1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. “Cami değil sığınma evi”
“Cami değil sığınma evi”

“Cami değil sığınma evi”

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde ortak talep

A+A-

YENİDÜZEN HABER MERKEZİ
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle, örgütler Dereboyu Citroen Işıkları’nda toplanarak yürüyüş gerçekleştirdiler. Yağmur altında başlayan yürüyüşte, 13 örgüt, “Kadına yönelik şiddete karşı ses çıkar” “Nefret suçuna dur de” “Kadın cinayetine dur de” “Mobbinge dur de” gibi pankart ve dövizler taşırken, “Cami değil sığınma evi”, “Son son son, cinsel, sınıfsal sömürüye son” “Kadınlar yürüyor mücadele büyüyor” gibi sloganlar atıldı. Yağmura rağmen yürüyüşe devam eden örgütler, yürüyüşü, Dereboyu’nda bulunan boş bir duvar önünde sonlandırdı. Buraya, yürüyüş öncesi “Kadına yönelik şiddete ses çıkar” yazan örgüt temsilcileri, yürüyüşün ardından rengarenk boyalarla, kadına yönelik şiddete dur demeyi sembolize eden el baskıları yaptılar. LTB Belediye Başkanı Mehmet Harmancı ve CTP Girne Milletvekili Fazilet Özdenefe Kürşat da, eylemcilerle birlikte duvara el baskısı yaptı

Şansal: “Şiddetin her türlüsü artarak devam ediyor”

Baraka Aktivisti Nazen Şansal okuduğu açıklamada, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nün; yıllar önce Dominikli 3 kız kardeşin ‘devlet ve erkek’ şiddetinin kurbanı olarak tecavüz edilip öldürülmesinin yıldönümü olduğunu belirterek, şiddetin bugün hâlâ hayatın her alanında devam etmesinin kadınları derinden acıttığını vurguladı.

Kadınlara yönelik şiddeti; “fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve özgürlüklerin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış” olarak tanımlayan Şansal, ekonomik ihtiyaçlardan yoksun bırakarak uygulanan ekonomik şiddetin insan hakları ihlali olduğunu kaydetti.

Şansal, kadına yönelik şiddetin ayrıca maddi ve manevi bütünlük, kişi özgürlüğü ve güvenliği, ifade özgürlüğü, eğitim, çalışma hak ihlallerini de kapsadığını belirtti.
Yasalarla getirilen bir takım iyileştirmelere, BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrıncılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin de iç hukuka geçmiş olmasına rağmen uygulamada, şiddetin engellenmesine yönelik yeterli ve etkili çalışmalar yapılmadığını belirten Nazen Şansal, şöyle devam etti:
“Toplumdaki erkek egemen zihniyetin değişmesi için devletin sürekli ve uzun vadeli bir programı olması, kadınların çalışma yaşamına katılımı, çocuk ve yaşlılar için kreş ve bakımevi gibi yerlerin açılması ve en önemlisi şiddet mağduru kadınların korunması ve rehabilite edilmesi için hayati olan sığınma evlerinin açılması talebinin defalarca dile getirdik.”

Şansal, buna karşılık şiddetin her türlüsü; işyerlerinde kadınlara mobbing, taciz ve tecavüz, aile içi baskı ve şiddet, kadın ticareti ve cinayetleriyle gece kulüplerindeki köleliğin artarak devam ettiğini savundu.

Ortak açıklamayı okuyan Şansal, 15 Kasım kutlamalarında; “En temel insan hakkı olan ifade özgürlüğünü kullanan ve vicdani ret hakkını savunan pankart açan kişilere uygulanan polis şiddeti”ni kınadıklarını da ifade etti. Şansal, başta polis teşkilatı olmak üzere devletin tüm kurumlarını demokrasinin gereğini yapmaya, kendi Anayasasına ve insan haklarına sahip çıkmaya davet etti.

Nazen Şansal, bazı medya kuruluşlarını da kadına karşı yapılan şiddet ve cinayetlerini magazinleştirmelerini ve kurbanların suçlanıp, suçluların mağdur ilan edilmelerini de eleştirdi.

Şansal, “göç yasası” olarak nitelenen yasanın ve Özelleştirme Yasası’nın insan onuruna aykırı yasalar olduğunu ve bu yasalarla istihdam edilen kadınların ekonomik şiddete maruz kaldığını; özel sektörde ise sendikasız, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına mecbur bırakılan kadınların daha katmerli bir emek sömürüsüyle baş etmeye çalıştığını anlattı.

Kadının cinsel, fiziksel, psikolojik bütünlüğünün dokunulmaz olduğu, kadının, insan haklarının temel insan hakkı olduğunu bir kez daha anımsatmak istediklerini söyleyen Şansal, kadına yönelik her türlü şiddet son buluncaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı. Ortak açıklamaya imza koyan örgütler Baraka Kültür Merkezi, CTP-BG Kadın Örgütü, Feminist Atölye, KAYAD, KTAMS, KTOEÖS, KTÖS, Kıbrıs Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ,Kuir Kıbrıs Derneği, Mezopotamya Gençlik Kültür ve Sanat Derneği Özgür Kadın İnisiyatifi, TDP Kadın Örgütü, YKP-fem oldu.

 

Fotoğraflar: Firuzan NALBANTOĞLU

FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYINIZ

Bu haber toplam 1462 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler