1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Mizah, Mitoloji ve İktidar
Mizah, Mitoloji ve İktidar

Mizah, Mitoloji ve İktidar

Bizim kedi yeni doğum yaptı. Bahçede yaklaşık 3 kuşak kedi var. Kedileri sayıp aralarındaki akrabalık derecesini tahmin etmeye çalışıyorum. “Şu sarı olan yeni doğan yavruların teyzesi mi?” diye sordum. Kedilerin aile ağacına hakim pozisyonda

A+A-

Bizim kedi yeni doğum yaptı. Bahçede yaklaşık 3 kuşak kedi var. Kedileri sayıp aralarındaki akrabalık derecesini tahmin etmeye çalışıyorum.  “Şu sarı olan yeni doğan yavruların teyzesi mi?” diye sordum. Kedilerin aile ağacına hakim pozisyonda olan babam ve kardeşim durumu izah etti: “ Sarı olan yeni yavrularla aslında kardeş... Onları da aynı anne doğurdu.” Bir yerde aydınlandım ve ekledim: “ Bu sarı olan yeni yavruların ablası mı oluyor yani?” Kardeşim Derviş biraz da benimle dalga geçerek cevapladı: “Hayır ablası değil... Abisi! Sanırım kediye biraz daha yakından bakman lazım!” Durum vahim: “Evimdeki kedilerin akrabalık derecesini dahi bilmiyorum!” diye kendi kendime özeleştiri yaparken, telefonum çalıyor. Arayan sürekli kendisine üfürükçülük ve dedikodu ile ilgili takıldığım arkadaşlarımdan birisi, telefondaki sesi telaşlı: “Mehmet çok kötü bir rüya gördüm! Rüyamda öldüğünü gördüm!” “ Olacak iş değil!” diyorum... “ Kedilerimi bile tanıyamadan gittim desene!”

“KKTC EN AZINDAN MİTOLOJİK BİR SAHNE DEĞİL”

 Sisyphos hikayesini hepiniz bilirsiniz... Hani ismen bilmediğiniz bir kişiyi genellikle sima olarak bilirsiniz ya... Sisyphos’u bilirsiniz ama ne ismen, ne de sima olarak. Onu meşguliyeti bağlamında bilirsiniz. Hani şu mitolojide, Tanrılar tarafından en yaratıcı cezaya çarpıtılışmış arkadaştır kendisi. Sürekli tepeden aşağıya yuvarlanan bir kayayı tekrar tekrar yukarı taşıyıp, sonra yeniden aşağıya yuvarlanmasını izleme cezasına çarptırılan kişi.  Bunu hak etmek için ne mi yapmıştı peki? Asopos'a, kızı Aigina'nın Zeus tarafından kaçırılmış olduğunu söylemiş ve Zeus'u ele vermişti. Yani mitolojik anlamda hükümete muhalefet etmiş olduğunu söyleyebiliriz. Anlayacağınız  mitolojide de muhalefetin bir bedeli var. Günümüzde UBP hükümetinin muhaliflere ve marjinallere uyguladığı  her türlü baskıyı eleştiriyoruz ve maalesef bunlara aşinayız. Meselenin mitolojik boyutta cereyan ettiğini düşünsenize: “ Başbakan İrsen Küçük Gönyeli’de bir grup muhalifi Hades’in yer altı mağralarında azap çekmeye gönderdi... UBP basın bürosu parti örgütlerinin organize ettiği çay partilerine gelmeyen devlette çalışan kadınların 1 ay süreyle Medusa lanetine maruz kalacağını ve kafasında bir grup gufi yılanla birlikte yaşayacağını duyurdu.” KKTC en azından mitolojik bir sahne değil diye teselli bulmak ne kadar mümkündür bilmem ama, şu sıralar iktidarın hiddetinin Zeus’a kıyasla daha medeni olduğu söylenemez.

“NASIL OLUR?! ”

“Nasıl ölmüşüm?” diye soruyorum telefondaki arkadaşa. “Orasını bilmiyorum” diyor. “ Böyle kalabalık bir cenaze var, gidip soruyorum kim öldü diye?”  “Mehmet Ekin Vaiz... dediler. Şok oldum...” diye anlatmaya devam ediyor. “Peki sen ne dedin bunun üzerine?” diye meraklı bir çocuk edasıyla soruyorum.“Nasıl olur?! O ölmez! O ölmez!” dedim diyor. Bunun üzerine beni bir gülme tutuyor. Cem Yılmaz’ın kendi ölümü üzerine yaptığı gösteride arkasından atılan gazete manşetleri ile dalga geçmesi aklıma geliyor: “ Bu sefer güldürmedi!” “Son şakasını da yaptı!” Kuşkusuz ki ölüm insanlık için hayatın kadim hüzünlerinden biri olmuştur ancak halihazırda yaşıyor olanlar için “ölümlü oldukları” bilinci/hatırlatması her zaman yaşama isteğini tetikler. Hele hele Sisyphos’in pozisyonundaki gibi anlamsız ve tekdüze bir faaliyet içinde olan ölümlüler için bu ihbar, devrimci bir nitelik taşımalıdır. Peki gerçekten öyle mi olur?

“BE ABİ...”

Kayayı tepeye  doğru çıkarırken Sisyphos’in yanında durup ona Kıbrıs şivemizin olanca devrimciliği ile şu soruyu sorsak: “Be abi... Ama haçana bir çıkaracan bu guduz daşı yukarı da tekrar cirilenmesini izleycen? Bırak yahu oraşda beytambal galsın...”   Sisyphos’in burada vereceği tepki kendi hayatlarındaki rutinleri sorgulamaktan kaçan, önceden belirlenmiş kurgular içerisinde hayatını esir gibi yaşayan herkes için geçerlidir: “Böyle gelmiş böyle gider...”  Bazen insanları kurgulanmış rutinlerinin dışına çıkmak konusunda ne “ölümlü oldukları bilinci” ne de provokatif bir soru ikna etmeye yetmez... “ Beni rahat bırak...” der Sisyphos kurgudan bağımsız bir iradesi olabileceğini inkar ederek. Kıbrıs şivesinin devrimci işlevine tekrar başvururum: “Abi tamam... Ne istersan yap ama tek bir ricam olacak senden...” “Hayırdır?” diye sorar Sisyphos. “ Sırtına bir yazı yazacağım... Sonra sen gene ne istersen yap” derim. “Ne yazısı?!” der hayretle bin yıllık mitolojik karakter... Kayayı tepeye çıkarmaması hususunda maalesef ikna edemediğim Sisyphos’i en azından bu konuda ikna ederim ve yazıyı yazarım. Zeus olanca hışmıyla Olimpos’dan Sisyphos’un çektiği eziyeti keyifle seyretmek için her zamanki gibi aşağıya baktığında kendisine, kurgusuna ve iktidarına atfen Sisyphos’ın sırtına koskocaman harflerle yazılmış yazıyı görür: “Zeus...Anladın sen...”  Zeus gülmese de, mizah mitolojiye müdahale etmiştir...

 

 

 

 

Bu haber toplam 1505 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler