1. HABERLER

  2. KÜLTÜR & SANAT

  3. Türkiye sinemasından İstanbul Film Festivali’ne yansıyanlar
Türkiye sinemasından İstanbul Film Festivali’ne yansıyanlar

Türkiye sinemasından İstanbul Film Festivali’ne yansıyanlar

İstanbul Film Festivali’nde iki farklı yarışma bölümünde gösterilen Türkiye sinemasından bazı filmleri seçerek onlara biraz daha yakından bakalım istedim.

A+A-

Murat OBENLER

İstanbul Film Festivali’nde iki farklı yarışma bölümünde gösterilen Türkiye sinemasından bazı filmleri seçerek onlara biraz daha yakından bakalım istedim. Bir Arada Yalnız, Keçi501 ve Ölü Köpekler Isırmaz filmleriyle ilgili değerlendirmemi aşağıda paylaşıyorum.
 

Bir Arada (ama) Yalnız İnsanların Halleri

Ali Vatansever’in 3. Uzun metraj filmi Bir Arada Yalnız (Lifelike) İFF uluslararası yarışmanın Türkiye’den katılan filmleri arasında dikkatleri üzerine topladı. Birçok yabancı güçlü filmin arasında büyük ödüle ulaşması zor olan film yine de birçok seyircinin beğenisini topladı. Yunanistan,Türkiye Romanya ortak yapımı olan ve yapım süreci 6 yıla yayılan filmin sanal gerçekliğin de kullanıldığı zor hikayesinin altından başarıyla kalkan oyuncuları Fatih Al, Esra Kızıldoğan, Onur Gözeten ve Eylül Ersöz filmin sonunda seyircilerden büyük alkış aldı. Türkiye’ye 2026 Tallinn En İyi Yönetmen ve En İyi Özgün Müzik ödülleri ile dönen film bir ailedeki 3 karakterin hem birbirine geçmiş hem de ayrı dünyalardan oluşan yaşamına odaklanırken seyirciyi anne ve babanın kanser hastası oğulları İzzet’in hastalığına farklı tedavi yöntemleri bulma yolculuğuna çıkarıyor.
Yaşamla ölüm arasındaki ince çizgi üstünde ilerleyen filmde her karakter kendine özgü bir dünyada dolaşırken veya ölümün yaklaştığı bir geriye sayımdan kaçarken özellikle evlat İzzet ölümü kabul eder. İzzet sanat chat’taki kadın oyun arkadaşı ile yarattığı avatarlar sayesinde hayatının son zamanlarını keyifle geçirme arzusundayken anne ve baba da mucizevi kurtuluşların peşine düşer. Sanat gerçekliğin hayatımızdaki önemine dair de ciddi kafa yoran film yine gerçekle VR’nin birbirine geçtiği bir finalle kapanıyor. Hayattan çok ölme üzerine düşünmemizi isteyen yönetmen soru-cevap bölümünde ölümün bir korku hali olduğunu ama ölmenin bir performans olarak keşfedilme sürecini seyirciye vermek istediğini söyleyerek iki saat boyunca hangi inanışa inanırsa inansın seyircinin güvenli bir yolculuk yapmasını, düşler kurmasını istediğini belirtti.
 

Huzuru ve mutluluğu doğada keçilerle iç içe bir yaşamda bulan çoban Cengiz’in etkileyici hikayesi

Evrim Çervatoğlu’nun yazıp yönettiği “Keçi501” belgeseli Doğu Karadeniz bölgesinin yaylalarında yaşayan yalnız bir çoban olan Cengiz’i takip eden şiirsel drama olarak seyirciyle buluştu. Cengiz’in hem doğayla barışık hem de keçilerle neredeyse iç içe geçmiş yaşamı seyirciyle film arasında sıcak bir bağ oluşmasını sağlıyor. 6 ülkeden çeşitli ödüller kazanan film hem 500 keçilik bir sürünün bir yıllık yaşam düngüsünü hem de çoban Cengiz Taşçı’nın dağda tek başına (iki arkadaşı zaman zaman kendisine gelip yardım eder) geçirdiği bir yıllık yaşamı gösteriyor. Kamera sürekli sisli dağlarda gezerken Cengiz karakterinin de doğa ve hayvanlarla bütünleşmiş yaşamı çok iyi yansıtılıyor. Cengiz’e yardım eden iki kişi sürüyü yetiştirip satarak para kazanma güdüsü ile hayvanlarla ticari bir ilişki kurarken Cengiz’in toplumsal kurallar, insan-zaman ilişkisi, daha fazla para kazanma hırsı ve kâr amacına mahkum olan insan çoğunluğundan uzak samimi ve çıkarsız yaklaşımı onu da 501’nci keçi haline dönüştürür. Keçilerin sesi ile doğanın sesinin birbirine karıştığı belgeselde söylenen güzel türküler de konu aktarımını çok iyi destekliyor.
 

Uluslararası mafyanın Türkiye’yi kullanarak elde ettikleri kanlı kar paylaşımı

Nuri Cihan Özdoğan’ın yönettiği ana yarışma filmi “Ölü Köpekler Isırmaz” seyircileri uluslararası bir katı atık çetesinin Türkiye ayağında yer alan ve devletin üst düzey görevlilerine rüşvet vererek yasadışı yöntemlerle işini çözen büyük çete-şirket ile Sinekler denen ve sokakta örgütlenen arka mahalleli alt sınıf motorlu gençlerden oluşan gurubun arasındaki şiddet dolu acımasız paylaşım kavgaya götürüyor. Ana kahramanımız İsmet de arkadaşı yakın arkadaşı Dogo ile bu yola çıksa da uluslararası acımasız çetelerin sert dünyasında varlığını sürdürmekte zorlanır. Kemal Burak Alper’in İsmet karakteri ile öne çıktığı film toplumun yozlaşmasını, uluslararası mafya örgütlerinin Türkiye’nin her bir mahallesine nüfuz ettiğini, eğitimsiz ve işsizlikle boğuşan gençlerin kolay bir şekilde kandırılabildiğini ve insanın hiçbir değerinin olmadığı bir cehennemin hayaller ile gerçek dünya arasında gençleri ölüme sürüklediğini çok güzel bir şekilde beyazperdeye yansıtıyor. Sadakat yemini eden iki yakın arkadaş, çöpleri gömdükleri gibi günahlarını da derinlere gömmeye çalıştıkça, hizmet ettikleri kokuşmuş sistemin tüm pisliğinin dostluklarına ve ruhlarına sirayet ettiğini fark ederler.  

foto-2-olukopeklerisirmaz.jpg

bir-arada-yalniz-poster-jan2026-selin-tezcan-001.jpg keci-501-poster-001.jpg

Bu haber toplam 204 defa okunmuştur