
“Mesele nasıl bir siyaset sorusuna düğümleniyor”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, yaşanan büyük acıların ardından sıkça dile getirilen “siyaset yapmayın” çağrılarına ilişkin değerlendirmede bulunarak, asıl tartışmanın siyasetin yapılıp yapılmaması değil, “nasıl bir siyaset” sorusu olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, yaşanan büyük acıların ardından sıkça dile getirilen “siyaset yapmayın” çağrılarına ilişkin değerlendirmede bulunarak, asıl tartışmanın siyasetin yapılıp yapılmaması değil, “nasıl bir siyaset” sorusu olduğunu belirtti.
Erhürman, bazı kesimlerin siyaset adı altında yaşanan her durumu kendisinin ve çevresinin lehine “kredi” elde etme aracına çevirmeye ve medyayı da bu amaçla kullanmaya çalıştığını ifade ederek, bunun yapılmaması gereken bir yaklaşım olduğunu kaydetti.
“Siyaset buysa, kimse siyaset yapmasın” diyen Erhürman, siyasetin yalnızca büyük acıların yaşandığı dönemlerde değil, hiçbir zaman kişisel ya da çevresel çıkar sağlama aracına dönüştürülmemesi gerektiğini belirtti.
Ancak siyasetin, demokrasinin olmazsa olmazı olan sorunlara çözüm üretme aracı olduğunu vurgulayan Erhürman, ülkede büyük sorunlar bulunduğuna işaret etti.
Polis ve yargının siyasetten bağımsız şekilde görevini yürüttüğünü belirten Erhürman, sorunların çözümü için siyasetin dışında başka bir aracın yeterli olmayacağını ifade etti.
Erhürman, “Mesele, ‘nasıl bir siyaset’ sorusuna düğümleniyor” diyerek, ihtiyaç duyulan siyasetin bilime, standarda, liyakate ve denetime dayanması gerektiğini vurguladı. Bunun yanında medeniyet ve insaniyetin de siyasetin temel unsurları olması gerektiğini belirtti.
Bilginin ve bilimin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Erhürman, bunların aynı zamanda bir kültür haline getirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Yaşanan sorunlar karşısında yalnızca “yoktur” ya da “asla olmayacaktır” demenin çözüm üretmediğini belirten Erhürman, mevcut durumun tespit edilmesinin ardından yapılması gerekenin çözüm üretmek olduğunu kaydetti.
Erhürman, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Görev bellidir: Hangi koşullar altında olursa olsun, ‘olan’ı, ‘olmayan’ı tespit etmek, bilime ve uygarlığa saygı göstermekle yetinmeyip onu içselleştiren bir kültürü inşa etmek ve sorunlara çözüm üretmek zorundayız. Kolay mı? Hiç değil! Ama çocuklarımıza yaşanası bir ülke bırakmanın başka çaresi de yok!”

























