“Ülke harabeye döndü”

“Ülke harabeye döndü”

“Bir seçim bildirgesine, bir de nereye geldiğimize baktığımızda UBP’nin seçim bildirgesinin tamamen yalanlar manzumesi olduğunu görürüz. Sektörlerden bir tanesinde bile en ufak bir iyileştirme yapılmadı ve tüm sektörler 4 yıl öncesinin çok daha gerisinde

A+A-

KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan, UBP hükümetinin 4 yıllık icraatlarını değerlendirdi ve yapılanları rakamlarla ortaya koydu

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Ahmet Kaptan, UBP hükümeti döneminde hiçbir sektörde iyileşme olmadığını söyleyerek, “Ülke her alanda tam bir harabeye dönmüştür” dedi.

Ödül Aşık Ülker

   UBP hükümetinin 4 yıllık icraatlarını rakamlarla değerlendiren Ahmet Kaptan, “Yetkililer ‘refaha çıktık’ diyor. Refah nereden belli olur? Refah arttıysa insanların yaşam düzeyinin, hayat standardının yükselmesi gerekir. Bir ülkede sosyal yardım ve engelli alanlarda patlamalar olduysa, refahtan söz edemezsiniz. Ülkede refah değil, açlık arttı” diye konuştu.
   Kaptan, seçime katılacak siyasi partilerin kavgayı bırakıp ve projelerine hız vermesi gerektiğini de belirterek, şunları söyledi:
   “KTAMS olarak biz tarafız. Özelleştirmenin karşısında, çözüm ve barıştan yana, göçün durdurulması konusunda atılacak adımlardan yana özel sektörün geliştirilmesi, asgari ücretlinin insanca yaşayabilir bir ücret almasından yana tarafız. Kamusal alanların özelleştirilmesinin veya peşkeş çekilmesinin karşısında bir tarafız. Parasız eğitim ve parasız sağlıktan yana tarafız. Bunlar için mücadele edecek siyasi partilerin yanında tarafız.”

“Tüm sektörler 4 yıl öncesinin çok daha gerisinde”

• Soru: UBP hükümetin 4 yıllık icraatlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
• Kaptan:
UBPnin 4 yıllık icraatının en kısa değerlendirmesi “ölü doğan bir çocuk”tur. Siyasi partiler seçim bildirgelerinde halkın önüne çıkıp, icranın başına geçtikleri taktirde ne yapacaklarını anlatır. UBP’nin 4 yıl önceki seçim bildirgesine bakalım. Kamu görevlileri, hayvancı, tarım sektörü, sanayi sektörü, tüccarlar, ticaret adamları, küçük esnafla ilgili verilen vaatler var. Bir seçim bildirgesine, bir de nereye geldiğimize baktığımızda UBP’nin seçim bildirgesinin tamamen yalanlar manzumesi olduğunu görürüz. Bu sektörlerden bir tanesinde bile en ufak bir iyileştirme yapılmadı ve tüm sektörler 4 yıl öncesinin çok daha gerisindedir.

• Soru: Tüm sektörler şikayetçi.. Kamuda durum nedir?
• Kaptan:
Kamu, özel sektörün gelişememesinden ötürü en büyük işveren pozisyonundadır. Bu 4 yılda kamu sektöründe de gaspedilen haklar vardır. Devlet Planlama Örgütü’nün verilerine göre hayat pahalılığı 2009 yılında %5.7, 2010’da %3.3, 2011’de %14.7 ve 2012’de %3.6 olmuştur. Sadece 2011-2012 yılları için hayat pahalılığı  %18.32 iken, orta öğretim hizmet sınıfındaki bir kişinin maaşına yansıyan %8.16 olmuştur. Yani kaybı %10.16’dır. Yüksek öğrenimlilerde %7.93 ödenirken, onların kaybı da %10.36 olmuştur. Asgari ücretliler ise %8.46’lık artış almış, onların kaybı ise %9.86 olmuştur. 2011 öncesinde kamuda çalışmaya başlayanlarda ise çok daha büyük bir kayıp olmuştur. Maaşlarına %4.69’luk bir artış olmuş ve kayıpları da %13.63 olarak ortaya çıkmıştır.

