1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. 2014 de heba oldu
2014 de heba oldu

2014 de heba oldu

Kıbrıs müzakereleri 2014’te hidrokarbon yataklarına takıldı

A+A-



• Taraflar, çözümle ilgili önemli hususlarda fikir birliğine vardıkları “Ortak Açıklama”yla başladıkları müzakereleri 8 ay sürdürebildi

• Anastasiadis’in, Türkiye’nin Akdeniz’deki sismik araştırmalarını gerekçe göstererek masayı terketmesiyle müzakereler tıkandı

• Downer’ın görev süresi sona erdi, yerine Norveçli Eide atandı... Özersay, Müzakerecilik görevini Olgun’a devretti

• ABD başta olmak üzere uluslararası aktörlerin Kıbrıs’a ilgisi arttı; Biden, Rubin, Feltman ve Füle Kıbrıs’a geldi

• Taşınmaz Mal Komisyonu 2014’te sonuçlandırdığı davalarda toplam 45 milyon 221 bin Sterlin tazminat ödedi

(T.A.K/Rahme Çiftçioğlu)

Kıbrıs sorununun çözümü için 1968’den beri çeşitli şekillerde devam eden müzakereler, 2014’te adanın hidrokarbon kaynaklarına takılıp yine tökezledi.
Doğu Akdeniz’de uzun zamandır doğal gaz arayan Kıbrıs Rum tarafı, Türkiye’nin Akdeniz’deki araştırmalarını gerekçe göstererek görüşme masasını terk etti.
Uzun uğraşların ardından Şubat ayında imzaladıkları Ortak Açıklama ile Kıbrıs sorunun nasıl çözümleneceği, kurulacak ortaklık devletinin şekli ve yapısı, iki tarafın siyasi eşitliği ve statüleri gibi temel konular üzerinde mutabakat sağlayan liderler, 2014’te 8 ay süren kapsamlı müzakere gerçekleştirdi. Durum değerlendirmesiyle başlayıp, özlü müzakerelerle devam eden süreç, al-ver aşamasında Kıbrıs Rum tarafının geri çekilmesiyle yine kilitlendi.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun bütün çağrılarına ve Alexander Downer’ın yerine atanan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin tüm girişimlerine rağmen, çeşitli sosyal etkinliklerde bir araya gelen liderler, yıl sonuna kadar müzakerelere başlayamadı.
Türkiye’nin, yayınladığı NAVTEX’in süresinin sona ereceği 30 Aralık’ta Akdeniz’deki sismik araştırmalarına son vereceği yönündeki açıklamaları, Kıbrıs Rum tarafının 2015’in ilk günlerinde masaya geri dönebileceği ve müzakerelerin kaldığı yerden yeniden başlayabileceği umutlarının yeniden yeşermesine neden oldu.

Her iki liderden Ban’a mektup

2014 yılının en önemli gelişmesi, uzun süre ara verilen müzakerelerin başlaması oldu ancak süreç uzun süre askıda kaldı.
Müzakerelere Nikos Anastasiadis’in 2013 yılı Şubat ayında Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanlığı seçilmesinden sonra kaldığı yerden devam edilecekti ancak olmadı. Anastasiadis, BM parametreleri dikkate alınarak varılan yakınlaşmalar ve uzlaşıların yok sayarak müzakerelere sıfırdan başlamak istedi.
Anastasiadis, 9 Ocak’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’a mektup göndererek, müzakere sürecinin devamı için “daha basit ve kısa bir ortak açıklamada uzlaşılmasını” önerdi. Nikos Anastasiadis, 11 Ocak’ta BM Genel Sekreterin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’e de mektup gönderdi.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu 22 Ocak’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’a mektup göndererek “Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in ya Kıbrıs Türk tarafının 14 Aralık 2013 tarihli önerisini kabul etmeye veya önkoşulsuz masaya oturmaya ikna edilmesi gerektiğini” bildirdi.
Şubat ayının ilk günlerinde BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Kıbrıs müzakerelerinin Rum kesiminden kaynaklanan gelişmelerden dolayı uzun süre askıda kaldığını açıkladı.


Liderler seviyesinde ilk toplantı ve “Ortak Açıklama”da uzlaşı

Kıbrıs sorununa çözüm bulmak maksadıyla 2008’de başlayan müzakere sürecinde, Mart 2012’den sonra liderler seviyesindeki ilk toplantı 11 Şubat’ta ara bölgedeki eski Lefkoşa Havalimanı’nın yakınlarında, BM tarafından kullanılan binada yapıldı.
Liderler, yaklaşık 5 ay harcadıktan sonra ortak bir metin üzerinde mutabık kaldığını açıkladı ve müzakereler 2012’de kaldığı yerden devam etti.
“Ortak Açıklama” ile Kıbrıs sorunun nasıl çözümleneceği, kurulacak devletin şekli ve yapısı, iki tarafın siyasi eşitliği ve statüleri gibi temel konular üzerinde mutabakat sağlandı ve belge “tarihi” olarak nitelendirildi.
“Ortak Açıklama”da, kurulması düşünülen federal ortaklığın temel parametreleri ve temel karakteristikleri yer aldı. Bu açıklamaya göre liderler üzerinde anlaştığı bir planı referanduma götürülecekti
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e 11 Şubat’ta birbirinin aynı içeriği olan birer mektup göndererek ortak açıklama metninde vardıkları mutabakat için kutlayıp, çözüm çabalarını sürdürmeye çağırdı.

Çapraz görüşme bir ilk

Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde Ankara ve Atina’da çapraz görüşme gerçekleştirildi.
Gerçekleştirilen çapraz ziyaretler çerçevesinde Kıbrıs Türk Müzakerecisi Kudret Özersay ile Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Anastasis Mitsialis Atina’da; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Müzakerecisi Andreas Mavroyannis ise Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile Ankara’da görüştü.
Kudret Özersay ve Andreas Mavroyannis, müzakereciler düzeyindeki görüşmelerinde farklı bölümlerle ilgili tarama çalışmasını sürdürdü. Nisan ayının ortalarında tarama çalışmasını tamamlayıp ileriye gidişin nasıl olacağını ele alındı.
Bu arada Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve milletvekillerine müzakere tutanakları gönderildi. Buna ek olarak siyasi parti ve sivil toplum örgüt temsilcileri Kıbrıs müzakereleri hakkında bilgilendirildi. Üniversitelerde konferanslar verildi.
Kıbrıs sorununa çözüm bulmaya yönelik müzakereler devam ederken BM uzmanları 14 Nisan’da taraflarla çapraz görüşmeler gerçekleştirdi.

Liderler son kez 17 Eylül’de görüştü

Liderler 11 Şubat, 31 Mart, 2 Haziran, 4, 7 ve 24 Temmuz tarihlerinde bir araya geldi. 24 Temmuz’dan sonra liderler 16 Eylül’deki çalışma yemeğinde buluştu.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’in liderlerin son görüşmesi 17 Eylül’de gerçekleşti.
Eroğlu, 7 Temmuz’daki liderler görüşmesinin ardından Türk tarafının müzakerelerin geleceğiyle ilgili 5 adımlık bir yol haritasının masaya koyduğunu, Rumların bunu değerlendireceğini açıkladı. Eroğlu açıklamalarında Rum tarafının Güven Artırıcı Önlem olarak sadece Maraş’ı gördüğünü ancak bunun kabul edilemeyeceğini, Maraş’ın bütünlüklü çözümün parçası olduğunu ve toprak başlığı altında görüşüleceğini vurguladı. İki lider, Kayıp Şahıslar Komitesi Antropoloji Laboratuarı’nı da ziyaret etti.


Anastasiadis masadan kaçtı

Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis’in Kıbrıs müzakerelerinde 9 Ekim’de planlanan liderler görüşmesine katılmayacağını BM İyi Niyet Misyonu’na bildirdi.
Gerekçe olarak Türkiye’ye ait sismik araştırma gemisinin KKTC’de yapılan antlaşma altında Kıbrıs açıklarında araştırma başlatması gösterildi.
Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis Kıbrıslı Rum siyasi parti başkanları ile yaptığı toplantının ardından görüşmelerden çekilme kararı alındığının açıkladı. Eroğlu, konuyla ilgili açıklamasında bunun yanlış bir tutum olduğunu söyledi.

Barbaros hep gündemdeydi

Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisi Kıbrıslı Rumların gündeminden hiç düşmedi.
Ocak ayının sonunda Rum siyasi partileri Barbaros Hayrettin Paşa araştırma gemisinin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine tepki göstererek, Kıbrıs Rum Yönetimi’ni “tahrik” diye niteledikleri bu durumu BM’ye ve AB’ye şikâyet etmeye çağırdılar.
Mart ayında Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in “MEB’imiz ihlal edilirse müzakerelerden çekiliriz” sözünü tutması istendi. Ancak Anastasiadis Rum Ulusal Konseyi toplantısında kesin konuşarak, “Türk gemisi Barbaros’un hareketleri bu aşamada bizim tarafın müzakerelerden çekilmesine gerekçe değil. Girişimler yapılıyor ancak müzakerelerin kesilmesi söz konusu değil” dedi ve bu konuda ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden nezdinde şahsen girişimde bulunduğunu söyledi.


8 aylık müzakerelerde ne oldu?

2014’te gerçekleştirilen ve yaklaşık 8 ay süren müzakerelerin ilk aşamasında durum değerlendirmesi yapıldı, arından ikinci aşamaya, özlü müzakerelere geçildi. İkinci aşamada Kıbrıs sorununun 6 başlığında tarafların yazılı öneriler sunması mümkün oldu. Al-ver, ya da kazan kazan süreci olarak da nitelendirilen üçüncü aşamaya geçildiğinde Kıbrıs Rum tarafı masadan kalktı.
Müzakere sürecinde Kıbrıslı Rumların hidrokarbon kaynakları ve hellimin tescili konusunda tek yanlı davranması Türk tarafını rahatsız etti.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bazı açıklamalarında Kıbrıs Rum tarafının masaya getirdiği önerilerin, yerleşmiş BM parametrelerine aykırı ve aşırıya kaçan öneriler olduğunu kaydetti. Eroğlu, Kıbrıslı Rum Lider’in BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’in hazırladığı yakınlaşmaları yok sayma gayreti içinde olduğunu kaydetti.
Türk tarafını müzakere masasında rahatsız eden bir diğer husus da Kıbrıs Rum tarafının toprak ayarlaması konusunda ortaya koyduğu talepler oldu. Herhangi bir harita veya rakam müzakeresi yapılmadı çünkü bunların en son konuşulacak konular olduğu hususunda taraflar arasındaki mutabakat Genel Sekreter’in Mart 2011 tarihli raporuna girdi. Ancak Rum tarafı zaman zaman bu konuda masaya isimlerle getirdi.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıslı Rumların dönüşümlü başkanlık konusunda geri adım attıklarını kaydederek, Güney’in toprak konusundaki tutumunu da, “Kıbrıs Rum tarafı zaman zaman bazı yer isimlerine değindiği zaman talep edilen toprağın büyüklüğü de kabaca ortaya çıkmaktadır” dedi.
Kıbrıslı Rumların vatandaşlık konusundaki önerileri kabul edilemez olarak değerlendirildi. Eroğlu, konuyla ilgili bir açıklamasında, “Biz her zaman şunun altını çizdik; KKTC vatandaşları arasında ayrımcılık ya da farklı muamele içeren herhangi bir öneriyi kabul etmeyiz” dedi.
Müzakere sürecinde Maraş konusu da sıkılıkla gündeme geldi. Rum tarafının sunduğu paket içindeki ana unsur Maraş oldu.
Kıbrıs Rum tarafının geçmişte üzerinde anlaşılmış yakınlaşmalardan sapması süreçteki en önemli sıkıntılardan biri olarak gösterilirken müzakerelerde durağan döneme girilmesi Haziranda referanduma gidilebileceği açıklamalarını gölgede bıraktı.
Liderler sonuç alıcı, birbirine bağlı bir şekilde ve dayanışma içerisinde kazan-kazan yaklaşımıyla en erken zamanda bir anlaşmaya varılması ve ardından eş zamanlı referanduma gidilmesi hedefiyle müzakereleri sürdürme taahhüdünde de bulundular.

Downer’dan adaya veda ziyareti

BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanlığı görevi sona eren ve veda için adaya gelen Avustralyalı diplomat Alexander Downer 26 Mart’ta Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile görüştü.
Downer Kıbrıs’tan ayrılmadan önce düzenlediği basın toplantısında adada çözüme ulaşmanın zor olduğunu ancak imkansız olmadığını vurguladı. Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis ile KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun anlaşmayı sağlayabilecek iyi ve güçlü politikacılar olduğunu dile getiren Downer, Kıbrıs’ta iyi liderlerden oluşan bir kombinasyon bulunduğunun da altını çizdi.


Eide, Kıbrıs Özel Danışmanı oldu

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Norveçli üst düzey diplomat Espen Barth Eide’yi, Kıbrıs Özel Danışmanı olarak atadı.
23 Ağustos’ta BM Genel Sekreterlik Sözcülüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, Avustralya eski Dışişleri Bakanı Alexander Downer’dan boşalan Kıbrıs Özel Danışmanlığı görevine Norveçli üst düzey diplomat ve ülkesinin bir dönem Dışişleri Bakanlığı ile Savunma Bakanlığı’nı yapan Eide’yi atadığı bildirildi. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, BM Genel Sekreteri’nin yeni Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin ilk kez katıldığı 17 Eylül’de görüşmelerinde, yapılandırılmış müzakerelerde bir sonraki aşamaya geçilmesi konusunda anlaşmaya vardı.

Eroğlu 2 kez New York’a gitti

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 20 Nisan’da BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile görüşmek için New York’a gitti.
Türk Tarafı, öneri, karşı öneri ve köprü kurucu önerilerin gündeme geldiği özlü müzakere aşamasının makul bir süre devam edip sonuç alıcı olması talebini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, 27 Eylül’de ikinci kez New York’a giderek, BM Genel Sekreteri Ban Ki- Moon’la bir araya geldi. Cenevre’de 3’lü zirve teklifinde bulundu.
Eroğlu, New York’ta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla da bir araya geldi.

Uluslararası ilgi arttı

ABD başta olmak üzere uluslararası aktörlerin Kıbrıs’a olan ilgisi artsa da sayısız BM Genel Sekreteri, özel danışmanı, özel temsilci ve yabancı diplomatın müdahil olduğu müzakere süreci yine sonuca ulaşamadı.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Eric Rubin ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Jeffrey Feltman’ın adaya gelmesi müzakere sürecindeki önemli gelişmeler olarak değerlendirildi.
Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Komiseri Stefan Füle, 6 Nisan’da Kıbrıs’a gelerek Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis’le görüştü. 7 Nisan’da ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Eric Rubin’ adaya geldi. Liderle görüşen Rubin, 2014’te tarihi bir ilerleme kaydedilebileceğini ve bu süreci desteklediklerini kaydetti. BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Jeffrey Feltman, 4 Mayıs’ta Kıbrıs’a geldi. Feltman, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis Kıbrıslı Türk Müzakereci Kudret Özersay ile Rum Yönetimi Müzakerecisi Andreas Mavroyannis ile de görüştü.

Biden’in tarihi ziyareti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Yardımcısı Joe Biden, 21 Mayıs’ta Kıbrıs’a geldi. Kıbrıs’a cebinde hazır bir çözüm planıyla gelmediğini, çözüm empoze etmeye değil çözüm için yardımcı olmaya geldiğini beliren Biden, “Adadaki hava çözüm için müsait” dedi.
Biden, ABD’den 42 yıl aradan sonra adaya gelen en üst düzey yetkili oldu. Biden, Kıbrıs sorunuyla ilgili ortak metin imzalanması, Kıbrıslı Rum müzakerecinin Ankara ziyareti, Kıbrıslı Türk müzakerecinin Atina ziyareti gibi gelişmeleri teşvik edici bulduğunu söyledi. Biden’in gelişiyle liderler ayda iki kez görüşme konusunda mutabakata vardı.

Gül son, Erdoğan ilk resmi ziyaretini KKTC’ye yaptı

Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti 11’İnci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, daha sonra Türkiye’nin ilk kez halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan KKTC’yi ziyaret etti.
Gül, cumhurbaşkanı olarak son dış gezisini 19 Temmuz’da, Erdoğan da ilk resmi dış ziyaretini 1 Eylül’de KKTC’ye yaptı.
Ayrıca Türkiye’nin yeni Başbakanı Ahmet Davutoğlu, ilk yurt dışı ziyaretini KKTC’ye gerçekleştirdi.
Türkiye’nin Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır da görevine atandıktan sonra KKTC’ye geldi.
Bu ziyaretlerde Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin devamının Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmez olduğu kaydedildi.

Özersay müzakereci oldu

Cumhurbaşkanlığı, 8 Şubat’ta geçmişte Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi olarak görev yapan Kudret Özersay’ı “müzakereci” olarak görevlendirdi.
Böylece, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile müzakereler katılan Özersay müzakerelerde 12’inci yılına girdi. Özersay, bu kapsamda Brüksel, Güney Afrika, Londra, Paris, Stockholm, BM Genel Merkezi’nde temaslarda bulundu

Olgun, Özersay’dan görevi devraldı

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kudret Özersay’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı nedeniyle müzakereci görevine Ergün Olgun’u atadı.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanlığı eski müsteşarlarından, Cumhurbaşkanlığı Danışma Kurulu Başkanı Ergün Olgun’u Kıbrıs konusundaki görüşme sürecinde “müzakereci” olarak görevlendirdi. Cumhurbaşkanlığı bu kararı 10 Ekim’de duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı’nın sürece katkısı

Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs müzakereleri, özellikle Avrupa Birliği konusunda yurt dışında önemli temaslarda bulundu. Nami, New York, Washington, Tel Aviv, Tahran, Washington, Brüksel, Almanya ve Cidde’de görüşmeler yaptı. Bakanlık, Kıbrıs konusundaki güncel gelişmeler hakkında sivil toplum örgütlerine bilgi verdi.
Dışişleri Bakanı Nami bir açıklamasında Kıbrıs sorununun çözümü son derece hayati önem taşıdığını kaydederek, “Kıbrıs sorununun çözüldüğü bir ortamda Türkiye’nin AB sürecinde önüne çıkarılan birçok engel kalkacak ve Türkiye-AB ilişkileri bugünkünden çok daha sağlıklı ve ileri bir noktaya taşınacaktır. Bölgedeki hidrokarbon kaynakları Türkiye’nin, Kıbrıs’ın ve belki İsrail ve Mısır gibi ülkelerin bir işbirliği ortamına dönüşecek ve (AB için) bir alternatif enerji kaynağının ve hattının oluşmasına vesile olacak. Batı’nın istikrar ve ekonomik gücü Ortadoğu’ya daha iyi yansıtılabilecek ve Batı’nın bölgedeki birçok istikrarsızlığa müdahale yeteneği çok daha artacak. Böyle bir senaryo mümkündür ve bunun kilit taşı Kıbrıs’tır” dedi.
Müzakerelerin durmasından sonra Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Başkanı, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun Rum yönetiminde bazı partileri ziyaret etti.

Taksim Sahası’nda büyük buluşma

Kıbrıs’ın kuzeyinden ve Güney Kıbrıs’tan sivil toplum örgütleri ve binlerce kişi, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda, Lefkoşa ara bölgede bulunan Taksim Sahası’nda 56 yıl aradan sonra bazı Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum örgütlerin ortak düzenlediği etkinlikte bir araya geldi.
Kıbrıslı Türk Müzakereci Ergün Olgun ile Kıbrıslı Rum Müzakereci Andreas Mavroyiannis, müzakerelerin koptuğu dönemde yeşil sahalarda bir araya geldi.
Olgun ve Mavroyiannis, 1’inci Dünya Savaşı sırasında Noel’de yapılan bir günlük ateşkes anısına düzenlenen futbol karşılaşmasında aynı takımda yer aldı.

Dini Liderler de görüştü

Bu arada Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos, adanın yeniden birleştirilmesine yönelik çalışmalara destek verdi.
Dini liderler BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin de katıldığı yemekte bir araya geldi.
Bu arada Rumlar “Theofania Yortusu”nu 39 yıl sonra ilk kez Yenierenköy’de kutladı. Kıbrıslı Rumlar, 58 yıl aradan sonra Gazimağusa’da Surlariçi’ndeki Ay İkserino (Nestoryan) Kilisesi’nde “Kutsal Cuma” yerine yapılan “Alay Ayini”ni gerçekleştirdi.
Öte yandan KKTC Din İşleri Başkanlığı, Güney Kıbrıs'ta Larnaka bölgesinde bulunan Hala Sultan Tekkesi'ne ibadet ziyareti düzenledi.
Larnaka ziyareti, Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay’ın Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos ile vardığı mutabakat çerçevesinde düzenlenmişti.


Kayıplar konusu…
Zaman aşımı nedeniyle kalıntı bulma oranı yüzde 13’e düştü

1963–1964 ve 1974’te meydana gelen olaylarda kayıp olarak listelenen şahısların gömü yerlerinden çıkarılması, kimliklerinin belirlenmesi ve iade edilmesi çalışmalarında bin 73 kişiye ait kemik kalıntısı bulundu ancak kazılarda kalıntı bulma oranı zaman aşımı nedeniyle yüzde 50’den yüzde 13’e düştü.
Kayıp Şahıslar Komitesi’nin üç üyesi, Kıbrıslı Rum üyenin yeni atanmış olması nedeniyle 7 Nisan’da ortak basın toplantısı düzenledi. Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışa Evi’nde Kıbrıs Türk Üye Gülden Plümer Küçük, yeni Kıbrıslı Rum Üye Nestoras Nestoros ve Birleşmiş Milletler tarafından atanan 3. Üye Paul-Henri Arni tarafından düzenlendi.
Toplantıda sunulan bilgi notlarında, 2007’de yüzde 50’lerde olan kalıntı bulma oranının 2014’te yüzde 13’e düştüğü belirtildi.
Öte yandan komitenin bir yılını değerlendirdiği basın toplantısında Kıbrıs’ta 1963–1964 ve 1974 olayları sonucunda kayıp olarak listelenen şahısların gömü yerlerinden çıkarılması, kimliklerinin belirlenmesi ve iade edilmesi çalışmaları kapsamında bu yıl 157 kişinin kemik kalıntılarından kimlikleri tespit edildiği kaydedildi.
Bu yılın kimlik tespit çalışmaları açısından, Komite’nin en başarılı yılı olduğu belirtildi.

Taşınmaz Mal Komisyonu 2014’te 45 milyon Sterlin ödedi

Öte yandan, Kuzey Kıbrıs’ta bulunan mallarla ilgili talepler için etkin bir iç hukuk yolu oluşturmak amacıyla 2005’te kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu 2014’te sonuçlandırdığı davalarda toplam 45 milyon 221 bin Sterlin tazminat ödedi.
Komisyona, kurulduğu günden 26 Aralık 2014’e kadar yapılan toplam 6 bin 76 başvurunun 604 tanesi dostane çözüm yoluyla, 15 tanesi de duruşma yoluyla sonuçlandırıldı.
Komisyon, şu ana kadar başvuranlara mallarının bedeli olarak 189 milyon 219 bin 93 Sterlin tazminat ödedi. Bir başvuru için iade, iki başvuru için takas ve tazminat, beş başvuru için de iade ve tazminat kararı verildi. Bir başvuru için çözümden sonra iade ve bir başvuruda da kısmi iade doğrultusunda karar üretildi.
Öte yandan özellikle Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin yaptığı Othello Kalesi’ndeki restorasyon dahil olmak üzere komitede yeni finansman bulunarak Mağusa surlarının restore edilmesi gibi benzer projeler ele alındı.

AİHM’in kararı…
90 milyon Euro’luk tazminat

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kıbrıs konusunda Türkiye’yi rekor tazminata mahkum etti. 12 Mayıs’ta açıklanan karara göre, AİHM, Kıbrıs Rum yönetiminin 22 Kasım 1994’deki başvurusu nedeniyle açılan davada, Türkiye’nin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan dolayı 90 milyon Euro tutarında manevi tazminat ödemesine karar verdi.
Karara göre, tazminatın 30 milyon Euro’su harekat sonrası kaybolanların ailelerine, geri kalan 60 milyon Euro’su ise Kuzey Kıbrıs’taki Karpaz yarımadasında kalan Rumlara verilecek.
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, AİHM’in kararını "siyasi bir karar" şeklinde niteleyerek, "Müzakerelerin öze yönelik tekrar başlatıldığı bir dönemde böyle bir kararın alınması, Rum uzlaşmazlığını artırarak AB’nin de taraf olduğu izlenimi yaratacak bir davranıştır" dedi.
Dışişleri Bakanlığı, AİHM’Kıbrıs Harekatı ile ilgili kararının içerik ve usul bakımından hatalı olduğunu belirterek, yararlanabilecek kişiler belirlenmeden ve kararın üzerinden 13 yıl geçtikten sonra tazminata hükmedilmesinin meşru zeminden yoksun olduğuna dikkat çekti.

ELAM, Talat’ın konuşma yaptığı etkinliği basma girişiminde bulundu

Bu arada, “Ulusal Halk Cephesi (ELAM) üyesi 60 civarında kişi 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın konuşmacı olarak katıldığı Limasol’da “Panos Solomonidis” salonundaki bir etkinliği basmaya kalktı.
Kıbrıs Rum polisinin müsaade etmemesi üzerine olay çıktı. Talat, konuyla ilgili bir açıklamasında Rum lider Nikos Anastasiadis'in de kendisini arayarak özür dilediğini belirtti.

AP seçimlerinde adres krizi

Güney Kıbrıs’ta Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekilliği seçimlerinde oy kullanmak amacıyla 25 Mayıs’ta sandığa giden Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğu, "adres sorunu olduğu" gerekçesiyle oy kullanamadı.

Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresi 6 ay uzatıldı

BM Güvenlik Konseyi (BMGK), 31 Temmuz’da Kıbrıs’ta bulunan BM Barış Gücü’nün görev süresini 6 ay uzatma kararı aldı. Böylece Kıbrıs’ta 1964 yılından bu yana görev yapan Barış Gücü’nün (UNFICYP) görev süresi 31 Ocak 2015 tarihine kadar uzatıldı.
Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi’nin BM Barış Gücü’nün adadaki görev süresini uzatan kararını, Kıbrıs Türk tarafının rızasına yer verilmemesi ve izolasyonların kaldırılması gerektiğinin ifade edilmemesinden dolayı eleştirdi.

Bu haber toplam 1365 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler