1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Doğalgazı gerginlik değil diplomasi çözecek
Doğalgazı gerginlik değil diplomasi çözecek

Doğalgazı gerginlik değil diplomasi çözecek

Sondaj gemisi Saipem 12000, ENI/KOGAS adına Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Alan (MEB) olarak ilan ettiği bölgedeki Blok 3’e girmeye çalıştığı 9 Şubat’tan beridir Kıbrıs’ta gerginlik günbegün tırmanıyor.

A+A-

 

Sondaj gemisi Saipem 12000, ENI/KOGAS adına Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Alan (MEB) olarak ilan ettiği bölgedeki Blok 3’e girmeye çalıştığı 9 Şubat’tan beridir Kıbrıs’ta gerginlik günbegün tırmanıyor.
 
Türk Silahlı Kuvvetleri, 6 Şubat’ta Blok 3 de dahil olmak üzere, Kıbrıs'ın güneyinde 22 Şubat tarihine kadar sürecek askeri tatbikatlar için bir NAVTEX yayınlamış, 9 Şubat’ta da Türk Deniz Kuvvetleri, Saipem 12000’in Blok 3’teki hedefine varmasına engel olmuştu.
 
Geçtiğimiz hafta başında Türk Silahlı Kuvvetleri ikinci bir NAVTEX yayınlayarak aynı bölgeyi 10 Mart’a kadar rezerve etmiş olsa da, Saipem 12000, ilk NAVTEX sona erdikten sonra 23 Şubat günü yeniden Blok 3’e doğru ilerlemeye çalışmış,
Türk savaş gemileri ile neredeyse çarpışmaya neden olan bir gerginlik yaşamıştı.
 
Doğan Haber Ajansı’nın yayınladığı telsiz iletişimine göre, Saipem 12000 ve bir Türk savaş gemisi kaptanı arasında geçen konuşma şöyle:
Saipem 12000: “Çekilin yoksa ikimiz de batacağız.”
Türk savaş gemisi: “Hızımızı ve rotamızı kontrol edemiyorum.”
Saipem 12000: “Hızınızı ve makinalarınızı kontrol edebiliyorsunuz, bunu görebiliyorum.” 
Bu iletişimin ardından, Saipem 12000 son anda rotasını değiştirerek muhtemel bir çarpışmayı engellemişti.
 
İkinci girişim de başarısız olunca İtalyan ENI, Blok 3’teki Supya-1 kuyusunu kazma planını şu an için rafa kaldırmış durumda. Sondaj gemisi Saipem 12000 Kıbrıs’tan ayrılıyor ve bir sonraki görev yeri olan Fas’a gidiyor. ENI yöneticisi Claudio Descalzi, geçtiğimiz hafta, sorunun çözümü için diplomasiyi işaret edip “Küresel, Avrupa, Türk, Yunan ve Kıbrıs diplomasisinin bir çözüm bulmasını bekliyoruz” demişti.
 
Saipem 12000 Blok 6’yı sorunsuz kazdı
Sondaj gemisi Saipem 12000, Blok 3’e gitme girişiminden önce ENI/TOTAL konsorsiyumu adına Blok 6’da Calypso 1 kuyusunu kazmış ve ENI, Amerikan borsasına, Calypso 1’de "umut vadeden bir gaz keşfi" yapıldığını açıklamıştı. Türkiye Blok 6’daki Calypso 1 sondajına müdahale etmemişti.
 
Blok 6 ve Blok 3’ün farkı ne?
Kıbrıs’ın etrafındaki sularla ilgili iki ayrı anlaşmazlık var. Birincisi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin MEB olarak ilan ettiği Blok 1, 4, 5, 6 ve 7’nin bir kısmı Türkiye’nin kendi Kıta Sahanlığı olarak açıkladığı bölge ile çakışıyor (Resim 1).
resim-1-(1).jpg
 
İkincisi, Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs’ın MEB’inin yarısının kendilerine ait olduğu argümanından yola çıkarak, Eylül 2011’de Türkiye ile bir Kıta Sahanlığı Delimitasyon Anlaşması imzaladılar ve Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) belli alanlarda doğalgaz araştırma lisansı verdiler. (Bu anlaşma geçtiğimiz hafta altı yıl daha uzatıldı.) Bu alanların da bazıları Kıbrıs Cumhuriyeti’nin MEB olarak ilan ettiği alandaki Bloklar 1, 2, 3, 8, 9, 12 ve 13 ile çakışıyor (Resim 2) .
resim-2-(1).jpg
 
 
Resim 1’de açıkça görüldüğü gibi, Blok 6’nın yaklaşık %40’lık bir bölümü Türkiye’nin Kıta Sahanlığı olarak belirlediği alana giriyor. Ancak Blok 6’daki Calypso 1 kuyusu bu alanın dışında. Blok 3 ise tamamıyla Kıbrıslı Türklerin hak iddia ederek TPAO’ya araştırma hakkı verdikleri alanla çakışıyor (Resim 2).
 
Bu yılın ikinci yarısında, Amerikan-Katar konsorsiyumu ExxonMobil/Qatar’ın sondaj yapmayı planladığı Blok 10 ise, ne Türkiye’nin ne de Kıbrıslı Türklerin hak iddia ettiği alanlara giriyor. Her ne kadar Kıbrıs Türk tarafının bu konudaki söylemi sertleşmiş olsa da -  son olarak Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami tüm bloklarda hak iddia etmişti - genel beklenti Blok 10’daki sondajın sorunsuz gerçekleştirileceği yönünde.
 
resim-3.jpg
(Blok 1, 4, 5, 7 ve 13’te henüz doğalgaz araştırma lisansı verilmedi)
 
Bu yıl içinde planlanan bir diğer sondaj ise, Fransız Total tarafından Blok 11’de, ki bu Blok da Türkiye veya Kıbrıslı Türklerin hak iddia ettiği alanlara girmiyor.
 
Blok 12’nin %30’luk bir kısmı Kıbrıslı Türklerin hak iddia ettiği alana girse de, geçmişte Noble tarafından kazılmış olan Afrodit kuyusu bu alanın dışında kalıyor.
 
ENI muhtemelen lisanslarından vazgeçecek
Total ile birlikte hareket ettiği Blok 6 ve giremediği Blok 3 dışında ENI’nin Blok 2, ve 9’da KOGAS ile ortak, 8’de ise tek başına doğalgaz araştırma lisansı var. Sözleşmesi gereği ENI’nin Blok 2, 3 ve 9’da iki kuyu daha kazması gerekiyor ki, bu blokların hepsi Kıbrıslı Türklerin hak iddia ettiği alanlarla çakışıyor. ENI’nin bu Bloklardaki herhangi bir sondaj girişiminin, Türkiye’nin Blok 3’tekine benzer bir tepkisi ile karşılaşması çok muhtemel. Bu nedenle sektördeki genel görüş ENI’nin Blok 2, 3, 8 ve 9’dan feragat edeceği yönünde.
 
Türkiye sondaja başlıyor
Türkiye’nin yakın gelecekte, Norveç’ten satın aldığı sondaj gemisi Deepsea Metro 2 ile Blok 3 ve diğer çekişmeli alanlar da dahil olmak üzere (Resim 2) Kıbrıs sularında TPAO’ya lisans verilen alanlarda doğalgaz araştırmalarına başlaması bekleniyor.
 
Liderlere şimdi ihtiyaç var
Bu şartlar altında, tarafların kendi haklılıkları içinde boğuldukları, sert, tehditkar açıklamalar kimseye fayda etmeyecek ve sorunun çözümü bir tarafa, gerginliğin daha da artmasına neden olacaktır.
 
Kıbrıs sorunu tarihinde katı açıklama ve tutumlar hiçbir zaman diğer tarafın “yola gelmesini” sağlamamış, aksine, karşılığında daha da sert adımlar ve politikalar getirmiştir. Bu gerginlik politikalarından en büyük zararı görecek olanlar ise Kıbrıs’ın sıradan insanlarıdır.
 
Miktarı ve henüz ticari olup olmadığı bile belli olmayan Kıbrıs doğalgazı nedeniyle ortaya çıkan ve daha da büyüme potansiyeli taşıyan gerginliğin aşılmasının tek çaresi tarafların bir an önce sert açıklamalara son verip bir araya gelmesidir. Bu sorun tehditler, savaş gemileri ve karşılıklı gerginliği tırmandırma politikaları ile değil, ancak masada konuşarak çözülebilir. 
 
Bu gerginliğin daha da büyümeden kontrol altına alınmasında en büyük sorumluluk Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı ve Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’e düşmektedir. İki lider şimdi konuşmazlarsa ne zaman konuşacaklar? Liderlik zor günlerde gereklidir. Ortalık sütlimanken konuşmak liderlik değildir...
 
 
 
Bu haber toplam 2580 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler