1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Ağırdağlı Rifat’la, Ahmet’le kardeşten de öteydik'
Ağırdağlı Rifat’la, Ahmet’le  kardeşten de öteydik

'Ağırdağlı Rifat’la, Ahmet’le kardeşten de öteydik'

Karmi’den “kayıp” Aristoteles Hacıkosta’nın kızkardeşi Eleni’nin eşi, yani eniştesi Aristodimos Hacıyeorgiu’yla röportajımız şöyle: SORU: Kaç yaşındasınız? ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: 87 yaşındayım... SORU: Aris

A+A-

 

 

***  Karmi’den “kayıp” Aristoteles Hacıkosta’nın eniştesi Aristodimos Hacıyeorgiu anlatıyor...

 

“Ağırdağlı Rifat’la, Ahmet’le  kardeşten de öteydik...”

 

Karmi’den “kayıp” Aristoteles Hacıkosta’nın kızkardeşi Eleni’nin eşi, yani eniştesi Aristodimos Hacıyeorgiu’yla röportajımız şöyle:

 

SORU: Kaç yaşındasınız?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: 87 yaşındayım...

 

SORU: Aristoteles, eşiniz Eleni’nin kardeşiydi. Nasıl birisiydi?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Çok çalışkan birisiydi. O kadar çok çalışırdı ki geceler oluncaya kadar eve dönmezdi, tarlalarındaydı hep...

 

SORU: Neden “kayıp” edildi? Siz neler tahmin ediyorsunuz?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Saman almak için St. Hilarion yakınındaki Alagadi’deki depolarına gitmişti. Orada pek çok arazisi vardı. Oradaki tüm arazilerde çiftçilik yapıyordu, ekip biçiyordu. Tüm hayvan yemlerini Alagadi’de tutuyordu. O gün hayvan yemi getirmeye gitmişti.

 

SORU: Bunu biliyoruz zaten... Bir çobanla bazı anlaşmazlıkları olduğunu duymuştuk.

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Sekiz gün sonra eşeği ve köpeği köye döndü fakat kendisi “kayıp”tı... O gün St. Hilarion yanındaki arazisine gider gitmez onu yakalayıp öldürdüler diye tahmin ediyorum. Çünkü ondan hoşlanmayan birileri vardı...

 

SORU: Kimlerdi ondan hoşlanmayanlar?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: M. diye birisi vardı, Ağırdağlı idi, keçileri vardı bu adamın. Sürekli olarak keçilerini Aristoteles’in ekili arazilerinde otlatmaktaydı. Aristoteles de destebandan ricada bulunuyordu, bu adamı tarlalarından çıkarsın diye veya ona ceza kessin diye. O nedenle M. ondan hoşlanmazdı... Geriye kalan herkesle çok iyi arkadaştı Aristoteles, başka herhangi bir Ağırdağlı’yla herhangi bir sorunu yoktu...

Mesela bir olay olmuştu, onu anlatayım size. Aristoteles “kayıp” olmadan önce olmuştu bu olay. Birgün Aristoteles tarlalarında çalışıyordu, M. ise yukarıda tepelerdeydi ve sürekli taş atıyordu Aristoteles’in başına... M.’nin kızı da oradaydı ve M.’nin kızı, babasının Aristoteles’i öldürmesine engel olmuştu... Babasının onu öldürmesine engel olmuştu... M.’nin kızının adını şu anda hatırlamıyorum...

Ağırdağlılar’ın çoğuyla, kardeşten de öteydi Aristoteles de, biz de... Çok yakındık... M. hariç... Mesela Rifat vardı Ağırdağlı, onunla kardeş gibiydik... Çok iyi bir insandı Rifat... Kötü olan sadece M. idi Ağırdağlılar arasında. Başka hiç kimseyle herhangi bir sorunumuz yoktu... Rifat’la her zaman yer içerdik. Ağırdağ’a giderdik, Ağırdağ’da kalırdık Rifat’la birlikte. Kırnı’ya giderdik, yerdik içerdik. Kardeşten bile daha yakındık... Ahmet vardı, Ahmet’le de çok yakındık... Çok iyi geçinirdik. Ahmet’in de keçileri vardı...

