1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Ortak Protokol ve  ‘İÇ PAKET’
Ortak Protokol ve  ‘İÇ PAKET’

Ortak Protokol ve  ‘İÇ PAKET’

Başbakan Tufan Erhürman, uğraştıkları sorunların büyük bölümünün onlarca yıl içerisinde oluştuğunu belirterek, “Onlarca yılda oluşan bütün sıkıntıları 14 ayda çözmek elbette mümkün değildir” dedi.

A+A-

Başbakan Tufan Erhürman, uğraştıkları sorunların büyük bölümünün onlarca yıl içerisinde oluştuğunu belirterek, “Onlarca yılda oluşan bütün sıkıntıları 14 ayda çözmek elbette mümkün değildir” dedi.
Erhürman, Türkiye’yle imzalanacak protokole yönelik süreçte şu ana kadar herhangi bir sıkıntı olmadığını belirtti, “Başbakanlık Müsteşarımıza verilen bilgiye göre, en geç gelecek hafta başında Türkiye teknik çalışmasını tamamlayarak bize iletecek. Siyasi düzeyde son görüşmeleri yaparak, Mayıs ayı içerisinde protokolü imzalamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
“Maaşları ödemek bizim başarı ölçütümüz değildir” diyen Erhürman, bir yandan protokolle ilgili süreç işlerken, diğer yandan da Bakanlar Kurulu’nda giderler azaltılarak, gelirlerin artırılacağı bir “iç paket” üzerinde çalıştıklarını da anlattı.
Şu anda tek muhalefet anlayışının “Hükümet ha bu hafta düşecek, ha gelecek hafta” yönünde olduğunu söyleyen Erhürman, kendisinin bu konuda ortaklarına yönelik bir güven sorunu olmadığını ifade etti.
Erhürman, “Kamu reformu, Yurttaşlık yasası gibi reform nitelikli yasaların 2020’yi görmeden geçmesi” için çalıştıklarını söyledi.
Başbakan Tufan Erhürman, Başbakanlık’taki kendi ofisinde sorularımızı yanıtladı.

 

  • “Türkiye hafta başında teknik çalışmasını tamamlayarak bize iletecek”
  • “Protokolün uzama nedeni çok objektiftir, başka sebep aramayınız”
  • “Hükümet bir bütündür, Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerde sorun yok”
  • “Giderleri azaltmak, gelirleri artırmak için 10.5 saat verimli bir çalışma yaptık.”
  •  “Protokol süreci ilerlerken, bir de kendi içimizde paket hazırlıyoruz.”
  • “Giderleri azaltırken, gelir artırmak ve ekonominin daraltılmaması da çok önemlidir.”
  • “Hükümetin değişmesi halinde sorunların çözüleceğini iddia edenler varsa bunu nasıl yapacaklarını da açık biçimde anlatmaları gerekir.”
  • “Tek muhalefet anlayışı var, ha bu hafta hükümet düşecek, ha gelecek hafta!”
  • “Bu muhalefet anlayışı hem hiçbir katkı sağlamıyor, hem de istikrarsızlık algısı yaratarak halka daha fazla zarar veriyor.”
  • “Geçiş noktaları için 20’ye yakın istihdam yaptık, yeni istihdamlar gündemde.”
  • “Lefkoşa’ya yeni geçiş noktası için liderler düzeyinde uzlaşılması gerekir.”
  • “Kamu Görevlileri, Yurttaşlık gibi reform nitelikli yasaları 2020’yi görmeden geçirmeye çalışıyoruz.”
  • “Maaşları ödemek bizim başarı ölçütümüz değildir. Ekonomiyi büyütmek ve yatırım şarttır.”
  • “Başbakan olarak gündemimde Cumhurbaşkanlığı seçimi yoktur.”

 

  • CENK MUTLUYAKALI: Türkiye’yle ilişkiler ya da kendi ayaklarımız üzerinde durma noktasında bir normalleşme mi yaşıyoruz? Yoksa Kıbrıslı Türkler “terbiye” ediliyor ya da hükümete yönelik bir tavır mı var?
  • Tufan Erhürman:  Hükümete yönelik olumsuz bir tavır söz konusu değil. Çok da farklılaşan bir durum yok aslında. Farklılık Protokolün imzalanması ile ilgili sürecin çok uzamış olması. Bunun nedenleri çok objektif bir biçimde görülebilir olmasına karşın görmezden geliniyor, başka sebepler aranıyor. Türkiye Cumhuriyeti kendi içinde çok önemsediği bir yerel yönetim seçim süreci yaşadı. Bu dönemde protokol çalışmalarında belirli aksaklıklar oldu. Öncesinde de biliyorsunuz Türkiye’de yönetim modeli değişti, ekonomik sıkıntılar yaşandı, Kıbrıs İşleri’nden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı modeli ortadan kalktı. Teknik heyetlerin belirlenmesi süreci uzadı. Tüm bunlar yan yana geldiği zaman süreç alışılageldiği gibi ilerlemedi. Politik bir yanıt vermiyorum, gerçek budur. Başka sebebi yoktur. Ama başka sebepler olduğunu, bizim bilmediğimiz sebepler olduğunu iddia edenler var. Bizim değil, bizim bilmediğimiz sebepler olduğunu iddia edenlerin bunları anlatması ya da açıklaması gerektiğini düşünüyorum.
     
  • C.M: Mayıs ayında protokol imzalanacak açıklamanız geçerli mi?
  • T.E: Bu benim yalnız başıma verdiğim bir söz değildir. En son yaptığım Ankara ziyaretinde, Başkan Yardımcısı Sayın Fuat Oktay ve heyeti tarafından önerilen ve bizim de kabul ettiğimiz bir takvimdir. Önerilen ve kabul edilen Nisan sonuna kadar teknik çalışmaların tamamlanmasıydı. Nitekim Başbakanlık Müsteşarımıza  en geç gelecek hafta başında, Türkiye’nin teknik çalışmasını kendi açısından tamamlayarak bize ileteceği bildirildi. Biz de bu çalışmayı Bakanlar Kurulu’nda hızla ele alacağız. Sonrasında randevulaşıp, siyasi düzeyde bunu ele alıp, Mayıs ayı içerisinde imzalamayı hedefliyoruz.


“Denktaş ve Özyiğit’le niye görüşülmedi?”
 

  • C.M: Türkiye’yle ilişkiler bağlamında bir diğer dikkat çeken mesele, Maliye ve Eğitim dışında tüm diğer bakanların kendi aralarında görüşmeler yapmasıdır. Serdar Denktaş ve Cemal Özyiğit’in kendi meslektaşı bakanlar ile görüşmediklerini not ettim. Bir tavır mı var?
  •  T.E: Hükümet sonuç olarak bir bütündür. Bu 14 aylık süreç içerisinde, Başbakan Yardımcımız Sayın Kudret Özersay ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst düzeyindeki ismi Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la Türkiye’de iki kez görüşmemiz oldu. Başkan yardımcısı Sayın Fuat Oktay’la çok kez görüştük. Protokol anlamında muhatap makamlar defalarca görüşmüştür.  Ben Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerde niyet okuma gibi bir şeye ihtiyacımız olmadığı düşüncesindeyim. Gerek bugüne kadarki Türkiye-KKTC ilişkileri, gerekse bizim kurduğumuz ilişkiler her şeyin açık biçimde konuşulabilmesine olanak tanımaktadır. O nedenle bize açıkça söylenenlerin ötesinde bir niyet okuma çabasına girmeye ihtiyaç duymuyorum.
     

“Benim Hükümet ortaklarımla ilgili bir güven sorunum yoktur”
 

  • C.M: En son 10.5 saatlik Bakanlar Kurulu toplantısı yaptınız. Hükümetle ilgili de senaryolar var. Bu toplantı aynı zamanda koalisyonun kendi içinde bir güven oyu niteliği mi taşıdı?
  • T.E: Ülke ciddi bir ekonomik süreçten geçiyor. Bütçe açığıyla baş etmemiz gerekiyor. Protokolün kendi süreci ilerliyor. Ancak bizim burada yapmamız gerekenler de var. Giderleri nasıl azaltılabiliriz, gelirleri nasıl artırabiliriz bu konularda çalışma yapmamız gerekiyor. 10.5 saat bunu konuştuk. Bu konudaki çalışmalarımız henüz tamamlanmadı. Unutulmaması gerekir ki geride bıraktığımız bir yıl içerisinde bir yandan ekonomik krizi yaşadık, bir yandan da aşırı yağışlar, seller geldi. Yollarımız çok ciddi hasar gördü, bunları tamir etmemiz gerekiyor. Finansman ihtiyacı var, bunun için kaynak yaratmak gerekiyor. Protokolden bir kaynak gelecek ancak bu kaynakların nerelere gideceği bellidir. Ayrıca kaynak ihtiyacı vardır. Bakanlar Kurulu’nda tüm bunları ayrıntılı bir biçimde konuştuk.
     

Hükümetten ‘ekonomik paket’
 

  • C.M: Koalisyon içinde hiç mi güven sorunu yok?
  •  T.E: Biz dört parti başkanı olarak sık sık bir araya geliyoruz, Bakanlar Kurulu’nda da bir araya geliyoruz. Ben daha önce de söylediğim gibi hepsini yıllardır tanıdığım arkadaşlarıma ilişkin güvenimi medyada okuduklarım üzerinden değil onlarla konuşarak ve gözlerinin içine bakarak oluşturuyorum.  Bu anlamda benim hükümet ortaklarımla ilgili bir güven sorunum yok. Son Bakanlar Kurulu’nda elbette bunu da konuştuk ancak esas gündem ekonomiydi, çok da verimli geçti. Uzmanlarla ayrı ayrı toplantılar yapıyoruz. Ortaya protokol dışında da bir paket çıkaracağız.
     
  • C.M: Nedir sizin paketiniz, hangi giderler azaltılacak, gelirler nasıl artacak? İp uçları var mı? Bu paket açıklanacak mı?
  • T.E: Henüz sonuçlanmadı, o nedenle bir açıklama yapmak doğru olmaz. Bir paket olarak mı açıklarız, uyguladıkça mı duyururuz, yöntemi de konuşmadık. Çünkü dediğim gibi süreç tamamlanmadı. Ama öyle bir paket olmalıdır ki, giderler azalırken, bu formülün gelir artırıcı yanı da güçlü olmalıdır, ayrıca ekonomide daralmaya yol açmamasına da azami dikkat göstereceğiz elbette. Meseleye salt maliyeci bakışı ile bakmak doğru olmaz, ekonomi perspektifi son derece önemli. Bu arada konuyla ilgili uzmanlarla da bir dizi toplantılar yapıyoruz. Bürokratlarımızın yanı sıra üniversitelerden ve piyasadan uzmanlarla da görüşüyoruz. Mayıs ayı içerisinde protokolle birlikte, bu ikinci paketi de tamamlamayı hedefliyoruz.
     
  • C.M: Bu hükümet 14 aydır (önemli oranda) öz kaynakları ile ayakta duruyor, bunu bir ‘başkaldırı’ görenler de var, hükümetin bir an önce gitmesi için bekleyenler de... Siz nasıl görüyorsunuz?
  • T.E: Bu hükümet giderleri artıran ya da gelirleri azaltan bir hükümet değildir. Dolar ya da Euro’nun Türk Lirası karşısında değer kazanmasında bu hükümet sorumlu değildir. Bu hükümet 2018 yılında ciddi tasarruf yapmıştır. Ülkedeki mali ve ekonomik enstrümanlarla var olan süreci yönetmeye çalışıyoruz ve herkesin bildiği gibi çok fazla enstrümanımız da yok. Tek başımıza kendi yaratacağımız gelirle ihtiyacımız olan yatırımları yapamayacağımız herkesin malumudur. Bu süreç ne bir başkaldırıdır, ne de hükümetin gitmesi gerektiği gibi bir sonuç üretir. Hükümetin değişmesi halinde sorunların çözüleceğini iddia edenler varsa bunu nasıl yapacaklarını da açık biçimde anlatmaları gerekir. Muhalefetin çok açık çözümler önermesi ve bizim de bunları yapmaktan kaçınmamız gerekir ki yapılan eleştiriler de, hükümetin değişmesi gerektiği iddiası da anlamlı olabilsin. Tek muhalefet anlayışı var, ‘ha bu hafta hükümet düşecek, ha gelecek hafta!’. Bu anlayış hem hiçbir katkı sağlamıyor, hem de istikrarsızlık algısı yaratarak halka daha fazla zarar veriyor.  

t1-087.jpg


Peki protokolde uzlaşı olmazsa?
 

  • C.M: Geçmişte ‘protokol’ nedeniyle hükümetler değişti, ancak, sebepleri açıklanmadı. Türkiye’yle protokol görüşmelerinde bir uzlaşı sağlanmazsa, bunu samimiyetle açıklar mısınız?
  • T.E: Bugüne kadarki görüşme sürecinde karşımıza uzlaşamayacağımız herhangi bir sıkıntı çıkmadı. Gelecek hafta başında Türkiye’den oradaki teknik çalışmanın son şekli geldikten sonra protokol hem teknik hem siyasi düzeyde ele alınacak. Bir anlaşmazlık olur, uzlaşılamaz, protokol imzalanmazsa da gizli-saklı olmaz. Ancak uzlaşılamayacak bir nokta olacağı izlenimini şu an için taşımıyorum.

Kıb-Tek tıkanma noktası mı?
 

  • C.M: Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek) uzlaşmazlık noktası mı?
  •  T.E: Böyle bir sorunla karşılaşmış değiliz. Uzlaşamadığımız bir nokta var da bunun için uzlaşı arayalım gibi bir süre ihtiyacımız da hiç olmadı. Bugüne kadarki gecikmelerin hiçbirinde, uzlaşamadığımız bir noktadan sonra uzlaşma formülü bulmak için taraflardan herhangi birinin biraz daha süre isteyelim, uzlaşmayı bulalım öyle devam edelim şeklinde bir talebi olmadı.
     
  •  C.M: O zaman farklı bir yerden sormak istiyorum;  Kıb-Tek’in özelleştirilmesine yönelik bir uzlaşı mı var?
  • T.E: Hayır, böyle bir şey yok.  Kıb-Tek’le ilgili bazı yeni adımlar atmamız gerektiği herkesin malumudur. Kıb-Tek’te profesyonelleşmeye ihtiyaç olduğunu ben protokol görüşmelerinden bağımsız olarak, çok önceden açıkça söyledim. KIB-TEK bu ülkenin en önemli kurumlarından biri ve bu kurumun yönetiminin partiler tarafından belirlenen kişilerden oluşması uygulamasını artık aşmamız gerekiyor. Belirlenecek kriterleri taşıyan profesyonel insanlar bu kurumu yönetmeli. Bu düşüncemi yine protokolden bağımsız olarak El-Sen ile de paylaştım. Limanlar ve telefonda kamu özel ortaklığı düşüncesi zaten hükümet programında vardır. Kıb-Tek’le ilgili bazı değişikliklerin olmasının gerekli olduğunu da zaten söyledik, söylüyoruz.  
     
  • C.M: Hükümet programında ‘Vicdani Ret’ de vardı? O ne oluyor? Herhangi bir partinin görüşünde değişiklik var mı?
  • T.E: Meclis komitesinde çalışmalar ayrıntılı bir biçimde devam ediyor. Yapılan çalışma tabii ki GKK ve Savcılığın görüşleri, ihtiyaçlar ve hukuki çerçeve dikkate alınarak sonuçlandırılabilecektir.
     
  • C.M: Halkın Partisi’nden Gülşah hanımdan okudum,  Türkiye’yle ön görülen protokol üç yıllıktı ancak Başbakan bunu 1 yıllık olarak planladı, bize bilgi vermedi, böyle mi oldu?
  •  T.E: Gülşah hanıma yanıt anlamında söylemiyorum. Benim bu koalisyon sürecinde temel ilkem ortaklarımızın milletvekillerinin söylediklerinde açıklama ihtiyacı olan bir şey olduğu zaman ilgili parti başkanıyla bu konuyu konuşmaktır. Ancak birçok insan Türkiye’nin üç yıllık bir protokol istediğini ama benim bir yıllık bir protokolde ısrarcı olmam dolayısıyla bu talebinden vazgeçtiğini, o yüzden protokolün bir yıllık olacağını iddia ediyor. Her şeyden önce Türkiye-KKTC ilişkilerini rasyonel bir biçimde değerlendiren her kişi şunu bilir ki protokol iki yanlıdır ve Türkiye 3 yıllık bir protokol ister ve biz de bir yıllık olsun diye diretirsek böyle bir protokolün imzalanması söz konusu olmaz. Türkiye’nin üç yıl talebine benim bir yıl diye direndiğimin nasıl düşünülebildiğini anlamam gerçekten mümkün değil. Bunun mümkün olmadığını sanırım herkes tahmin eder. Görüşmelerimizde protokolün 1 yıllık olabileceği, ancak daha uzun ön görüler de içerebileceği yönünde bir fikir birliğimiz vardır. Metin ortaya çıktığında zaten herkes bunları görecektir.
     
  • C.M: Yine Halkın Partisine mensup vekiller paylaştığı için söylüyorum; hayat pahalılığı ve hazırlık ödeneğinin dondurulması, ek mesailerin durdurulması gibi öneriler geldi mi?
  • T.E: Geçen dönemde tüm bunlar konuşuldu; kimi adımlar da atıldı. Ben Başbakan Yardımcımız Sayın Özersay’dan da zaten, böyle öneriler getirdik de reddedildi gibi bir açıklama okumadım. Ek mesailerde biliyorsunuz % 15 tasarrufa gittik, yasa gücünde kararnameyle hayat pahalılığına bir müdahale oldu. Yani ekonomik krize kayıtsız kalmadık. Ciddi bütçe açığımız var, buna çözüm şarttır.  Bu çözümler elbette geçen yıl olduğu gibi tüm kesimlerle istişare edilerek hayata geçirilecektir. 
     
  • C.M: KDV iadesi gündeme gelmişti, ne oldu?
  •  T.E: Ekonomiyi kayıt altına almak anlamında kredi kartı ile alışverişlerde KDV iadesi konusuyla ilgili yasa tasarısı hazırlanmış ve Meclis’e gönderilmiştir.  Şu anda ilgili komitenin gündemindedir. İki haftaya kadar tamamlanacağını düşünüyorum.
     

“Yeni geçiş noktaları için liderlerin uzlaşması gerekir”
 

  • C.M: Kuzey güney arasında geçişlerde ciddi bir yığılma yaşanıyor, özellikle de Lefkoşa’da. Üstelik turist geliyor, döviz geliyor ama barikatlarda eziyet çekiyor.
  •  T.E: Son 8 ayda ciddi bir yoğunluk başladı, bunun sebebi de biliniyor. Bu süreçte 20’nin üzerinde yeni sivil hizmet görevlisi istihdam ettik. Bu istihdamlar kamu görevlisi statüsünde olduğu için bir süreç istiyor, çünkü münhal ve sınavla yapıyoruz. Kimi istidam ettiğimiz görevliler de ayrıldı. Yeni istihdam planımız var ancak hemen olamıyor. Çünkü Kamu Hizmeti Komisyonu nezdinde bir sürece, prosedüre ihtiyaç var. Ayrıca, bu noktalarda herhangi bir çalışanı da görevlendiremiyoruz, mümkün değil, özel istihdam gerekiyor, kamu sınavı ve eğitim süreci var. Yaşanan sıkışıklığı görmezden gelmemiz mümkün değildir. Ayrıca unutulmasın, bu süreçte Aplıç ve Derinya da açılmıştır ve buralara da görevlendirmeler olmuştur. Programımızda yeni sivil hizmet görevlisi istihdamı var. Ama bugün yoğunluk oldu, yarına istihdam yapalım demek mümkün olamıyor.
     
  • C.M: Lefkoşa’da yeni geçiş noktalarının açılması mümkün mü?
  •  T.E: Böyle bir gündem yok. Böylesi bir gündem liderler düzeyinde siyaseten alınacak kararlar ve ortak uzlaşı ile ortaya çıkabilir.
     

Yurttaşlık Yasası taslağı tamam
 

  • C.M: Yurttaşlık Yasası Taslağı ne oldu? Bakan ‘hazır’ diyor.
  • T.E: Yurttaşlık Yasası ve Beyaz Kimlik diye bilinen Daimi İkametgah ile ilgili taslaklar İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlandı. Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü. Daha sonra 4 parti başkanı bu taslağı aldı, kendi partilerinde de tartışmaya açtı. Biz bu yönde çalışmamızı tamamladık, HP de sanırım tamamladı. Şimdi İçişleri Bakanlığı’na görüşlerimizi ileteceğiz. Yaz sonuna Meclis’ten geçer mi emin değilim. Çünkü yoğun bir çalışma gerekiyor, pek çok farklı kesimi ilgilendiriyor. Ancak hedefimiz elbette, Meclis’te bir an önce yasallaştırmak.
     
  •  C.M: Belediyeler Reformu’na yönelik de alternatifli bir çalışma olduğunu öğrendik, belediye sayısının 6 ya da 13’e indirilmesi gibi. Bu kesin mi? Yani belediyelerin sayısı azalacak mı?
  • T.E:  Belediyeler Reformu mutlaka belediye sayısının azaltılmasını içeren bir meseledir. Farklı alternatifler üzerinde çalışılıyor. Önemli olan sürdürülebilir bir yerel yönetim yapısının yaratılmasıdır.
     
  • C.M: En erken zamanda sonuçlanacak ne var? Genelde üzerinde çalışılan yasalar konuşuluyor, peki sonuç?
  • T.E: Aslında tamamlanan ve Genel Kurul’dan geçen pek çok yasa var. Ancak genelde gündemde yıllardır konuşulan Yurttaşlık, Kamu Görevlileri, Belediyeler gibi reform nitelikli yasalar oluyor. Böylesi reform nitelikli yasalarla ilgili de daha uzun çalışmak gerekiyor. Kamu reformu devasa bir çalışma; yurttaşlık ve beyaz kimlik birlikte çalışılıyor. Örneğin şu anda İstatistik Dairesi’ne yönelik yasa tamamlanmak üzere... İcrayla ilgili yasa meclise gitti.  Kamu Görevlileri, Yurttaşlık gibi reform nitelikli yasaların 2020’ye ulaşmadan tamamlanmasını istiyoruz. Uğraştığımız sorunların büyük bölümü onlarca yıl içerisinde oluşmuş sıkıntılarıdır. Onlarca yılın sıkıntısını 14 ayda çözmek elbette mümkün değildir.
     
  • C.M: Trafik can almaya, can yakmaya devam ediyor. Yollarla, altyapıyla ilgili ciddi bir beklenti var.
  • T.E: Ulaştırma Bakanlığı’nda tüm yollarla ilgili projeler tamamlandı. Burada nakit ve finansman sorunu yaşıyoruz. Bu ay bir kaynak yaratma sözümüz var. Bu alandaki yatırımları daha fazla erteleyemeyiz, geciktiremeyiz.
     