“Maliye Bakanı başka, verileri başka söylüyor”

• Soru: Maliye Bakanı Ersin Tatar ekonominin büyüdüğünü, uçtuğunu söylüyor...
• Kaptan:
Sayın Maliye Bakanı ekonominin artık düzlüğe çıktığını söylüyor ama kendi bakanlığının verileri başka şeyler söylüyor. UBP hükümete geldiği zaman toplanan kurumlar vergisi 165 milyon 240 bin 222 TL iken, 2012 yılında bu rakam 158 milyon 260 bin TL’ye düştü. Diğer taraftan Vergi Dairesi’ndeki 6 bin 568 aktif dosyadan sadece 3 bin 169 kişi beyan sunmuş, yani sadece %46’sı beyanda bulunurken, 150 tanesi faaliyetsiz beyanda bulunmuş. Beyanda bulunan 3 bin 169 kişinin bin 479 tanesi de tamamen zarar belirtmiş, yani beyanda bulunanların %47’si tamamen zarar belirtmiş. Vergiyi beyan eden ise bin 540 kişi, bunlar da küçük rakamlar sunmuş. Dolaylı vergilere yani adaletsiz vergilere gelince, bunlar %150 oranında artmış. Onun içindir ki toplam vergi miktarında yükselme olmuştur. Dolaylı vergilerin artmasıyla gerçek anlamda vergi topladığınızı söyleyemezsiniz. Çünkü çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmamıştır.

• Soru: Bu bahsettiğiniz dolaylı vergilerle, bazı malların fiyatlarının nereden nereye geldiğine baktığınız zaman nasıl bir değerlendirme yaparsınız?
• Kaptan:
Hükümet benzin fiyatlarının artış sebebi olarak her zaman uluslararası piyasa fiyatlarındaki artışı göstermektedir. Bu gerçekten böyle midir? Hayır. 16 Şubat 2012 tarihinde uluslararası piyasalarda benzinin varil fiyatı 120 dolar 6 sentti. O günkü 95 oktan benzinin fiyatı da 2 TL 97 kuruş, 97 oktan benzinin ise 3 TL 2 kuruş idi. 13 Mayıs 2013’de benzinin dünya piyasalarındaki varil fiyatı 102 dolar 55 sente düştü ancak bizdeki 95 oktan benzin 3 TL 13 kuruş, 97 oktan benzin ise 3 TL 25 kuruş oldu. Doların fiyatının değiştiği söylenebilir, ona da bakalım. 16 Şubat 2012’de doların fiyatı 1 TL 76 kuruştu bugün ise 1 TL 80 kuruş. Petrolün varil fiyatında 8 dolarlık bir düşüş oldu, dolardaki fark ise sadece 4 kuruş. Ama akaryakıtta 95 oktanda 16 kuruş, 97 oktanda ise 23 kuruşluk artış oldu.
   Tüpgaza bakalım. 2011’de 31 TL olan tüpgaz, bugün 37 TL’ye çıktı yani sadece son bir yılda %20’ye varan bir artış oldu. İnsanların aldıkları ücretlerde, açlık sınırının altında olan asgari ücretlinin ücretinde %20 artış oldu mu? Ya da kamu sektöründe çalışanların maaşlarında %20 artış oldu mu? Hiçbir sektörde olmadı. Bunlar net olarak ortadadır. Elektrik faturalarında da baktığımız zaman sadece son bir buçuk yılda %30’lara varan artışlar olduğunu görürüz.

***

“Refah değil, açlık arttı”

• Soru: Kamuya yapılan istihdamlar da çok konuşuluyor. Kamunun küçültüleceğine dair çalışmalar yapılacaktı. Bu konuda durum nedir?
• Kaptan:
İmzalanan protokolde de istihdamla ilgili bazı önlemler alınacağı söyleniyordu. Her çıkan 4 emeklinin yerine bir kişi işe alınacaktı. 2009 yılında UBP iktidara geldiği zaman 5 bin 551 memur vardı. Bugün ise 5 bin 290 memur var, yani %4.7 azalma oldu. Bu aradaki farka göre istihdam yapılması gerekirdi. 261 kişi azaldığına göre 65 kişi istihdam edilmeliydi. Öyle mi oldu? Hayır.
   Bu arada oranlarında düşürülme olmasına rağmen ek mesailerde patlama oldu. 2009 yılında asıl ve sürekli kadrolara 55 milyon 700 bin TL ek mesai ödenirken, 2012 sonunda 67 milyon TL ek mesai ödenmiştir. İstihdama baktığımız zaman ise geçici memur 541 kişi iken bugün ise geçici memur sayısı bin 404’tür, yani geçici memur sayısı %159 artmıştır. Kaldı ki 302 tane KTHY çalışanı da bu rakamın dışındadır, ki biz onların alınmasına karşı değildik. İşin en acı tarafı da bunların çok büyük bir kısmı parti merkezlerinde militan olarak çalışmaktadır ama maaşlarını devlet ödemektedir.  
   Yetkililer “refaha çıktık” diyor. Refah nereden belli olur? Refah arttıysa insanların yaşam düzeyinin, hayat standardının yükselmesi gerekir. Bir ülkede sosyal yardım ve engelli alanlarda patlamalar olduysa, refahtan söz edemezsiniz. Nisan 2009’da UBP iktidara geldiği zaman, sosyal yardım ve engelli yardımı alanların toplamı 6 bin 186 idi. 2012 sonu itibariyla bu sayı 7 bin 34’e çıktı. Bu da %13.71 oranında artış oldu demektir. Bu da yetkililerin “refah düzeyimiz arttı” açıklamasına tamamen terstir. Ülkede refah değil, açlık arttı.  
   2009’da hazineden ödenenlerin sayısı 37 bin 6 kişi idi ve bu rakam 2012 sonu itibariyla 40 bine ulaştı. Bu da ülkemizde pervasızca nelerin yapıldığını göstermektedir. Bu pervasızlığın içerisinde parti merkezlerinde çalıştırılanlar da vardır, fakirleşmeden ötürü sosyal yardım alanlar da vardır.
   2009 yılında devlette bin 605 işçi varken, gerek hastanelerde yapılan temizlik ve mutfağın özelleştirilmesi, gerekse Ercan Havalimanı’nın özelleştirilmesiyle birlikte bugün bin 344 işçi vardır. İşçi sayısında %16.26 azalma olmuştur. Bu da özelleştirmenin ne kadar yoğun ve tehlikeli boyutta olduğunu göstermektedir.

“Ülke ekonomik ve sosyal bakımdan çöküntüye uğramıştır”

• Soru: Görünen odur ki, önümüzdeki aylarda bir seçim olacak. bu seçimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
• Kaptan:
Öncelikle erken seçim denilen nokta çok geç kalınmıştır, bu erken değil geç bir seçimdir. Ülke ekonomik ve sosyal bakımdan çöküntüye uğramış durumdadır. Ülkemizde gençlerimiz göç etmiştir. Küçük esnafımız batmıştır. İşsizlik, eski Çalışma Bakanı Türkay Tokel’in tanımıyla %34’lere varmıştır ve bugün gelinen noktada ülke her alanda tam bir harabeye dönmüştür.

“Kavgayı bırakın ve projelere hız verin”

   Seçime katılacak siyasi partiler kavgayı bırakmaları ve projelerine hız vermelidirler. Muhtemel seçimin yapıldığı tarihten sonra iktidar olmaları halinde, bu ülkeyi içinde bulunduğu durumdan nasıl kurtaracaklarını ortaya koymalıdırlar. Popülist yaklaşımlar değil, gerçekçi ve insanların anlayabileceği şekilde projelerini ortaya koymalıdırlar. Özelleştirilen ve özelleştirilmeye çalışılan kamusal alanlarla ilgili olarak da ne yapacaklarını net bir şekilde ortaya koymalıdırlar. Taahhüt altına giren UBP’nin gerek Telekomünikasyon Dairesi, gerek Kıb-Tek, gerekse limanlar, kooperatifler ve KİT bankaları konusunda ne yapacaklarını yuvarlak cümlelerle değil, herkesin anlayabileceği şekilde cümlelerle ortaya koymalıdırlar. Yani “özelleştirme yapacağız” ya da “yapmayacağız” ya da “yapılanlara biz hükümete geldiğimiz taktirde şunu yapacağız” şeklinde. Peşkeş çekilen Ercan Havalimanı’nın tekrardan topluma kazandırılmasıyla ilgili ne yapacaklar? Bunları net bir şekilde ortaya koymaları gerekir.

“KTAMS olarak biz tarafız”

• Soru: Sendikalar bu süreçte nasıl bir tavır takınmalıdır?
• Kaptan:
Sendikaların tavrına gelince, KTAMS olarak biz tarafız. Özelleştirmenin karşısında, çözüm ve barıştan yana, göçün durdurulması konusunda atılacak adımlardan yana özel sektörün geliştirilmesi, asgari ücretlinin insanca yaşayabilir bir ücret almasından yana tarafız. Kamusal alanların özelleştirilmesinin veya peşkeş çekilmesinin karşısında bir tarafız. Parasız eğitim ve parasız sağlıktan yana tarafız. Bunlar için mücadele edecek siyasi partilerin yanında tarafız. Ama boyun eğen, “emret paşam”, “emret ağam”, “buyurun yapalım” diyen, itaat edenlerin karşısındayız ve onların karşısında mücadele edecek olanlarla birlikte mücadeleye KTAMS olarak tarafız. Biz tarafız, emekçinin, halkın yanında tarafız ve bu yönde aktif olacağız.

Bu haber toplam 2036 defa okunmuştur