 

SORU: 23-24 Nisan 1964’te “kayıp” edilen bir Ahmet var, Ağırdağlı... Ahmet Salih Dayı... Keçileri vardı ve “Kartal Yuvası” denen yerin altında bir mağarada tutardı keçilerini. Kıbrıslırum askerlerin St. Hilarion bölgesine saldırdıkları gece “kayıp” edildi. Belki de bahsettiğiniz Ahmet, budur.

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Öyle mi? Bilmiyordum bunu, çok üzüldüm. Çok iyi bir insandı Ahmet... Bir mağara vardı o bölgede ve orada kalırdı keçileriyle...

 

SORU: Evet, evet... Keçileriyle orada kalırdı ve oradan “kayıp” edildi...

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Çok, çok iyi bir insandı...

 

SORU: Dört çocuğu vardı...

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Ali diye bir akrabası vardı, onu da tanırdım, çok iyi insanlardı... Ahmet öldürüldü mü yoksa “kayıp” mı edildi?

 

SORU: Hala “kayıp”tır... Bir Kıbrıslırum okurumuz, olası gömü yerini bana ve bize eşlik eden Kayıplar Komitesi yetkililerine gösterdi. Umarım bulunur ondan geride kalanlar. Gösterdiği yer, keçileriyle kaldığı mağaraya çok yakındır...

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Çok yakın bir arkadaşımdı, şimdi bak çok üzüldüm bunları duyunca... Çünkü çok iyi bir insandı Ahmet. Size onunla ilgili bir hatıramı anlatayım... Ahmet, keçileriyle meşguldü, daha çok keçileriyle mağaracıkta kaldığı için köyde olup bitenlerden pek ayrıntılı biçimde haberdar değildi sanırım. Ağırdağ’ın kuzey tarafında düzlük bir arazide herhalde eğitim atışı yapılıyordu, Ahmet de bize “Dang dung virra atarlar!” derdi. Bunların eğitim atışı olduğundan habersizdi herhalde... Sadece sesleri duyar ve “Gene dang dung atarlar” derdi... Sonra fasariyalar çıkınca, “Demek eğitim atışı yaparlardı” demişti... Ahmet bulunduğu mağaracıktan duyardı bu silah seslerini... Köyde değildi yani... Bunların ne olduğunu başlangıçta anlamamıştı, fasariyalar çıkınca bir anlam kazanmıştı bu atışlar... O zaman anlamıştı... Çok iyi arkadaştık, kardeşten öteydik, gecelerimiz, günlerimiz birlikte geçerdi. Aramızda hiçbir zaman sorun olmamıştı herhangi bir şey...

 

SORU: Aristoteles “kayıp” olduktan sonra neler duydunuz? Ne tür söylentiler vardı?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: O günlerde Aristoteles “kayıp” olduğunda, öldürüldüğü söyleniyordu. Mengo’nun evi civarından alınmış, öldürülmüş ve tepelerden aşağı atılmış diye düşünmüştük...

 

SORU: Anlatılanlara göre başına topuzla vurulup eşeğe yüklenmiş ve Ağırdağ’a götürülmüş. Sonra öldürülmüş ve Kömürcü’de bir kuyuya atılmış... Templos’la ilişkileriniz nasıldı?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Çok iyi ilişkilerimiz vardı Templozlular’la... Templos’a giderdik, kahveye gider oturur, şakalaşırdık... Birlikte yer içerdik. Düğünlerine giderdik, düğünlerimize gelirlerdi. Kahvecinin sahibi vardı, kardeşi Karmili bir kızı beğenirdi... Templos’ta bir galliga vardı, atlarımızın, eşeklerimizin nallarını yaptırmak için ona giderdik... Sürekli Templos’tan geçip gittiğimiz için köyde dururduk...

 

SORU: Herhalde 1963’e kadar böyleydi. Sonra herhalde kesintiye uğradı bu ilişkiler...

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: 1963’te yolu kapatmışlardı, artık Templos’tan geçemiyorduk. 63 olaylarından önce normal yolumuz Karmi-Templos-Girne’ydi. Sonra yol kapatılınca, yeni bir yol açtılar. Karmi’den Ayyorgi’ye (Karaoğlanoğlu) gidiyorduk ve oradan Girne’ye gidebiliyorduk. 1964’te açılmıştı bu yeni yol çünkü kullandığımız yol artık kapatılmıştı. 63 sonrası ancak konvoyla gidebiliyorduk Girne’den Lefkoşa’ya...

 

SORU: Bir Kıbrıslıtürk arkadaşım bana şöyle bir şey anlattı: 1963 olaylarından sonra St. Hilarion’daki Kıbrıslıtürkler, Karmi’yi taciz ediyorlarmış, St. Hilarion’dan Karmi’ye ateş açıyorlarmış ve taşlıyorlarmış köyü... Karmi o kadar taciz altında kalmış ki Karmi’den bir heyet Makarios’a giderek, “Ya bizi başka bir yere kaldırın buradan ya da bu tacizlerin durması için birşeyler yapın” demişler. Bunun üzerine 23-24 Nisan 1964’te Makarios, Kıbrıslırum askerleri bölgeyi ele geçirmeye göndermiş. Bu anlatılanlar doğru mudur acaba?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Yol kapatılmıştı... Hükümet önce bir yeni yol açmıştı. Aslında orada eski bir yol vardı Ayyorgi’ye giden ama yolun durumu çok iyi değildi. Bu arada Kıbrıslıtürkler, St. Hilarion’dan batıya doğru daha ilerideki Ayios Filias’a kadar olan bölgeyi ele geçirmişti. Size anlatıldığı gibi, yukarıdan aşağıya, Karmi’ye doğru ateş ediyorlardı... St. Hilarion’dan Batı’ya doğru gittiğinizde bir kilisecik vardır, Profitis İlias...

 

SORU: Sanırım Kıbrıslıtürkler bu kiliseciğe “Akkilisecik” diyorlar...

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Karmi ormanı vardır, Kıbrıslıtürkler yukarıdaydı ve eğer civarda herhangi bir Kıbrıslırum görürlerse ya ateş açıyorlar, ya bağırıyorlar, sövüp sayıyorlardı... 1963-64 döneminde oluyordu bu. Öncesinde herhangi bir olay yoktu yani...

 

SORU: Herhangi bir öldürme olayı olmuş muydu?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Hayır... Ölen olmamıştı... Ama yukarıdan ateş ediliyordu, birkaç keresinde de yukarıdan tepelerden aşağıya, köyün çok yakınlarına kadar gelip ateş açmışlardı köye doğru... Makarios bu nedenle öyle bir askeri operasyon yaparak, St. Hilarion bölgesini geri almıştı... St. Hilarion, 1963 Aralığı’nda Kıbrıslıtürkler’in eline geçmişti. Aristoteles Ocak 1964’te St. Hilarion bölgesindeki ambarlarına gittiğinde, St. Hilarion Kıbrıslıtürkler’in denetimindeydi... Sonra Batı’ya doğru genişlemişler, sonra da köye, Karmi’ye doğru, aşağıya doğru inmeye başlamışlardı. Köyü ateş altına almışlardı, birkaç kez köyü almak üzere yakınlarına gelip ateş açmışlardı. Ancak Nisan 1964’te Kıbrıslırum askerler bir operasyon yaparak, Kıbrıslıtürkler’i St. Hilarion Kalesi’ne doğru geri itmişlerdi.

 

SORU: 1974’te “kayıp” olan oğlunuzun adı neydi?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Yannis Aristodimu Hacıyeorgi... 23 yaşındaydı... Askerliğini bitirmişti... Savaş çıkınca askere katılmıştı, herkesin yaptığı gibi. Savaş çıktığında Ayyorgi’de (Karaoğlanoğlu) kalıyordu... Oradan bir kızla nişanlıydı. Ayyorgi’de katılmıştı askere. Girne’nin batısındaki Glirgodissa’ya gönderilmişti, burada büyük bir askeri kamp vardı. Ayyorgi ile Girne arasında bir kamptı bu. Sonra Beşinci Mil’e gittiler, sonra Fderiha’ya (Ilgaz) gönderildiler. Fderiha’dan (Ilgaz) Karmi’ye giden bir yol vardır, bu yoldan geçerek Karmi’ye geldiler. Karmi’den Girne’ye, oradan da Bellapais’e gittiler. Sanırım 22-23 Temmuz tarihlerinde, Bellapais’ten dağı aşmaya çalışırken “kayıp” oldular.

 

SORU: Sihari’de mi “kayıp” oldu?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Sihari (Kaynakköy), Vuno (Taşkent) yöresinde aşağıya indiler dağdan, sonra “kayıp” oldular. Ben de savaş esiri olmuştum, evimden almışlardı beni, 28 Temmuz 1974’te...

 

SORU: Birkaç yıl önce Vuno’da (Taşkent) bir okurumuz bir gömü yeri gösterdi ve yapılan kazılarda 7 ya da 8 “kayıp” insandan geride kalanlar bulundu... Ancak elbette DNA sonuçlarını bilmiyoruz, kimdi bu kişiler... Yanında bulunanlardan herhangi birisi hayatta kalmayı başarabilmiş miydi?

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: Bir kişi hayatta kaldı... Dört kişiydiler. Yermanos diye bir aile var, yeğenlerimdir. İki yeğenim evlerinden alındı Girne’den 24-25 yaşlarındaydılar, onlar da “kayıp”tır.

Oğlum dört kişilik bir gruptaydı. Üç kişi birlikteydi, yolda bir kişi daha onlara katılmış ve dört kişi olmuşlardı. Ayios Hrisostomos Manastırı yakınına gelmişlerdi, Gutsovendi’de (Güngör). Üçü “Susadık biz, gidip su içeceğiz” demişler, bir kişi geride kalmıştı. Bu tek kişi, bir Türk subay tarafından tutuklanmıştı... Bu dördüncü kişi, hayatta kalan tek kişidir... O esir alınmıştı. Ancak esir alındığında silah sesleri duymuştu, diğer üç kişinin gittiği yönden.

 

SORU: Demek ki oğlunuz Sihari’den veya Vuno’dan değil, Gutsovendi’den “kayıp”tır. Gutsovendi’de bazı “kayıplar”dan geride kalanlar bulundu... Ayrıca Gutsovendi’de avlanmaya giden bir okurumuz, yıllar önce bir kafatası bulup almıştı. Bölgeye ağaç ekilmişti, bu yüzden herhalde kafatası açığa çıkmıştı. Bu kafatasını bana verdi, ben de Kayıplar Komitesi’ne verdim bu kafatasını... Bize nerede bulduğunu kafatasını gösterdi...

ARİSTODİMOS HACIYEORGİU: 28 Temmuz’da evimden alınarak savaş esiri olmuştum. Sonra Türkiye’ye götürülmüştüm. Adana hapishanesindeydim. 15 Ağustos civarında bizi erkenden yatırmışlardı, başka insanlar getireceklerdi hapishaneye. Ertesi günü bir kişi bulduk, bize Gutsovendi yöresinde yakalandığını anlattı. Bu şahıs işte oğlumla birlikte olan dördüncü kişiydi. Yani ben oğlumun başına gelenleri, Adana’da hapishanede böyle öğrenmiştim... Size anlattıklarımı anlattı bana... Harçalı’ydı (Karaağaç) bu adam, Ayyorgi’de evliydi ve Ayyorgi’den Şengaris’in güveyisiydi... 1974’te Dome Hotel’de çalışmaktaydı...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1052 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler