1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Feminist Atölye
Feminist Atölye

Feminist Atölye

Uzaylı Zekiye: Gözlerimi kapatıp simsiyah evrendeki ışıl ışıl yıldızları hayal etmeye çabalıyorum terapi olsun diye… Dün yine oturdum teleskopumun başına ve evlenmek isteyen çiftleri izlemeye başladım

A+A-

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

Uzaylı Zekiye

feminist.uzayli.zekiye@gmail.com

 

 

Uzun zaman oldu dünyayı izlemeyeli diye düşündüm dün. İnzivaya çekildim bir süre. Kafamı dinleyip dünyada gördüklerimi hazmetmeye çalıştım, lakin tecavüzleri, işkenceleri, savaşları, katliamları ve çeşit türlü nefret suçlarını hazmetmek ne mümkün! Aklımda hala o şiddet mağduru çocuklar, kadınlar ve diğerleri bir inilti gibi hayal meyal dönüp duruyor.  Gözlerimi kapatıp simsiyah evrendeki ışıl ışıl yıldızları hayal etmeye çabalıyorum terapi olsun diye… Dün yine oturdum teleskopumun başına ve evlenmek isteyen çiftleri izlemeye başladım. Birçok aile ilişti gözüme. Erkek ve ailesi ellerinde bir kutu çikolata ve çiçekle, kadın ve ailesinin evine gidiyorlar. Birbirlerinin halini hatırını sorduktan sonra erkeğin ailesindeki en yaşlı erkek, erkek olmadığı durumlarda ise kadın lafa başlıyor ve diyor ki “Allah’ın emri peygamberim kavliyle kızınızı oğlumuza isteriz.” Bundan sonra kadının genellikle babası alıyor sözü ve cevaplarını bildiriyor. “Verdik gitti” diyor veya “veremeyeceklerini” belirtiyor. Tamam, artık bu dünya gezegeninde kadının eşyalaştırılmasını bir yere kadar gördüm diyelim; bu kadar da açık açık mal muamelesi yapılmaz ki bir canlıya! Sanki evlenmeyecekler de erkek gidip evden kendine “masa, sandalye” falan alacak. “Kız isteme” adını verdikleri bu olay işte! Böyle açık açık kızın babadan “alınmasıyla” ve evleneceği erkeğin olmasıyla gerçekleşiyor. Baba kızını “veriyor”; hani kendisinin ya! Günümüz Kıbrıs’ında gördüğüm kadarıyla bir şeyler değişmiş. Hani eskisi gibi görücülük ve dünürcülük merasimleri gerçekleşmiyor. İki genç evlenmeye karar verdikten sonra gelenekleri uygulamak için önemsiz bir ritüel halinde gerçekleştiriyorlar bunu. Kadının babası “Kızı verdik” demek yerine “Gençler konuşmuş, anlaşmış...” ile başlıyor söze. Buna rağmen “izin” verdiğini belirtiyor. Çocukları dahi olsa başkalarının hayatı üzerinde böyle buyurgan bir dil kullanabilmelerini anlayamıyorum.  Hani gelenekleri görenekleri hoş göreyim diyorum ama sembolik bile olsa kadının mal muamelesi görmesine veya yetişkin bir kadının hala ailesinin “iznine” bağımlı olmasına göz yummak bir Feminuslu olarak bana yakışmaz. Eğer gelenekleri insana eşya gözüyle bakılmasını gerektiriyorsa veya başkalarının hayatları üzerinde hegemonya oluşturma meşruiyetini sağlıyorsa, geleneklerinden vazgeçmek atacakları en doğru adım olurdu diye düşünüyorum. Kaldı ki “kız isteme” tabiri bile kendi başına çok şey anlatıyor bize.  

 

ILO'dan ev işçileri için tarihi sözleşme

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 183 üyesi 12 Temmuz 2011 tarihinde, ev işçilerine ilişkin tarihi bir sözleşmeyi kabul etti. Bu sözleşmeyle dünya genelinde "gölge ekonomisine ait" milyonlarca işçinin durumunun düzeltilmesi amaçlanıyor. ILO'nun 100. Konferans’ının başından bu yana tartışılan sözleşme 16 "hayır" ve 63 çekimser oya karşılık 396 delegenin "evet" oylarıyla alkışlar arasında kabul edildi. Delegeler; hükümetler, işverenler ve örgütün çalışanlarından oluşuyor.

Üç taraflı bu örgütün kabul ettiği sözleşme iki aydan az bir süre içinde onaylanıp yürürlüğe girecek.

ILO, bu sözleşmeyi "tarihi" olarak değerlendirirken, "gölge işçileri" olarak tanımlanan ve dünyadaki sayılarının en az 52,6 milyon olduğu tahmin edilen ev işçilerine ilişkin ilk uluslararası hukuki enstrüman olduğunu kaydetti. Ev işçilerinin haklarını savunan örgütler ise bu sözleşmenin 100 milyon kişiyi ilgilendirdiğini ve ilk kez bunların önemli bir bölümünün tatil, annelik izni veya sağlık sigortası gibi haklardan yararlanabileceğini kaydediyor.

ILO verilerine göre ev işçileri (temizlikçi kadınlar, aşçı, bahçıvan, çocuk bakıcısı vb.) kalkınmakta olan ülkelerdeki çalışanların yüzde 4-10'unu oluştururken, sanayileşmiş ülkelerde bu oran yüzde 2,5 olarak belirtiliyor. ILO da ev işçilerinin sayısının 100 milyonu bulabileceğini kaydediyor.

Filipinler ve Uruguay da bu sözleşmeye katılma niyetlerini açıkladı. 1919 yılında ilk konferansını toplayan ILO, bu yıl 1-17 Haziran tarihleri arasında 100.sü için bir araya geldi. Konferansta aralarında Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İsviçre Konfederasyonu Başkanı Micheline Calmy-Rey'in de olduğu devlet ve hükümet başkanları birer konuşma yaptı.

Sosyal adalet ve ILO'nun dünya yönetimindeki rolü Calmy-Rey'in konuşmasının merkezinde yer alırken, Putin de uygun çalışma için oluşturulan gündeme destek verdiğini söyledi. Putin, bu gündemin kolaylıkla hayata geçmesi için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapma önerisinde bulundu. ILO Genel Müdürü Juan Somaiva, Putin'in konuşmasını "tarihi nitelikte" bularak, Uluslararası Çalışma Konferansı önünde konuşma yapan ilk Rus hükümet başkanı olduğunu kaydetti.

ILO'nun iş dünyası için sunduğu "Uygun çalışma gündemi" yoksulluğu azaltmak ve hatta yok etmek amacıyla kayda değer gelir kaynaklarını harekete geçirmeyi amaçlıyor.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 558 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler