
“Çözüm mü istiyoruz, fotoğraf çektirmek mi? Biz çözüm istiyoruz”
Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman, Guterres’in masaya koyduğu 7 Güven Yaratıcı Önlem’den 6’sını tartışmasız kabul ettiklerini hatırlatarak, Hristodulidis’in son anda getirdiği 19 yeni öneriyle süreci sonuçsuzluğa sürüklemek istediğini vurguladı.
Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu marjında temaslarda bulunmak üzere gittiği New York dönüşünde kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi.
Güneyde yayınlanan gazetelerdeyer alan “BM Genel Sekreteri’nin üçlü görüşme davetini ya da Kıbrıslı Rum liderin üçlü görüşme davetini reddettiği” yönündeki iddiaları saati saatine açıkladığı kronolojiyle yalanlayan Erhürman, sürecin zeminini, yaşanan diplomatik engellemeleri ve perde arkasını kamuoyuyla paylaştı.
Genel Sekreter António Guterres’in Temmuz sonundaki ada ziyaretinde taraflara ev ödevleri verdiğini hatırlatan Erhürman, üç ayrı başlıkta ilerleme olması şartıyla bir 5+1 toplantı hedefi konduğunu belirterek süreci şöyle anlattı:
“Sayın Genel Sekreterin adaya ziyareti Temmuz sonunda gerçekleşti. Adadan ayrılırken, taraflara birtakım ev ödevleri verdi. 3 ayrı başlıkta ilerlemeler olması kaydıyla bir 5+1 toplantı çağırmak istediğini söyledi. Bu 3 ayrı başlık bir sıralama içerisinde yer alıyordu: Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ), metodoloji ve öze ilişkin konularda anlamlı bir ilerleme olması durumunda 5+1’i çağırmak istediğini, bunun ilerlemelere bağlı olduğunu söyledi. Son toplantıda, haftada en az bir kez muhatabım Hristodulidis ile görüşme yapmaya hazır olduğumu söyleyerek ayrıldım. Bu sözümüzün üzerinden bir ay sonra, 26 Ağustos’ta buluştuk ve Guterres’in söylemleri üzerine konuştuk.”
Guterres’in taraflara 7 maddelik GYÖ listesi sunduğunu kaydeden Erhürman, maddeleri ve yaşanan tıkanıklığı şu ifadelerle aktardı:
“7 GYÖ sıralamıştı Guterres: Geçiş noktaları, mayınların temizlenmesi, adadaki afetlere ortak müdahale mekanizması kurulması, düzensiz göçle mücadele konusunda ortak mekanizma, sivil toplum örgütleriyle (STÖ) ilgili danışma birimi kurulması, spor ve karma evliliklerden doğan çocuklarımızın AB kimliği meselesi... Sayın Hristodulidis ile yaptığımız birinci toplantıda bunları görüştük. İkinci toplantıya giderken ise 'güven aşındıran eylemler ve işlemler' başlığında birçok gelişme yaşandı; o toplantı tamamen bunların tartışılmasıyla geçti. New York öncesi son toplantıda ise Sayın Hristodulidis, sanki o 7 madde hiç yokmuş gibi, kendi ifadesiyle 19 yeni öneriyi masaya getirdi. Ben sadece onları dinledim ve toplantı kapandı. Ne 7 madde konusunda, ne metodolojide, ne de öze dair konularda bir ilerleme kaydedilmedi.”
BM Genel Sekreteri’nin 16 Eylül’de New York’ta basına yaptığı açıklamaya atıfta bulunan Erhürman, Guterres’in bizzat kendisinin koşullar oluşmadığı için üçlü veya 5+1 toplantı öngörmediğini açıkladığını vurguladı:
“Sayın Genel Sekreter, 16 Eylül Çarşamba günü Genel Kurul marjında üçlü ya da 5+1 toplantı olup olmayacağına dair soruya; ‘BM Genel Kurulu marjında üçlü ya da 5+1 toplantı yok. Çünkü yapılacak daha çok iş var. Koşullar oluştuğunda bu toplantıyı yapacağız, geçmişte yapılan hataları tekrarlamak istemiyoruz’ yanıtını vermişti.”
New York’ta diplomatik engelleme girişimi
New York’a ulaştıkları 23 Eylül günü Kıbrıs Rum Daimi Temsilciliği’nin diplomatik bir engelleme girişiminde bulunduğunu belirten Erhürman, şu detayları paylaştı:
“Bizim New York’a gittiğimiz gün 23 Eylül’dür. Bazı şeyler çarpıtılmaya çalışılıyor. Gittiğimiz gün New York’taki Kıbrıs Rum Daimi Temsilciliği, tüm temsilciliklere iletilmek üzere BM’ye bir mektup gönderdi. Özeti şuydu: ‘Ayrılıkçı entitenin temsilcilerinin New York’ta ayrılıkçı politikalarını yaymak amacıyla randevu taleplerinde bulundukları öğrenilmiştir, bu nedenle randevu verilmemesi talep ediliyor.’ Tam vardığımız gün dağıtıma çıkan mektup budur.”
Aynı süreçte Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı’nın Cyprus Forum katılımına ilişkin yaşanan unvan krizine de değinen Erhürman, “Kıbrıs Rum yönetimi yetkilileriyle yapılan istişareden sonra doğru unvan konusunda bir gelişme yaşandığı bilgisi basına yansıdı; konu bilgimize gelir gelmez bunu da Sayın Holguin ile paylaştık” dedi.
Saat saat New York trafiğini anlattı: “Sayın Hristodulidis, üçlü görüşmeyi hiçbir görüşmede talep etmedi”
Kıbrıs Rum basınında yer alan “Erhürman üçlü görüşmeyi reddetti” iddialarına karşılık New York’taki görüşme trafiğini saat saat paylaşan Erhürman, taleplerin Genel Sekreter’den değil Hristodulidis’ten geldiğini vurguladı:
24 Eylül, 08.15: “Sayın Holguin ile bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıda hiçbir şekilde üçlü görüşme ihtimali gündeme gelmedi, bizim gündemimizde de yoktu.”
11.35: “Sayın Holguin’den Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dana’ya bir mesaj geldi. Sayın Hristodulidis’in üçlü bir görüşme önerdiği yazıyordu. Oysa Lefkoşa’daki 19 maddelik son toplantıda böyle bir talep dile getirilmemişti.”
11.45: “BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo ile yapılan görüşmede de üçlü konu gündeme gelmedi.”
13.00: “Sayın DiCarlo’nun heyetine Sayın Holguin de katıldı; Müsteşar Mehmet Dana ve heyeti ile Kıbrıslı Rum müzakereci Menelaos Menelaou ve heyeti bir araya geldi. İki numaralar nezdindeki bu görüşmede de üçlü görüşme hiç gündeme gelmedi. Biz GYÖ’leri sorguladık; 7 maddenin herhangi birinde uzlaşı imkanı olmadığı görüldü.”
17.30: “Holguin, Sayın Dana’ya bir mesaj daha atarak üçlü görüşmeyle ilgili ne düşündüğümü sordu. Yanıtım çok netti: ‘GYÖ’lerle ilgili 7 önerimiz var. Bunların birkaç tanesi üzerinde uzlaşma şansımız varsa ve Genel Sekreter’in de zamanı varsa böyle bir görüşmeye katılırım.’ Bu mesaja bir dönüş olmadı.”
25 Eylül: “Sayın Holguin görüşmek istediğini bildirdi, Türkevi’nde daimi temsilciliğimize ayrılan katta kabul ettik. Holguin, dönüşümlü başkanlıkla ilgili talebimiz doğrultusunda bir uzlaşma ihtimali belirdiğini söyleyerek üçlüye evet deyip demeyeceğimizi sordu. Ancak Hristodulidis dönüşümlü başkanlığı güvenlik ve garantilere bağlamaya çalışıyordu. Kendisine şunu söyledim: ‘Genel Sekreterin önünde dönüşümlü başkanlık ile güvenlik ve garantileri eşleştirerek konuşmaksa niyeti, uzlaşma şansımız yok. Ama ilke olarak kabul etmekten bahsediyorsa gelirim.’”
“Davet Genel Sekreter’den değil, Sayın Hristodulidis’ten geldi”
Genel Sekreter’in davetini reddettiği yönündeki iddialara tepki gösteren Erhürman, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tekrar ediyorum; bunlar Genel Sekreter’in davetleri değildi, Sayın Hristodulidis’in görüşme talepleriydi. Ben de reddetmedim; önümüzdeki GYÖ’ler belli, iki üç tanesinde bile uzlaşma ihtimali varsa gelirim dedim. Masada Genel Sekreter’in sunduğu 7 GYÖ var. Ben kendi önerilerimi bir kenara ittim; geçiş noktaları dışındaki 6 maddeyi Guterres önerdiği an hiç tartışmadan kabul ettik zaten.
“Çözüm mü istiyoruz, fotoğraf çektirmek mi?”
New York’ta talep edilen üçlü görüşmenin amacı neydi? 19 maddeyi masaya koyup ‘7 maddeyi unutun’ demek. Hiç konuşulmamış 19 maddeyi konuşmanın zamanı mı? Neden Temmuz’da Genel Sekreter adadayken ya da adadaki diğer görüşmelerde bu maddeleri getirmediniz? 7 madde gitsin, 19 madde gelsin; sonraki görüşmeye de ben 29 madde getireyim... Bu yaklaşım görüşme olsun diye görüşmedir, bizi hiçbir şekilde sonuca ulaştırmaz. Biz Lefkoşa’da 11 görüşme yaptık, her görüşme talebini kabul ettim. Çünkü Lefkoşa’da pişireceksiniz; sonuç alma noktasına gelindiğinde üçlü de 5+1 de toplanır. Sırf fotoğraf vermek için toplantı yapmanın kime ne faydası var? Artık herkes karar verecek: Çözüm mü istiyoruz, yoksa sadece müzakere etmiş gibi görünmek mi?”
























