Tokyo-3-

Tokyo-3-

Tokyo’da yer üstünde olduğu gibi yer altı da oldukça hareketli.

A+A-

onur-erdogan-008.jpg

 

Akhibara Electrik Town, Tokyo’nun elektronik merkezi. Koca bir semtin bütün sokaklarında elektrik ile çalışan bütün ürünler satılıyor. Cep telefonundan, televizyonuna, elektrik süpürgesinden, fotoğraf makinesine kadar aklınıza gelebilecek her şey var. Birkaç saat dolaşıp fiyatlar hakkında bir analiz yapılınca ürünlerin tahmin ettiğiniz kadar ucuz olmadığını anlıyorsunuz. Ürün çeşitliliği bakımından çok fazla çeşit var. Daha önce duymadığımız birçok değişik marka var. Onlar diğerlerine göre biraz daha ucuz. Ayrıca burada etiketler, fiyatlar, ürün tanıtan kartlar inanılmaz karışık. Pek bir şey anlaşılmıyor.

Tokyo’da yer üstünde olduğu gibi yer altı da oldukça hareketli. Dünyanın en gelişmiş metro ağına sahip. Metroda toplamda 16 adet hat var ve hatların sahibi 4 tane farklı firma var. Yani bağımsız 4 tane metro var. Bu metroların vipleri, expresleri var. Bir yerden bir yere gitmeden önce yarım saat düşünmek gerekiyor. Hele bir de günlük, haftalık bilet tarifeleri var ki sayfa sayfa kataloglara zor sığmış. Bu kataloglar bizim telefon tarifelerinden daha karışık. Metroda istediğiniz durağa gelince derdiniz halen daha bitmiyor. Bu sefer metrodan çıkmak için doğru kapıyı tutturma telaşı başlıyor. Shinjuku’da bir metro istasyonunun tam 56 çıkışı vardı. 56 çıkış da apayrı yerlere çıkıyor. İstediğin taraftan çıkma ihtimali oldukça düşük.

KULELER

Tokyo’da iki önemli kule var. Bunlardan biri 634 metre ile dünyanın en uzun kulesi olan Tokyo Skytree. Diğeri de daha eski olan 333 metre uzunluğundaki Tokyo Tower. Her ikisinin de asıl işlevi aslında televizyon kulesi olan kulelerin ikisinde de seyir terası var. Tokyo Skytree, Tokyo Tower’a göre daha modern ve restoranı var. İki kuleye de çıkış oldukça pahalı. Fakat Tokyo’yu yukardan izleyecek üçüncü yer var ki o da ücretsiz. Turist kitaplarında fazla yazılmasa da Hükümet binasının 45. katından bütün Tokyo izlenebiliyor. Hatta güzel havalarda Fuji Dağı bile görünüyormuş. 360 derece görüş açısı olan seyir katında restoran ve hediyelik eşya satan dükkân da mevcut.

Shidomi Semti Tokyo’nun dünya çapında dev firmalarının merkezlerinin bulunduğu bir semt. Gökdelenlerin sıklaştığı bir bölge olmasına rağmen, Tokyo Tower’ın da içinde bulunduğu büyük bir parka ev sahipliği yapıyor. Parkın içinde de Tokyo’nun en önemli Şinto Tapınağı Zojoji Temple yer alıyor. Zojoji Temple 1393 yılında yapılmış. Daha sonra yanlarına eklemeler olmuş. İlk yapılan ana tapınak 3 defa yangından hasar görmüş. Tekrar aynısı yapılmış. O da çoğu tapınak gibi gökdelenlerin arasına sıkışmış.

yy-025.jpg

Zojoji Temple’a girdiğimde içeride bir ayin vardı. Bir kenara oturup ayini izleme fırsatı buldum. İki nokta dikkatimi çekti. Birincisi Tokyo’daki gördüğüm tapınaklar diğer ülkelerdeki tapınaklara benzemiyor. Son derece tertipli, düzenli ve temiz. İnsanın içini açıyor, çıkası gelmiyor. İkinci bir nokta ise kapıda, herhangi bir cihaz kullanmama ya da kılık kıyafet uyarısı yok. Buraya isteyen herkes istediği kıyafetle giriyor.

Ginza Semti, zaten pahalı olan Tokyo’nun en pahalı alış veriş mekânlarının olduğu yer. Her yer dünyanın en pahalı markalarının dev mağazalarıyla dolu. Oldukça büyük bir alanı kaplayan Ginza’da alış veriş yapmak için küçük bir servet sahibi olmak gerek. Buna rağmen sokakların tıklım tıklım olması da çok ilginç.

kabuki-tiyatrosu.jpg

TİYATRO VE SANAT

Ginza pahalı bir alışveriş semti olsa da Japonların geleneksel halk tiyatrosu olan Kabuki Tiyatrosu’nun sergilendiği tarihi bir tiyatro binasına ev sahipliği yapıyor. Aralarına eğlenceli skeçlerin eklendiği dans ve pandomim gösterilerinden oluşan Kabuki Tiyatrosu’nun geçmişi 17. yüzyıla kadar uzanıyor. Çıkış yeri bir Şinto tapınağı olsa da zaman içinde çok değişmiş. Zaman zaman sansürlenmiş, zaman zaman yasaklanmış. Günümüzde opera ve dansa benzeyen bir hal almış. Değişmeyen tek özelliği sanatçılara yapılan abartılı makyaj olmuş. Ginza’daki Kabuki Tiyatrosu’nda gün boyu üç gösteri yapılıyor. Üç gösteriden istenilen gösteriye bilet alıp, oyun seyredilebiliyor.

35 milyonluk nüfusu ile dünyanın en kalabalık şehri olan Tokyo’da kalabalık semtler çok fazla. Shibuya da bu semtlerden biri. Burası da Tokyo’nun ışıl ışıl gece hayatının olduğu yerlerden biri. Ortalıkta, sanki bütün Tokyo buraya toplanmış gibi bir insan kalabalığı var. Shibuya’nın ünlü yaya geçidi dünyanın en çok kullanılan yaya geçitlerinden biri.

Shibuya’nın içinde de Tokyo’da yaygın olan alışveriş caddelerinden biri var. Takeshita Caddesi diğer alışveriş caddeleri gibi canlı ve kalabalık. Caddenin diğerlerinden ayıran özelliği, caddedeki mağazaların alışık olduğumuz giyim tarzı dışında ilginç kıyafetler satıyor olması. Doğal olarak caddede dolaşan kişilerin de giyim kuşamları oldukça ilginç. İnsanların kıyafetleri o kadar değişik ki, günlük hayatta giydiği kıyafet mi yoksa kostüm mü anlaşılmıyor. Saçlar, makyajlar hepsi ayrı bir dünya.

 

SARAY

Tokyo’nun tam merkezinde bulunan Tokyo Semti İmparator’a ev sahipliği yapıyor. Günümüzde halen daha görevde bulunan Japon imparatoru Akihito’nun kaldığı saray, Tokugava Şoygunluğuna 256 yıl yönetim merkezliği yapmış. İçeri giriş yasak. Kapıları sadece yılın iki günü ziyaretçilerine açılıyor. Saray batılı sarayların aksine son derece mütevazı bir şekilde yapılmış. Hatta çevresindeki gökdelenler ve oteller saraydan daha lüks görünüyor. Ziyarete açık olan iki gün dışında gelenler, saray bahçesini çevreleyen duvarların ardından, 17. yüzyılda Japon mimarisi ile yapılan iki köprüyü, cephanelikleri ve gözetleme kulelerini görebiliyor.

yemek-modelleri.jpg

BALIK PAZARI

Japonya yüz ölçümü olarak küçük olsa da balıkçılıkta dünyanın en iyi ülkelerinin başında geliyor. Dünyanın en büyük balık pazarı olan Tsukiji Balık Pazarı Tokyo’da bulunuyor. Balık pazarı, iki büyük kısımdan oluşuyor. Birinci kısmı sayıları bini bulan teknelerin getirdikleri onlarca çeşit balığın iç ve dış piyasaya satılması için oluşturulan balık borsasının olduğu dev bir alan. İkinci kısım ise ağırladığı turistlere taze ve lezzetli deniz ürünleri yeme fırsatı sağlayan restoranların olduğu kısım. Restoranlarda her çeşit deniz ürünü olsa da ağırlıklı suşi yapılmakta. Hatta Japonya’nın en güzel suşilerinin bu restoranlarda yapıldığı söyleniyor.

Japon mutfağı denince en sık yapılan iki hata var. Birincisi; Japon mutfağı sanıldığı gibi yenemeyecek kadar mide bulandırıcı bir mutfak değil. Çin, Vietnam, Tayvan gibi yakın ülkelerin mutfaklarındaki gibi bizi çok şaşırtan yemekler yok. İkincisi ise suşinin bir Çin yemeği olduğu düşünülür fakat hiçbir alakası yoktur. Suşi bir Japon yemeğidir. Genelde balık ağırlıklı olan Japon mutfağının çoğu yemeği Suşi tarzında hazırlanır. Bunun yanında bizim mücvere benzer Tofu, makarnaya benzeyen Soba, her çeşidinin yapıldığı pirinç pilavı, ekmek kırıntılarına batırıp kızarttıkları Tempura en popüler Japon yemeklerindendir.

ANLIK BİRA

Bir de yemeğe ek içecek olarak Japonların ünlü Sake’sini de notlarımıza eklemek gerekir. Sake, pirinç ve tahıl tozundan yapılan yaklaşık %20 derece alkollü hafif ekşimsi bir içecek. Sake bizim kahve fincanlarına benzer küçük fincanlarda servis yapılıyor. Tokyo’da bol bol içtiğim sake yanında hayatımın en garip birasını içtim. Bir cafede garsondan bira istediğimde garson içinde malt içeceği olan bir şişe ve içinde alkol olan bir bardak getirdi. Ben şaşkınlıkla bakarken garson şişedeki malt içeceğini alıp bardağa boşaltıp karıştırdı ve gözümün önünde bira yaptı.

takeshita-caddesi.jpg

Doğan Güneşin Ülkesi’nin başkenti Tokyo ne gezmekle biter ne de yazmakla. Uzun süre yaşamadan tam olarak anlaşılmaz Tokyo. Yazdığım birçok yer dışında daha gezilecek küçük büyük birçok yer var. Tokyo, kalabalığın kusursuz ahengiyle, neon lambaların görsel şöleniyle, tapınakların yaşayan ruhuyla, insanı hayrete düşüren yanlarıyla bambaşka bir dünya.  

-BİTTİ-

 

Bu haber toplam 1054 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 394 Sayısı

Adres Kıbrıs 394 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler