1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Suyundan da koy!
Suyundan da koy!

Suyundan da koy!

Son günlerde yine Türkiye basınında Kıbrıs’la ilgili yazılar yoğunluk kazanıyor. Daha önce de yaşanmıştı bir dönem ama o dönem Annan Planı tartışmaları sürecindeydi. Şimdiki yazılar Türkiye ve Kıbrıslıtürkler arasında yaşanan sıkıntılarla ilgili

A+A-

Suyundan da koy!

 

Son günlerde yine Türkiye basınında Kıbrıs’la ilgili yazılar yoğunluk kazanıyor. Daha önce de yaşanmıştı bir dönem ama o dönem Annan Planı tartışmaları sürecindeydi.

Şimdiki yazılar Türkiye ve Kıbrıslıtürkler arasında yaşanan sıkıntılarla ilgili… Basındaki yazılar yanında bazı toplantılarda, çalıştaylarda ortaya konan sunumlar, tartışmalar da bu sıkıntının daha büyük boyutlarda en azından konuşulmasına yardımcı olmuştur.

Taraf gazetesinde Murat Belge, burada adi suçların arttığı konusunda duyduklarını köşesinde aktarırken biraz da alaycı bir dille yazıyor; “... Demek ki Türkiye’de suç oranlarını biraz daha düşük tutmak için bu gibi yeteneklere sahip yurttaşlarımızı Kıbrıs’a ihraç etmek yöntemini uyguluyoruz. Ama belli ki Kıbrıslılar bu yöntemin sonuçlarından pek hoşnut değiller. Peki ne olacak? Bu gidişin bir çaresi yok mu?” diye soruyor.

Milliyet gazetesinde Kadri Gürsel ise “Kıbrıslı Türklerle acil helalleşiniz…” başlığıyla yazdığı yazıda şunları söylüyor; “ Bugün Kıbrıslı Türkler, Türkiye’den manevi bir kopuş yaşıyorlar. Ayrışma, kuzeydeki siyasi eğilimler ekseninde değil, sağı ve solu da içine alarak “Kıbrıslı Türk” kimliği üzerinden ilerliyor. Bugün Türkiye’nin bir “Kıbrıslı Türk” sorunu vardır” diyor ve devam ediyor; “Adanın kuzeyi Türkiye’nin 82’nci vilayeti değildir. Türkiye adaya 1960 garantörlük antlaşmalarının kendisine verdiği yetkiye dayanarak, adanın toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini korumak için çıkmıştır. Kıbrıs Türk toplumunun kimliğine saygı göstermelidir. Kıbrıslı Türklerin geleceği, gerçekleşmesi imkânsıza yakın olan “statükonun kalıcılaşması”nda değil, tamamı AB üyesi olmuş birleşik ve federal Kıbrıs’tadır. Bu olana kadar Ankara’daki hükümet artık daha fazla kalp kırmamalı ve adadaki “Türk sorunu”nu hafifletmelidir.”

Bu yazıların tamamı dün ve önceki gün YENİDÜZEN’de yayınlandı. Ancak birkaç bölümü tekrar buraya almanın köşeyi doldurmakla ilgisi yok. Bu bulguların, bu yazıların Kıbrıs’ın dışında da görülmesi, okunması çok önemli. Önemli çünkü, ‘Kıbrıslıtürk’ sorunu, kültürün yokedilmesi, entegrasyon çalışmaları o kadar arttı ve tepkiler o kadar kabardı ki TC Başbakanı Erdoğan, 20 Temmuz törenlerine gelebilmek için rapor bekliyor. Gelmesi halinde oluşacak protesto eylemlerinden çekiniliyor ve ‘eylem olmayacak’ gibi bir rapor giderse gelebilecek.

Böyle bir rapor beklentisinin artık varlığı bu ilişkilerin ne durumda olduğunu açık olarak ortaya koyuyor. Doğa Koleji, “sahibi benim” gibi gelerek DAK ve DAİ’ye el koyarken!, asker istedi diye Cemal Bulutoğluları, “bu yolda tören yapılmasın” denen yola yeşil alan işgali de yaparak bir tören tribünü daha yaparken, Artemis Otel, Mehmetçik Belediyesi’nin plajına da sahip çıkarken, Belediye Başkanı rahatsızlanıp hastanede yatarken, gazeteler kurşunlanırken, beli silahlı adamlar sokakta rahat rahat dolaşırken, sahiller, denizler parsellenirken, halkın kurumları peşkeş çekilirken, Türkiye’den gelen paketlerle haklar budanırken TC Başbakanı “Kıbrıs’a gelebilir miyim?” diye rapor bekliyor.

İşte Kıbrıs’ın kuzeyinde manzara bu. Beğenen suyundan da koyabilir.

Tabii bu arada bir rapor daha bekliyor Erdoğan… Onu unutmayalım. “Manevi boşluk nasıl doldurulacak” raporu… Daha doğrusu bu rapor gitti de biz bekliyoruz aslında bu manevi boşluğumuzun nasıl doldurulacağını! Camiler, kuran kursları gibi bunlar zaten çoktan vardı da şimdi güzel ezan okuyan, güzel ‘hutbe’ veren, Nihat Doğan’lar bekliyoruz artık.

 

 



 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 784 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler