1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. YKP: “İşgalin yıldönümünde yüzümüzü insana ve sevgiye döndük”
YKP: “İşgalin yıldönümünde yüzümüzü insana ve sevgiye döndük”

YKP: “İşgalin yıldönümünde yüzümüzü insana ve sevgiye döndük”

YKP, “İşgalin ve istilanın yıldönümünde yüzümüzü savaşa ve milliyetçiliğe değil insana ve sevgiye döndük” açıklamasında bulundu.

A+A-

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) ve POGO Kadın Hareketi Baf Örgütü ile birlikte Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk aktivistler Androlikou’da (Gündoğdu) Hasan ve Hambou’nun mezarı başında sembolik bir etkinlik gerçekleştirdi.

YKP, savaşın yıkıcılığına, militarizme ve şovenizme inat, bu yıl da geleneksel İki Toplumlu Buluşma’yı POGO Kadın Hareketi Baf Örgütü ile birlikte düzenledi.

17 Temmuz Cuma akşamı AKEL Baf toplantı salonunda bir sohbet toplantısı ile başlayan İki Toplumlu Buluşma’da YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı ve POGO Kadın Hareketi Baf Örgütü Maria Nicolaou birer konuşma yaptı… Etkinlikte POGO, barışı sembolize eden bir güvercin heykelciğini de YKP temsilcilerine hediye etti, heykelin üzerinde iki dilde Kıbrıs’ta barı engellenemez yazmaktaydı… 15-20 Temmuz nedeniyle darbe, işgal ve istila üzerine görüşlerle başlayan konuşmalarda savaşların yıkıcılığı hatırlatıldı, güncel anlamda özellikle Filistin’deki yıkıma vurgu yapılarak, savaşların nelere mal olduğunun altı çizildi… Çözüm sürecine dair de görüşlerin ortaya konması sonrası katılanlara da söz verildi, sorulara cevap verildikten sonra başka katılımlarla beraber Hloraka’daki Fakondis Tavernası’nda iki toplumlu akşam yemeğine geçildi…

18 Temmuz Cumartesi saat 10.00’da da Hasan ve Hambu’nun Androlikou’daki mezarları ziyaret edildi, mezarlarına çiçek bırakıldı; ardından Aşağı Arodes köyünde sosyal bir buluşma ile günün etkinlikleri tamamlandı.

Mezarlıkta Murat Kanatlı ve Maria Nicolaou kısa birer konuşma yaptı. Mezarlık’taki etkinlikte ayrıca ünlü film yönetmeni Panikos Chrysanthou da yer aldı ve Hasan ve Hambou’nun yaşadıkları, hayat hikayelerine ve son siyasal gelişmelere dair bilgiler verdi…

 

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı:

“Ölenler Türk ya da Rum değil insan olarak anılmalı”

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Hasan ve Hambou’nun mezarları başında yaptığı konuşmasında; 15 Temmuz Yunan cuntasının darbesinin ardından adaya çıkan Türk ordusu ile başlayan savaş sürecine, iki toplumda yükselen milliyetçi ve şoven söylemlere değindi ve ölenlerin “Türk ya da Rum” olarak değil insan olarak anılması gerektiğinin altını çizdi. Kanatlı, 1974’te yaşanan sivil kıyıma, iki toplumdan kadınların maruz kaldığı cinsel şiddete ve hâlâ sevdikleri tarafından beklenen kayıplara dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti:

“1974’te bir sürü insan kıyımı yaşandı, siviller hayatlarını kaybetti; Kıbrıs’ın iki toplumundan kadınlar cinsel şiddete, tecavüze uğradı; sevdiklerinin döneceğini hâlâ bekleyen bir sürü kayıp yakını var. Ama bu tabloda başka bir hikâye daha var: 1975’te burada, Androlikou’da yaşayan bu iki insan, Kıbrıs Türk liderliğinin köyü terk etmeleri yönündeki baskısına rağmen buradan gitmediler. Onlara açıkça tehdit edildi; gitmezlerse güneyden taşınacak Kıbrıslı Rumların geçişine izin verilmeyeceği söylendi. Hasan, okula gitmemiş bir çoban olmasına rağmen yine aklını kullandı; eşi güvenlik kaygısıyla köyü bırakmak istemiyordu. Bütün eşyaları, kamyonlarını yüklediler ve konvoy kuzeye doğru hareket ederken, onlar hiçbir şeyleri kalmadan burada kalmaya devam ettiler. Savaşın, güvenlik ihtiyacının, militarizmin tavan yaptığı bir dönemde Hasan sevgiyi seçti ve burada kaldı.

Bu ilk örnek de değildi; Hambou da 1950’lerde benzer bir tercihi yapmış, dinini bırakıp Hasan’ı seçmiş, birlikte yaşamak için dinini değiştirmişti. Burada gördüğünüz manzara aslında bu tercihin ürünüdür. Bu köy yalnızca Kıbrıslı Türklerin yaşadığı bir köydü, mezarlık da Müslüman mezarlığıydı. Hambou öldüğünde gömülecek yeri yoktu. Hasan yine girişimlerini yaptı; mezarlığın yanındaki hâli araziyi mezarlığa dahil ederek, Kilise’yi de ikna edip Hambou’ya Ortodoks Hristiyan bir cenaze töreni düzenletti — kâğıt üzerinde Hambou Müslüman ve Türk sayılıyor olsa da, Hasan onun ilk dinindeki gerekleri yerine getirdi. Kendisi için de vasiyetini bıraktı: ‘Beni buraya, Hambou’nun yanına gömeceksiniz. Aramızdaki duvarı yıkacaksınız ve ortamıza bir Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı koyacaksınız.’ 1974’ün travması içinde, sıfırdan bu köyde yalnız başlarına hayatlarını kuran ve en sonunda başka hiçbir yerde göremeyeceğimiz gibi yan yana gömülen bu iki mezar, bugün de birlikte olmaya devam ediyor.

Kıbrıs’ta din, mezhep, cami-kilise konularında yaşanan bunca sorunun içinde bu hikâye tek örnek değildir. Bugün bize bir kez daha şovenizmin, milliyetçi olmanın ne kadar önemli olduğu anlatılıyor; ama biz burada bir kez daha görüyoruz ki Kıbrıs’ın başka hikâyeleri de var — insan olmanın gerektirdiği öyküler. Böylesi savaş ve militarizm zamanlarında bunları hatırlatmanın değeri buradadır.”

Bu haber toplam 886 defa okunmuştur
Etiketler :