1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. "Lefke'de Cittaslow, Barış Eko Sistemi'ne dönüştü"
"Lefke'de Cittaslow, Barış Eko Sistemi'ne dönüştü"

"Lefke'de Cittaslow, Barış Eko Sistemi'ne dönüştü"

Lefke Belediyesi Cittaslow ve Dış İlişkiler Sorumlusu Münevver Çakmak, YENİDÜZEN'e konuştu; "Lefke'de Cittaslow, Barış Eko Sistemi'ne dönüştü" dedi.

A+A-

Simge ÇERKEZOĞLU

Sakin şehir (Cittaslow) kavramı sadece trafiği azalttığımız, yeşil alanları artırdığımız şehirler yaratmak anlamına gelmiyor. Bu felsefe, yerel kültürü koruma, çevreye duyarlı ve birlikte yaşam anlayışını destekleyen kent anlayışını da ifade ediyor. Lefke Belediyesi bu anlayışı barış, sanat ve kültürel mirasla zenginleştirerek 'Barış Eko Sistemi' adını verdiği modeli uluslararası Cittaslow ağına taşıdı. Lefke Belediyesi Cittaslow ve Dış İlişkiler Sorumlusu Münevver Çakmak ile bu yaklaşımın detaylarını konuştuk. 

Cittaslow ya da Türkçe adıyla Sakin Şehir hareketi, son yıllarda Kuzey Kıbrıs'ta da yaygınlaşan uluslararası bir oluşum. Peki bu unvan yalnızca bir prestij göstergesi mi, yoksa kentlerin yaşam biçimini dönüştüren bir anlayış mı? Çakmak ile söyleşimize, Cittaslow'un ne anlama geldiğini konuşarak başladık.

“Cittaslow (Sakin Şehir), kentlerde yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlayan uluslararası bir şehir ağıdır. Hareket, 1999 yılında İtalya'da, Slow Food (Yavaş Gıda) felsefesinden esinlenerek kurulmuştur. Cittaslow'un temel hedefi; hızlı ve yoğun kent yaşamı yerine sürdürülebilir, yaşanabilir ve insan odaklı şehirlerin gelişimini desteklemektir. Cittaslow kriterleri; çevrenin korunması, yerel kültürün, geleneklerin ve mimari mirasın yaşatılması, yerel üretici ve esnafın desteklenmesi, trafik ve gürültünün azaltılması, yeşil alanların artırılması ve halkın karar alma süreçlerine katılımının teşvik edilmesi gibi başlıklardan oluşmaktadır. Bir kentin Cittaslow ağına katılabilmesi için nüfusunun 50 binin altında olması ve uluslararası Cittaslow kriterlerini karşılaması gerekmektedir. Üye kentler, bu kriterleri koruyup korumadıkları açısından belirli aralıklarla yeniden değerlendirilmektedir. Kuzey Kıbrıs'ta Cittaslow unvanını alan ilk yerleşim yeri Mehmetçik oldu. Mehmetçik'in ardından Yeniboğaziçi ve Lefke de ağa katıldı. Bugün itibarıyla Kuzey Kıbrıs'ta Cittaslow ağına üye beş belediye bulunmaktadır.” 

bur-8486.jpg

“Lefke'nin Cittaslow anlayışını barış anlayışı ile birleştirdik”

Cittaslow'un temelinde yer alan barış, birlikte yaşam ve dayanışma anlayışı, Lefke'de zamanla özgün bir projeye dönüştü. Bölünmüş bir adanın deneyiminden beslenen yaklaşım, Lefke'den doğarak uluslararası Cittaslow ağı içinde Barış Eko Sistemi adıyla örnek uygulamalar arasında yer alan bir modele dönüştü. Projenin ilham kaynağını barışı dizelerine taşıyan Kıbrıslı şair Fikret Demirağ oluşturdu. Barış Eko Sistemi'nin nasıl ortaya çıktığını, hangi düşünceden beslendiğini ve zaman içinde nasıl geliştiğini projenin yaratıcısı Münevver Çakmak anlattı. 

"Cittaslow'un temel felsefesinde barış, birlikte yaşam ve ekosistemin korunması önemli bir yer tutuyor. Biz de Lefke Belediyesi olarak bu anlayıştan hareketle Barış Eko Sistemi adını verdiğimiz bir proje geliştirdik. Lefke'den yola çıkarak barış, birlikte yaşam ve sanatı ortak bir paydada buluşturmayı hedefledik. Belediye Başkanımız Aziz Kaya da uzun yıllardır barış ve birlikte yaşam fikrini savunan, Alpıç Sınır Kapısı'nın açılması için önemli çaba gösteren bir isim. Bu yaklaşım, belediyenin kültür politikalarına da yansıyor. Lefke'nin simge isimlerinden ve barış şairlerimizden Fikret Demirağ anısına, belediyemizin katkılarıyla 2018 yılından bu yana Fikret Demirağ Şiir Festivali düzenleniyor. Festival kapsamında her yıl dünyanın farklı ülkelerinden ve Kıbrıs'ın güneyinden şairler Lefke'ye gelerek çeşitli etkinliklere katılıyor. Biz de Lefke'nin Cittaslow anlayışını, şiir festivalinin barış ve kültür eksenli yapısıyla bir araya getirerek Barış Eko Sistemi projesini hayata geçirdik. Lefke'de doğan bu fikir, zamanla diğer Cittaslow üyesi şehirlerin de dikkatini çekti ve benimsendi. Aslında çıkış noktamız, Kıbrıs'ta belediyelerin ortak projeler etrafında bir araya gelerek iş birliği yapabilecekleri bir model oluşturmaktı. Süreç içinde proje gelişti ve uluslararası destek görmeye başladı. Özellikle Almanya'dan önemli katkılar aldık. Son yıllarda savaşlardan kaçan mültecilere ev sahipliği yapan Cittaslow kentlerinin sayısının artmasıyla birlikte, barış anlayışının yavaş şehir felsefesinin temel unsurlarından biri olduğu daha güçlü biçimde gündeme geldi. Bu değerlendirmeler sonucunda Barış Eko Sistemi, Cittaslow ağı içinde örnek uygulamalar arasında ayrı bir başlık olarak yer almaya başladı. Aslında Lefke'de bunu uzun yıllardır farklı alanlarda hayata geçiriyoruz. Fikret Demirağ Şiir Festivali başından beri iki toplumlu bir yapıya sahip. Bunun yanında Lefke 48 Maden Grevi'nin ortak hafızası da barış, dayanışma ve iki toplumun bir araya gelmesi fikrini besleyen önemli değerlerden biri olarak çalışmalarımıza yön veriyor."

bur-8496.jpg

“Lefke'nin geçmişten gelen birlikte yaşam kültürünü geliştirdik”

Yerel yönetimler denildiğinde akla çoğunlukla altyapı, yol, temizlik ve imar hizmetleri gelir. Oysa kültür ve sanat da kent kimliğini şekillendiren, toplumsal dayanışmayı güçlendiren en önemli yerel yönetim alanlarından biri. Lefke Belediyesi'nin kültür, sanat ve barışı yerel yönetim anlayışının parçası olarak nasıl ele aldığını da konuştuk. 

"Lefke Belediyesi, iki geçiş noktası arasında yer alıyor. Bölgedeki birçok köyde yaşayanların önemli bir kısmı geçmişte adanın güneyinden kuzeye yerleşti. Geçiş kapılarının açılmasıyla birlikte iki toplum arasındaki temaslar da önemli ölçüde arttı. Özellikle Pirgo ve Yeşilırmak arasında geçmişten gelen ilişkiler bugün de canlılığını koruyor. Lefke'nin barış kültürünün önemli simgelerinden biri de 1948 yılında CMC Maden Şirketi'ne karşı gerçekleştirilen ve 125 gün süren grevdir. Bu grev, iki toplumun ortak bir amaç etrafında dayanışma göstermesi açısından tarihi bir öneme sahiptir. Bugün ülkede sahip olunan birçok sosyal hakkın temelleri de o dönemde atılmıştır. Dolayısıyla biz aslında yeni bir barış anlayışı inşa etmedik; Lefke'nin geçmişten gelen birlikte yaşam kültürünü ve dayanışma geleneğini geliştirmeye çalıştık. Bugün de belediye olarak iki toplumlu kültürel ve sosyal etkinlikler düzenleyerek farklı kesimleri bir araya getirmeyi ve bu kültürü yaşatmayı sürdürüyoruz. Yerel yönetimler yalnızca altyapı hizmeti sunan kurumlar değildir. Aynı zamanda yaşadıkları kentin kültürünü, tarihini ve ortak hafızasını koruyarak gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğu taşırlar. Bunun için de kültürel etkinlikler düzenlemek, sanatı desteklemek ve bu değerleri canlı tutmak gerekir. Fikret Demirağ bu anlamda bizim için çok önemli bir figür. Lefke'de doğmuş, büyümüş ve yaşadığı coğrafyaya eserlerinde her zaman sahip çıkmış bir şair. Onun mirasını gelecek nesillere aktarmayı belediye olarak görevimiz kabul ediyoruz. Aynı anlayışla belediyemizin tiyatro ekibi tarafından sahnelenen Lefke 48 oyunu da kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağlıyor. Kıbrıs Türk lehçesiyle kaleme alınan ve iki dilli olarak sahnelenen oyun hem kuzeyde hem de güneyde izleyiciyle buluştu. Bu tür çalışmalar yalnızca kültürel mirası korumakla kalmıyor, iki toplum arasında ortak bir paylaşım alanı da oluşturuyor. Fikret Demirağ Şiir Festivali kapsamında her yıl yayımlanan kitaplar da bu mirasın kalıcı hale gelmesini sağlıyor. Böylece festival yalnızca bir etkinlik olarak kalmıyor, gelecek kuşaklara aktarılacak yazılı bir kaynak da bırakıyor."

bur-8511.jpg

“Lefke'de yaşanan çevre sorunu yalnızca Lefke'yi ilgilendirmiyor”

Barış ve birlikte yaşam anlayışı yalnızca kültür ve sanatla sınırlı değil. Cittaslow felsefesinde çevrenin korunması barışın bir parçası olarak görülüyor. Lefke Belediyesi'nin çevre ile barış arasında nasıl bir bağ kurduğunu da konuştuk. 

"Çevre dediğimiz kavram, yalnızca etrafımızda gördüğümüz ağaçlardan ya da kuşlardan ibaret değil; hepimizin içinde yaşadığı ekosistemin bütününü ifade ediyor. Bugün Lefke'de yaşanan herhangi bir çevre sorunu yalnızca Lefke'yi ilgilendirmiyor. Örneğin CMC'den miras kalan çevre sorunlarının etkileri tüm adayı etkiliyor. Dolayısıyla bu tür sorunlara tek taraflı çözümler üretmek mümkün değil. Bu adadaki çevre sorunları ancak iki toplumun iş birliğiyle çözülebilir. Bu nedenle çevreyi korumak da barışın ve birlikte yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Geçmişte yeniden madencilik konusu gündeme geldiğinde her iki toplum da ortak bir duruş sergileyerek buna karşı çıktı. Bugün kuzeyde madencilik faaliyeti yürütülmüyor. Güneyde ise sınırlı ölçekte faaliyet gösteren bir şirket bulunuyor. Buna rağmen çevrenin korunması konusunda iki toplumun ortak mücadele vermesi, iş birliğinin mümkün olduğunu gösteren önemli örneklerden biridir."

Bu haber toplam 308 defa okunmuştur