  •  C.M: Yol vergisi yani seyrüsefer harçları niye trafik yol güvenliği için kullanılmıyor?
  • T.E: Fonların sayısı genel olarak azaltılıyor ve bu gelirler Maliye’de toplanıyor. Bu durum dünyada böyle gelişiyor. Maliye biliminin vardığı nokta, fonların çok da iyi yönetilmediği, yerinde kullanılmadığı yönündedir.  Önemli olan ihtiyaçları öncelikler sırasına göre belirleyerek, Maliye’nin olanaklarını doğru kullanmaktır.

t2-085.jpg
 

“Maaşları ödemek bizim başarı ölçütümüz değildir.”
 

  • C.M: Hükümetin en önemli başarısı maaş ödemek mi? Böyle mi düşünüyorsunuz?
  •  T.E: Şu bir gerçekliktir. Bütçemizdeki giderlerin azımsanamayacak çok önemli bir bölümü maaş ve maaş nitelikli ödemeler için kullanılıyor. Kendi ayırabildiğimiz yatırım kalemleri ülkedeki yatırım ihtiyacımızı karşılamıyor. O nedenle de Türkiye Cumhuriyeti’yle imzalanan protokollerle yatırımların önemli bir bölümünün tamamlanması hedefleniyor. O nedenle gelirlerin artırılması ve giderlerin azaltılması yönünde sürdürdüğümüz çalışmaları süreklilik haline getirmemiz gerekiyor. Yatırıma yönelik bütçedeki payı böyle artırabiliriz. Bunların da doğru yatırımlar olması gerekiyor. Maaşları ödemek bizim için başarı ölçütü değildir. Ülkeye daha fazla yatırım çekebilmek lazım. Daha fazla istihdama ihtiyaç vardır. Bu ülkeye daha fazla turist getirmek gerekiyor, üretimi artırmak, üniversitelerimizi daha da nitelikli hale getirmek gerekiyor. Özellikle son yaptığımız yasalarla bilişim sektöründe de gelir elde etmenin yolunu yaratmamız gerekiyor. Başarı tüm bunlardır, ekonomiyi büyütmektir, bir başına maaş ödemek değildir.
     
  •  C.M: Özel sektörde çalışan yurttaşlara ek maaş desteği verileceği açıklanmıştı ve doğrusu, bu proje, ilgili kesimde heyecan yaratmıştı. Üstelik bu amaç için bekleyen bir kaynak da var.
  • T.E: Önemi olan bu 200 milyon TL kaynağı en doğru biçimde kullanarak, ekonomide gerçekten hareketlilik yaratmayı başarmaktır. Bütçemiz oranında önemli bir kaynaktır. En doğru kullanım için çalışıyoruz. Bu kaynağı sadece yerli istihdam için kullanmak en doğru yöntem midir, yoksa, örneğin, turizmde ara elemanı yetiştirecek okulları mı desteklemek gerekir?  Örneğin, ülkeye sağlıkta olduğu gibi yeni refakatçi kadroları yaratılarak yeni istihdamları teşvik edecek adımlar mı atılmalıdır? Bu kaynağın değerlendirilmesi yönünde Çalışma ile Ekonomi bakanlıklarımız birlikte çalışıyor. Özel sektöre yönelik bu kaynak en doğru olarak kullanılacaktır.
     
  •  C.M: 50 dakikalık sınırlı süremizde, son olarak Cumhurbaşkanlığı seçimini sormak istiyorum. Süreç başladı mı?
  • T.E: Hükümet açısından ya da Başbakan olarak baktığım zaman Cumhurbaşkanlığı seçimi için henüz çok erkendir. Bu meseleye hiç mesai ayırmadım. Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı olarak konuşacak olursam, partimiz yaz aylarında bu süreci değerlendirecek. Şu anda tek yapılan değerlendirme, partinin kendi adayını çıkartması yönündedir. Ancak Başbakan olarak benim gündemimde bu mesele yoktur, ekonomik konular ve ülkenin pek çok sorunu çok daha önceliklidir.

 

 

yeniduzen-satin-aliniz-20190502120707.jpg

Bu haber toplam 3839 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler