1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. "Bilgisiz, denetimsiz üretiyoruz… Sonuç hüsran"
"Bilgisiz, denetimsiz üretiyoruz… Sonuç hüsran"

"Bilgisiz, denetimsiz üretiyoruz… Sonuç hüsran"

Tatlısulu üreticiler ‘bilinçsiz üretim’den dert yandı, devletin denetiminin yetersiz olduğuna işaret etti…

A+A-

Dila ŞİMŞEK

Tatlısu bölgesindeki üreticiler, seracılık ve hayvancılıkta yaşadıkları sorunları dile getirdi, üreticilerin devlet desteği ve denetimi almadığını savundu: Üretim bitti.
Üreticiler, bölgede çiftçilik ve küçükbaş hayvancılığın yapıldığını vurgulayarak, devletin bölgeye ‘ilgisizliği’nden dert yandı.

Yüksek vergiler ve girdilerle ayakta kalmaya çalıştıklarını söyleyen üreticiler, devletten ilaçlama ve sebze/hayvan üretimi hakkında daha fazla bilgi ve denetim talep etti.

Birçok kişinin mesleği bıraktığını ifade eden üreticiler, “Biz son nesil üreticiler olabiliriz. Pahalılıktan denetimsizliğe, haksızlıktan zarara uğramaya kadar birçok sorun yaşıyoruz” dedi.

“Verdiğimiz verginin karşılığını almıyoruz”

Seracılar, satılan ürünlerden %3’lük bir KDV alındığını belirtti, “Bu ücretin neye göre alındığını bilmiyoruz. Verdiğimiz vergilerin karşılığını ise görmüyoruz. Vergileri Lefkoşa Belediyesi alıyor, en azından Tatlısu Belediyesi toplasa, belki bize bir yararı dokunabilir” şeklinde anlattı.

Üreticiler, hal yasasını hatırlattı, senelerdir konuşulan bu yasanın ne zaman uygulanacağını sorguladı.

Bu dönem kelebek sorunu yaşadıklarını ifade eden seracılar, “Kelebekler tüm ürünlerimizi yedi. Aldığımız ilaçlar ise kar etmedi. Çok sayıda ürünümüz mundar oldu” diye konuştu.

Bölgedeki seracılar, su sorunu yaşadıklarını kaydetti, “Her ne kadar yağışlı bir sene geçirdiysek de, göletlerimiz sağlam olmadığı için birikim yapamadık. Seneye ise kuraklık olacağını öngörüyoruz. Aynı sorunları yaşayacağız” dedi.

“Hayvanları bilinçsizce yetiştiriyoruz, Veteriner Dairesi gereken ilgiyi gösteremiyor”

Üreticiler, sadece çiftçilikte değil, hayvancılıkta da sorun yaşandığını belirterek, “Veteriner Dairesi senede bir geliyor. Biz de kendi bildiğimiz gibi yetiştirmeye çalışıyoruz, ama bir şey olduğunda çaresiz kalıyoruz. Hayvanımız ölüyor sorun nedir bilemiyoruz, hangi ilaçları kullanmalıyız bilemiyoruz. Devletin hiçbir denetimi veya yardımı yok” diye sözlerine devam etti.

Tatlısu’da veteriner olmadığını da ekleyen hayvan yetiştiricileri, en yakın veteriner kliniğinin Geçitkale’de bulunduğunu söyleyerek “Acil bir şey olsa gidene kadar olan olacak. Kaldı ki gittiğimizde veteriner bulabilecek miyiz, ya da oradaki bir kişi nasıl tüm bölgenin işlerine yetişecek belli değil” dedi.

Kimisi ise mali sıkıntılardan ve kayıplardan dolayı hayvanlarını devretmek zorunda kalacağını dile getirdi. Üreticiler, bölgedeki üretimin öncelere göre çok düştüğünü vurguladı.

Tatlısu üreticileri ne dedi?

Seracı Hüseyin Kocaman: “%3’lük bir KDV ödüyoruz, ancak vergilerimizin karşılığını almıyoruz”

“Şu anda biber ve salatalık yetiştiriyorum. Sezonuna göre ekim yapıyoruz. Üretimde, herkesin bildiği gibi pahalılık ve girdiler oldukça büyük bir sorun yaratıyor. Döviz düştüğünde de fiyatlar düşmüyor. Devlet bizim için bir hal yasası düzenlese, biz de daha güvenli bir şekilde satışlarımızı yapacağız. Ürettiğimiz malı devlet kontrolü olmadan sattığımız için, tamamen tüccar ne derse ona bağlıyız. Bizden alınan düşük fiyatlı ürünler, yüksek fiyata satılıyor. Devletin bunu kontrol etmesi gerekir. Bunun yanı sıra, %3’lük bir KDV ödüyoruz. Ancak bunu neye ödediğimizi bilmiyoruz çünkü karşılığında bir hizmet almıyoruz. Tatlısu’dan çıkan ürünler, Lefkoşa’ya gönderilerek satılıyor, karşılığında vergiyi de Lefkoşa’ya veriyoruz. Aslında bunu Tatlısu Belediyesi alsa, hem bize hizmet verebilir hem de belediyenin de bir geliri olur. Bölgemizde aynı zamanda su sıkıntısı da var. Göletlerimiz var, ama atıl durumda oldukları için yağan yağışı burada toplayamadık. Geçen sene bir arkadaşımızın serası doğal afetten zarar gördü. Hükümet, benzeri durumlarda üreticiye zararını ödeyecek denmişti, ancak bu olmadı. Tüm bunların yanında, bu sene kelebek istilasına uğradık. Çoğu ürünümüz mundar oldu. Ne yaptıysak kar etmiyor. Kullandığımız ilaçların etkisi olmadı. Rekoltede büyük kayıp yaşadık.”

Seracı Ali Şen: “Üreticiler olarak herhangi bir destek veya denetim almıyoruz”

“Ben bir üretici olarak, satışını yaptığım ürünlerde verdiğim %3’lük KDV’nin nereye gittiğini öğrenmek istiyorum. Üreticiler olarak herhangi bir destek veya denetim almıyoruz. Verilen vergilerle ne yapıldığını ise bilmiyorum. Şu anda sezonu olduğu için salatalık üretiyorum. Geçtiğimiz sene bir doğal afet yaşamış ve zarar görmüştük. Sonrasında devlet bize, bu gibi durumlarda maddi destek çıkacağını, zararımızı karşılayacağını söylemişti. Ancak böyle bir şey olmadı ve hala bekliyoruz. Üreticiler, maddi olarak oldukça zor durumda ve artık geçinemiyor. Bunların dışında, bu dönemde ciddi bir kelebek sorunu yaşıyoruz. Kelebekler tüm sebzeleri yenmez hale getiriyor ve ürünlerimiz elimizde kaldı.”

Seracı Hasan Gök: “Kelebek sorunu yaşıyoruz”

“Ben sezonuna göre sebze üretiyorum. Bu dönemde yaşadığım en büyük sorun kelebek sorunu oldu. Kelebekler, seraya girerek sebzeleri yiyor ve kullanılmaz hale getiriyor. İstilaya uğruyoruz. Ne ilaç koyduysak, ne yaptıysak kar etmedi. Yetkililer bize herhangi bir bilgi veya yardımda da bulunmuyor. Çoğu ürün talan oldu. Önüne geçemiyoruz.”

Mustafa Yıldız: “Hayvanlarıma bakamadığım için, mecburen satacağım”

“Çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıyorum. Yağışlı bir sene geçirdiğimiz için hayvanlarımızı arpa ile güzelce besleyebildik. Ama bir önceki sene kuraklık varken pahalılıktan dolayı çok zarar görmüştük. Tatlısu’da hayvan yetiştiricilerinin birçok sorunu var. Bence bunların başında gelen şey, Veteriner Dairesi’nin sahada çalışmamasıdır. Hayvanlarımız hastalanıyor, sebebini bilemiyoruz. Köyümüzde veteriner de yok. En yakın veteriner Geçitkale’de bulunuyor. Veteriner Dairesi senede bir geliyor o kadar. Biz de kendi bildiğimiz gibi yetiştirmeye çalışıyoruz, ama bir şey olduğunda çaresiz kalıyoruz. Hayvanımız ölüyor sorun nedir bilemiyoruz, hangi ilaçları kullanmalıyız bilemiyoruz. Devletin hiçbir denetimi veya yardımı yok. Eskiden her evde hayvan bulunurken, artık bu sayı oldukça azaldı. Büyükbaş hayvan kalmadı diyebiliriz. Hayvanlarıma bakamadığım için, mecburen satacağım. Biz devletten ekstra bir para veya iş istemiyoruz, biz üretime sahip çıkılmasını istiyoruz.”
 

Ali Uyanır: “Mali sıkıntılardan dolayı sık sık tüccara borçlanmak zorunda kalıyoruz”

“Ben havyam yetiştiriciliği yapıyorum. Biz, çektiğimiz mali sıkıntılardan dolayı sık sık tüccara borçlanmak zorunda kalıyoruz. Sonrasında gelirimizi alınca da, %20’lik faizle bu borcu kapamaya çalışıyoruz. Yani elimize geçen hiçbir şey olmuyor. Tatlısu’da çiftçilik ve hayvancılık çok daha iyi durumdaydı. Ancak köyde birisi kalmadı, bu işi yapan son nesil haline geldik. Üretici hiçbir zaman kazanamıyor. Otuz senedir bu mesleği yapıyorum, devletin kontrollü denetimini ve desteğini görmedim.”

Raşit Cankadı: “Devlet üreticiye değil üretime destek olmalı”

“Ben çiftçilik ve hayvancılık yapıyorum. Hayvancılıkta yaşanan en büyük sorun, Veteriner Dairesi’nin yetersiz olmasıdır. Bakanlık ne yazık ki sahada çalışmıyor, zaten bunu yapabilecek sayıda kapasiteleri olduğunu da düşünmüyorum. Üretime bir denetimsizlik hakim. Normalde hayvan yetiştiricilerinin hayvanı ölürse, daireye gidip bildirmesi gerekiyor çünkü ona göre cüzi bir teşvik alıyoruz. Ancak alınan fiyat zaten oldukça düşük bir miktar olduğundan, hayvancılar zaten mali sıkıntılar yaşadığından, ne yazık ki çoğu kişi bunu yapmıyor. Bunun da denetlenmesi gerekir. Yani devlet teşviki üreticiye değil, üretime vermelidir.”

Ali Çil: “Tatlısu zeytincilik ve harup ağaçları için oldukça önemli bir bölge”

“Ben seracı ve hayvan yetiştiricisiyim. Geçtiğimiz sene ciddi bir su sorunu yaşamıştık, bu sene biraz atlatıldı ancak göletlerimizde su birikmediği için yine aynı sorunu yaşayacağımızı öngörüyorum. Üreticilere verilen teşvikleri doğru düzgün alamıyoruz. Geçtiğimiz sene ciddi bir hortum afeti olmuş, seralarımız yıkılmıştı. Üreticiler çok zor duruma düştü ancak zararını karşılayamadı. Bunun üstüne hayat pahalılığından etkilendik. Bizim hal yasasına ihtiyacımız var. Ancak bu dönem dönem konuşulup sonrasında bir şey yapılmıyor. Tatlısu zeytincilik ve harnup ağaçları için oldukça önemli bir bölge. Bundan da güzel bir üretim oluşturulabilecekken, yıllarca geride kaldık. Özellikle haruba oldukça büyük bir talep var. Yıllarca bu konularda geri duracağımıza, keşke zeytin ve harnuba da yönelebilseydik.”

Alpay Orhan Güvenlier: “Üretici, büyük bir bilinçsizlikle mesleğini icra ediyor”

“Tatlısu’da hayvancılık da, seracılık da zorlu dönemlerden geçiyor. Ben günde 13 saat hayvanlarımla ilgilenmek zorundayım. Tatil gibi bir lüksüm olamıyor çünkü hayvanlarıma bakmak, sağlığını, yemesini içmesini kontrol etmek durumundayım. Bu memlekette üreticiye çok iyi bakılmalı, üretici mali zorlukla boğuşmamalı. Artık gençler de bu mesleği yapmak istemiyor. Bence biz, üretim yapan son nesil olacağız. Devlet, üreticilere gereken yardımda bulunmuyor. Bu yardım sadece mali değil, bilinçlendirme ve denetlemedir de aynı zamanda. Bizim mandıralarımız denetlenmiyor. Hayvanlarımızın sağlığı, nasıl daha iyi yetiştirileceği konusunda bir bilgi alamıyoruz. Hangi ilacı kullanmamız gerektiğini bilemiyoruz. Üretici, büyük bir bilinçsizlikle mesleğini icra ediyor. Göletlerimiz var ancak kullanılmaz halde olduğu için yararlanamıyoruz. Halbuki bu çözülse bu seneki yağıştan birikim yaparak yararlanabilirdik. Yetkililerin, nerede yanlış yaptığını düşünmelidir. Seracı arkadaşlarım yıllardır hal yasası istiyor ancak bir atılım yok. Üretici artık batıyor.”

 

 

Bu haber toplam 801 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler