (Nenem  oyuncağı görünce sevinçten bayılmış!)

« « «                 «««                                                                     

Nenem; azimli, akıllı, afacan, komik ve yere göğe sığmayan minik bir kızdı. Nenemin ilkokul öğretmeni ona ‘‘BABİRACIK’’ diye sesleniyordu. Mehmet Bey’in bu isimle seslenmesinin sebebi nenemin minicik bir kız olmasıydı. Dudakları arasında tebbessüm hiç eksilmezdi. Okuma meraklısı bir kızmış. Her zaman, Eva Teyze İngiltere’den Kıbrıs’a döşünde satın aldığı okuma kitaplarını neneme hediye edermiş.Neneme okumayı küçük yaşta öğrenmişti aslında.Erkek kardeşine kitap okumayı çok severmiş. Okuduğu kitapları babasının yaptığı ahşap rafa yerleştirmek en sevdiği işlerden biriydi.

« « «                 « « «

         Teyzemin dediklerine göre nenem hayvanlara meraklı bir kızdı. Dört yaşındayken  ‘‘İRO’’ adında bir köpeği varmış nenemin. Nenemin tek çocukluk hatırası simsiyah köpeğiyle birlikte oynarken çekilen fotoğrafıymış. Fotoğrafın arka yüzüne kısa bir yazı yazmıştı:‘‘1.01.1954 tarinde çekilmiş bir fotoğraf. İro’nun yanındaki bendim! Fotoğrafı çeken Serhat Dayı!’’ Dayısının ona  armağan ettiği köpeği en iyi arkadaşı olarak görmüştü. Bütün sıkıntılarını, hüzünlerini İro’ya anlatıp dururmuş. İro’yu yemek sularına ballandıra ballandıra batırdığı kuru ekmekle besliyormuş. İro’nun en sevdiği yemek buymuş. İro et yemeyi hiç sevmezmiş. İro’nun plastikten yapılmış özel bir çukur tabağı bahçe kapısının önünde dururmuş. Büyük dayım doğduktan hemen sonra İro evi terk etmiş. O günden sonra onu gören olmamış. İro’nun yokluğunda nenem hayata küsmüş.

« « «                 « « «

        Babasına bağlı bir kızmış nenem. Babasına o kadar bağlıydı ki  her gün  kapının önünde elinde birkaç lokma atıştırmalık şekerlemelerle onun gelmesini beklermiş. Bir gün babası ağaç dallarıyla donatılmış bir kafesin içerisinde 4-5 tane beyaz güvercin hediye etmişti neneme. Küçücük bir  hediye bile onu mutlu etmiş. Kafesi zeytin ağacının en büyük dalına asmış. Güvercinleri bir süre besledikten sonra onları serbest bırakmaya karar vermişti. Kafesin kapısını aralı bırakmış; fakat uçup giden olmamış. Beyaz güvercinlerin barışı temsil ettiğine inananlardanmış o da. Güvercinler göklere doğru süzülüp geri gelirlermiş. Bir gün uçup gitmiş beyaz güvercinler bir daha geri gelmeyecek şekilde... Nenem o gün şöyle demiş: ‘‘Barışı ve huzuru temsil eden beyaz güvercinlerin uçup gitmesinin sebebi 74’ün başlamasıdır.’’ Savaş sırasında yataklarının altında nefes nefese radyo’dan haber dinliyorlardı. Köyde bir tek nenemlerde radyo varmış. Mağusa’daki akrabaları hediye etmişti onlara. Radyoda Kıbrıs Türk halkının moralini yükseltecek yayınlar yapılıyordu. Erzak sıkıntısı varmış o yıllarda. Nenemlerin mutfakta sadece bir paket pirinç, 2-3  litre süt, hellim ve köy ekmeği varmış. Dokuz çocuğunun karnını doyurmak için büyük nenem onlara minik kaselerin içerisine erişte ekleyip yiyecek yaparmış.Savaş döneminde nenemin en çok sevdiği yiyecekmiş.

« « «                 « « «

         O, insanların avuçları arasında mutluluk taneciklerinin olduğuna inanırmış. 74’te canından çok sevdiği babasını kaybetmişti. Büyük dedemin şehit olduğunu duyan nenem çok üzülmüştü. İşte o gün nenemin avuçları arasındaki mutluluk tanecikleri birer birer dökülmüştü. Babasını savaşta kaybettikten sonra kendine  gelmesi uzun zaman almıştı.

           

      Nenem hakkında bildiklerim bu kadar çok değildi. Araştırdım, sordum ve öğrendim. Anıları sonsuza dek yaşatmak için paylaşmak gerekir. Anıları hep bitkilere benzetirim. Anılar paylaştıkça filizlenip çiçek açarlar. Eğer anıları geçmişe doğru itersek kuruyup giderler hayatımızdan. Anıları unutulmaktan kurtarmak için geride bıraktıkları izleri bulmanız gerekir. Ben onlardan birkaç tanesi buldum ve hepsini biraraya getirip bir bütün oluşturdum. Anıları unutmak istemeyen herkese . . .

-SON-

 

HİLMİ KILGIN

 

 *** Bugün nenem 61. yaşını kutlayacak.Doğum günün kutlu olsun nene !!!!

 

 


 

«1 Rençper:  žGeçimini toprağı ekerek sağlayan bir kimse

 

 

 

 

Bu haber toplam 551 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler