1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. Tatar: Önce eşitlik, sonra görüşme
Görme engelliler bağımsız yaşam talep ediyor

Görme engelliler bağımsız yaşam talep ediyor

 Doğuştan veya sonradan çeşitli nedenlerle görme yeteneklerini kaybeden yüzlerce insanın yaşadığı KKTC, görme engelli bireylerin başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürebilecekleri yeterli olanağa sahip değil.

A+A-

 Doğuştan veya sonradan çeşitli nedenlerle görme yeteneklerini kaybeden yüzlerce insanın yaşadığı KKTC, görme engelli bireylerin başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürebilecekleri yeterli olanağa sahip değil.

Görme engelliler, günlük yaşamlarını sürdürürken en çok tek başlarına hareket edememekten, engellerle, tehlikelerle karşılaşmaktan yakınıyor.

Sivil toplum örgütlerinin girişimleriyle birçok konuda mesafe kat edilirken, görme engelliler, yaşamlarını kolaylaştıracak, eşit haklara sahip olacakları düzenlemelere ihtiyaç duyuyor.

Dünyada görme engellilerle ilgili farkındalığı artırmak amacıyla 7-14 Ocak, “Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası” olarak kabul ediliyor.

Peki “Beyaz Baston” ismi nereden geliyor?

1921 yılında Londra’da trafik kazası nedeniyle görme yetisini kaybeden bir fotoğraf sanatçısı dış dünyanın kendini fark etmesi ve dikkat çekmek için bastonunu beyaza boyayarak dolaşmaya başlar. Bu olayın yayılmasıyla beyaz baston simgeleşir ve her yıl dünyada Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası olarak anılır.

Resmi verilere göre KKTC’de görme yetersizliği olan 760 birey bulunuyor. Bu rakamın yarısından çoğunu erkekler oluşturuyor. Görme engelli bireylerin en yoğun olduğu yaş grubu ise 18-60...

Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu Başkanı Derviş Yücetürk ve KKTC Engelliler Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Suay, Türk Ajansı Kıbrıs'ın (TAK) sorularını yanıtlayarak, görme engelli bireylerin karşılaştığı zorlukları anlattı, atılması gereken adımlara dikkat çekti.

Yücetürk, görme engelli bir birey olarak tek başına hareket etmenin en fazla zorlandığı konu olduğuna işaret ederek, ulaşım ve dolaşımın en büyük sıkıntı olduğunun altını çizdi.

Suay da, “Bir görme engelli olarak çevrede, etrafta bağımsız bir şekilde dilediğim bir şekilde hareket etmekte zorlanıyorsam bu benim değil çevrenin engelidir” vurgusu yaptı.

14 YAŞINDA GÖRME YETİSİNİ KAYBETTİ

67 yaşındaki Derviş Yücetürk, Kıbrıs Türk Görmezler Derneği ve Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu Başkanı. 1967’de 14 yaşında Alaminyo taburundaki saldırıda görme yetisini kaybetti.

Görme engelli bir birey olarak en fazla zorlandığı konunun tek başına hareket edememesi olduğuna vurgu yapan Yücetürk, ulaşım ve dolaşımın en büyük sıkıntı olduğunun altını çizdi.

“GÖRME ENGELLİLER İÇİN NE ALTYAPI NE ÜSTYAPI VAR”

Ulaşım ve dolaşımın sadece engellilerin değil, ülkenin genel bir sorunu olduğunu ifade eden Yücetürk, “Doğru dürüst yol yok, kaldırım yok, görme engellilerle ilgili ne altyapı ne üstyapı. Hiçbir düzenleme yok. Kendi mıntıkamda bunu aştım, arkadaşlarım da aşabiliyor ama mıntıkam dışında beyaz bastonla hareket edebilmek için maalesef bize hitap edecek ne bir yol ne bir kaldırım, ne sinyalizasyon, ne takip çizgileri var. Bina içlerinde ne ölçülü, dengeli basamak, ne de bize hitap eden asansör var. Tek başına hareket etme konusunda belki de engelli grubu içinde en çok sıkıntı yaşayan kesimiz biz” diye konuştu.

“2004 YILINA KADAR EĞİTİM VARDI DİYEMEM”

Yücetürk, 1963’e kadar görme engelliler için Kıbrıs’ta ortak bir okul olduğunu ancak 63 olaylarından sonra Yeşil Hat’tın ötesinde kalması nedeniyle 1963’ten 2004’e kadar okulsuz kalındığını anlattı. Yücetürk, ülkede görme engelliler için 2004'e kadar “eğitim var” diyemeyeceğini, görme engelli bireylerin yurt dışında eğitim gördüğünü söyledi.

RAUF RAİF DENKTAŞ GÖRME ENGELLİLER OKULU 2 YAŞTAN İTİBAREN EĞİTİM VERİYOR

2004’te Kıbrıs Türk Görmezler Derneği’nin girişimleriyle inşa edilen Rauf Raif Denktaş Görme Engelliler Okulu ile temel eğitimde en büyük sıkıntıyı aştıklarını belirten Yücetürk, şunları kaydetti:

“Diğer engellilere göre biz daha şanslıyız. Çünkü kendi okulumuz var ve tam donanımlı bir okuldur. Eğitim Bakanlığı ile protokol imzaladık. 2004 yılından bu yana bu okul kaynaştırılmış eğitime destek olarak, okul öncesi 2 yaştan itibaren başlıyor eğitime ve ilkokul, ortaokul, liseye kadar destek veriyoruz. Hatta üniversiteye giden gençlerimize de okul destek veriyor. Yetişkinlere de dönem dönem rehabilitasyon eğitimi veriyoruz.”

Rauf Raif Denktaş Görme Engelliler Okulu’nun parasız eğitim veren tek özel eğitim kurumu olduğunu da dile getiren Yücetürk, paralı eğitime karşı olduklarını, eğitimin devlet bünyesinde olması gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs Türk Görmezler Derneği'nin 1976 yılında ilk kurulan engelli derneği olduğunu aktaran Yücetürk, o tarihten bu yana inanılmaz gelişmeler kat edildiğini belirtti. Nakdi yardımlar konusunu tamamen çözdüklerini dile getiren Yücetürk, ülkede yaklaşık 4 bin 800 engellinin nakdi yardım aldığını söyledi. Yücetürk, doğan bir bebeğin engelli ise 18 yaşına kadar asgari ücretin yüzde 50'sini, 18 yaşını doldurmuş ve işe girememişse yüzde 60'ını, işsiz ve evlenmiş ise eşi için yüzde 20, çocuk sahibi olmuşsa 2 çocuğa her çocuk için yüzde 10 destek aldığını ifade etti. Evli ve 2 çocuğu olan bir engellinin işe girmeden asgari ücretin brütünü net aldığını aktaran Yücetürk, buna rağmen nakdi yardımların günün koşullarına göre yetersiz kaldığını ifade etti.

“ENGELLİ BİREYLERİN İSTİHDAMI KONUSUNDA SINIFTA KALDIK… İSTİHDAM BEKLEYEN YÜZDE 20’Sİ GÖRME ENGELLİ TOPLAM 600 ENGELLİ VAR”

Yasa gereği devlet ve özel sektörde 25 kişi çalıştıran her bir iş yerinin 1 engelli istihdam etmekle mükellef olduğuna işaret eden Yücetürk, “İstihdam konusunda maalesef gerek devlet, gerekse özel sektör olarak ülkemiz sınıfta kalmıştır. Hâlâ 660 civarında istihdam bekleyen engelli var. Bunların yüzde 20'si görme engellidir” ifadelerini kullandı.

Yücetürk, 2006 yılından beridir tek bir engellinin kamuya istihdam edilmediğini de söyledi.

500'ü aşkın engellinin gerek özel eğitim merkezlerinde gerekse yetişkinler 18 yaş üstü rehabilitasyon merkezlerinde eğitim aldığını ifade eden Yücetürk, bu bireyler için Engelsiz Yaşam Evi inşaatının devam ettiğini, birinci etabın bittiğini, ikinci etabın parasının hazır olduğunu ve Haziran 2021'e tamamlanacağına dair söz aldıklarını kaydetti. Yücetürk bu merkezin, hem annesi-babası olmayan engelli bireye yaşam boyu hayat merkezi olacağını hem de 200 engelliye de rehabilitasyon hizmeti vereceğini söyledi.

“İnşallah bunları başarırız ama bizi yönetenler kesenin ağzını açarsa…” ifadelerini kullanan Yücetürk, projelerin tamamlanması için maddi gelire ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

Ulaşımda, dolaşımda Avrupa standartlarının gerisinde olunduğunu dile getiren Derviş Yücetürk, “Görme engelliler olarak eğitimde Avrupa standartlarını yakalasak da diğer engelliler için bunu söyleyemem. Özel eğitim merkezlerinde toplu eğitim veriliyor, bu eğitim değildir, öz eğitimdir. Görme engelli, işitme engelli, ortopedik engelli bir arada eğitim alamaz. Her engellinin ayrı okulu olması lazım” dedi.

Komitede bekleyen Özel Eğitim Yasası'nın Meclis Genel Kurulu'ndan geçmesi gerektiğini vurgulayan Yücetürk, hükümet değişiklikleri nedeniyle yasanın bir türlü geçemediğini belirterek, “İnşallah yasa geçerse görme engelliler de dahil engelliler iyi bir noktaya gelecektir” şeklinde konuştu.

“BİR RETİNA YIRTIĞI BİLE TEDAVİ EDİLEMİYOR”

Sağlıkta ülke olarak sınıfta kalındığını savunan Derviş Yücetürk, göz sağlığı konusunda bugün ülkede en basit bir ameliyatın bile yapılamadığını ileri sürdü. Hastaneler, kliniklerin var olduğunu ancak tam donanıma sahip olunmadığını savunan Yücetürk, “Bir retina yırtığı bile ülkede tedavi edilemiyor. Bu üzücüdür. Hastaları ya Rum tarafında ya da Türkiye’ye göndermek zorunda kalıyoruz” dedi.

Ülkede göz nakli de yapılamadığını dile getiren Yücetürk, hastaların kurul ile Türkiye’ye gittiğinde iyi kötü bir ücretle tedavi olabildiğini ancak kurulla gidemeyen hastaların büyük paralara ihtiyaç duyduğunun altını çizdi.

“TAM DONANIMLI GÖZ HASTANESİ İÇİN 5 YILDIR KAMPANYA YÜRÜTÜYORUZ”

Tam donanımlı bir göz hastanesi inşası için 5 yıldan bu yana kampanya yürüttüklerine işaret eden Yücetürk, plan ve projenin hazır olduğunu, birikmiş paraları ve Güvenlik Kuvvetleri tarafından Domuzcular Burnu’nda kendilerine tahsis edilen dört buçuk dönümlük bir de arazi bulunduğunu aktardı. Yücetürk, buna karşın, arazi için gelmiş geçmiş bakanlardan onay alamadıklarını söyledi.

Derviş Yücetürk, göz hastanesi hakkında ilgili bakanlarla görüşmelerinde devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle 500 yataklı hastane yapacağı ve hastanenin bir bölümünün görme engelliler için olacağının söylendiğini belirterek şöyle devam etti:

“ ‘Göz hastanesinden vazgeçin, bu bölümün iç donanımını siz yapın’ talebi geldi. Biz de şart koştuk, göz bölümünde istediğimiz altyapı olacak mı? Buna yanıt alamadık henüz. Yanıt alamadığımız için bir kuruş dahi ben bu hastaneye vermem. Normal bir muayene servisi olacaksa şimdiki gibi, ben paramı niye çarçur edeyim. Bugüne kadar yapamadılar, yapacak olanları da engelliyorlar.”

Halktan gördükleri ilginin tatmin edici olduğunu dile getiren Derviş Yücetürk, tek sıkıntılarının bazı vatandaşların engellilerin park yerlerini işgal etmesi olduğunu söyledi.

Yücetürk konuşmasının sonunda, “Sosyal bir devlet isek, o sosyal devleti yanımızda görmek isteriz” dedi.

ÖMER SUAY… “EN ÖNEMLİ SORUN ULAŞIM”

34 yaşındaki Ömer Suay, KKTC Engelliler Dayanışma Derneği Başkanı. 1 yaşında geçirdiği havale nedeniyle görme yetisinin yüzde 50’sini kaybetti. 5 yaşında ameliyat oldu ancak bu ameliyat sonrasında yüzde 100 görme engelli bir birey olarak hayatına devam ediyor.

Görme engelli bir birey olarak yaşadığı en önemli sorunun ulaşım olduğuna dikkat çeken Suay, “Bir görme engelli olarak çevrede, etrafta bağımsız bir şekilde dilediğim bir şekilde hareket etmekte zorlanıyorsam, bu benim değil çevrenin engelidir” vurgusu yaptı. Suay şöyle devam etti:

“KALDIRIMLAR DÜZENSİZ… ÇOK SAYIDA ENGEL VAR”

“Örneğin bugün ben Lefkoşa sokaklarına çıktığımda elime beyaz bastonumu alıp çok rahatlıkla hareket edebilirim. Bunu büyük oranda da başarabiliyorum ama karşılaştığım çok sayıda engel var. Kaldırımların düzensizliği, çevredeki engeller… Var olan kaldırımlarda da insanlarımızın belki duyarsızlık, belki bilinçsizlik sonucu yerleştirdikleri çöp konteynerleri, çiçeklikler ve park edilen arabalar benim için çok ciddi bir engel.”

“TÜRKİYE’YE, İNGİLTERE’YE DEFALARCA TEK BAŞIMA GİTTİM AMA KENDİ ÜLKEMDE BİR YERE GİTMEK CİDDİ PROBLEM”

Çocukluğundan itibaren uçak seyahatleri de dahil tek başına seyahat eden bir insan olduğunu dile getiren Suay, seyahatlerinin yüzde 80-90’ını tek başına yaptığını, Türkiye’ye, İngiltere’ye defalarca tek başına gittiğini ve zorluk yaşamadığını anlattı. Suay, “Ama kendi ülkemde bir yerden bir yere gitmek çok ciddi problem” dedi.

Suay, çevrede karşılaşılan engellerin insan eliyle ortaya çıktığına vurgu yaparak “Bir kaldırımı planlayan, mimardır, mühendistir. Bu planlama yapılırken empati duygusu ön planda tutulursa o ülkede yaşayan herkes düşünülmüş olur. Bir adım atarken ‘birine engel olabilir miyim’ diye düşünmek lazım” şeklinde konuştu.

“SARI ŞERİT BAĞIMSIZLIĞIN SEMBOLÜ”

Görme engellilerin beyaz baston kullanırken, kaldırımların üzerindeki ve çevredeki sarı şeritlere ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Suay, “Sarı şerit, bir görme engelli için hem bağımsız hareket edebilmek amacıyla bir araç, hem de bağımsızlığın sembolü” bilgisini paylaştı.

Ömer Suay, sarı şeritlerin devlet ile yerel yönetimler iş birliğinde daha yaygın olarak kullanımının öneminin altını çizdi; şeritlerin, ana caddelerdeki bütün kaldırımlara ve kamusal alanlara yerleştirilmesi gerektiğini kaydetti. Bu konuda adım atan belediyelerin olduğunu dile getiren Suay, “Bu inisiyatifin ötesinde bir şey olmalı. Sosyal politika haline dönüştürülürse, ortopedik engelli bireylerin istifade edebileceği rampalar, görme engelli bireylerin istifade edebileceği sarı şeritler yerleştirilir ve genel bir politika olarak hayatımızın geriye kalanında karşımıza çıkar” diye konuştu.

KKTC Engelliler Dayanışma Derneği olarak Kıbrıs Vakıflar İdaresi katkısıyla birçok alana sarı şeritleri kazandırmaya başladıklarını belirten Suay, bu konuda bir seferberlik yürüttüklerini dile getirdi. Suay, hem ülke genelinde yaygınlaşmasını hem de vatandaşların sarı şeridin ne olduğunu daha net bir şekilde fark etmesini ve görme engellilerin bağımsız hareket alanlarını maksimum düzeye çıkarabilmeyi hedeflediklerini söyledi.

“BAĞIMSIZ HAREKET KURSLARI”

Suay, görme engellilerin tek başına hareket etmesi için Bağımsız Hareket Kursları olduğunu ifade ederek arkadaşlarıyla birlikte ellerine beyaz bastonlarını alıp bunu sokakta birebir tecrübe ettiklerini, trafiğin içine girdiklerini, engellerle karşılaştıklarını anlattı. Suay, “Zorlu şartlarda yürümenin istersek, azmedersek bizim için kazanım bile olabileceğini görmüş oluyoruz” dedi.

“SİVİL TOPLUM POLİTİKASINDAN ÖTE DEVLET POLİTİKASI OLMALI”

Suay, görme engelli bir bireyin yeterli başlangıç ve temel eğitimi alabileceği eğitim modelinin, kendi çocukluk yılları da olan 90’lı yılların başında yeterli seviyelerde olmadığını belirterek, 25 seneden fazla bir zaman geçmesine rağmen bugün hâlâ istenilen standartlara ulaşılamadığını dile getirdi. Suay, “Bu sivil toplum politikasından öte devlet politikasına dönüşmeli. Çünkü eğitim bir insanın hayatında en temel insani haklardan bir tanesidir. Belki de birincisidir” şeklinde konuştu.

Görme engelli bireylerin kaynaştırılmış eğitimde okullarda eğitim hayatına başladığını dile getiren Ömer Suay, ilk birkaç yıl özel eğitim yeterli olmadığı için kaynaştırılmış eğitimde ciddi sıkıntılar yaşandığını söyledi.

“GÖRME ENGELLİ ÇOCUKLAR KAYNAŞTIRILMIŞ EĞİTİM MODELİNE HAZIRLANMALI”

Engelliler Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Suay, kaynaştırılmış eğitimin görme engelli bireyler için hassas bir eğitim modeli olduğunu belirterek, bu modeli kişinin kendini ayrıştırılmış, dışlanmış hissetmemesi ve diğer insanlardan herhangi bir farkının olmadığını hissetmesi için verimli bir model diye tanımladı. Ancak çocuk yaştaki birini bu eğitim modeline hazırlamanın önemini vurgulayan Suay, şöyle devam etti:

“İlk 3 sene görme engelli bir bireyin desteklenmesi lazım. Braille alfabesini yüzde yüz öğrenmesi lazım, görme engelli araç gereçlerinin tamamına hakim olması lazım. Büyük oranda bağımsız hareket ve gündelik yaşama nasıl adapte olacağının farkında olması lazım. Bunların tamamlanabilmesi için ilkokul 3’üncü sınıfa kadar özel eğitim noktasında yüzde yüz desteklenmeli ve 4’üncü sınıf itibarı ile kaynaştırılmış eğitime alınmalı. Kaynaştırılmış eğitim sürecinde de uzaktan bir özel eğitim öğretmeni tarafından belki gözlem altında tutulmalı, belki takip edilmeli.”

Lefkoşa’da herhangi bir okulda çok küçük bütçelerle görme engellilerin özel eğitim, temel eğitim alabileceği pilot bir sınıf oluşturulabileceğini ifade eden Suay, bununla birlikte eğitimde yaşanan problemin yüzde 80-90 oranında aşılabileceğine dikkat çekti.

“DEVLET İŞ BEKLEYEN ENGELLİLERE KAPI AÇMALI”

Ülkede yüzde 40 ve üzeri sağlık raporu olan kişinin engelli kabul edildiğini kaydeden Ömer Suay, yüzde 40 üzeri raporu olup da herhangi bir yerde çalışmayan 18 yaş altındaki engelliye asgari ücretin yüzde 50’si oranında, 18 yaş üstüne asgari ücretin yüzde 60’ı oranında engelli maaşı verildiğini belirtti. Suay, ancak kendilerinin ana hedefinin devletin sadece engelli maaşı sağlaması değil, iş bekleyen, istihdam bekleyen engellilere kapı açması olduğunu vurguladı.

Bugün üniversite mezunu olup da iş arayan çok sayıda engelli olduğunu kaydeden Suay, 2006-2007 yılları sonrasında kamusal alanda sadece görme engelli değil, hiçbir engellinin istihdam edilmediğini söyledi. Suay, yasada engelli personel çalıştırma zorunluluğunun yüzde 4 olmasına rağmen sadece Kıbrıs Vakıflar İdaresi’nin yasal mevzuatın da üzerinde 2 sene önce 8 engelli bireyi istihdam ettiğini belirtti.

Ömer Suay, insanların eğitime, sağlığa, istihdama ihtiyacı olduğunu vurgulayarak “İstihdam demek kişinin hayatını idame ettirebilmesi demek, her anlamda maddi ve manevi… Bunu sağlayamazsanız, bunu ötelerseniz hem bu kişileri ekonomik problemlerle baş başa bırakırsınız hem de hayattan kopmalarına, özgüvenlerini kaybetmelerine vesile olursunuz” ifadelerini kullandı.

“ÜLKEDE BRAILLE ALFABESİYLE YAZILMIŞ YETERLİ KİTAP YOK”

Braille alfabesiyle yazılmış ülkede yeterli kitap olmadığını söyleyen Suay, 2014 yılında dernek bünyesinde oluşturdukları bir görme engelli kütüphanesi bulunduğunu, 600 kitapla çalışmalarına başladıklarını kaydetti. Zaman geçtikçe bu konuda çok ciddi bir eksiklik olduğunu fark ettiklerini söyleyen Ömer Suay, her alanda Braille kitabına ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

Suay, kısa bir süre önce bu problemi aşmak için TİKA’nın katkılarıyla Braille kitapları basabilecekleri bir baskı cihazını kütüphanelerine kazandırdıklarını dile getirdi. Suay, çok yeni olan bu çalışmayla okulların, kurumların, öğrencilerin ihtiyaçları doğrultusunda kitapları düzenleyerek, Braille formata çevirdiklerini ve teslim ettiklerini belirtti.

"TEKNOLOJİ OLMAZSA OLMAZ"

Görme engelli bir bilgisayar yazılımcısı olduğunu ve profesyonel iş hayatına bu şekilde devam ettiğini söyleyen Ömer Suay, görme engelliler için özel bilgisayarlar söz konusu olmadığını sadece bilgisayarlara kurulan özel ekran okuyucu programlar bulunduğunu ifade etti. Bilgisayarların ekranındaki yazıyı, öğeyi, ekranda olan her şeyi seslendiren programlara ekran okuyucu dendiğini belirten Suay, bu ekran okuyucular sayesinde bilgisayarları rahatlıkla kullanabildiklerini kaydetti.

Erişebilirliği üst düzeyde tutmak isteyen bir görme engelli için teknolojinin olmazsa olmaz bir detay olduğuna dikkat çeken Suay, “Örneğin bilgisayar benim için iş, gündelik hayat, çok rahat gözü gören insanlar gibi kendi işimi de yapıyorum, sosyal medyada da rahat bir şekilde gezinebiliyorum, gündelik haberleri de internet üzerinden takip ediyorum. Bu bilgi ve tecrübeyi de düzenlediğimiz kurslarla görme engelli arkadaşlarımıza aktarıyoruz. Bilgisayar tabanlı tüm cihazlar, tabletler, akıllı cihazlar da buna dahil. Burada amaç bir görme engelliyi gündelik hayata dahil etmek” dedi.

Yazılı materyaller için ise dernek bünyesindeki kütüphanede kitap okuma cihazı bulunduğunu anlatan Ömer Suay, bu cihaza bireysel kullanıcı tarafından sahip olunmasının fiyatı nedeniyle mümkün olmadığını dile getirdi.

Suay son olarak, “Sorumluluk bilinciyle, sosyal devlet anlayışı düşüncesiyle hareket edersek, herkes kendi üzerine düşeni yaparsa, biz bu engelleri konuşmak durumunda kalmayız” vurgusu yaptı.

Haber: Afet İlban

Bu haber toplam 1526 defa okunmuştur