1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Çalış, çabala, yetmiyor!..
Çalış, çabala, yetmiyor!..

Çalış, çabala, yetmiyor!..

On sekiz yaşımda başladım, gazeteciliğe... 22 sene oldu. Bu seneler boyunca, başka hiçbir işim de olmadı. Tam mesai çalıştım. Yani... Bir üç sene daha, “emeklilik” için hizmet sürem dolmuş olacak galiba!.. Ve sonra, bir yirmi sene daha b

A+A-

Çalış, çabala, yetmiyor!..

 

On sekiz yaşımda başladım, gazeteciliğe...

22 sene oldu.

Bu seneler boyunca, başka hiçbir işim de olmadı.

Tam mesai çalıştım.

Yani...

Bir üç sene daha, “emeklilik” için hizmet sürem dolmuş olacak galiba!..

Ve sonra, bir yirmi sene daha beklemem gerekecek, yeni yasayla!..

Aman, zaman bu kadar hızlı akmasın da, bekleriz, ne olacak!

 

***

Biliyorum, pekçok ülkede, emekli yaşı bizim üzerimizde...

Yani altmışlarda, altmışbeşlerde...

Yine de isyanlardayım.

Tüm toplum öyle.

Neden, bilir misiniz?

Sen, salt “iktidarını” koruyasın diye “On senede emeklilik” popülizmi yapacaksın!.

Ve dünya kadar insanın emekli olmasına imkan vereceksin, oy avcılığı adına...

Üstelik bunu yaparken, yine Türkiye’nin “teknik heyeti, uzmanı, elçisi” de onay verecek  sürece, “komünistler” aslında “barışçılar” hükümete gelir endişesiyle!..

Sonra “para bitti, kaynak tükendi” diyeceksin...

Az yeseniz de, kalsaydı, bugüne de...

Ve tüm bu “hataların” bedelini şu anki çalışanlar ödeyecek, yani en ‘suçsuz’ kesim.

İnsaf!..

 

***

Şöyle bir anlaşma yapalım!..

Her kim ki zamanında, bu ülkenin kaynaklarını hoyratça harcadı, “görevini kötüye kullandı” yani...

İsim isim yargılansın!..

O zaman, ne tasarrufa karşı çıkar biri, ne de emekli yaşının artmasına.

 

***

Bir dostum, şöyle bir konuşma yaptı geçen gün:

“ - Mesela, hükümetin aldığı son kararlar, sadece UBP’ye oy verenler için geçerli olsa... Her kim gelirse iktidara, o partiye oy verenler için geçerli olsa tüm kararlar... Böyle bir demokrasi formülü mümkün mü?”

Gülüştük!.. Elbette olmaz...

Tabii, demokrasilerde olmaz...

Kim bilir, belki bizim ülkede, bu bile olur gelecekte!...

Demokrasi, henüz bizim ‘yarı’ya uğramadığına göre!..

 


 

Nere be Yücel abi!.. İyice ‘yalnızlaştık’ buralarda

 

Yücel abi (Köseoğlu) adeta “Kıbrıslı”yı anlatan “figür”dü benim için!..

Ta çocukluğumdan beri...

O hep “kocaman” bir adamdı...

Doğan’ın balolarında, iş kulüp için para toplama faslına geldi mi, mikrofon Yücel abinin eline verilirdi, kıdemli bir Leymosunlu olarak... Mimikleri, konuşmaları, tavır ve hareketleri, esprileri ile tam da ‘Kıbrıslı’ insanını anlatırdı.

Nasıl da hayranlıkla izlerdim, oyunlarını.

Her gördüğümde “Napar Mutayagalı” deyişi, gitmez kulağımdan.

Kıbrıs Türk tiyatrosunun gönül insanıydı... En son, güneyde izlemiştim, hem de Rumca oynamıştı, Satirigo Tiyatrosu’nda.. Haldun Taner’in “Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım” oyunuydu, eğer yanlış anımsamazsam...

Daha çok öğretecekleri vardı ama ‘vazifesini’ yaptı bu diyarda ve dün ‘kapadı gözlerini’...

“Kafa Yücel” derdi, büyüklerimiz. Yıllar yıllar sonra şöyle yorumladım. O kafanın içerisinde, en fazla da memleket sevgisi vardı.

Yücel abi, bırakıp gitti bizi... Bir ‘kocaman’ değer daha kayboldu, yaşantımızdan... Diyorum ki, gittiği yerde, yapmıştır esprisini:

“Oyanda çok fazla kalmadık be Kemal, dedim geleyim buyanı bakayım!..”

Ve Kemal Tunç’la sahnededir şimdi... Bir düşünsenize, kimler kimler vardır, izleyici koltuğunda.. Kimler kimler hem de...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 915 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler