1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Mine Yücel: Kıbrıs’ın Kuzeyinde Anomi Ortamında Sendikalar
Mine Yücel: Kıbrıs’ın Kuzeyinde Anomi Ortamında Sendikalar

Mine Yücel: Kıbrıs’ın Kuzeyinde Anomi Ortamında Sendikalar

Sendikalara duyulan güvenin düşük olması yalnızca sendikal hareketin değil, daha geniş bir kurumsal güven krizinin parçası olarak değerlendirilmelidir.

A+A-

Mine Yücel
[email protected]

2013 yılından beri düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz araştırmalar, Kıbrıs’ın kuzeyinde kurumsal güvenin zayıf olduğu ve toplumsal normların aşındığı bir ortamın varlığına işaret etmektedir. Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi (CMIRS) olarak her üç ayda bir yaptığımız anketler, toplumun siyasal kurumlara, temsil mekanizmalarına ve karar alma süreçlerine yönelik güveninin oldukça sınırlı olduğunu göstermektedir.

Bu yazı, Emile Durkheim’ın “anomi” kavramından hareketle Kıbrıs’ın kuzeyinde ortaya çıkan bu toplumsal ortamda sendikaların rolünün ne olduğunu ve ne olması gerektiğini tartışmayı amaçlamaktadır. Ayrıca CMIRS araştırmalarında ölçülen kurumsal güven verileri de bu tartışmanın arka planını oluşturmaktadır.

Sendikalar modern toplumlarda emekçilerin ekonomik, sosyal ve siyasal haklarını korumak amacıyla ortaya çıkan en önemli kolektif örgütlenme biçimlerinden biridir. Sanayi devrimi sonrasında gelişen işçi hareketleriyle birlikte sendikalar yalnızca çalışma yaşamının değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal yaşamın da önemli aktörleri haline gelmiştir.

Anomi kavramı, Emile Durkheim tarafından toplumsal normların zayıfladığı veya bireylerin davranışlarını yönlendiren kuralların belirsiz hale geldiği durumları tanımlamak için kullanılmıştır. Bu durum genellikle hızlı sosyal değişim, ekonomik krizler veya siyasal belirsizlik dönemlerinde ortaya çıkar.

Bireylerin kurumların sorunları çözemediğine inanmaya başlaması, kurumsal güvenin azalması ve toplumsal bağların zayıflaması anomik toplumların temel özellikleri arasında yer alır. Böyle ortamlarda bireyler kendilerini siyasal ve toplumsal süreçlerin dışında hissedebilirler.

CMIRS araştırmaları Kıbrıs’ın kuzeyinde ciddi bir güven krizine işaret etmektedir. Mart 2026 verileri toplumda güçlü bir yönetim ve temsil sorunu algısının bulunduğunu göstermektedir. Katılımcıların büyük bir bölümü adaletsizlik, partizanlık, yolsuzluk ve rüşvetin yaygın olduğunu düşünmektedir.

Bunun yanında bireylerin önemli bir kısmı kendisini karar alma süreçlerinin dışında görmektedir. Siyasal kurumlara duyulan güvenin düşük olması ve bireylerin siyasal süreçlerde etkisiz olduklarını düşünmeleri, uzun süredir dile getirilen anomik toplumsal ortamın göstergeleri olarak yorumlanabilir.

Ekonomik belirsizlik, kurumsal güven eksikliği ve siyasal temsil sorunları bir araya gelerek toplum ile siyasal sistem arasındaki ilişkinin zayıflamasına yol açmaktadır. Bu da bireyselleşme, siyasetten ve toplumsal dayanışmadan uzaklaşmayı da beraberinde getirmektedir.

Sendikalar tarihsel olarak emekçilerin haklarını savunan önemli kurumlar olmasına rağmen, Kıbrıs’ın kuzeyinde sendikalara yönelik güvenin de sınırlı olduğu görülmektedir.  Aşağıdaki grafikte son 4 sene içerisinde sendikalara güven puanlarındaki değişim gözlemlenebilmektedir.  Katılımcıların 1’le 5 arasında verdikleri güven puanlarıyla oluşturulan sendikalara güven puanı 2.38 ile oldukça düşük seyretmektedir.

Özellikle son yıllarda sendikaların en az güven duyulan kurumlar arasında yer alıyor olması oldukça düşündürücüdür.

Bu da aslında sendikaların da anomik ortamdan çıkışı sağlamak yerine bu ortamın yerleşmesine katkı koymakta olduğunu göstermektedir. 

Bunun birkaç temel nedeni bulunmaktadır:

  • Kapsayıcılık eksikliği: Sendikalar çoğunlukla kamu çalışanlarını temsil etmekte, özel sektör çalışanları kendi kaderlerine bırakılmaktadır ki bu da toplumsal bölünmeye yol açmaktadır. 
  • Ayrıcalık algısı: Toplumun bir kesimi sendikaları belirli grupların çıkarlarını savunan ayrıcalıklı yapılar olarak görmektedir. 
  • Partizanlaşma algısı: Siyasal aktörlerle kurulan yakın ilişkiler sendikaların bağımsızlığı konusunda soru işaretleri yaratabilmektedir. 
  • Şeffaflık sorunu: Karar alma süreçlerinin ve mali yapıların yeterince açık olmaması güveni azaltabilmektedir. 
  • Güncel sorunlara uyum eksikliği: Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomi hizmet sektörü, turizm, yüksek öğretim ve küçük ölçekli işletmelere kaymış durumdadır.  Ancak sendikalar hala büyük ölçüde kamu sektörü üzerine odaklı olup yeni çalışma biçimlerini ve genç kuşağı temsil edememektedir. 

Böyle bir anomik ortamda sendikaların sadece kamuda çalışanların ücret ve çalışma koşullarıyla ilgili talepleri dile getiren kurumlar değil, toplumsal dayanışmayı güçlendiren aktörler olmaları ve anomi ortamından çıkışa katkı koymaları gerekmektedir.

Bu bağlamda sendikaların birkaç temel rol üstlenmesi mümkündür:

  • Norm üretimi: Adil çalışma koşulları, etik ilkeler ve sosyal standartlar konusunda toplumsal referans noktaları oluşturmak. 
  • Dayanışma: Bireyler arasındaki toplumsal bağları güçlendiren kolektif eylem ve dayanışma pratikleri geliştirmek. 
  • Temsil: Bireylerin taleplerini kolektif hale getirerek siyasal sisteme aktarmak. Özellikle özel sektör çalışanları ve yabancı işçilerin haklarının savunulması konusundaki eksik giderilmelidir.
  • Toplumla güçlü bir bağ kurmak.  Geniş toplum kesimlerinin sorunlarına (yoksulluk, işsizlik, yabancı işçiler vs) da yer verilmesi, toplumun ekonomik belirsizlik, siyasi çözümsüzlük ve kimlik tartışmalarında da yeni bir Toplumsal Sözleşme tartışmalarını başlatan kurum olması gerekmektedir.
  • Somut kazanımlar elde etmek. Bu nokta özellikle yok olma noktasına gelen toplumsal özgüvenin geri kazanılması açısından da oldukça önemlidir.
  • Gerçekten bağımsız ve mücadeleci bir çizgide durmak.
  • Güven inşası: Şeffaf ve demokratik örgütlenme modelleriyle kurumsal güveni yeniden inşa etmek. Belli bir zümrenin değil toplumsal çıkarların savunulduğuna toplumu ikna etmek sendikal hareketin geleceği adına çok önemlidir.   

Sendikaların toplumsal meşruiyetini güçlendirebilmesi için bazı yapısal dönüşümlere de ihtiyaç bulunmaktadır:

  • Kapsayıcı sendikacılık anlayışının geliştirilmesi ve özel sektör çalışanlarının örgütlenmesine daha fazla önem verilmesi 
  • Göçmen işçiler ve güvencesiz çalışanların sendikal yapılara dahil edilmesi
  • Mali ve yönetsel süreçlerde şeffaflığın artırılması 
  • Genç çalışanların sendikal süreçlere katılımını teşvik eden yeni mekanizmaların oluşturulması ve gençlerin karar mekanizmalarına direkt katılımının sağlanması
  • Dijital sendikacılık ve yeni örgütlenme modellerinin geliştirilmesi
  • Kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi 
  • Politika üretiminde araştırma ve veri kullanımının artırılması, toplumun nabzının ve ihtiyaçlarının iyi analiz edilmesi
  • Uzun vadeli politikaların üretilmesi, toplumun kaygılarının giderilmesinde bir aktör olarak yer alması 
  • Sivil toplum kuruluşlarıyla daha güçlü iş birliklerinin kurulması
  • Anomi koşullarında sendikaların birer dayanışma ve yön bulma merkezine dönüşmesi.  Üyelerine sadece ekonomik değil, sosyal destek (hukuki danışmanlık, psikososyal destek, eğitim programları) sunarak toplumsal bağların güçlendirilmesi.

 

Sendikalara duyulan güvenin düşük olması yalnızca sendikal hareketin değil, daha geniş bir kurumsal güven krizinin parçası olarak değerlendirilmelidir. Siyasal sistemlerde sendikalar, sivil toplum örgütleri ve meslek birlikleri vatandaşlar ile devlet arasındaki ilişkide önemli aracılık kurumlarıdır.

Bu kurumların zayıflaması, toplum ile siyasal sistem arasındaki bağların da zayıflamasına yol açabilir. Bu durum ise bireylerin siyasal katılımını ve toplumsal aidiyet duygusunu olumsuz etkileyebilir.

Ancak kapsayıcı, şeffaf ve veri temelli bir sendikal anlayış geliştirilmesi durumunda sendikalar yeniden güvenilir ve güçlü toplumsal aktörler haline gelebilir. Özellikle anomik koşulların güçlendiği toplumlarda sendikalar dayanışmayı, temsil mekanizmalarını ve demokratik katılımı güçlendiren önemli kurumlar olarak öne çıkabilir.

Bu haber toplam 201 defa okunmuştur
Gaile 527. Sayısı

Gaile 527. Sayısı