1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Downhill’de Tek Adam
Downhill’de Tek Adam

Downhill’de Tek Adam

Downhill’de Tek Adam

A+A-


Filiz Uzun
Fotoğraflar: Halil Ozankaya

Genellikle Kıbrıs’ta yapılan birçok sporu deneyen ve yapan bir sporsever olarak yapabileceğim, başka spor arayışı içine girdiğim bir gün, bir arkadaşım downhill yapan bir genç olduğunu ve Buffavento kalesinden aşağıya bisikletiyle indiğini anlattı. Bizlerin yürüyerek inmekten ürktüğümüz bir yerde bisikletiyle bunu yapanın kim olduğunu çok merak ettim.

Biraz daha abartıp acaba ben de yapabilir miyim? diye de düşünmeye başladım. Bu düşüncem bu sporu yapanı yakından görene kadardı tabii. Yalnız şunu söylemek isterim ki 10 sene önce olmuş olsa mutlaka yapardım. Bunun gözü kara olmakla ilgisi olup olmadığından emin değilim. Bana göre,  sporun her şeklini deneme arzusu ya da spor aşkı diyelim. Belki de yapılmamış olanı yapmak. Adrenalin tutkusu ya da. Ne bileyim bir tür delilik de olabilir 

O çılgın, maceracı, cesur, gözü kara bir adam… Hakan Çolakoğlu. Ruhu ise ona ayak uydurmakta zorlanıyor. Henüz gerçek aşkı tatmamış bir aşk adamı. Bu yüzyılın erkeklerinden değil sanki. Sıkılıp, utanabiliyor. Eğer onu downhill yaparken izlemeseydim bu kadar çılgın olabileceğini düşünemezdim. O bisiklet sürmüyor, bisikletiyle dans edip, uçuyor adeta… Hepimizin yürüyerek inmekte zorlandığımız tepelerden bisikletiyle saatte 60-70 km hızla iniyor. O hıza rağmen ağaçlara çarpmadan geçmesi inanılmaz refleks ve kontrol işi.

Bu kadar gözü kara olup da sosyal hayatta çekingen ve duygusal olması şaşırttı beni doğrusu. Bu da bir yargı sanırım. Çılgın insanların her anında çılgın olmasını beklemek. Ben hiç öyle yargılamadım insanları. Herkesin bizi şaşırtabileceğini biliyorum bu yaşımda artık. Ve kimsenin göründüğü gibi olmadığını. Sessiz sakin insanların aslında içlerinde bir çılgını barındırabileceği ya da çok çılgın işler yapan birinin aslında çok duygusal sakin ve huzurlu olabileceği gibi.

Hakan Çolakoğlu ile iletişime geçtiğimde yaptığı sporu denemek istediğimi söyledim. Hakkımda ne düşündü, ne kadar güldü bilemem ama Alevkayası’nda buluştuk bisikletlerimizle. Genellikle antrenmanlarını yaptığı yerde. Bana özel birkaç atlayış yaptı. Bana sorarsanız atlayıştan çok uçuştu yaptığı. Hakikaten büyük cesaret işi. Düz yamaçtan aşağıya sürmek de değil, ağaçlar ve dalların arasında uçarak inmek, inanılmaz çılgınca.

Tüm sporları anlatırken mutlaka denemelisiniz derim ya, bunun için diyemeyeceğim maalesef. Kimsenin katili olmak gibi bir niyetim yok. Ama izlemelisiniz. Ben onu izlerken bile adrenalim yükseldi.
5 Nisan Pazar (bugün) Güney Kıbrıs’ta Limbia köyünde yarışacak Hakan Çolakoğlu. 30-40 Kıbrıslı Rum arasında tek Kıbrıslı Türk downhill sporcusu olarak. Ben onu izlemek için orada olacağım. Biraz adrenalini yükseltmekte fayda var diyorum. Hepinizi bekleriz…

HAKAN ÇOLAKOĞLU: KIRIKLI, ÇIKIKLI BİR ÇOCUKLUK

F.U: Seni tanıyabilir miyiz?
H.Ç:
Adım Hakan Çolakoğlu. 1988 Lefkoşa doğumluyum. Güzel Sanatlar Lisesinden mezun olduktan sonra Yakın Doğu Üniversitesi Beden Eğitimi Yönetimi bölümünden mezun oldum.

F.U: Şu an yaptığın iş bitirdiğin üniversitenle alakalı değil ama sanırım.
H.U:
Hayır mezun olduktan sonra askere gittim. Askerden döndüğümde de özel bir şirkette çalışmaya başladım. Sporla ilgili bir alanda çalışmayı çok isterdim ama iyi bir birikim yapmam gerekir bunun için.

F.U: Kaç yıldır bisiklet sporu yapıyorsun?
H.Ç:
Her çocuk gibi ben de bisikletle büyüdüm ancak ben hiç bırakmadım. 2009 yılından beri de yarışlara katılıyorum.

F.U: Nasıl bir çocuktun?
H.Ç:
Bol kırıklı çıkıklı bir çocukluk geçirdim. Çok hareketli hatta hiper aktif bir çocuktum.

HER TÜR SPOR

F.U: Başka sporlar da yaptın mı?
H.Ç:
Birçok sporu denedim. Ancak bisiklet hep ön planda oldu her zaman. Boks yaptım, scuba diving  yaptım, bisikletin her dalıyla uğraştım. BMX akrobasisi, yol ve dağ bisikleti, en son da downhill yani yamaç bisikletinde kaldım. Performansımı artırmak ve kol bacak kaslarımı güçlendirmek için de salon sporu yapıyorum.

F.U: Downhill yapmak nerden aklına geldi? Bildiğim kadarıyla burada yapan yok.
H.Ç:
Ben 2004 yıllında BMX akrobasisi yapıyordum. Bu arada televizyonda Avrupa kanallarında bisiklet sporu ile ilgili çeşitli kanallarda downhill yarışçılarını izlerdim. Ailem birkaç kez kaza atlattığım için bu sporu yapmamı istemezdi ancak 2008 yılında onları ikna ederek yarı downhill bisikleti getirttim. Downhill aksesuarlarını da alınca daha rahat atlayışlar yapmaya başladım. O yıldan beri de downhill yapıyorum.

F.U: İlk yarışına ne zaman katıldın?
H.Ç:
2009 yılında Türkiye’de downhill yarışı olduğunu duydum ve katıldım. Bu yarışta 1 saniye ara ile 2. geldim. Bu yarıştan 3 ay sonra daha profesyonel downhill bisikleti aldım ve 2010 yılında Türkiye’de bir yarışa katıldım. Orada da 1. geldim.

F.U: Downhill sporunu yapanlar bir antrönör ile çalışıyor mu?
H.Ç:
Hayır. Downhill bisiklet yarışçıları kendi çalışır. Dağda bayırda çalışır ve antrenör ile çalışan yoktur. Her sporcu kendi çalışır.

F.U: Sen Kuzey Kıbrıs’ta nerelerde downhill yapıyorsun?
H.Ç:
Alevkayası, Bufavento, yarışın olduğu zamanlarda güneydeki etaplarda belirlenen parkurda 1 ay önceden çalışmaya başlarım.

DERECELER

F.U: Türkiye’deki yarışlarda parkuru bilmeden nasıl yarışıyorsun?
H.Ç:
İki  gün önce giderim. Bir gün yol, dinlenme ertesi gün de yarışın yapılacağı etaba gidip çalışırım. Genellikle tüm yarışmacılar benim gibi bir gün önce görür etabı ve aynı oranda antrenman yaparız.

F.U: Güney Kıbrıs’taki yarışlarda da yarışıyorsun değil mi?
H.Ç:
Evet 2010 yılından beri Güney Kıbrıs’ta yarışıyorum. Askerden önce katılmıştım yarışlara  2010 ve 2011 yıllarında  2.’liğim var. 3.lük derecem de var. Askerden sonra işe girince antrenman fırsatım olmadığı için katılamamıştım.

F.U: Şu an bir yarışa hazırlanıyorsun bildiğim kadarıyla. Bu yılki şansın nedir?
H.Ç:
Evet, 5 Nisan’da Güney Kıbrıs’ta olacak yarışma. Daha önce benimle yarışanlar bu yıl dönümünde değişti. Kategorimden çıkanlar var. Kategorime girenler de oldu. Yarışlar 4 kategoride yapılır. Junior, elit, master ve master +. Ben Elitte yarışıyorum. Yarışmacılarla antrenmanlarda tanışıyoruz. Yarışta ne olacağı bilinmez hiç.

F.U: Rakiplerini iyi tanıyor musun? İyi sporcular var mı rakiplerinden?
H.Ç:
Bu sporu güney Kıbrıs’ta yapan çok sporcu var. Yarışlarda tanıştıklarım var sonra arkadaş oluyoruz, sosyal medyadan görüşüp konuşuyoruz. Birlikte antrenman yapıyoruz. Gerçekten çok iyi sporcular var.

F.U: Kuzey’de bu sporu yapan tek sporcu sensin değil mi?
H.Ç:
Evet. Çeşitli bisiklet sporları yapanlar var ama downhill yapan yok. Bazen meraklananlar olur benle gelir birkaç kez ama bırakırlar. Ya da downhill bisiklet almazlar onun yerine araba almayı tercih ederler.

F.U: Yaptığın spor tehlikeli bir spor ama.
H.Ç:
Evet. Ben de birkaç önemli tehlike atlattım. Birkaç kez kafa travması geçirdim, köprücük kemiğim kırıldı, bileğimi, parmağımı kırdım. Ama yine de vazgeçmedim.

“TRAVMADAN SONRA BİSİKLETİM KAYBOLDU”

F.U: Annen nasıl bakar yaptığın spora?
H.Ç:
BMX akrobasisi yaparken kafa travması geçirdiğimde ben hastaneden dönmeden bisikletimi ortadan kaldırdılar. Ama vazgeçmeyeceğimi anladıkları için şimdi alıştılar. Şu an bisikletim de kullandığım malzemeler de daha profesyonel, ben de daha profesyonelim. Ancak her zaman risk vardır.

F.U: Normalde nasıl bir karakterin var yamaçtan atladığın gibi her şeye de bodoslama dalan biri misin?
H.Ç:
Önceleri çok çekingendim sosyal hayatımda, ancak son zamanlarda daha girişken daha rahat bir yapım oldu. Yine de bisikleti sürdüğüm gibi atılgan değilim ama. Yaptığın iş karakterine de yansır belki de doğrudur. Rahatlamamın sebebi yaptığım spordandır.

F.U: Özel bir ilişkin olduğu zaman yaptığıN spordan rahatsız olmaz mı partnerin?
H.Ç:
Henüz ciddi bir ilişkim olmadı ama eğer yaptığım sporu sevecek, yarışlarımda yanımda yer alacak ve “bu nasıl bir spor? kendini sakatlayacaksın” demeyecek, hatta downhill yapan bir bayan bulursam hemen evleneceğim 

F.U: Şu an annen alıştı dedin, yarışlarını izliyor mu?
H.Ç:
Evet. Annem fotoğraf sanatıyla ilgileniyor. Ve her yarışımda beni izler hatta fotoğraflarımı çeker.

F.U: Bu sporu yapanların çoğalması ya da gençlerin de ilgisini artırmak için herhangi bir planın ya da projen var mı?
H.Ç:
Merak edenlerin bana ilk sorduğu soru bisiklet kaç lira. 4500 euro fiyatı söylediğim zaman koşarak kaçarlar. Genellikle bisiklet süren gençler araba ehliyeti aldıklarında bisikleti bir kenara atarlar. Ve araba sürmeyi tercih ederler. Bisiklet tutkunuysan o parayı verdiğinde acımazsın. Dağ bayır doğada olmayı çoğu genç tercih etmez.

F.U: Seni destekleyen ya da sponsor olan kurumlar var mı? Bisiklet federasyonu gibi?
H.Ç:
İlk başlarda bisiklet federasyonundan destek istedim ama pek ilgilenmediler. Ben de Güney Kıbrıs’ta sporcu lisansı aldım ve o tarafta çok da ilgi gördüm. Yarışlar var. Organizasyonlar var. Güney Kıbrıs’ta bisikletimi aldığım yer Micromania bana sponsor oldu. Bisikletimin servislerinde, bisiklet alacağımda indirim uygular. Şimdi Capital radyo var onunla anlaştık. Sezon boyunca bana sponsor olacak. Güney Kıbrıs’ta lisanslı olduğum için Kıbrıs adına yarışırım. Zaten doğma büyüme Kıbrıslı’yım. KKTC’de bu sporu yapan olmadığından ve açıkçası downhill pek bilinmediğinden bu yönde organizasyonlar da yok. Bu organizasyonları tek başıma da yapmam mümkün değil. Güney Kıbrıs’ta yarış organizasyonu olduğu zaman kaydımı yapar yarışırım.

EKİPMAN YOKSA YARIŞ DA YOK

F.U: Downhill yapabilmek için kullandığın malzemeler nelerdir?
H.Ç
: Öncelikle downhill bisikleti gerekir. Benim kullandığım bisiklet 2009 model 4500 Euro’dur. Helment kullanıyoruz. Helmentte sağlamlık çok önemlidir. Fullface denilen helment 150 euro’ya da var, 300 euroya da. Kollar ve bacakları koruma için malzemeler de var. Dizlik ve dirseklikler.   Bir de kafes gibi vücudumuza giydiğimiz malzeme var. Bir de gözlük var.  Yarışırken kullanmak zorundasınız. Ekipmanların tam olmadığında organizasyon seni yarıştırmaz.

F. U: Antrenmanlarında yalnız olmuyorsun sanırım, başına bir şey gelse yalnız olman tehlikeli.
H.Ç:
Evet yarış öncesi antrenmanlarda genellikle tüm yarışmacılar birlikte antrenman yapıyoruz. Ama kendim yaptığım zamanlarda da mutlaka bir arkadaşla gidiyorum. Çünkü yamaçtan indiğinizde tekrar başlangıç noktasına çıkabilmek için araca ihtiyacınız var. Bir de dediğiniz gibi düşseniz birinin sizi bulması önemli.

F.U: Downhill’de hedefin ne?
H.Ç:
Güney’deki yarışlarda derece yaptıkça daha büyük hedefler koyuyorsunuz tabii. Avrupa yarışlarına gitmeyi çok isterim. Dünya şampiyonası var mesela yıl içerisinde iki kez yapılır. Orda yarışmayı çok isterim. Şimdilik kendimi çok hazır hissetmiyorum, yolun daha çok başındayım ama ileride bu yarışlara katılmayı çok isterim.

“BİSİKLET CİDDİYE ALINMAZ”

F.U: Bu sporu yapmak cesaret işi değil midir? Çok fazla yapılmamasının nedeni nedir sence?
H.Ç:
Bence çok cesur insanlar var ülkemizde de mesela motocross’çular var. Bizde genellikle altındaki alet çok önemlidir. Araba motor daha önemli sayılmaktadır. Bisiklet pek ciddiye alınmaz genellikle motor sporları kadar. Bence esas sebep budur.

F.U: Bisiklet son zamanlarda çok gündemde aslında dağ ya da yol bisikletçileri de arttı.
H.Ç:
Evet. Görüyorum. Ama downhill çok farklı. Downhill’de bir başlangıç noktası var ve yamaçtan aşağıya kadar belli bir kilometreyi inebileceğiniz en son süratle inmeniz gerekmektedir. Kaza geçirmeniz an meselesidir.

F.U: Downhill’de zamana karşı yarışıyorsunuz yani?
H.Ç:
Evet. Yarışçılara yarış günü birer numara verilir ve numara sayınıza göre yarışırsınız. Öncesinde herkesin bisikletine çip takılır ve yarışı tamamladığınızda bu çipler çıkarılarak panoda gösterilir. En hızlı inen dereceye girer.

F.U: Etaplar en çok kaç km olur?
H.Ç
: Her yarışta farklıdır. Örneğin 5 Nisan tarihindeki (bugün) yarışın etabı 4 km’dir. Geçen yıl en iyi yapan 1.5 dk idi. Benim 2.’lik aldığım yarışta 2 dk idi. Mesela Trodos yarışları etap 6 km kadardı ve 9 dk sürmüştü.

F.U: Son olarak söylemek istediğin şeyler var mı?
H.Ç:
Downhill sporu sanıldığı gibi patikadan aşağa inilen basit bir spor değildir. Ciddi çalışma ve gerçekten sağlam malzemeler ister. Destek görmek ve sponsora çok ihtiyaç duyuluyor. İzlenmek ve desteklenmek de bir sporcu için çok önemlidir. Ben yarıştığım yarışlarda Kıbrıslı Türk olarak yarışıyorum. Ve yaptığım başarıların fark edilmesi mutlu eder beni. Tüm sporcular gibi. 5 Nisan Pazar günü sabah 11.00 gibi (bugün) yarış olacak. Limasol’da Limbia köyü var Stavrogonno’da. Bisiklet meraklılarını bekleriz izlemek için.  Sporumu ve yarışları merak edenler Hakan Çolakoğlu Cypriot Downhill Racer sayfamdan da takip edebilirler. Son olarak bir de gençlere tavsiyem bisiklet sürsünler doğadan, yollardan vazgeçmesinler. Araba alınca bisikletlerini bir kenara atmasınlar.

 

Bu haber toplam 648 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 205. Sayısı

Adres Kıbrıs 205. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler