1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. “Bu anlayışın adı yönetim olamaz”
“Bu anlayışın adı yönetim olamaz”

“Bu anlayışın adı yönetim olamaz”

KTÖS Eğitim Sekreteri Süleyman Gelener, seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte hükümet ve Eğitim Bakanlığı’nın yönetim anlayışında hukuk, liyakat ve kamu yararının geri plana itildiğini söyledi.

A+A-

KTÖS Eğitim Sekreteri Süleyman Gelener, hükümet ve Eğitim Bakanlığı’nın eğitim alanındaki uygulamalarına ilişkin açıklama yaptı.

Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte “hukuk, liyakat ve kamu yararının tamamen rafa kaldırıldığını” belirten Gelener, yalnızca son bir haftada yaşananların hükümetin ve Eğitim Bakanlığı’nın yönetim anlayışını ortaya koyduğunu söyledi.

Gelener, Kayıt-Kabul Tüzüğü’ndeki değişiklikten geçici öğretmen görevlendirmelerine, okul temizlik hizmetlerinin taşeronlaştırılmasından devam eden inşaatlara, öğrenci taşımacılığından Atatürk Öğretmen Akademisi’ndeki atama ve görevlendirmelere kadar birçok başlıkta eleştiriler yöneltti.

 

“TMK’yı siyasi nüfuz sahiplerinin çocukları için kuralların esnetilebileceği bir okul haline getiremezsiniz”

Eğitimle ilgili tüzük değişikliklerinin Teknik Kurul’da görüşülmesinin yasal zorunluluk olduğunu belirten Gelener, Kayıt-Kabul Tüzüğü’nün Teknik Kurul toplanmadan değiştirildiğini söyledi.

Nakil komisyonuna sınırları belli olmayan bir yetki verildiğini ileri süren Gelener, Müsteşarın yasal ve kurumsal usuller yerine hükümet ve Bakanlığın kararlarına kılıf hazırladığını ifade etti.

Gelener, “Usulsüz tüzük değişiklikleriyle Türk Maarif Koleji’ni siyasi nüfuz sahiplerinin çocukları için kuralların esnetilebileceği herhangi bir okul haline getiremezsiniz” dedi.

Türk Maarif Koleji’nin Kıbrıs Türk toplumunun tarihsel ve kamusal bir değeri olduğunu vurguladı.

 

“Seçim yatırımı söz konusu olunca yetkiler bulundu”

Nakiller ve kadrolu atamalar tamamlanmasının ardından ilkokullara 55 geçici öğretmen daha görevlendirildiğini belirten Gelener, bu görevlendirmelerin hangi ihtiyaca dayandığının açıklanmasını istedi.

Kamu Hizmeti Komisyonu aracılığıyla kadrolu özel eğitim ve rehber öğretmen atamak için Başbakanlıktan yetki alınamadığının Bakanlık tarafından ifade edildiğini anımsatan Gelener, seçim öncesinde geçici öğretmen görevlendirmeleri için nasıl yetki alındığını sorguladı.

Gelener, “Öğrencilerin temel ihtiyacı için bulunamayan yetkiler, seçim yatırımı ve siyasi hesaplar söz konusu olunca bulunmuştur” ifadelerini kullandı.

 

“Kamusal eğitimi oy pazarlığına dönüştürdüler”

Okulların temizlik hizmetlerinin taşeron şirketlere devredilmesini de tepki gösteren Gelener, binlerce çocuğun sağlığının şirketlerin insafına bırakıldığını söyledi.

Hademe eksikliği nedeniyle okulların temizlenemediğini belirten Gelener, basına yansıyan görüntülere de işaret ederek, temizlik ihalelerine katılan şirket sahibinin hademe adaylarını Başbakan’ın önünde topladığını ve işe alınmayı oy şartına bağladığını dile getirdi.

Gelener, “Kamusal eğitimi iktidarın oy pazarlığına, iş arayan insanların çaresizliğini seçim malzemesine dönüştürmüşlerdir” dedi.

 

“Çocukları ve öğretmenleri koruyacak temel güvenlik önlemleri alınmadı”

Yaz aylarında tamamlanması gereken okul inşaatlarının eğitim-öğretim yılı başlamasına rağmen sürdüğünü belirten Gelener, bazı okullarda çocukları ve öğretmenleri koruyacak temel güvenlik önlemlerinin alınmadığını vurguladı.

Bu tablonun “vasıfsızlığın, plansızlığın, denetimsizliğin ve işleri siyasi şov uğruna son ana bırakmanın sonucu” olduğunu ifade etti.

 

“Sekiz gün boyunca yükü velilerin üzerine yıktılar”

Öğrenci taşımacılığındaki gecikmeye de tepki gösteren Gelener, okulların 14 Eylül’de açılmasına rağmen taşımacılığın ancak 22 Eylül’de başlayabildiğini belirtti.

Akademik takvimin ve taşımacıların taleplerinin aylar öncesinden belli olduğunu söyleyen Gelener, buna rağmen gerekli planlamanın yapılmadığını belirtti.

Gelener, “Medyaya poz vererek ‘hazırız’ diyen Bakan, sekiz gün boyunca yükü velilerin üzerine yıkmış, öğrencileri mağdur etmiş ve okul bölgelerinde trafik kaosu yaratmıştır” ifadelerini kullandı.

 

“AÖA istihdam alanına dönüştürülemez”

Atatürk Öğretmen Akademisi’nde açık duyuru yapılmadan ve şeffaf bir seçim süreci yürütülmeden gerçekleştirildiğini ileri sürdüğü atama ve görevlendirmeleri de gündeme getiren Gelener, söz konusu uygulamaları “nepotizm” olarak nitelendirdi.

Geçtiğimiz hafta kamuoyuna taşıdıkları sorulara hâlâ yanıt verilmediğini belirten Gelener, bunun iddialarının doğruluğunu teyit eder nitelikte olduğunu vurguladı.

Gelener, “Asırlık eğitim kurumu AÖA, Bakanın yakınlarının, yandaşlarının ve siyasi çevrelerin istihdam alanına dönüştürülemez” dedi.

 

“Öğretmenin anayasal grev hakkı cezalandırılamaz”

Beş ay önce gerçekleştirilen grevler nedeniyle yapılan kesintilerin hukuka uygun biçimde tamamlandığını belirten Gelener, aynı grevler gerekçe gösterilerek öğretmenlerden geriye dönük ikinci bir kesinti yapılmak istendiğini söyledi.

Bunun öğretmenlerin anayasal grev hakkını cezalandırmaya yönelik hukuksuz bir girişim olduğunu söyleyen Gelener, bu uygulamaya imza atacak Bakan ve bürokratların doğacak zarardan sorumlu olacağını ifade etti.

 

“Yaptıkları her usulsüzlüğün hesabı sorulacak”

Gelener, hükümet ve Eğitim Bakanlığı’nın uygulamalarına ilişkin genel değerlendirmesinde ise, “Bu anlayışın adı yönetim olamaz. Bunun adı hukuksuzluk, usulsüzlük ve keyfiliktir” dedi.

Gelener, “Yaptıkları her usulsüzlüğün, çiğnedikleri her kuralın ve gasp ettikleri her hakkın hesabı mutlaka sorulacaktır” ifadelerini kullandı.

Bu haber toplam 365 defa okunmuştur