1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sendikal Sorumluluk
Sendikal Sorumluluk

Sendikal Sorumluluk

Ülkemizde ekonomik sistemin disiplin altına alınması konusunda geniş bir mutabakat olduğu kesin. Bu ülkedeki hiçbir kişi “Türkiye versin biz harcayalım” görüşünde değildir. İstikrarlı ve sosyal adaletin sağlandığı bir ekonomik sistem için, elb

A+A-

Ülkemizde ekonomik sistemin disiplin altına alınması konusunda geniş bir mutabakat olduğu kesin. Bu ülkedeki hiçbir kişi “Türkiye versin biz harcayalım” görüşünde değildir.

İstikrarlı ve sosyal adaletin sağlandığı bir ekonomik sistem için, elbette hem emek hem de iş çevrelerinin farklı düşünmediklerini ifade edebiliriz. Her bir kesimin, bugün varolan statükonun değişmesi ve Federal Kıbrıs sürecinde, ülkenin kendi ayaklarında durabilecek bir sosyo ekonomik düzene kavuşması için özveride bulunabileceğini ifade etmesi de yine önemli bir konudur. İleriye yönelik umut yaratan gelişme de, farklı çıkar gruplarının ortak bir hedef üzerinde durması ve bu hedefe ulaşmak için sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını ifade etmeleridir.

Sendikal kesim de dahil olmak üzere, ülkenin farklı çıkar gruplarının bu görüşte buluşmaları önemlidir. Tasarruf için gerekli özveride bulunmaya hazır olmaları ve bunu ifade etmeleri, hem sahip çıkılacak hem de saygı duyulacak bir  davranış biçimidir.

Maliye Bakanlığı’nın elektriğini kesme eyleminde yaptığı konuşmada El Sen Başkanı Tuluy Kalyoncu’nun KIB-TEK’in daha verimli çalışması konusunda gerekli adımları atmaya, gerekli özveride bulunmaya hazırız yönündeki vurgusu basına çok fazla yansımadı. Ancak verimliliğin artırılması yönünde atılabilecek adımların Sendika’dan da gelmesi önemli değil mi?

Aynı şekilde, DAÜ konusunda, Daü Sen’in çalışanların maaşları konusunda yüzde yirmi iki          düzeyinde kesintiyi kabul etmesi, kitlesini ikna etmesi ve kurumların yaşatılması için sorumluluk üstlenmesi anlamsız mı?

Diğer sendikalarımızlarla da ilgili pek çok örnek verilebilir.

Dolayısıyla halkın yararına bir ekonomik sistem için sendikaların yapıcı tutumları gözardı edilmemeli.

Ancak sorun ne sadece ekonomiktir ne de salt sendikaların duruşuna indirgenebilir.

Çözüme kadar, halkın yararına alınacak her türlü yapıcı ekonomik tedbir dikkate değerdir. Ancak bugün uygulanan Protokol, ekonomik önlem olarak çalışanların alım gücünü azaltacak, vatandaşın yaşam standartını bozacak niteliktedir. Yani ekonomik reform olarak öngörülen sistem, yatırımcılara olanak tanıyacak bir iklimin/ortamın yaratılması ile ilgilidir. Buradaki konu, bürokratik engellerin kaldırılması ve işletmelerin verimliliğinin artırılmasına dönük düzenlemelerin ötesinde, yatırımcıyı cezbedecek çalışma ortamının da yaratılması konusudur.

Bu nokta önemlidir. Siyasi sorunları olan riskli bir ülkeye dış yatırımcının kolay kolay yatırım yapmayacağı açıktır. Elbette yatırım diye kastedilen suç teşkil edecek bir içerik taşıyor olması değilse. Geriye sadece tek tanıyan devlet Türkiye’nin sermayesinin yatırım yapması kalıyor. Ancak çalışanların ücret ve maaşlarının düzeyi ile kurum ve kuruluşlardaki sendikalaşma anlaşılan odur ki, ekonomik gelişme adına birilerini rahatsız ediyor.

Açıktır, sosyal ve ekonomik hakların baltalanmasına asla izin verilemez. Ancak bunun dışındaki düzenlemeler konusunda ciddi sorumluluklar alınabilinir. Karşılıklı sorumluluk bunu gerektirir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 624 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler