1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DUYUŞLAR
DUYUŞLAR

DUYUŞLAR

15. ULUSLARARASI MAĞUSA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ’NİN GERİDE BIRAKTIKLARI

A+A-

15. ULUSLARARASI MAĞUSA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ’NİN GERİDE BIRAKTIKLARI

 

    Onbeş sene boyunca hiç yılmadan, sanat aşkıyla, iyi birer takipçi ve dinleyici ve sanatın içinden oldukları anlaşılan bir ekiple sürdürülmeye devam eden, dev bir organizasyon. Özellikle, müzik sanatı  alanındaki büyük eksikliği bir ölçüde kapatan, Kıbrıslı müzikseverlerin, dünyanın iyilerini ve performanslarını canlı izleyebilecekleri bir atmosferin yaratıldığı Mağusa akşamları. Birçoğumuzun hayal bile edemeyeceği, gerçek anlamda ünlü insanların bu hayalin gerçekleştirilmesi için Kıbrıs’ın Kuzeyi’ne gelmesi, en basit anlatımıyla bu büyük organizenin tanımı aslında. Özellikle, festivalin kapanış programını kaçırmamaya çalışırım. Yine böyle yaparak, 11 Temmuz akşamında Salamis Antik Tiyatrosu’nun muhteşem akustik enerjisinin de etkisiyle dünyanın en iyileriyle birlikte olduk. İyi ki geçmiş dönemlerde yapmışlar bu mekanı diye de geçiriyoruz içimizden. İyi ki Kıbrıs’tan Truva kahramanlarından ve Salamis adası kralı Telamon'un oğlu Tefkros geçmiş. İyi ki Kıbrıs’tan Augustus geçmiş, Akalar, Asurlar ve Romalılar derken, sanatçı dostlarla yaptığımız sohbette ise; Mağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp ve ekibinin böyle bir eksikliğin giderilmesi ve böyle bir mekanın yapılması  için, hiç de Tefkros ve Augustus’tan geri kalmayacakları kanaatine varılıyor. Bu haklı tesbitlerin ardından gelelim 20 Haziran ve 11 Temmuz 2011 tarihlerinde yaşanan özellikle müzik dolu günlere. Yukarıda da bahsettiğim gibi, iyi birer müzik takipçisi ve dinleyici olması yanında sanatın içinden olan insanların kalite konusundaki seçici tavırları güven veriyor. Türkiye’de aldığı birçok ödül yanında Liverpool’da Avrupa’nın en iyisi seçilen Emre Aydın iyi bir başlangıç yaptı. Hani derler ya “bomba gibi başladık” diye! Ya Lila Downs’a ne demeli. “Frida” filmini izlediniz mi bilmem ama, filmi izleyenler için Lila Down’u dinlemek, sanırım bulutların üstünde uçmak gibi gelmiştir, hem de Meksika’ya kadar. Eğer evinizde bir albümü olmasını isterseniz, 2010 yılında piyasaya sürülen “Lila Downs Y La Misteriosa En Paris” albümünü öneririm. Hem sesleri hem de güzellikleriye dünyanın yeni starları Lena Kovacevic ve Rebecca Bakken sunumları ve etkileyicilikleriyle Salamis’e çok yakıştılar diye düşünüyorum, bu güzel caz gecesini izleyemediğim için de kızarak kendime. 5 Temmuz akşamı Grup Yorum, Salamis’in doluluk oranını en yukarılara taşıdı. Bizi bize bir daha yaşattı Gruğ Yorum. Bu güzel sanat organizasyonuna tam kendimizi kaptırmıştık ki, Kıbrıs gerçeğini, siyaseti ve dahasını bununla birlikte karanlığı hatırlattı. Bana, öğrencilik yıllarımda Türkiye’de katıldığım birkaç konseri hatırlattı, Grup Yorum. Cemo’yu hatırlattı bana. Yürek Çağrısını, Cesaret’i, Gel Ki Şafaklar Tutuşsun Derken, gerçek senaryoyu yaşadık yine Kıbrıs’ın Kuzeyi’nde grup Yorum’la.

Medeniyetleri buluşturan Anadolu Ateşi dansı farklı disiplinlerle buluşturarak hayranlıkla izletti kendini. Hemen belirtmem gerekir ki Anadolu Ateşi dünyanın en tanınmış ve büyük organizelerine sürekli davet alan bir dans projesidir. Veee............işte en ünlüleri. Hem de dört kıtada milyonlarca hayran. Randy Crawford ve Joe Sample çok isabetli seçilmiş bir kapanış konserini sundular. Kıbrıs’ta ki yabancıları da  Salamis’e akın ettiren bu iki ünlü insanı yakından görmek, onları dinlemek, muhteşem bir sese tanık olmak ve piyanonun ustasının parmaklarını takip etmek. Muhteşem bir geceydi ve gençlik yıllarında bütün dünyayı yakıp kavuran performanslarının hayalini kurarken, Randy büyük bir alkışla sahnedeydi. Cincinnati’ye götürdü bizleri ve ordan başlayarak Saint Tropez ve New York’a kadar uzandık. Böyle bir gece bir daha yaşayacakmıyız bilmiyorum ama, Kuzey Kıbrıs şartlarında ve yaşamımızda buna tanık olduk ya, sanırım yeter bizlere. Söylenecek tek bir söz kalmış olmalıdır mutlaka. Teşekkürler Mağusa.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1176 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler