1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Bu hallerin sebepleri ve... Dr. Servet Sami Dedeçay’a saygımla…
Bu hallerin sebepleri ve... Dr. Servet Sami Dedeçay’a  saygımla…

Bu hallerin sebepleri ve... Dr. Servet Sami Dedeçay’a saygımla…

1929, Lefkoşa doğumlu idi… İlk ve orta öğrenimini, Larnaka American Academy’de tamamladı…

A+A-

1929, Lefkoşa doğumlu idi…

İlk ve orta öğrenimini, Larnaka American Academy’de tamamladı…

Sürekli okuyan ve araştıran; daha çok okuyabilmek, araştırabilmek ve bildikleri ile biriktirdiklerini daha çok yazarak paylaşabilmek çabasında ihtiyaç duyduğu yabancı dillere de mutlaka zaman ayıran ve öğrenendi…

Çok dikkatli ve titizlikle kullandığı Türkçesi yanında; İngilizce, Fransızca, Farsça ve Rumca bilir; okur, konuşur ve yazardı…

30 yaşında olduğu 1959 yılı; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş hazırlıklarının yapıldığı yıldı…

16 Ağustos 1960 günü ilân edilecek ‘‘Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’’nın yazımı için Komisyon kurulmuş, Komisyon Başkanlığına da Türkiye Cumhuriyeti adına Prof. Dr. Nihat Erim getirilmişti…

Sonraki yıllarda SESAD diye imza atacak olan akademisyen, Dr. Servet Sami Dedeçay; işte bu çok önemli ve tarihsel komisyonda yalnızca Prof. Dr. Nihat Erim’in özel Sekreterliğini değil, Anayasa çalışmalarını yürüten tarafsız İsviçre Komisyonu içerisinde de Fransızca – İngilizce tercümanlık görevini üstlenendi…

1950’lerden 1972’ye uzanan çeyrek yüzyıllık süreçte yurtdışında yaşar ve bu süreç içerisinde harmanlanan okuma, araştırma ve öğrenim yıllarını ise son derece mütevazı bir yaklaşımla, şu cümlede özetler:

‘‘1960 - 1968 yıllarında, Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’nde, Kriminoloji  - Penoloji Bölümü’nde lisans ve doktora öğrenimini tamamladı.

Doktoradan sonra Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde (1968-1972) yabancı uzman olarak 4 yıl çalışmış ve ardından ülkesine dönmüştür.’’

Servet Hanım, Kıbrıs Türk Eğitim Tarihimiz içerisinde Doktora unvanını kazanan ilk kadındır…

Ve yine…

Üzerinde lisans ve doktora öğrenimi yaptığı Kriminoloji – Penoloji eğitimi ise ülkemizde, Servet Hanım’a gelinceye değin neredeyse hiç bilinmeyen – duyulmayan akademik bir alandı…

İLK’lere, 30’lu yaşlarda imza atmayan başlayan Servet Hanım bunlarla sınırlı kalmayacak, ‘ülkesine döndüğü’ 1972 yılından sonraki zamanlarda da toplumu adına yeni İLK’lerin düşüncelerini büyük bir coşku ve heyecanla ortaya serecek, bir an önce gerçekleşmeleri için yoğun girişimlerde bulunacak, ancak...

Ancak… Ya, yepyeni düşüncelerinin ve girişimlerinin önüne ağır taşlar yığılarak hareket alanı hepten kesilecek ya da çalışma ve var etme heyecanı ciddi şekilde örselenerek, yapmak istedikleri ötelenirken - ertelenecektir…

Yurtdışında geçirdiği uzun akademik yıllarından sonra 1972’de Kıbrıs’a döner ve ilk adım olarak ‘üniversite kurma’ çalışmalarına başlar…

Ancak dönemin yöneticileri tarafından tüm yazışmalarına ve çabalarına verilen yanıt hep aynı olur:

- Gereksiz bir durum… Şimdilik lüzum etmez!

Servet Hanım, üniversite kurma girişimlerine karşı çıkanlar üzerine şu değerlendirmede bulunur:

‘‘… küçük hesaplarla uğraşmaya alışmış olan Kıbrıslı yöneticiler, olgun görüş ve düşüncelere pek önem veremedikleri gibi, adada kurulan bir üniversitenin varlığını politiko – kültürel ve sosyoekonomik açıdan ne denli önemli ve değerli olabileceğini de takdir edebilecek bir politiko – kültürel görüş ve düşünce düzeyine henüz ulaşamamış durumda idiler.

Bu nedenle de, Kıbrıslı Türk ve Rum yöneticilerinin kimisi ‘Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık Üniversiteleri dururken ve de 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra, yabancı ülkelerin, özellikle ABD’nin Kıbrıslı Türk ve Rum öğrencilere her yıl bahşettiği çok sayıda yükseköğrenim bursu mevcut iken, Kıbrıs gibi küçük bir adada üniversite kurmaya ne gerek var?’’

Servet Hanım, tüm engellemelere karşı direnir ve kısa adı LÖTÜ olan Lefkoşa Özel Türk Üniversitesi’ni yine de kurar… Ancak öğrencilerinin olmaması ve bu üniversitenin yaşamaması için de elden gelen ne varsa, yapılır…

Tek bir mezun verir LÖTÜ…

Servet Hanım şöyle yazar:

‘‘LÖTÜ, kendi maddi olanakları dâhilinde bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerini sürdürmeyi ihmal etmez… İhmal etmediği gibi, 1982’de ilk mezununu da verir ve verdiği diploma Ankara Üniversitesi tarafından tanınır…’’

Kurmuş olduğu özel üniversitesi hiçbir hükümet tarafından kabul görmeyen Dedeçay, üniversitesinin ismini bu kez, “Kıbrıs’ta Türk Uygarlığı Araştırmaları” adıyla yayınlamaya başladığı bir araştırma dergisi ile ekonomik koşulları çerçevesinde yayınlayabildiği “Lefkoşa Özel Türk Üniversitesi Haberleri” başlıklı gazetesinde kullanmaya başlar.

“Lefkoşa Özel Türk Üniversitesi Araştırma Merkezi” üst başlığı altında ilk sayısını Mayıs 1979’da yayınlayan “Kıbrıs’ta Türk Uygarlığı Araştırmaları” dergisi, yalnızca 6 sayı yayınlanır…

Toplumsal sorunlara karşı yoğun duyarlılığı olan Dr. Servet Sami Dedeçay, yayımladığı makalelerinde devlet yönetimindeki aksaklıkları çözüm önerileri ile birlikte cesurca irdelemekten korkmamış; makaleleri, kendisinin çıkarmakta olduğu dergi ve gazetesi yanında, ülkemizde yayınlanan kimi günlük gazetelerimizde de her zaman yer bulmuştur.

Ülkemizin en uzun soluklu günlük gazetelerinden olan Halkın Sesi’nin bu makalelere geniş yer verdiği ve önemli bir bölümünü tefrikalar halinde okurlarına taşıdığı, arşivlerde mevcuttur.

300’ü aşkın bilimsel makalede imzası bulunan Dr. Servet Sami Dedeçay’ın Halkın Sesi gazetesinde yayınlanmış bilimsel makalelerinden bazıları, şunlardır:

* Kurucu Meclisin Kuruluşunu ve Federe Devletin Anayasasını İnceleyen Bir Etüd..

* Seçim Sistemlerinin Cilveli Oyunları.

* Kıbrıs Türk Toplumunun Yağma Modasına Tutkunluğunun Kısa Bir Özeti.

* Kıbrıs’ta İnfaz Sisteminin Sosyo-Politik Yapısı ve Cezaevlerinin Görevi.

* Kıbrıs Türk Federe Devleti Personel Yasa Tasarısına Eklenmesi Gerekli Bazı Önemli Noktalar.

* KTFD Maarif Dairesi’nin Eğitim Bakanlığına Dönüştürülüşünde, Lefkoşa Özel Türk Üniversitesi’nin Oynadığı Rol.

* Kıbrıs Türk Toplumunun Irk, Giyim ve Dil İnceliklerinin Kısa Bir Özeti.

* Kıbrıslı Türk Kadınının Sosyal, Sosyo Mesleki ve Sosyo- Kültürel Yapısını Yansıtan Bir Etüd.

* Çeşitli Konularda Sosyolojik Etüd,

* Kıbrıs Türk Toplumu Arasında Ahlâk ve Aile Düzenine Aykırı Girişilen Davranışlar.

 

Bunlara ek olarak, Dedeçay’ın, Sosyo-politik içerikli İngilizce ve Fransızca yazılıp yayınlanmış makaleleri de, mevcuttur…

Kendini bilimsel çalışmalara ve toplumun aydınlanmasına vakfeden Dr. Servet Sami Dedeçay’ın en tarihsel özelliklerinden biri de, hiç kuşkusuz; kadınlarımızın henüz milletvekili adaylığına bile yaklaşmadığı ilk ‘Devlet Başkanlığı’ seçimlerinde ortaya çıkarak, TEK KADIN olarak aday olmasıdır…

Kuşkusuz; Dr. Servet Sami Dedeçay bu yarışta kazanılması gereken oy çoğunluğuna ulaşamamıştır ama aydın bir kadın olarak ortaya koyduğu ilkeli, yürekli ve inançlı duruşu ile kamuoyu önünde yüksek sesle söz söyleme tavrı, siyasette erkek egemenliğinin gücü dikkate alındığı zaman önemli ve teşvik edici bir ilk adım olmuştur.

Nitekim; sonraki yıllarda milletvekilliği seçimleri için hazırlanan parti listelerinde kadınlarımızın giderek biraz daha fazla yer bulması gerçeği önemli ölçüde Dedeçay’dan etkilenilmiş, motive olmuş ve hız kazanmıştır.

Araştırmacı yazar, Profesör Dr. Mehmet Hasgüler, Servet Hanım’la ilgili şu değerlendirmede bulunur:

‘‘1976’da savaş sonrası ilk devlet başkanı seçimlerinde hem de kurucu cumhurbaşkanı karşısında ilk bağımsız kadın aday olarak yer aldı… Bunun önemini anlamak için 1970’li yıllardaki toplumsal ve siyasal kültürü düşünmek lazım… Öyle arkasında parti, devlet, dış destek, örgüt hiçbir şey yokken atıverdi toplumun önüne kendisini… Gerçek bir aydın duruşuyla sesini hiç kısmadı… Ürettiği her eseri yayınladı…’’

Servet Hanım’ın yayınlamış olduğu ilk kitabı, 1981 tarihli ve ‘‘Kıbrıs’ta Türk İşçilerinin Sendika Kurma Faaliyetleri’’ başlıklı araştırma kitabıdır…

Bu ilk kitabından sonra, 26 kitap daha yayınlar…

29 Nisan 2015’te ‘bedensel olarak aramızdan ayrılan’’ Dr. Servet Sami Dedeçay’ı birkaç sayfalık bir dergi içerisinde tüm yönleri ile anlatmak, elbette mümkün değildir…

Bu yazı; ortaya koyduğu çalışmaları, eserleri ve örneği yok yüreğinde sosyal, siyasal ve kültürel tarihimize ciddi ivmeler kazandırmış Dr. Servet Sami Dedeçay’ı birkaç değinmeyle de olsa anımsamak, anımsatmak ve insani bir gönül borcunda teşekkür etmekten ibarettir…

Sevgili dostum, Profesör Dr. Mehmet Hasgüler, aramızdan ayrılışı sonrasında Servet Hanım’ı yazarken, şu değerlendirmede bulunur:

‘‘Ülkemizde aydın insanlara karşı nemelazımcılık ve vurdumduymazlık tavan yapmış durumdadır. Dedeçay da bundan nasibini haliyle alıyor.

Bunun temelinde yine “yarım aydınlanma” yatmaktadır.

“Yarım aydınlık” her daim tam karanlıktan bile kötüdür.

İşin tuhafı, feminist atölyeler bile henüz böylesi bir öncüyü etüt etmemiş ve sahiplenmemiştir…

Bu hallerin sebeplerini anladığımızda, çok yol almış olacağız...’’

Bu haber toplam 1337 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 335 Sayısı

Adres Kıbrıs 335 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler