1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bari Tanımda Anlaşalım: Özelleştirme Nedir?
Bari Tanımda Anlaşalım: Özelleştirme Nedir?

Bari Tanımda Anlaşalım: Özelleştirme Nedir?

TUFAN ERHÜRMAN: Bu kadar gündemde olan bir kavramın tanımı konusunda bile henüz uzlaşamamış olmamız, birbirimizi anlamakta ne kadar zorlandığımızın en açık göstergesidir herhâlde

A+A-

Bari Tanımda Anlaşalım: Özelleştirme Nedir?

 

                                                                                     TUFAN ERHÜRMAN

                                                                                     tufaner@yahoo.com

 

 

Televizyonlarda ve gazetelerde yapılan tartışmalar sırasında söylenen bazı sözler, özelleştirmenin herkes için farklı anlamlar ifade ettiğini düşündürüyor bana. Bu kadar gündemde olan bir kavramın tanımı konusunda bile henüz uzlaşamamış olmamız, birbirimizi anlamakta ne kadar zorlandığımızın en açık göstergesidir herhâlde! O nedenle, gaile’nin bu özel sayısında, bu kavramı netleştirmemize yardımcı olacak bir tanım geliştirmeye çalışmanın yararlı olacağı düşüncesindeyim.

Daha önceki yazılarımda da belirtmiş olduğum gibi, özelleştirmenin bir geniş anlamda, bir de dar anlamda tanımı vardır. Dar anlamda özelleştirme, “devletin sahip olduğu mal varlıklarının ya da para ile ölçülebilen kamu kaynaklarının satış ya da benzeri yollarla, yerli ya da yabancı gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişilerine devri” olarak kabul edilmektedir. Geniş anlamda özelleştirme ise, “mülkiyetin göreceli ya da tümüyle satılması söz konusu olmadan, işletme hakkının hatta yalnızca yönetimin devri” ile de gerçekleştirilebilir (tanımlar için bkz. Bülent Serim, Anayasa ve Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Özelleştirme, Ankara, İzgi Yayınevi, 1996, s. 26-28).

Doktrinde yapılan bu tanımların her ülkede yasa koyucular tarafından aynen benimsenmesi gerekmez elbette. Özelleştirme üzerinde konuşurken, ilgili ülkenin mevzuatındaki düzenlemeleri dikkate almakta yarar vardır. KKTC yetkili organları özelleştirmenin ancak yasayla yapılabileceğini sonunda kavramış olsalar gerek ki, bir “Özelleştirme Yasa Tasarısı Taslağı”, birçok yasa dışı özelleştirme uygulaması gündeme geldikten sonra, nihayet ortaya çıktı.

Taslağın 2. maddesine göre, özelleştirme, “Devlete ve/veya diğer kamu tüzel kişilerine ait ekonomik ve ticari olarak değerlendirilmesi mümkün bulunan her türlü; şirket hisseleri dahil taşınırlar, taşınmazlar ve hakların, bu Yasada belirtilen özelleştirme yöntemleri uygulanmak suretiyle özel hukuk tüzel kişilerine ve/veya gerçek kişilere devrini” anlatmaktadır.  

Bu tanımdan anlaşılabileceği gibi,

a) özelleştirmeden söz edebilmek için özel hukuk kişilerine devredilen mal ya da hakların doğrudan doğruya Devlete ait olması gerekmemekte, tüzel kişilerin mallarının devri de özelleştirme kapsamında değerlendirilmektedir. Yani örneğin Devlet tüzel kişiliğinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan DAÜ’deki devir de özelleştirme kapsamındadır.

b) Özelleştirmeden söz edebilmek için devirin illa ki satış niteliğinde olması gerekmemektedir. Bunu Taslak’ta özelleştirme yöntemlerinin sıralandığı maddeye bakarak daha iyi anlamak mümkündür. Taslağın 7. maddesine göre, özelleştirme yöntemleri, satış, kiralama, işletme hakkının verilmesi ve gelir ortaklığı modelidir.

Bu noktadan hareketle, Ercan’daki yap-işlet-devret, DAÜ’deki kiralama ve/veya işletme hakkı devri ve daha önceki bir yazımda sözünü ettiğim, “KKTC Elektrik Kurumu (Ayrıştırma ve Yapılandırma) Yasa Tasarısı Taslağı” altında dağıtım ve pazarlama hizmetlerinin limited şirketlere, onlardan da gerçek ve tüzel kişilere devri özelleştirme kapsamındadır.

Özelleştirme Yasa Tasarısı Taslağı’nda, farklı statüdeki kurum, kuruluş, şirket, işletme ve malların özelleştirilmesi farklı kurallara tabi kılınmıştır. Bunları şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:

a) Özel yasayla kurulmuş olan kamu kurum ve kuruluşlarının özelleştirilmesi

12. maddeye göre, “özel yasalarla kurulmuş olan kamu kurum ve kuruluşlarının özelleştirilmesine karar verilmesi hâlinde bunların özelleştirme kapsamına alınarak, mevcut varlıkları ve personeli ile birlikte Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Yasası’na tabi olacak şekilde kurulacak bir veya birkaç şirket olarak faaliyetlerine devam etmesinin sağlanması esastır”.

b) KİT’lere ait işletme, taşınır ve taşınmazların bağımsız olarak özelleştirilmesi

14. maddeye göre, “ait olduğu KİT’lerden bağımsız olarak özelleştirilmesi uygun görülen KİT’lere ait işletmeler, işletme birimleri, iştiraklerindeki hisseler dahil taşınırlar ve taşınmazlar özelleştirme programına” alınabilir.

c) Hazine mallarının özelleştirilmesi

15. maddeye göre, “Hazineye ait iştirak hisseleri dahil taşınır mallar ile taşınmaz mallar ... Bakanlar Kurulu’nca uygun görülmesi halinde bu Yasada öngörülen özelleştirme yöntemleri ve ihale usulleri uygulanmak suretiyle, bedel karşılığı devredilerek özelleştirilebilir”.

d) Kamuya ait bazı mal ve hizmet üretim birimlerinin özelleştirilmesi

16. maddeye göre, “kamuya ait limanlar ve havaalanlarının özelleştirilmesinde ... kiralama veya işletme hakkı devri gibi mülkiyet devrini içermeyen özelleştirme yöntemlerinin uygulanması esastır”.

e) Bazı kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi

17. maddeye göre, “Devletin genel yönetim ilkelerine göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetleri dışında kalan kamu hizmetlerinin yürütülmesi hak ve görevi bu Yasa hükümleri çerçevesinde özel sektöre devredilerek özelleştirilebilir”.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılabileceği gibi, “DAÜ’de yapılan kiralama ve/veya işletme hakkının devridir; özelleştirme değil”, “Ercan’da yapılacak olan yap-işlet-devret’tir, özelleştirme değil” gibi açıklamalar, artık yalnızca doktrin karşısında değil, KKTC yetkili organları tarafından hazırlanan mevzuat taslakları karşısında da anlamsızdır. Bu gibi açıklamaların bakanlar ya da iktidar partisi milletvekilleri tarafından yapılması ise, anlamsız olmanın ötesinde, gerçekten vahimdir.

Sanırım bu yazıda anlatılmaya çalışılanlardan iki sonuç çıkarmak mümkündür. Bunlardan birincisi, şu anda (yani taslak henüz yasalaşmadan) yapılan özelleştirmelerin hukuka uygunluğunun ciddi biçimde tartışmalı olmasıdır. Yetkili organlar özelleştirme konusunu ayrıntılı bir yasal düzenlemeye bağlama ihtiyacı içinde olduklarına göre, bu noktadan hareketle, bu işin yasa olmaksızın yapılamayacağını nihayet anladıkları sonucuna varmak gerekir.

İkinci sonuç ise özelleştirmenin ne anlama geldiğiyle ilgilidir. Sanırım artık herkes, özelleştirmeyi kendine göre tanımlamaktan vazgeçmelidir. KKTC yetkili organları, doktrinle uyumlu bir biçimde, özelleştirmeyi geniş tanımı çerçevesinde anlamakta ve Devlete ve diğer kamu tüzel kişilerine ait hakları, malları, işletmeleri ve şirketleri özel kişilere devretme sonucunu doğuracak her türlü işlemi özelleştirme olarak gördüklerini açıkça ortaya koymaktadırlar. Bu noktada, özelleştirmeden yana ya da ona karşı olmamızdan bağımsız olarak, tanım üzerinde uzlaşmamızda yarar vardır. Başımıza gelecekler üzerinde konuşurken hiç olmazsa birbirimizi anlayabilirsek sanırım bu bile ileri bir adım olacaktır.                  

  

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1169 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler