1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Hristofyas: Kıbrıs Helen devleti değildir
Hristofyas: Kıbrıs Helen devleti değildir

Hristofyas: Kıbrıs Helen devleti değildir

Güney Kıbrıs eski başkanlarından Dimitris Hristofyas “Kıbrıslı Rumlar arasında, Kıbrıs’ın Helen olduğu gibi yanlış bir algı var. Kıbrıs Helen devleti değildir. Kıbrıs, Kıbrıslı Türklerle ortaklık devletidir” dedi.

A+A-

Güney Kıbrıs eski başkanlarından Dimitris Hristofyas “Kıbrıslı Rumlar arasında, Kıbrıs’ın Helen olduğu gibi yanlış bir algı var. Kıbrıs Helen devleti değildir. Kıbrıs, Kıbrıslı Türklerle ortaklık devletidir” dedi.
Simerini haberi “Tek Boyutlu Dış Politikası Yüzünden Başkan Anastasiadis’i Eleştirdi... ‘Kıbrıs Helen Devleti Değil’... Dimitris Hristofyas Çoğu Kıbrıslı Rum’un Kafasında Kıbrıs’ın Helen Olduğu Yanlış Algısı Bulunduğunu Söyledi ve Bugünkü Durumu Zor Diye Niteledi” başlık ve spotlarıyla aktardı.
Gazete Hristofyas’ın Sigma TV’nin sorularına verdiği yanıtları okurlarıyla şöyle paylaştı:

“Kıbrıs Türk unsuru…”
“Bana göre BM’nin bütün kararları bizim için en büyük silahtır, Deniz Hukuku da bunun bir parçasıdır. Bizim için derken de, Kıbrıslıları kastediyorum. Kıbrıslı Rumları değil. Çünkü çoğu Kıbrıslı Rum’un kafasında, Kıbrıs Helen’dir yanlış algısı var. Yine yaygara çıkacak olsa da bunu yeniden tekrarlayacağım: Kıbrıs Helen devleti değildir. Kıbrıs, Kıbrıslı Türklerle ortaklık devletidir. Bu gerçeği fark etsek, Rum unsuru baskın unsur olurdu, Kıbrıs Türk unsuru mühür (onay) olurdu ve bağımsız, bayındır bir Kıbrıs Cumhuriyeti kurardık. Maalesef ne zaman aramızda irredentism (ülkenin kaybettiği toprakları geri isteme) uyansa kendimizi kaptırıyoruz, buna bir son vermemiz gerek.
Türkiye’nin Kıbrıs MEB’inde yaptığı, daha öncekilerden çok daha kötüdür, çünkü Kıbrıs’ın güneyindeki parsellere giriyor. Dolayısıyla, durum zor... Uluslararası hareketliliğin daha yoğun olması gerektiğine samimiyetle inanıyorum ve AB’nin ılımlı olmayacağına inanmak istiyorum.”

“Kıbrıs Cumhuriyeti’nin en büyük başarısı…”
Eroğlu’nun sözlerini yorumlaması istendiğinde “Eroğlu’na Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs MEB’inde bulunanlardan faydalanacaklarını, adilane faydalanacaklarını söyledim. Talat ile bu konularda anlaşmıştık. Talat ile denizdeki ve karadaki doğal kaynakların Merkezî Hükümete ait olacağı anlaşmamız vardı. Yani yönetimin Merkezi Hükümete ait olacağı konusunda. Bu yönetim konusunda da Sayın Eroğlu’yla, bunların gelirlerinin paylaşılacağı konusunda anlaştım.
Bana göre Kıbrıs Cumhuriyeti’nin en büyük başarısı, Mehmet Ali Talat ile 2010’da vardığımız ancak bugünkü hükümetin görmezden geldiği görüş birlikleridir. Kıbrıs sorununun, barışçıl yöntemlerden başka çözüm yolu yoktur.

“Bugünkü iktidarın aksine biz bütün yumurtaları tek sepete koymadık”
Türkiye ilk diplomatik yenilgisini, 12’nci parselde araştırma yaptığımız zaman yaşadı. Türkiye kendi istediğini dayatamadı çünkü uluslararası toplumun tamamı ve bölge ülkeleri hareketlendi. Bu hareketliliği, bugünkü hükümetin aksine bizim izlediğimiz çok boyutlu dış politika yarattı. Çok boyutlu politika ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin MEB’i içerisinde araştırma yapmakla ilgili egemenlik haklarını güvence altına aldık. Şunu da hatırlatmak isterim Türkiye -12’nci parselde araştırmalar yapılırken- yeniden tehdit etmeye çalıştığında Rus gemileri, ABD uçakları göründü, herkesi uyardılar. İsrail gemileri de o zaman bölgedeydi. Tekrar ediyorum bunlar, çok boyutlu dış politika uyguladığımız için oldu. Bütün yumurtaları tek sepete koymadık. Bugünkü iktidar Amerikalıları okşamakta ısrar ediyor. Amerikalılar ile iyi ilişkilerimiz olmasına karşı değilim. Amerikalılara siyasi kin gütmemiz gerektiğini savunmuyorum. Ancak öte yandan Ruslara, Araplara ve bütün diğerlerine yönelik siyasi dostluğumuz, sözden ibaret olmamalı, eyleme dönüşmeli. Ama zannederim, zalimlerimize biz mazlumlar yöneliyoruz. Bizim için NATO neydi? Kötü şeytan. Amerikalılar da aynı.”

Bu haber toplam 1119 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler