1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. RASTLANTISAL TARİHLER VE OLAYLAR!
RASTLANTISAL TARİHLER VE OLAYLAR!

RASTLANTISAL TARİHLER VE OLAYLAR!

RASTLANTISAL TARİHLER VE OLAYLAR! 1948 yılında Türkiye’de çıkarılan varlık vergisi yasası ile ülkede yaşayan Türk olmayan nüfus içerisinde başta Rum ve Ermeniler mallarını yok pahasına ellerinden çıkarmak ve hatta Türkiye’yi terk etmek dur

A+A-

RASTLANTISAL TARİHLER VE OLAYLAR!

 

1948 yılında Türkiye’de çıkarılan varlık vergisi yasası ile ülkede yaşayan Türk olmayan nüfus içerisinde başta Rum ve Ermeniler mallarını yok pahasına ellerinden çıkarmak ve hatta Türkiye’yi terk etmek durumunda kalmışlardı. Aynı tarihlerde ise Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslı Türkler federasyonlar altında örgütlenmeyi hızlandırmışlar ve bu tarihlerde Yunanistan’dan ve Türkiye’den Kıbrıs’a öğretmenler gelmeye başlamıştı.

1 Nisan 1955’te Kıbrıslı faşist Rumlar EOKA örgütünü hayata geçirir ve bir süre sonra İstanbul’da 6-7 Eylül olayları yaşanarak başta Rumlar olmak üzere Ermeniler de İstanbul’dan sürgün edilir. “İstanbul’un Son Sürgünleri” diye anılan bu insanların İstanbul’da sürülmeleri bir tesadüf eseri olarak mı EOKA’nın kuruluşunun hemen akabinde olmuştu?

27 Mayıs 1960’da Türkiye’de askeri darbe gerçekleşmiş ve ardından 16 Ağustos 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulur. Art arda! Akabinde de Zürih ve Londra anlaşmaları ile Kıbrıs’ta bir ortaklık cumhuriyeti kurulması sürecinde büyük rol üstlenen Başbakan Sayın Adnan Menderes ve Dış İşleri Bakanı Sayın Fatin Rüştü Zorlu asılarak idam edilmişlerdi.

21 Aralık 1963’te Kıbrıs’ta olaylar başlar, 4 Mart 1964’te BM’de 186 sayılı kararla Kıbrıs Rum Yönetimi durumlar normale dönünceye kadar tüm adanın resmi yönetimi olarak kabul edilir. 15 Kasım 1967’de yeniden olaylar yaşanır Kıbrıs’ta ve Türkiye’nin uyarı uçuşlarının ardından sona erer. 1968’de Beyrut’ta toplumlar arası görüşmeler başlar ancak bu kez de Yunanistan’da CUNTA dönemine girilir. Yunanistan’daki Cuntadan dolayı Yunanistan NATO’nun askeri kanadından çıkarılır.

1968 Türkiye’de öğrenci hareketlerinin yükselmesini ve İstanbul’da demirleyen 6. Filonun askerlerinin denize atılmasını yaşadık 1968’de eş zamanlı olarak.  Çok geçmeden bu kez de 12 Mart 1971’de Türkiye’de askeri darbe olur ve ardından da 31 Mart 1971’de Mahir Çayan ve arkadaşları Kızıldere’de tanklarla tüfeklerle saldırılarak öldürülürken,  6 Mayıs 1972’de de Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan asılarak idam edilir!   

15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası ile birlikte faşist Samson Makarios’a karşı darbe düzenlerken, bu olayın tam da 5 gün sonrasında Türkiye 20 Temmuz askeri müdahalesini gerçekleştirir ve bu olaylar Yunanistan’daki Cunta’nın devrilmesine yol açarak Yunanistan sivil idareye kavuşur!

20 Temmuz 1974 askeri müdahalesinde Türkiye’de Başbakan olan Sayın Ecevit Avrupa Ekonomik topluluğuna girmeyi “onlar ortak biz Pazar mı olacağız?” diyerek reddederken 1977’de yapılan seçimleri  de kaybeder ve Türkiye’de MC (Milliyetçi Cephe) dönemleri başlar. Tam da bu sıralarda Kıbrıs’ta Makarios-Denktaş bir Türk tezi olan federasyon tezini kabul ederek doruk anlaşmaları imzalamaktadır! Doruk anlaşmasını imzaladıktan sonra “muammalı” da denebilecek bir biçimde hayata gözlerini yuman Makarios’tan sonra bu kez de Denktaş-Kipriyanu arasında federasyonu bir kez daha teyit eden doruk anlaşması imzalanır.

Bu durumlar yaşanırken, Türkiye’de bu kez de 12 Eylül 1980’de yeni bir askeri darbe daha gerçekleşir. Bu darbenin ardından ülke yönetimini eline geçiren Kenan Evren Paşa önce Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesine onay verirken ardından da Türkiye’nin de girme olasılığı varken girmeyip üstüne de Yunanistan’ın Avrupa Ekonomik Topluluğu’na girmesine karşı çıkmayarak onay vermiş olur! Ancak bu kez de ilginçtir Kıbrıs Türk Federe Devleti iptal edilerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilir.! KKTC’nin ilanınyla birlikte Türkiye’de de siyasal partilerin katıldığı seçimler yapılır ve askeri idareye “son” verilir. Bu kez Sayın Turgut Özal Başbakan olmuştur Türkiye’de.

Kıbrıs sorununun çözümüne dönük olarak 1986’da Peres De Cuellar Belgesi ve 1992’de de Galli Fikirler Dizisi gündeme gelirken Kuzey Kıbrıs’ta yapılan seçimlere Türkiye’den müdahaleler nedeniyle meclis muhalefet tarafından boykot edilmiş ve 1993’te yapılan seçimlere kadar da muhalefetin boykotu sürmüştür. 1990’da muhalefet meclis boykotundayken iktidardaki UBP de meşhur “port of Famagusta-TRNC” mühürünü kullanarak ihracat yapmış ve 1994’te çıkacak olan meşhur ABAD kararlarının alınmasına ve izolasyonlara sebep olmuştu. Bunun yanı sıra Kıbrıs’ta Galli Fikirler Dizisi gündemdeyken ve Sayın Özal Kıbrıs sorununu çözeceğiz diye söylemler yaparken diğer taraftan da Türkiye’de de Cumhurbaşkanı Özal tarafından ilk kez Kürtlere federasyon tezi gündeme gelmişti 1992’de. Ancak yine çok ilginçtir ve hala “muammalı” denecek bir biçimde 17 Nisan 1993’te Sayın Özal vefat etmiştir!

1995’te TC Başbakanı Sayın Çiller ve Başbakan Yardımcısı Sayın Karayalçın Türkiye’nin AB Gümrük Birliği’ne girişini sağlarken Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de AB’ye başvurusunun önünü açmışlardı. Özellikle KKTC’ye dönük alınan ABAD kararlarından bir süre sonra da Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti Bandıralı ve Güney Kıbrıs’tan kalkan gemilere uyguladığı ve halen de süren ” limanlar” kararları alınmıştı. Bunun ardından da 1999’da bu kez de meşhur Helsinki ziyareti ile Başbakan Sayın Ecevit AB fotoğrafı içerisinde yer alarak Türkiye’nin AB müzakere sürecinin önünü açarken Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de 10 yeni aday üye içerisinde yer alarak müzakerelere başlamasının önünü açıyordu!

2000’li yılların başında Yunanistan ekonomik olarak en parlak günlerini yaşarken Türkiye’de ise büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor ve bunun etkileri Kıbrıs’ın kuzeyine de yansıyordu. İşte tam da bu sırada bugünlerde ABD’deki Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve geçtiğimiz yıla kadar da UNDP Başkanı olan ve o günlerde Dünya Bankasında görev yapan Sayın Kemal Derviş Türkiye’ye geliyor ve birdenbire Ekonomi Bakanı olarak Türkiye’deki krizi yönetmeye başlayıp ekonomik bir model oluşturuyor. Kuzey Kıbrıs’ta ise bankalar krizleri yaşanırken bu sıralarda toplumsal dinamikler de giderek eylemlerini artırmaya başlıyorlar ve çözüm ve barış doğrultusunda büyük bir dinamizm oluşturuyorlardı. Sayın Derviş’in o günlerde attığı tohumlarladır ki tüm dünyada 2007’den beridir yaşanan ekono0mik krize rağmen Türkiye bu krizi pek de etkilenmeden atlatabilmekte ve ekonomisini büyütüp bölgesel bir güç haline gelebilmektedir.

2002 yılının 3 Kasım’ında Türkiye’de yapılan seçimleri daha yeni kurulmuş bir parti olan AKP’nin kazanması, bunun tam 8 gün sonrasında Annan Planı’nın taraflara sunulması, akabinde 14 Aralık 2003 seçimleri ile CTP’nin seçimlerden birinci parti çıkması, AKP’nin CTP ve diğer çözüm güçleri ile birlikte referandumda Annan Planı’na destek vermesi oldukça önemli gelişmelerdi.

Son dönemlere gelince 2009’da UBP’nin meclisi boykot ettiği bir dönemde ve toplumsal açılım önerileri de getirmeden yeniden iktidara gelmesi, 2010’da Sayın Eroğlu’nun neredeyse hiç konuşmadan Cumhurbaşkanı seçilmesi, müzakere sürecinin hem sürüyor gibi görünüp hem de bir arpa boyu yol alınmaması ve son olarak da Kıbrıs’ın Güneyinde yaşanan patlama ve ardından değişen hükümetin ekonomik sıkıntıları tam da Türkiye’nin bölgesel olarak çok güçlü olduğu, “Arap Baharı’nın yaşandığı ve 1 Ekim 2011 tarihinde İsrail-Amerikan şirketi NOBLE tarafından Akdeniz’de Kıbrıs’ın güney denizlerinde sondaj yapacağı günlere gelmesi oldukça manidardır. Üstelik Sayın BM Genel Sekreterini yıl sonuna kadar anlaşma ve 2012 ilk baharında da referandum beklediği bir döneme rastlarken tüm bu gelişmeler, diğer taraftan da 2012 temmuz’unda Kıbrıs Cumhuriyeti AB dönem başkanı olacak! Ve hepsinden daha da ilginç olanı tarihinde ilk kez bir TC başbakanının Kıbrıs’ı ziyaretinde kendisinin bu ülkenin de “efendisi” olduğu izlenimini vermesidir ki tüm bu rastlantısal tarihler bizleri belli yorumlara götürüyor. Ve sormak istiyorum, tüm bu gelişmeler yaşanırken ABD nere e duruyor(du)? ABD ile Türkiye ilişkilerinin de bu dönemde rastlantısal olabilecek tarihlerine bakmakta sizce de yarar yok mudur geleceği okuyabilmek açısından?

Bu haber toplam 1357 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler