
Regl yoksulluğu
Cinsel Danışman Uzm. Nilsu Atıcı yazdı: Regl yoksulluğu
UNFPA verilerine göre dünya çapında yaklaşık her gün 800 milyondan fazla, her ay ise 1,8 milyar kişi regl oluyor ve bir kişi hayatının ortalama 7 yılını regl olarak geçiriyor. Regl, doğal bir fizyolojik süreç olmasına rağmen hala fısıltıyla konuşuluyor.
Regl, rahmin yaklaşık her ay gebelik ihtimaline hazırlanması ve rahim iç tabakasının (endometrium) gebelik oluşmadığında kanamayla vücuttan atılmasıdır. Yani regl olmak, çoğu zaman vücudun sağlıklı çalıştığının bir göstergesidir. Doğal bir fizyolojik süreç olmasının yanında sosyal, kültürel, ekonomik ve politik boyutları olan doğrudan insan haklarıyla ilişkili bir meseledir. İşte bu noktada da karşımıza ‘regl yoksulluğu’ çıkıyor.
‘Regl olmak günah mı?’, ‘kızlar üstüne yapıyor sanıyordum’, ‘onlar hasta değil mi?’ Bu sorular gerçek. Regl, menstrüasyon, menopoz gibi kavramlar ‘gizli’, ‘alçak sesle’ konuşulan başlıklar arasında. Regl olan bir bireyin, ilk kanamayla karşılaştığında panik yaşaması, korkması, utanması ya da kendisinde bir sorun olduğunu düşünmesi çok yaygın. Çünkü regl konuşulmuyor. Konuşulmadığı için bilgi üretilmiyor, bilgi üretilmediği için yanlış inanışlar etrafta dolanıyor. Yanlış inanışlar ise hem fiziksel hem ruhsal hem de sosyal zararlar doğruyor. Regl olan bireylerin önemli bir kısmı regl sürecinin ne olduğu, nasıl yönetileceği, hangi belirtilerin normal hangilerinin sağlık sorunu olabileceği konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Çünkü regl hakkında kapsamlı, bilimsel ve yaşa uygun bir eğitime erişilemiyor. Yani mesele yalnızca ‘ped alamamak’ değildir. Regl yoksulluğu; regl hakkında doğru bilgiye ulaşamamak, ped, tampon, menstrual kap gibi ürünlere erişmemek, temiz suya ulaşamamak, güvenli ve hijyenik tuvaletlerin olmaması, mahremiyetin sağlanmaması, regl nedeniyle damgalanmak, dışlanmak, utanmak gibi çok katmanlı bir sorundur.
Dünya genelinde 500 milyondan fazla kişi, regl sürecini sağlıklı ve güvenli bir biçimde yönetebilmek için gerekli temel ihtiyaçlara erişemiyor. Bu eşitsizlikler yoksulluk, göç, afetler, toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi faktörlerle daha da derinleşiyor. ‘Ped lüks değil’ demek neden bu kadar zor? Regl olanların yarısından fazlası temel ihtiyacı olan regl ürünlerini satın alırken zorluk yaşadığını ifade ediyor. Regl ürünleri hala birçok ülkede ‘lüks tüketim ürünü’ olarak sınıflandırılıyor. Oysa regl tercih edilen bir durum değil, kaçınılabilir bir süreç değil, ertelenebilir hiç değil. Ped, tampon ya da benzeri ürünlere erişememek bireyleri hijyenik olmayan yöntemlere yöneltiyor. Gazete kâğıdı, bez parçaları, eski kumaşlar, pamuklar… Bu durum yalnızca fiziksel enfeksiyon riskini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda bireyin benlik algısını, bedeniyle kurduğu ilişkiyi ve toplumsal hayata katılımını da etkiliyor. En çok kimler etkileniyor? Regl yoksulluğu herkesi eşit etkilemiyor. Toplumsal olarak zaten dezavantajlı olan gruplar bu durumu daha ağır yaşıyor. Bu gruplar arasında mülteciler ve göçmenler, büyük kentlerin yoksul mahallelerinde yaşayanlar, afetlerden etkilenen bireyler bulunuyor.
Regl yoksulluğunun belki de en görünmez ama en yıkıcı etkilerinden biri çocuklar üzerinde ortaya çıkıyor. Regl hakkında yeterli bilgi verilmemesi, çocukların kendi bedenlerine yabancılaşmasına neden oluyor. Regl olan bir çocuğun ‘kirli’, ‘ayıp’, ‘hasta’ ya da ‘bozuk’ olduğunu düşünmesi sessizliğin, tabuların ve yanlış bilgilerin bir sonucu. Oysa regl utanılacak değil, öğrenilmesi gereken bir süreçtir. Çocuklara regl hakkında bilgi vermemek onları ‘korumak’ değil aksine ‘yalnız bırakmaktır’. O halde regl yoksulluğu neden bir insan hakları meselesidir? Çünkü regl yoksulluğu sağlık hakkını, eğitim hakkını, çalışma hakkını, insan onuruna yakışır yaşam hakkını ihlal eder. Regl döneminde gerekli ürünlere ve hijyenik koşullara erişemediği için okula gidemeyen bir çocuk eğitim hakkından; regl ürünlerine, temiz suya erişemediği için enfeksiyon geçiren bir kişi sağlık hakkından; regl nedeniyle utandırılan, damgalana, dışlanan bireyler ise insan onuruna yakışır yaşam hakkından uzaklaştırılır. Menstrüel sağlık bir ayrıcalık değil, haktır!
Peki biz ne yapabiliriz? Regl yoksulluğuyla mücadele etmek yalnızca regl olanların sorumluluğu değildir. Toplumun tamamını ilgilendirir.
- Regl ve regl yoksulluğu hakkında doğru bilgi edinebilir ve doğru bilgileri yayabiliriz.
- Regl dönemini konuşmak için güvenli, yargılamayan ortamlar oluşturabiliriz.
- Bu alanda çalışan güvenilir sivil toplum kuruluşlarını takip edip destekleyebiliriz.
- Afet ve acil durum çantasına regl ürünlerini ekleyebiliriz.
- Okullarda, iş yerlerinde ve kamusal alanlarda regl ürünlerinin erişilebilir ve mümkünse ücretsiz olmasını talep edebiliriz.
Regl yoksulluğu, regl olanların değil bunu görmezden gelen sistemin sorunudur ve konuşulmadıkça görünmez, görünmez kaldıkça normalleşir. Herkesin regl sürecini güvenli, sağlıklı ve onurlu biçimde yaşama hakkı vardır. Sessizlik bir tarafsızlık değil, eşitsizliğin yanında durmaktır.


















