1. HABERLER

  2. GÜNEY

  3. “Geçmişi bırakıp geleceğe bakın… Kıbrıs yeniden birleşirse…”
“Geçmişi bırakıp geleceğe bakın… Kıbrıs yeniden birleşirse…”

“Geçmişi bırakıp geleceğe bakın… Kıbrıs yeniden birleşirse…”

“Önümüzdeki dönemde Kıbrıs sorununda bir anlaşmanın mümkün olduğuna inanıyorum”

A+A-

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Lefkoşa Büyükelçisi Kathleen Doherty, d, ABDün Rum basınında yer alan demecinde “önümüzdeki dönemde, Kıbrıs sorununda bir anlaşmanın mümkün olduğuna inandığını” söyledi. Alithia gazetesi “Şimdi Çözüme Yatırım Yapın” başlığıyla manşetten yer verdiği ve iç sayfalardan geniş yer ayırdığı haberinde, Doherty’nin, Washington ile Güney Lefkoşa’nın, özellikle de enerji boyutuyla alakalı ilişkilerinde yaşanan önemli ilerleme adımlarına atıfta bulunduğunu yazdı.

Enerji konusundaki bir soru üzerine ise, Amerikan Exxon Mobil şirketini, Rum MEB’indeki varlığından ötürü kutlayan Doherty, Exxon Mobil’in dünyanın 7’inci büyük şirketi olduğunu ve bu boyuttaki bir şirketin Güney Kıbrıs’ta bulunmasının çok önemli olduğunu söyledi. Rum MEB’inde önemli miktarlarda doğal gaz olduğunu görmeyi beklediklerini ve umduklarını dile getiren Doherty, bunların ekonomik açıdan ilk önce “Kıbrıs’a”, aynı zamanda “bütün Kıbrıslılara” yardımcı olacağını ifade etti. Gazeteye göre “Ancak, Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin MEB’deki planlamalarıyla ilgili tehditlerde bulunduğunu görüyoruz. Daha birkaç gün önce Türkiye BM’ye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına itiraz eden bir mektup gönderdi. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?” sorusuna ise Doherty, “Kıbrıs’ın doğal zenginliklerinden istifade etme hakkına sahip olduğu” yanıtını verdi. Daha önce de söylediği gibi, önemli miktarlarda doğal gaz bulunmasını umduğunu dile getiren Doherty, bölgedeki bütün oyunculara, keşif ve araştırmaların ilk aşama olduğunu söylemek istediğini ifade etti. Şu ana kadar yalnızca yapılan araştırmalara sahip olduklarını dile getiren ABD Büyükelçisi, şirketlerin, siyasi riski dayanak alarak, aynı zamanda seçimlerini etkileyen unsurları ve bütün bu ortamı göz önüne alarak tercihler yaptıklarını söyledi. Amerikan hükümeti olarak, bu istikrarsız bölgede meydana gelen şeyler konusunda duydukları endişeyi geçmişte de ifade ettiklerini dile getiren Doherty, şirketlerin siyasi riskle karşı karşıya kalmalarını istemediklerini belirtti. Kıbrıs sorununun çözüme kavuşmasının en iyi yolunun, yeniden birleşme için siyasi bir uzlaşmaya varılması olduğunu ve bunu daha önce de söylediğini ifade eden Doherty, müzakereler devam ettiği müddetçe, ortamı zorlaştıracak ve müzakerelere engel koyacak faaliyetlerin ortaya çıkmamasını umduklarını kaydetti. Gerilimin artmasından kaçınmayı umduklarını ve bunun gerçekleşmesini önlemek için ellerinden geleni yapacaklarını dile getiren Doherty, ne olacağını söylemenin ise zor olduğunu ifade etti. “Amerikan hükümeti olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’ne, Kıbrıs sorununa bütünlüklü bir çözüm bulunana kadar hidrokarbon araştırmalarına son vermeyi önerecek misiniz?” sorusuna karşılık ise Doherty, Rum Yönetimi’ne ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini söylemenin, Amerikan hükümetinin rolü olmadığına dikkati çekti. Şu an yalnızca araştırmalar yapılmakta olduğunu yineleyen Doherty, birçok şeyin bulunacak olan miktarlara, aynı zamanda yapılacak olan ekonomik ve ticari anlaşmalara bağlı olacağını dile getirdi. Önemli miktarlarda doğal gaz keşifleri ortaya çıksa dahi, bunlardan istifade edilmesi sürecinin belli bir zaman alabileceğini ifade eden Doherty, bazı şirketler için kısa vadeli planlamanın bile 25–30 yıl olabileceğine işaret etti. “Siyasi bir anlaşma bulunması halinde, o zaman bütün bu konuların çözüleceğini” savunan Doherty, “burada siyasi bir sürecin önemli olduğuna inandığını” söyledi. Kıbrıs sorununun çözüm sürecinin, sözde Rum MEB’inde bulunması veya bulunmaması beklenen doğal gaz miktarlarına bağlı olmaması gerektiğini ifade eden Doherty, hidrokarbon tespiti için yapılan araştırmaların başka bir şey, keşif yapılmasının ise başka bir şey olduğunu yineledi. Kıbrıs sorununun çözümünün en önemli yararlarından birinin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de doğal gaz bulunmasından istifade etmesi fırsatı olduğunu da ifade eden Doherty, “Kıbrıs doğal gazının nakli için en uygun ticari yollardan birinin, bunun Türkiye üzerinden kanalize edilmesi olduğunu” kaydetti.

Kıbrıs sorununun çözülmesini umduklarını ve istediklerini söyleyen Doherty, böyle bir durumda bütün Kıbrıslıların hidrokarbonların istifade edilmesinden yararlanacağını savundu.

“Kıbrıs sorunu çözülürse finansal olarak yardımcı olacağız”

“Kıbrıs sorununun çözümü durumunda, Amerikan hükümetinin Kıbrıs’a finansal olarak yardımcı olup olamayacağı” konusundaki bir soruya ise ABD Büyükelçisi, kendilerinin bu senaryoya karşı pozitif olduklarını belirtti. ABD’nin son 43 yıldır, Kıbrıs’taki iki toplumlu proje ve programlara 500 milyon dolar harcadığını ifade eden Doherty, ancak sorununun çözümü durumunda, tam olarak hangi fonların gerekli olduğunu bilmeleri gerektiğini ve bunun akabinde karar vereceklerini söyledi. Yıllar geçtikçe çözüm bulunmasının daha da zor olduğunu düşündüğünü belirten Doherty, öngörülemeyen unsurlar bulunduğunu ve gelecekte müzakere masasında kimlerin bulunacağını bilemeyeceklerini ifade etti.

“Kıbrıs yeniden birleşirse Doğu Akdeniz’in Norveç’i veya Singapur’u olabilir”

Geleceğin ne getireceğini bilmediğini, ancak önümüzdeki dönemde Kıbrıs sorununda bir anlaşmanın mümkün olduğuna inandığını dile getiren Doherty, devamla, yaklaşık 20 aydır Kıbrıs’ta bulunduğunu ve adanın her iki tarafına da gittiğini söyledi. Ne yazık ki iki toplumdaki insanların da geçmişe baktıklarını ifade eden Doherty, geçmişe değil geleceğe bakan daha fazla insan olmasını umduklarını belirtti. Kıbrıs yeniden birleşirse, Doğu Akdeniz’in Norveç’i veya Singapur olabileceğini ifade eden Doherty, Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız olabileceğini sözlerine ekledi.

Bu haber toplam 1276 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler