
Güneyde değişim sinyali
Kıbrıs Cumhuriyeti’nde 24 Mayıs parlamento seçimleri öncesi hem yayınlanan anketler, hem de uzman görüşleri, geleneksel siyasi yapıda köklü bir değişime işaret ediyor.
Tümay TUĞYAN
Kıbrıs Cumhuriyeti’nde 24 Mayıs’ta yapılacak parlamento seçimleri için geri sayım sürüyor.
Seçime üç hafta kala peş peşe yayınlanan anketler, geleneksel oy dengelerinin giderek bozulduğu ve iki partili hakimiyetin güç kaybına uğramaya devam ettiği bir iklime işaret ediyor.
Son dönemde pek çok Avrupa ülkesinde de gördüğümüz, ‘kurulu düzene ve ana akım siyasete meydan okuyan ve popülist oluşumlara eğilim’ trendi, Kıbrıs’ta da kendine yer buluyor.
Büyüklerin kan kaybetmesiyle güçlenen küçüklerin çokluğu, seçim sonrasına ilişkin ‘istikrar’ kuşkusunu güçlendirirken, bu tablo içerisinde Kıbrıslı Türkler’i en çok ilgilendiren ise şüphesiz, ELAM gibi bir partiyi besleyen bu yeni siyasi iklimin, Kıbrıs sorununa nasıl yansıyacağı.
‘Aşırı sağın siyasetin merkezine taşınması, onları daha ılımlı olmaya ve pozisyonlarını değiştirmeye zorlar’ şeklindeki yaklaşımın, Kıbrıslı Rum toplumunda pek geçerli olmadığı ortada. Faşist oluşumların merkeze taşınması, onları daha ılımlı kılmadığı gibi, tam aksine, merkezi faşistleştirmekte. ELAM’ın görüşlerinin Hristodulidis hükümeti üzerindeki etkisinin, partinin seçimlerde elde ettiği oy oranından daha yüksek olması, tesadüf olmasa gerek.
İki büyük, artık eskisi kadar büyük değil
Zaman zaman yer değiştirerek de olsa tarihsel olarak hep ilk iki sırayı paylaşan Demokratik Seferberlik Partisi (DISY) ve Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL), son anketlere göre bu seçimde de yerlerini koruyor.
Ancak başta DISY olmak üzere, her iki partinin oylarında da gerileme var.
Özellikle 1996 ve 2001 seçimlerinde toplam oyları yüzde 70’e yaklaşan bu iki partinin 24 Mayıs seçiminde ulaşabilecekleri toplam oy, iyimser tahminle yüzde 46-47 civarında.
Karasız oyların dağıtılmış haliyle bile - ki kararsız seçmen yaklaşık yüzde 25 oranıyla oldukça yüksek- hem DISY hem de AKEL ancak yüzde 21-23 bandında ulaşabiliyor.
DISY ve AKEL 2011’de yüzde 67, 2016’da yüzde 56, 2021’de ise yüzde 50 toplam oya ulaşmıştı. Yani istikrarlı bir oy kaybedişten söz etmek mümkün.
Şu anda mecliste DISY 17, AKEL ise 15 milletvekiliyle temsil ediliyor.
1985 seçimleri hariç, katıldığı her seçimi üçüncü sırada tamamlayan ve istikrarlı bir biçimde 9-11 milletvekili bandında yer alan Demokratik Parti DIKO da düşüş trendinden payını fazlasıyla alan bir parti.
Anketler, mecliste şu anda 9 milletvekiliyle temsil edilen DIKO’nun, 24 Mayıs seçiminde yaklaşık 5 milletvekili çıkarabileceğini öngörüyor.
Ana akımın oyları nereye gidiyor, neden gidiyor?
Avrupa’da yükselen ‘popülist oluşumlara eğilim’ trendinin kısmi sorumluluğunu, büyük, her kesimi kapsayan ana akım partilerin hanesine yazan Bologna Üniversitesi Siyaset Bilimi Doçenti Andrea Pirro, bunun temel nedeninin, ‘toplumsal taleplerden giderek uzaklaşılması’ olduğunu savunuyor.
Pirro’ya göre, “Ana akım partilerin esasen makam arayan, insanların endişelerine duyarsız ve bu nedenle sorunlardan sorumlu tutulan kuruluşlar haline geldiği algısı var. Kurulu düzen karşıtı partiler kendilerini bir yanıt olarak sunuyor ve seçmenler denenmemiş alternatiflere giderek daha fazla şans vermeye istekli.”
Siyaset bilimcilere göre popülist partilerin ortaklaştığı noktalardan biri, toplumu saf sıradan insanlar ve yozlaşmış elitler olarak ikiye ayırması.
York Üniversitesi Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Daphne Halikiopoulou, tam da bu nedenle, aşırı sağ partilerin çok farklı kaygılara sahip seçmenlerden oluşan geniş tabanlı koalisyonlara dönüştüğünü ifade ediyor.
"Artık eskiden hiç oy vermeyen ve beklemediğiniz kişiler dahi aşırı sağa oy veriyor; yaşlı kadınlar, kentli seçmenler, eğitimli orta sınıf…" diyen Halikiopoulou’ya göre bu kitle, örneğin ekonomik istikrar için, ‘demokrasiyi dahi takas etmeye razılar.’
Bu yaklaşım, Amsterdam Üniversitesi'nden Prof. Dr. Matthijs Rooduijn’in popülistler için yaptığı tanımlamayla da birebir örtüşüyor.
“Popülistler için halkın iradesi ile politika yapımı arasında duran her şey kötüdür” diyen Rooduijn’e göre kötü tanımı, “liberal bir demokrasinin temel bir parçası olan tüm hayati denge ve denetim mekanizmalarını – özgür basın, bağımsız mahkemeler ve azınlıkların korunmasını” da içeriyor.
DISY’den, ELAM’a kayış
Kıbrıs Cumhuriyeti de Avrupa’da son dönemde ana akımdan uçlara doğru kayan seçmen eğiliminden nasibini almış durumda.
Bunun en bariz örneklerinden biri de şüphesiz DISY’den ELAM’a kayış.
Bir araştırmaya göre DISY seçmeninin yüzde 15’i, 24 Mayıs’ta ELAM’a oy vermeyi düşünüyor.
Demokratik Seferberlik Partisi DISY, merkez-sağ olarak konumlanan, muhafazakâr ve Hristiyan demokrat tandanslı, liberal ekonomi politikaları güden, batı yanlısı bir siyasi parti.
Katıldığı tek seçim olan 1970 seçiminde Kıbrıs Cumhuriyeti eski başkanlarından Glafkos Klerides ve Tasos Papadopulos gibi isimleri parlamentoya taşıyan Eniaion’un 1976 yılında iki karşıt partiye bölünmesiyle ortaya çıkan DISY, aynı yıl Klerides tarafından kuruldu.
Kurulduğundan bu yana katıldığı seçimlerin büyük çoğunluğunda sandıktan birinci sırada çıkan, şu anda da parlamentoda en fazla sandalyeye sahip olan DISY’nin, ‘kağıt inceliğinde’ (paper-thin) bir farkla da olsa, AKEL’in önünde yine seçimden lider parti olarak çıkması bekleniyor. Ancak muhtemel liderliği yaklaşık yüzde beşlik bir kayıpla göğüsleyerek…
Yapılan araştırmalar ve anketler, DISY’den kaçan oyların esasen ELAM ve ALMA’ya yöneldiğini gösteriyor.
Resmi adıyla ‘Ulusal Halk Cephesi' olarak kurulmadan önce, Yunanistan’da yasaklanan neo-Nazi Altın Şafak Partisi’nin Kıbrıs ayağı olarak faaliyet gösteren ELAM, DISY’nin oylarının bir bölümünü ele geçirmiş durumda.
Yabancı düşmanlığıyla öne çıkan ve kurulduğu günden bu yana üyeleri pek çok şiddet olayına karışan ELAM, parlamentoda hâlihazırda 4 milletvekiline sahip.
2021 seçiminde yüzde 6.78 oy oranıyla dördüncü parti olan ELAM’ın, bu seçimde DIKO’yu tarihsel pozisyonundan ederek, üçüncülüğe yerleşmesi bekleniyor.
Her ne kadar ELAM’ın yüzde 11-13 oy oranıyla, üçüncü büyük parti olacağına ilişkin analizlere şüpheci gözle bakan bir kesim olsa, anketlerin öngörüsü bu yönde.
Ve ELAM’ın oylarını neredeyse ikiye katlayacak olan seçmenin önemli bölümü de, görünen o ki DISY’nin aşırı sağcı kanadından gelecek.
DISY’nin içindeki farklı fraksiyonların, farklı çıkar grupları üzerinden güç sağladığı (bankacılık sektörü, inşaat sektörü vb) da akılda tutulduğunda, bu fransiyonların parti liderliğiyle yaşadığı güç savaşlarının da oy dengelerinde etkili olduğunu söylemek, yanlış olmaz.
ALMA faktörü…
DISY’den kopan diğer bir kısım oyun yeni adresi ise, ilk kez seçime katılacak olan ALMA. Geleneksel DISY oylarının yüzde 10’luk bölümünün, ALMA’ya kayacağı yönünde bir beklenti var.
ALMA’ya kayışı tetikleyen temel neden ise, eski Başkan Nikos Anastasiadis dönemine ilişkin ciddi yolsuzluk iddiaları.
ALMA, bundan tam bir yıl önce, eski Sayıştay Başkanı Odysseas Michaelides tarafından kuruldu.
Eylül 2024’te, görevi kötüye kullandığı gerekçesiyle, 10 yıl boyunca sürdürdüğü Sayıştay Başkanlığı görevinden mahkeme kararıyla azledilen Michaelides, bu azlin arkasındaki isimler olarak Anastasiadis ve Hristodulidis’i suçladı, bunun birtakım yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üstünü örtmek için yapılmış siyasi bir manevra olduğunu savundu.
Karar, aralarında AKEL ve DIKO’nun da bulunduğu birçok siyasi parti tarafından sert biçimde eleştirildi.
AKEL Hristodulidis yönetimini, çeşitli yolsuzluk skandallarının ortaya çıkarılmasında önemli rol oynayan Michaelides'i susturmaya çalışmakla suçladı.
Akabinde siyasete giren ve ALMA’yı kuran Michaelides, parti programında yolsuzlukla mücadeleyi öne çıkardı.
Anketlere göre 24 Mayıs’ta ilk kez seçime girecek olan ALMA, yine seçime ilk kez girecek olan Avrupa Parlamentosu milletvekili Fidias Panayiotou’nun kurduğu ‘Doğrudan Demokrasi’ partisi ile kafa kafaya, hemen ELAM’ın arkasında konumlanıyor. Anketler ALMA’yı, yüzde 11 civarında bir oy oranıyla, Doğrudan Demokrasi’nin ardından beşinci sıraya yerleştiriyor.
Anketlere göre ALMA, sadece DISY’den değil, aynı zamanda AKEL’den ve DIKO’dan da oy tırpanlıyor.
AKEL’in oyları nereye?
1926’da kurulan Kıbrıs Komünist Partisi’nin devamı niteliğinde, 1941 yılında siyasi hayatına başlayan AKEL, Kıbrıs’ın en eski siyasi partisi. Marksist-Leninist ilkelere dayalı sosyalist ideolojiyi benimseyen ve sınıf temelli bir politika yürüten Emekçi Halkın İlerici Partisi, 24 Mayıs seçimlerine yönelik kamuoyu araştırmalarında, DISY ile at başı bir birincilik yarışında.
Ancak AKEL de tıpkı DISY gibi, yoluna kan kaybederek devam ediyor.
2011 seçiminden yüzde 32.7, 2016 seçiminden yüzde 25.7 ve 2021 seçiminden yüzde 22.34 oy oranlarıyla çıkan AKEL, anket sonuçlarına göre 24 Mayıs’ta da bu düşüş trendini sürdürecek.
Anketlere göre AKEL, önceki oyunun yüzde 7’sini ALMA’ya, yüzde 4’ünü VOLT’a ve yine yaklaşık yüzde 4’ünü Doğrudan Demokrasi’ye kaptıracağa benziyor.
Neden Fidias?
Herkesi şaşkına uğratarak sosyal medya fenomenliğinden Avrupa Parlamentosu milletvekilliğine ‘zıplayan’ Fidias Panayiotou’nun siyasi kariyeri, ana akım siyasi partilere dair büyüyen kuşkucu akımın nasıl hasat edildiğinin çok başarılı bir örneği olarak karşımızda duruyor.
AP milletvekilliği ile yetinmeyip, geçtiğimiz yılın Ekim ayında ‘Doğrudan Demokrasi’ ismini verdiği bir siyasi parti kuran Fidias, anketlerde ELAM’ın arkasında, dördüncü parti olarak görünüyor. Şimdilik yüzde 10-12 bandında, küçük bir farkla ALMA’nın önünde olan Doğrudan Demokrasi, Fidias’ın son dönemde özellikle sosyal medya üzerinden yayınladığı videolarda sergilediği tutumla, özellikle bugüne değin apolitik duran seçmenin ve ilk kez oy kullanacakların dikkatini çekmiş durumda.
Solcu bir retorik geliştiren Fidias, ekonomiye ilişkin görüşleri, bankalara karşı pozisyonu, Kıbrıslı Türkler’e ve Gazze savaşına yönelik barışçıl diliyle, AKEL seçmeninin bir kısmının da gönlünü kazandı.
Analistler, ‘popülist’ olarak nitelendirdikleri partinin, aşırı sağdan aşırı sola son derece heterojen bir kitleye sahip olması nedeniyle, uzun vadeli kalıcı başarılara imza atabileceğine inanmasa da, 24 Mayıs seçiminde önemli bir dinamik yarattığı aşikâr.
Peki ya DIKO?
Demokratik Parti DIKO, 1976’da ikiye bölünen Eniaion’un, DISY’den sonraki ‘diğer yarısı’. Klerides DISY ile yola devam ederken, ‘geleceğin’ bir diğer Cumhurbaşkanı Spiros Kiprianu ise Tasos Papadopulos’u da yanına alarak DIKO’yi kurdu.
Kendini merkezde konumlayan parti, DISY’nin ardından ikinci büyük parti çıktığı 1985 seçimi hariç, bugüne kadar istikrarlı bir biçimde hep üçüncülüğü elinde tuttu.
DIKO siyasi hayatında esasen, ‘Kral yapıcı’ (Kingmaker) olarak tabir edilen rolüyle, son derece etkin bir parti olarak var oldu.
Siyasette, ‘liderlik pozisyonu için birincil aday olmamasına rağmen, kimin lider olacağını belirlemede önemli bir etkiye sahip olan küçük parti’ olarak tanımlayabileceğimiz ‘Kral yapıcılar’; siyasi ittifakları veya stratejik etkilerini kullanarak, genellikle perde arkasında kontrolü elinde tutanlar olarak bilinirler.
Ancak DIKO’nun ‘koltuğu’, 24 Mayıs öncesinde ciddi anlamda sallantıda. Anketlere göre DIKO, üçüncülüğü ELAM’A kaptırmakla kalmayıp, Doğrudan Demokrasi ve ALMA’nın da gerisine düşme tehlikesiyle karşı karşıya.
Kamuoyu yoklamaları DIKO’nun, ALMA ve ELAM yönlerine doğru eşit oranda (yüzde 11) kan kaybettiğine işaret ediyor.
EDEK ve diğerleri...
Sosyal Demokrasi Hareketi EDEK, Kıbrıslı Rum toplumunun tarihsel partilerinden biri. AKEL’den sonra en eski siyasi parti… Kuruluşundan itibaren sosyalist ilkeleri benimseyen, 1990’lı yılların ortalarına doğru ise sosyal demokrasiye yönelen, ancak siyasi pozisyonlarında her zaman güçlü milliyetçi unsurlar taşıyan EDEK, günümüzde fiilen tam bir çöküş riskiyle karşı karşıya. Bir kısmı sol, bir kısmı milliyetçi olarak tanımlanabilecek parti tabanı, neredeyse tümden diğer partilere dağılmış durumda. EDEK 24 Mayıs’ta, çok büyük olasılıkla seçim barajına takılacak ve parlamentoya veda edecek.
DIKO’dan ayrılan muhaliflerin kurduğu ve ilk katıldığı seçim olan 2021 seçiminde parlamentoya 4 milletvekili sokmayı başaran DIPA da, anketlere göre bu seçimde yüzde 3.6’lık seçim barajını aşamayacak.
Halihâzırda bir milletvekili bulunan VOLT ise tutarlı bir yükselişte. Barajı aşıp yeni parlamentoda da yer alabileceğine ilişkin sinyaller güçlü





















