1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. “Sahte kanatlarla gitti, gerçek kanatlarla döndü”
“Sahte kanatlarla gitti, gerçek kanatlarla döndü”

“Sahte kanatlarla gitti, gerçek kanatlarla döndü”

Uyuşturucudan kaybettiğimiz Arda’nın babası Mustafa Erkan, ‘Kanatlarımı Kırsaydık Keşke Anne’ etkinliğini anlattı

A+A-

Tayfun Çağra

‘Kanatlarımı Kırsaydık Keşke Anne’ demişti Arda… Aslında bu sözler modacı Abdullah Öztoprak’ın Arda’nın uyuşturucudan hayatını kaybetmesinin ardından hazırlayıp harmanladığı bir etkinliğin adıydı… Arda’nın kendi kıyafetlerinin de kullanıldığı, içinde yaşamını kaybettiği arabanın da sahnede olduğu etkinlik, uyuşturucu konusunda ‘farkındalık’ yaratmayı amaçlıyordu. Bu etkinliği, amaçlarını ve kendi duygularını Arda’nın babası Mustafa Erkan anlattı;

Nereden doğdu bu etkinlik…

‘Kanatlarımı Kırsaydık Keşke Anne’ etkinliği, aslında daha önce Abdullah Öztoprak, ki tanışıklığımız daha önceden vardı, Arda’nın bu olayını duyduktan sonra, kafamda bir proje geliştiriyorum, gerçekleştirelim ve bu çocuğu bir şekilde hatırlatalım hem de misyonunu bir şekilde gençlere yayarak bu mücadeleyi sürdürelim yaklaşımı ile geldi. Farkındalığı da ortaya koyalım tabii ki, diye düşündük. Tabii ki bu komisyondan önce Abdullah’la görüşüp konuştuğumuz bir şeydi. Daha sonra tabii maddi olarak da biraz sahne gösterilerinin külfeti falan… Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu’nun gösterdiği duyarlılıkla, elindeki bütçeyle buna sahip çıkıp, bize destek verdi ve ‘Kanatlarımı Kırsaydık Keşke Anne’ projesi gerçekleştirilmiş oldu.

Komisyonun desteği nasıl oldu, Bir bütçesi var mıydı, sponsor mu bulundu?

Başbakanlık aracılığı ile belirli bütçesi vardı, tamamıyla olmasa da… Dışarıdan sponsorların da bulunması gerekiyordu çünkü komisyonun bütçesi kısıtlı. Kısıtlı olduğu için de dışarıdaki vatandaşlardan da yardım alarak bu etkinliği gerçekleştirdik.

“KAYBEDECEK BİR ŞEYİMİZ YOK ARTIK!..”

Anne baba olarak Abdullah Öztoprak’ın bu mizanseni sizi nasıl etkiler… Her etkinliğe katıldığınızda yaşadığınız duygular nedir anne baba olarak?

Abdullah Öztoprak bizimle görüşüp bir mahsuru var mı diye sordu; Arda’yı koyarak sizinle bunu yapalım; hatta elbiselerinin kullanımına kadar müsaade ettik biz. Sahnede elbiseleri kullanıldı, yaşamından kesitler ve en son ana kadar yaşamını kaybettiği arabaya kadar… Yanında bulunanların kendisini terk etmesi ve orada arabanın içinde hayatını kaybetmesinin canlandırılmasına kadar bunları yaşadık.

Tekrar tekrar yaşıyorsunuz bu kolay olmuyordur ama bir mesaj vermenin vicdan rahatlığı mı var?

Evet; biz bunu tekrardan toplumla paylaşarak, toplumu bilgilendirme, kaç tane genç kurtarırsak bizim için o kadar mutluluktur, bizim için en iyisidir. Yani biz bunları düşünerek bu işin içerisindeyiz yoksa bizim kaybedecek hiçbir şeyimiz yok artık.  Sonuçta diğer gençlerin bu batağa saplanmaması, bu yolda harcanmaması adına biz bu yola girdik ve bunları her şekilde yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Sonuçta bunlar gençlere ve toplumumuza yöneliktir. Toplumumuz hala daha bu işin ne kadar yakınımızda olduğunu hala kabul etmiyor. Biliyor ama bilmemezlikten geliniyor. Bazı kurum kuruluşlarımızın da buna daha duyarlı olarak davranması, bu tür etkinlikleri daha çok destekleyerek devam etmesi bizim için ilgiyi, farkındalığı artırır. Farkındalık derken farkında olma noktasına geldik ama ondan sonrasına geçişi yamamız gerektiğini düşünüyorum ben artık.

“DAHA GERÇEKÇİ OLMALIYIZ”

Aslında farkındayız da galiba başımıza gelmedikçe bazı şeylerin önemini anlayamıyoruz. Başımıza gelmesini bekliyoruz toplum olarak galiba.

Aileler olarak kabullenmek istemiyoruz, böyle bir şeyin üzerimize konmasını, bizimle olmasını istemiyoruz… Daha da gerçekçi olup da bizim de başımıza gelebilir, bana da olabilir diyerek ben de bu kavganın içerisindeyim diyebilecek gücü bulması gerekiyor kendilerinde…

Sizin Arda’nın sonu gibi olaylara neden olanların ortaya çıkarılması gibi katkılarınız oluyor mu?

Şimdi işte belli başlı projelerde, genellikle uyuşturucu ile mücadele konusunun ürettiği projeler kapsamında yapıyoruz. Biz Arda’nın kendi etkinliğini, (her yıl ‘Ardalar Ölmesin’ diye bir etkinliğimiz vardır), bu yıl üçüncüsünü yapacağız. Arda yaşasaydı 28 yaşında olacaktı.

Öztoprak’ın projesi onunla mı ilgiliydi?

Evet doğum yıldönümünde gerçekleştireceğimiz bir etkinlik olarak düşünmüştük, aşağı yukarı gerçekleşti. Mart ayında idi doğum günü çünkü… 28 yaşında yaptık bu işi. Tabii ki ülkemizdeki uyuşturucu ile ilgili kaosu dile getirmek ve anlamlandırmak için Abdullah Öztoğrak’ın yine Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun özverili davranışları ile ortaya çıkmış, çok kolay olmayan bir şeydir bu. Buradaki kişilerin büyük çabaları ile ortaya çıkan bir durum. Tabii ki tüm bunları canlandıran karakterler, izleyenlerle birlikte aynı ruh halini paylaşmak çok güzel bir his, duygu. Tabii ki çok üzücü bir olay ama bunların da yapılması gerekliliği kaçınılmaz bir olaydır. Benim diyeceğim Arda’nın bu olayı yaşaması ile birlikte uyuşturucu ile mücadeleye bir ivme kazandırıldı bu ülkede. Bu ateş topunun, her yerde, herkesin yanında olduğunu hissetmesi Arda’nın bu olayından sonra daha farklı oldu. Bunun için dedik ki bu sahte kanatlarla gitti, gerçek kanatlarla döndü.

ARDA’NIN HATIRLATTIKLARI

Bu sahte kanatlar tanımlaması nerden çıktı? Uyuşturucunun etkisiyle oluşan sahte kanatlar anlatılmaya çalışılıyor galiba!..

Evet, o sahte kanatlar, bunun geniş anlamı, orda bir pembe dünya vardır, sahnede Öztoprak’ın canlandırmak istediği de oydu. Bu renkli, sahte dünyaya  kendini kaptırırsın, sonucun ne olacağını bilmeden; bir baktın ki sahte kanatla bir yere toslamış, çakılmışsın…

Arda’nın gidişi sahte kanatlarla oldu ama ben diyorum ki geri dönüşü gerçek kanatlarla oldu. Gerçek kanatlarının üzerinde taşıyacağı, bu işe bulaşmış kişileri, bu işten kurtaracağını, gerekirse kanatlarının altında saklayacağını varsayarak umut dolu oluruz. Bu toplumun Arda’yı sahiplenerek bir misyon şekline getireceğini, Arda dendiğinde bu olaylar hatırlanıp, bu gençlerin her zaman daha tedbirli olacaklarını düşünmek istiyorum. Bu bakımdan Arda’nın yaşadığı bu miladı misyon şekline getirerek bu toplumda yoluna Arda devam edecek.

Çok teşekkürler, eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tekrardan Abdullah Öztoprak ve ekibine ayrıca, Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’na teşekkür ederiz. Annesi çok büyük bir mutluluk duydu bu olaydan… Oğlunun bu şekilde değer görmesi, toplum dışına itilmemesi, bu tür bir olayın olması bize çok büyük bir teselli olarak geliyor.

 

Bu haber toplam 12138 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 312 Sayısı

Adres Kıbrıs 312 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler