1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Gözler kararın iptalinde”
Mazbata Yasası’na hukuki yorum

Mazbata Yasası’na 'hukuki' yorum

Kamuoyunda “Mazbata Yasası” olarak bilinen yasa kimseyi memnun etmedi.

A+A-

 

 

DAÜ Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı, Yrd. Doç. Dr. Tufan Erhürman:
• Yasa iki maddede Anayasa’ya aykırı
• Mahkemeler tarafından verilen kararlar yasama organı tarafından değiştirilemez.
• Çıkarılan yasa mahkeme kararları açıkça geçersiz kılmaktadır

 

Meltem SONAY


Kamuoyunda “Mazbata Yasası” olarak bilinen yasa kimseyi memnun etmedi.
Avukatların tepki gösterip eylem sürdürdüğü yasanın ‘Anayasa aykırılığını’ değerlendiren DAÜ Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı, Yrd. Doç. Dr. Tufan Erhürman, Anayasa’daki iki madde üzerinden bakılması gerektiğine işaret etti.
“Bu Yasa’nın Anayasa’ya uygun olup olmadığını temelde KKTC Anayasası’ndaki iki madde üzerinden değerlendirmek gerektiği kanaatindeyim” diyen Erhürman, bu maddelerin birincisinin 46., ikincisinin ise 136. madde olduğunu ifade etti.

“Sözleşme Özgürlüğü Bağlamında Değerlendirme”
Anayasa’nın 46. maddesinin 1. fıkrasına göre “Herkes, sözleşme hukukunun genel ilkelerince konan koşullara, kısıntılara, sınırlandırmalara ve yürürlükteki yasalara uymak kaydıyla, serbestçe sözleşme yapma hakkına sahiptir. Ekonomik bakımdan güçlü kişilerin diğer kişileri istismarı yasa ile önlenir” hatırlatması yapan Erhürman, meselenin salt bu fıkra açısından değerlendirilmesi durumunda, yapıldıkları tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemelere uygun olan sözleşmelerdeki kuralların sonradan yasa koyucu tarafından çıkarılan bir yasayla düzenlenmesinin/değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu düşünülebileceğine işaret etti.

“Mazbatalar sorununun kamu düzenini ve sosyal adaleti ciddi boyutta tehdit etmeye başladığı açıktır…”
“Ancak, aynı maddenin (46. madde) bir de ikinci fıkrası vardır” diyen ve bu fıkraya göre, “Sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükler kamu yararı, kamu düzeni, sosyal adalet ve ulusal güvenlik gibi nedenlerle yasa ile düzenlenebilir ve kısıtlanabilir” hatırlatması da yapan Erhürhan, bu fıkrada, yasa koyucuya, sözleşmelerin imzalanmasından sonra çıkaracağı bir yasayla, imzalanmış sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükleri, Anayasa’da belirtilen sebeplerle, düzenleme/sınırlama yetkisi verildiğine dikkat çekti.
“Ülkemizde şu anda yaşanan “mazbatalar sorunu”nun kamu düzenini ve sosyal adaleti ciddi boyutta tehdit etmeye başladığı açıktır” diyen Erhürman, dolayısıyla yasa koyucunun çıkardığı yasayla bu alanı düzenlemesinin, Anayasa’nın 46. maddesinin 2. fıkrasına uygun olduğu görüşünü belirtti.

“Mahkeme Kararlarının Değiştirilememesi Bağlamında Değerlendirme”
Anayasa’nın 136. maddesinin 3. Fıkrası’nın, “Yasama ve yürütme organları ile Devlet Yönetimi makamları mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organ ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” dediğini anımsatan Erhürman,  bu fıkrada, açıkça, mahkemeler tarafından verilen kararların yasama organı tarafından değiştirilemeyeceğinin belirtildiğine dikkat çekti.

“Çıkarılan yasa mahkeme kararları açıkça geçersiz kılmaktadır”
“Mazbatalar sorunu”nda mahkemeler tarafından verilmiş kararlar olduğuna işaret eden Erhürman, “Çıkarılan yasa, bu kararların yerine getirilmesini geciktirmeyi ya da kararları değiştirmeyi bir yana bırakın, bu kararları açıkça geçersiz kılmaktadır” şeklinde konuştu.
Yasa’nın, “aleyhinde mahkeme hükmü alınmış gerçek veya tüzel kişiler”, Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak 4 ay içerisinde “banka ve/veya kredi sağlayıcısına borcun yeniden yapılandırılması talebiyle yazılı olarak başvurur” 5. ve 6. maddelerini anımsatan Erhürman, şöyle devam etti:
“Aslında buraya kadar bir sorun yoktur. Çünkü ortada bir mahkeme hükmü olsa dahi, alacaklı ile borçlu, borcun borçlu için daha uygun koşullarda ödenmesi için anlaşabilirler. Mesele anlaşamamaları durumunda ne olacağıdır.
Yasa’nın 5. maddesinin (3). fıkrasına göre, “Bu madde kuralları uyarınca, yapılandırma talebinde bulunan ilgili kişinin talebinin ilgili banka ve/veya kredi sağlayıcısı tarafından kabul edilmemesi halinde yargı yolu açıktır”.
Kanımca bu fıkradan anlaşılması gereken, banka ve/veya kredi sağlayıcısının borçluyla yasadaki koşullar çerçevesinde anlaşmayı reddetmesi durumunda, borçlunun alacaklıyı mahkeme kararıyla buna zorlayabileceğidir. Oysa alacaklının elinde hâlihazırda bir mahkeme kararı vardır. Alacaklının, borçluyla, bu Yasa çerçevesinde, hem de mahkeme tarafından anlaşmaya zorlanması, daha önce alınmış mahkeme kararlarının geçersiz kılınması anlamına gelecektir ki, kanımca bu, Anayasa’nın 136. maddesinin (3). fıkrasına aykırıdır.”

“Anayasa’nın 136. maddesinin (3). fıkrasına aykırıdır”
Benzer bir yorumum, Yasa’nın 19. maddesiyle kurulan “Hakem Heyeti” kararları için de geçerli olduğuna işaret eden Yrd. Doç Dr. Tufan Erhürman, “Daha önce belirttiğim gibi, alacaklı, elinde mahkeme kararı bulunmasına karşın, alacağını bu Yasa’daki koşullara uygun bir ödeme planıyla tahsil etmeyi kabul edebilir. Bu durumda bir sorun yoktur. Ancak, alacaklı ile borçlu Yasa’daki kuralların uygulanmasıyla ilgili sorun yaşar ve taraflardan biri Hakem Heyeti’ne başvurursa, Yasa’nın 19. maddesinin (7). fıkrasına göre, Hakem Heyeti’nin konuyla ilgili kararı bağlayıcı olacaktır” şeklinde konuştu.


Erhürman’ın konuyla ilgili ifadeleri devamla şöyle:
“Hakem Heyeti’nin kararları bağlayıcı olmasa ve bu Heyet, alacaklıyla borçluyu bir ödeme planı çerçevesinde uzlaştırmaya çalışsa, Anayasa açısından yine bir sorun çıkmayacaktır. Ancak uzlaşamama durumunda Hakem Heyeti’nin kararının bağlayıcı olması, alacaklının daha önce almış olduğu mahkeme kararının idari bir işlemle (Hakem Heyeti’nin kararıyla) geçersiz kılınması anlamına gelir ki bu da, kanımca, Anayasa’nın yukarıda sözü edilen 136. maddesinin (3). fıkrasına aykırıdır.”

Bu haber toplam 3527 defa okunmuştur