1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. “Güvenliği denetlemek devletin görevidir”
“Güvenliği denetlemek devletin görevidir”

“Güvenliği denetlemek devletin görevidir”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler’in, müteahhitlere ‘iş kazalarını önlemek için birlik olunması’ şeklinde çağrısına müteahhitlerden tepki geldi

A+A-

Dila ŞİMŞEK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler’in, müteahhitlere ‘iş kazalarını önlemek için birlik olunması’ şeklinde çağrısına müteahhitlerden tepki geldi, müteahhitler denetim konusunda devleti adres gösterdi.  Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, Bakan Çeler’in sözlerine tepkisi sert oldu. Gürcafer, bakanı eleştirerek, asıl sorumluluğun devlete ait olduğunu vurguladı, bakanın ‘popülizm’ yaptığını savundu. Gürcafer, Bakanlığa 2016 yılında iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak ve geliştirmek adına bir çalıştay hazırladıklarını, ancak sonuç alamadıklarını kaydetti. Gürcafer, “Arpa taneciği kadar yol kat etmiş değiliz” diyerek eleştiride bulundu.

Geçtiğimiz Cumartesi günü Lefkoşa Kermiya bölgesinde yaşanan ‘iş kazasında’, işçi Serhat Saçma beşinci kattan düşerek hayatını kaybetmişti. Bunun üzerine, Çalışma Bakanı Çeler, yaşanan iş kazalarının önlenmesi için inşaat alanında çalışanlara seslenerek “Nasıl ki birlik olup ‘batıyoruz’ diye sokaklara dökülüyorsanız, iş sağlığı ve güvenliği konusunda da aynısını yapın” şeklinde konuşarak, Bakanlığın tek başına bunu yapmasının mümkün olmadığını söyledi.

Bunun üzerine ise YENİDÜZEN’e açıklamada bulunan KTİMB Başkanı Gürcafer, bakanın sözlerini eleştirerek, “Dünyanın her yerinde, iş güvenliğini sağlamak ve denetim yapmak Bakanlığın ve hükümetin görevidir” dedi. Gürcafer, Çeler’in bu davranışıyla halkın gözünde de ‘tüm sorumluluğu müteahhitlere yıktığını’ ve ‘popülizm’ yaptığını ifade etti.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Özyalçın Constructions Mimar ve Şantiye Şefi Nedim Tekbaş, şirket olarak bütün önlemleri aldıklarını kaydederek “İSG önlemleri maliyetli olabilir, ancak firmalar bunu masraf olarak değil, can güvenliği olarak görmeli” dedi. Nedim Tekbaş, devletin ve müteahhitlerin birlikte çalışması gerektiğine değinerek “En önemli unsur eğitimdir. Devlet mesleki eğitim verilmesini sağlamalı” şeklinde konuşup, sektörde yıllardır çalışanlar olarak gereken yardıma hazır olduklarını söyledi. Aladağ İnşaat Şirketi Direktörü Mustafa Aladağ ise, hiçbir şeyin sağlıktan önemli olmadığını vurgulayarak denetim istedi. Roma Yapı Ltd. Direktörü Arif Özakça, devletin detaylı bir yasa tasarlayarak uyulması gereken tüm tadilatları belirtip, sonrasında da bunu denetlemesi gerektiğini ifade etti.


Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer:
“Sayın Bakan, İSG’nin sağlanması için ne yaptı?”

“Ülke yönetmek çocuk oyuncağı değildir. Maskaralık, hiç değil. ‘Müteahhitler Birliği çıksın, üyelerini gezsin, güvenlik önlemini almayanı durdursun’ böyle bir şey olamaz! Ülkeler kendi sistemini koyar, ona uyulmasını devlet denetler. Birlik olarak, 2016 yılında yapmış olduğumuz bir çalıştay var. Bu çalıştayda, inşaatlardaki güvenliği sağlamak için neler yapılmalı tek tek sıraladık. Bunlardan birkaçı şunlardır:

  • İnşaat sektörünün ihtiyacına göre, yerli iş gücünün belirlenmesi
  • İnşa sektörünü gerçekleştirecek kişinin yasalarla ilgili belirli eğitimden geçmesi
  • İş sağlığı ve güvenliğinin ilkokuldan itibaren eğitim müfredatına girmesi
  • Eylem planına gerekli bütçe hazırlanması
  • İş sağlığı ve güvenliği konusunda danışmanlık ve planlama yapacak kişilerin oluşturulması
  • Devletin ihaleler konusunda İSG kriteri defteri hazırlanması
  • İş sağlığı ve güvenliğin yansıtılması
  • Uygulamadaki mesleki kontrol ve gelişim için etkin iletişim sağlanması

Bunlar, hazırladığımız çalıştayda bulunan maddelerden sadece birkaçıdır. Hepsi de, kazalar olmasın, huzurlu ve sağlıklı bir çalışma ortamı yaratılsın diye. Sayın Bakan’a soruyorum, bunlardan hangisini hayata geçirdiniz? Biz Birlik olarak gezip inşaatlara güvenli olun mu diyeceğiz? Bizden daha kötü şartlarda geçinen ülkelerde bile böyle bir şey yoktur. Biz Bakan’la iyi bir diyalog ile başlamıştık ancak artık daha fazla susmayacağım. Arpa taneciği kadar yol katetmiş değiliz. Bu sorunları çözmek için kriz masası oluşturduk, iki defa toplandık, üçüncüye telefonla arayıp gelmememiz için haber gönderildi. Ben iddia ediyorum ki, sayın Bakan ve ekibi sadece 15 gün bizimle şantiyelere gelse, bütün sorunları anlayıp çözerler. Hükümet elini taşın altına koymalı. İş hayatındaki riskleri azaltmak için çalışmalı. ‘Bugün git yarın gel’ denilerek, iki yıldır kurduğumuz kooperatifi hayata geçiremedik. İş sağlığı ve güvenliği alacak firmalar tespit edilsin. Kalkınma Bakanlığı bizlere de kredi versin. Bakan Çeler popülizm yapıyor. Resmen halka ‘Bakın ben durduruyorum ön izni, asıl suçlular da zaten müteahhitlerdir’ demiş oldu. Ben ülkedeki bu sorunların çözüleceğine dair umudumu yitirdim. Bunun önüne yürütme ve yasama geçebilir, bizler değil. Örneğin İSG uzmanlarının nasıl çalışacağı, sisteme nasıl gireceği, kimin sorumluluğunun nerede olacağı bir tüzük ile hayata geçirilmeli. Yapı denetiminin hayata geçmesi gerekiyor. Sayın Bakan’a daha önce de söyledim, hükümet ile işbirliği yapın, şantiyelere gelin denetim yapın. Ama iki hafta geçti, hiçbir şey olmadı.”


Müteahhitler ne dedi?

Özyalçın Constructions Mimar ve Şantiye Şefi Nedim Tekbaş:
“Devletin, Bakanlığın ve inşaat firmalarının işbirliği içerisinde olması gerekir”

“Biz şirket olarak çok iyi güvenlik önlemleri alıyoruz. Bu bağlamda şirket içinde benim tarafımdan hazırlanmış formlarımız, tadilatlarımız da mevcut. Hem yasaya hem de kendi kriterlerimize uygun davranarak, şantiyelerimizi güvenli tutuyoruz. Bu konuda çok ciddi miktarda yatırım yaptık. İş güvenliği malzemeleri, ayakkabılar, emniyet şeridi ve kemeri… Her türlü güvenliği aldık. Maddiyattan kaçınmadan her türlü yatırımı yapıyoruz. Gündemi takip ederek ISG’ye yönelik pratik ve şantiyeyi rahatlatacak yenilikler çıktığında bunları da alıyoruz. Bunlar maliyetli olduğu için ne yazık ki bazı firmalar önlem almayı masraf olarak görüyor. Bu sebeple, rekabetin de adil olmadığını düşünüyorum. Biz yüklü miktarda maliyet ayırarak herkesin can sağlığı için bunu yapıyorsak, diğer firmaların da aynı hassasiyeti göstermesi gerekir. Bu gibi firmalar, güvenlik sağlamayarak daha çok kazanma amacındadır. Asıl amaç insan canını korumak olmalıdır. Bu konuda hükümete görev düşüyor, çünkü denetimi onlar yapabilir.  Bizlerin yapabileceği şeyler kısıtlıdır. Bizler sadece, kimliğin gizli tutulması takdirinde ihbar edebiliriz. Ancak denetim sağlama veya diğerlerinin de önlem almasına önayak olma şansımız yoktur. Devletin de bu noktada bizleri koruyor olması gerekir. Bunun dışında ise en önemli unsurun eğitim olduğuna inanıyorum. Devletin, bilinçlendirme amaçlı mesleki eğitim vermesi gerekir. Bizler de, senelerdir sektörde bulunan tecrübeli insanlar olarak bu konuda her türlü yardıma hazırız.”

Aladağ İnşaat Şirketi Direktörü Mustafa Aladağ:
“Hiçbir şey can sağlığından önemli değil”

“Piyasadaki hukuksuzluktan memnun değiliz. Kontrolsüz iletişimin önüne geçilmeli diye düşünüyorum. Güvenlik önlemleri için geliştirilmiş yasalar hazırlanarak sistematik ve programlı bir biçimde uygulanması gerekiyor. Devletin ve firmaların bu konuda ortak buluşması gerekir. Devletin, yasayı belirtip, uymayan firmalara karşı denetim yaparak cezai yaptırımlarda bulunması lazım. Hiçbir şey can sağlığından daha önemli değildir.”

Roma Yapı Ltd. Direktörü Arif Özakça:
“Denetim devletin sorumluluğudur”

“Şirket olarak elimizden gelen tüm önlemleri alıyoruz. Örneğin, iskeleti her zaman biz inşa ediyoruz. İşçilerimizi de güvenli davranmaları konusunda tadilatlar veriyoruz. Ancak ben gelinen bu noktada, Bakanlığın detaylı bir yasa sunarak hem işçinin hem işverenin ne yapması gerektiği, nasıl tedbir alınması gerektiği konusunda bir bildiride bulunması gerekiyor. Sonrasında ise bu yasaya ne kadar uyulup uyulmadığı konusunu denetlemenin de devlete ait bir sorumluluk olduğuna inanıyorum.”

yeniduzen-satin-aliniz-20190201105819.jpg

Bu haber toplam 795 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler