1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. Katılımcıların yüzde 78,2’si hükümeti şeffaf ve hesap verebilir bulmuyor
Katılımcıların yüzde 78,2’si hükümeti  şeffaf ve hesap verebilir bulmuyor

Katılımcıların yüzde 78,2’si hükümeti şeffaf ve hesap verebilir bulmuyor

Araştırmada, katılımcıların yüzde 88,4’ü “Vatandaşlar torpil olmadan da işlerini kolayca yapabilirler” ifadesine, yüzde 78,2’si hükümetin vatandaşa karşı şeffaf ve hesap verebilir olduğu görüşüne katılmadı.

A+A-

Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) 500 kişiyle yüz yüze gerçekleştirdiği Eylül 2026 araştırmasının ikinci bölümünde, toplumun adalet ve eşitlik, kurumsal ve yönetsel işleyiş, liyakat, kurallara uyma, öngörülebilirlik, toplumsal dayanışma ve ortak geleceğe ilişkin algıları ele alındı.

Araştırmada, katılımcıların yüzde 88,4’ü “Vatandaşlar torpil olmadan da işlerini kolayca yapabilirler” ifadesine katılmadığını belirtirken, yüzde 78,2’si hükümetin vatandaşa karşı şeffaf ve hesap verebilir olduğu görüşüne katılmadı. Yüzde 75,4’lük kesim hükümetin ülkedeki sorunları etkin şekilde çözebildiği görüşüne karşı çıkarken, yüzde 67,2’si ülkede yasaların herkes için eşit uygulanmadığını belirtti.

Araştırmayla Kıbrıslı Türklerin siyasi güven, sosyal güven, bireysel özgüven ve mutluluk algıları ölçülürken, bu oranların zaman içerisindeki değişimi ve yaşanan gelişmelerden nasıl etkilendiği de takip ediliyor.

 

“Çok katmanlı bir güven ve yönetim sorunu”

CMIRS Direktörü Mine Yücel, Eylül 2026 verilerinin tek tek sorunların toplamından daha kapsamlı bir “toplumsal sorunlar yumağını” ortaya koyduğunu belirtti.

Yücel, bir tarafta ekonomik güvensizlik, hayat pahalılığı ve ülke ekonomisine ilişkin olumsuz beklentiler, diğer tarafta ise sağlık, altyapı, eğitim ve kamu hizmetlerindeki düşük memnuniyetin bulunduğuna işaret etti. Bunlara hükümet, Meclis ve siyasi partilere yönelik düşük güven ile şeffaflık, eşitlik, liyakat ve hesap verebilirlik konusundaki yüksek memnuniyetsizliğin eşlik ettiğini kaydetti.

Dürüstlük, emeğin karşılığını alma, doğru ile yanlış arasındaki sınır, dayanışma ve değişim beklentisi gibi alanlardaki olumsuz algıların da tabloyu tamamladığını belirten Yücel, araştırmanın ekonomi, kamu hizmetleri, adalet ve liyakat, demokratik işleyiş ve toplumsal dayanışmanın birbirine temas ettiği çok katmanlı bir güven ve yönetim sorununa işaret ettiğini ifade etti.

 

“Seçimler siyasi aktörlerin kapasitesinin sınanacağı bir dönem”

CMIRS, araştırma sonuçlarının yaklaşan seçimler öncesinde siyasi partilere önemli mesajlar verdiği değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomik sorunların yanı sıra kamu hizmetlerindeki yetersizlikler, altyapı sorunları, yönetim kapasitesine ilişkin olumsuz değerlendirmeler, adalet ve eşitlik algısındaki zayıflama ile Kıbrıs sorununun temel sorun alanları arasında bulunmasının güçlü bir değişim beklentisini ortaya koyduğu belirtildi.

Katılımcıların büyük çoğunluğunun ülkenin yanlış yönde ilerlediğini düşünmesi ve ekonomik geleceğe ilişkin beklentilerin ağırlıklı olarak olumsuz olmasının, seçim dönemine girilirken beklentilerin yalnızca yeni bir siyasi tercih etrafında değil, somut sorunların çözülmesi ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi etrafında şekillendiğine işaret ettiği kaydedildi.

CMIRS, seçimlerin seçmen açısından yalnızca siyasal temsilin belirleneceği bir süreç değil, mevcut sorunların çözümünde siyasi aktörlerin kapasitesinin sınanacağı bir dönem niteliği taşıdığı değerlendirmesini yaptı. Ekonomi yönetimi, hayat pahalılığı, sağlık, altyapı, kamu hizmetleri, yolsuzlukla mücadele, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik alanlarındaki yüksek memnuniyetsizliğin, günlük yaşama doğrudan yansıyan sorunlara somut çözüm beklentisini öne çıkardığı belirtildi.

 

Toplumsal anomi dört başlıkta incelendi

Araştırmada önceki dönemlerde kullanılan sorulara yenileri de eklenerek toplumsal anomi düzeyi daha sistematik biçimde ele alındı.

Çalışmada ekonomik koşullar ve siyasal gelişmelerin yanı sıra adalet, eşitlik, kurallara uyma, liyakat, dayanışma, kurumsal güven, kamu kaynaklarının kullanımı, şeffaflık ve devletin sorun çözme kapasitesine ilişkin algıların ortaya konulması amaçlandı.

Toplumsal anomi; “Adalet ve Eşitlik Algısı”, “Kurumsal ve Yönetsel İşleyiş Algısı”, “Liyakat, Kurallara Uyma ve Öngörülebilirlik” ile “Toplumsal Dayanışma ve Ortak Gelecek Algısı” olmak üzere dört temel boyutta incelendi.

 

Yüzde 67,2: “Yasalar herkese eşit uygulanmıyor”

Adalet ve eşitlik algısı kapsamında toplumda kuralların ve fırsatların bireyler arasında eşit biçimde dağıtılıp dağıtılmadığı incelendi.

Araştırmada “Ülkede yasalar herkes için eşit uygulanmaktadır” ifadesine katılmayanların oranı yüzde 67,2 oldu.

CMIRS, adalet ve eşitlik algısındaki bozulmanın yalnızca belirli bir kuruma yönelik memnuniyetsizliği değil, sistemin genel işleyişine ilişkin güven kaybını da gösterdiğini belirtti. Kuralların herkes için aynı biçimde uygulanmadığı algısının yaygınlaşmasının, uzun vadede kurumlara güveni ve kurallara uyma motivasyonunu zayıflatabileceği değerlendirmesinde bulunuldu.

hukumet.png

Yüzde 75,4 hükümetin sorunları etkin çözemediğini düşünüyor

Kurumsal ve yönetsel işleyiş başlığı altında hükümetin sorun çözme kapasitesi, kamu hizmetlerinin etkinliği, devletin vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı, şeffaflık ve hesap verebilirlik değerlendirildi.

“Hükümetler değişse bile temel sorunların değişmediğini düşünüyorum” ifadesine katılanların oranı yüzde 59,4 oldu.

Katılımcıların yüzde 67,2’si “Ülkede işler kontrol altında değil” görüşüne katılırken, yüzde 75,4’ü “Hükümet ülkedeki sorunları etkin bir şekilde çözebilmektedir” ifadesine katılmadı.

Katılımcıların yüzde 74’ü hükümetin vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştırmadığını düşünürken, ülkede seçimlerin adil ve özgür şekilde gerçekleştirildiği görüşüne katılmayanların oranı yüzde 50,2 oldu.

“Hükümet vatandaşa karşı şeffaf ve hesap verebilirdir” ifadesine katılmayanların oranı ise yüzde 78,2 olarak ölçüldü.

 

Yüzde 47,49: “Dürüst insanların başarılı olması mümkün değil”

Araştırmanın “Liyakat, Kurallara Uyma ve Öngörülebilirlik” bölümünde toplumdaki başarı ve fırsatların liyakat temelinde dağıtılıp dağıtılmadığı ve kuralların öngörülebilir biçimde işleyip işlemediğine ilişkin algılar incelendi.

“Günümüzde dürüst insanların başarılı olması mümkün değildir” ifadesine katılanların oranı yüzde 47,49 olurken, katılmayanların oranı yüzde 39,28 olarak ölçüldü.

CMIRS, bu göstergelerin yalnızca mevcut koşullardan duyulan hoşnutsuzluğa değil, bireylerin toplumda hangi davranışların başarıya götürdüğünü ve hangi kuralların gerçekten geçerli olduğunu sorgulamaya başlamasına işaret ettiğini belirtti.

torpil.png

Yüzde 88,4: “Torpil olmadan işler kolayca yapılamıyor”

Katılımcıların yüzde 49,1’i toplumda doğru ile yanlış arasındaki sınırın artık belirsizleştiği görüşüne katılırken, yüzde 29,06’sı bu görüşe katılmadığını belirtti.

“Ülkede çalışmanın karşılığı çoğu zaman alınmıyor” ifadesine katılanların oranı yüzde 57,92 olurken, katılmayanların oranı yüzde 16,84’te kaldı.

“Kurallara uymanın pek bir faydası yoktur” ifadesine katılmayanların çoğunlukta olması ise CMIRS tarafından olumlu bir sonuç olarak değerlendirildi.

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de torpil ve kayırmacılığa ilişkin oldu. “Vatandaşlar torpil olmadan da işlerini kolayca yapabilirler” ifadesine katılmayanların oranı yüzde 88,4 olarak ölçüldü.

Katılımcıların yüzde 65’i ise ülkede kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla da kullanıldığı görüşüne katıldı.

 

Yüzde 52,4 toplumdaki dayanışmanın azaldığını düşünüyor

Araştırmanın son bölümünde toplumsal dayanışma ve ortak gelecek algısı ele alındı.

CMIRS, ekonomik ve siyasal belirsizliklerin toplumsal ilişkilere nasıl yansıdığını değerlendirdi. Ekonomik sorunlar, kamu hizmetlerindeki yetersizlikler ve adaletsizlik algısının bir araya gelmesinin, bireylerin ortak sorunlara ilişkin kolektif çözüm beklentilerini zayıflatabileceğine işaret edildi.

“Son yıllarda toplumdaki dayanışma azaldı” ifadesine katılanların oranı yüzde 52,4 olarak ölçüldü.

 

Bu haber toplam 485 defa okunmuştur
Etiketler : , ,